Hukuk Genel Kurulu 2009/4-151 E., 2009/241 K. Hukuk Genel Kurulu 2009/4-151 E., 2009/241 K. - MANEVİ TAZMİNAT DAVASI- 2709 S. 1982 ANAYASASI [ Madde 28 ] - 5187 S. BASIN KANUNU [ Madde 1 ] - 5187 S. BASIN KANUNU [ Madde 3 ] "" Davacılar, davaya konu Halka ve Olaylara Tercüman Gazetesi'nin 22 Ekim 2004 tarihli nüshasında davalı Servet Kabaklı tarafından kaleme alınan "Konuşturana, dinleyene yazıklar olsun!" başlıklı yazıda kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu belirterek t…
Hukuk Genel Kurulu 2009/4-151 E., 2009/241 K. **Hukuk Genel Kurulu 2009/4-151 E., 2009/241 K.** **- MANEVİ TAZMİNAT DAVASI**- 2709 S. 1982 ANAYASASI [ Madde 28 ] - 5187 S. BASIN KANUNU [ Madde 1 ] - 5187 S. BASIN KANUNU [ Madde 3 ] **"İçtihat Metni"** Davacılar, davaya konu Halka ve Olaylara Tercüman Gazetesi'nin 22 Ekim 2004 tarihli nüshasında davalı Servet Kabaklı tarafından kaleme alınan "Konuşturana, dinleyene yazıklar olsun!" başlıklı yazıda kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu belirterek tazminat isteminde bulunmuşlardır. Davalılar, haberin eleştiri niteliğinde ve espirili bir dille kaleme alındığını, güncel ve kamu yararı bulunduğunu, davacılara yönelik matufiyetin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, davalı tarafından yazılan yazının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu gerekçesiyle istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanununun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur.