11. Hukuk Dairesi 2023/3209 E. , 2024/976 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/25 Esas, 2023/125 Karar HÜKÜM : Davanın reddi Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen itirazın iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan …
**11. Hukuk Dairesi 2023/3209 E. , 2024/976 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/25 Esas, 2023/125 Karar HÜKÜM : Davanın reddi Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen itirazın iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen sözleşmeden kaynaklanan alacağın ödenmemesi nedeniyle davalı aleyhine icra takibi yapıldığını, davalının icra takibine itiraz ettiğini ileri sürerek, Konya 6. İcra Müdürlüğü'nün 2014/8661 sayılı dosyasına davalının yaptığı itirazın iptali ile davalı aleyhine % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı tarafından 28.08.2012 tarihli sözleşmeyle kararlaştırılan taahhütlerinin bir kısmının müşteri çek ve senetleriyle ödediğini, davacıya toplamda 70.116,00 TL ödeme yapıldığını, ödemelerin sözleşmeyle kararlaştırılan miktardan 5.116,00 TL daha fazla olduğunu, bunun nedeninin davacının 39.000,00 TL'lik bonoyu bankaya tahsile koyduğundan ve eksik ödeme banka tarafından kabul edilmeyeceğinden fazlasıyla ödendiğini, ayrıca ve üstelik sözleşmede kararlaştırıldığı üzere davacının ... plakalı aracın devir işlemlerini gerçekleştirmesine rağmen, ... plakalı aracın devrini gerçekleştirmediğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI [adres satırı maskelendi] IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 17.07.2017 tarih, 2017/465 E. ve 2017/1045 K. sayılı kararıyla; davacı vekili, tarafından dava dilekçesinde, alacağın işyeri devir sözleşmesinden kaynaklandığı kabul edildiği, yargılama aşamasında borcun dayanağının davalının işyerindeki mal bedellerinin ödenmesi olduğuna ilişkin herhangi bir iddiada bulunulmadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 357 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen hususlar istinaf incelemesi aşamasında ileri sürülemeyeceğinden davacı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmediği, davacı icra takibinde haksız ise de kötüniyetli olduğunun ispatlanamadığı, dolayısıyla 2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen kötü niyet tazminatı şartları mevcut olmadığından davalı lehine kötü niyet tazminatı verilmesi doğru değil ise de 6100 sayılı Kanun'un 355 inci maddesi gereğince istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılması, bölge adliye mahkemesinin kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetebileceği belirtilmiş olması nedeniyle istinaf nedeni olarak ileri sürülmediğinden bu hususun incelenemediği, davacı tarafından işyeri devir sözleşmesinden kaynaklandığı belirtilen borcun davalı tarafından ödendiğinin ispat edilmiş olmasına ve alacağın dayanağının başka bir borca ilişkin olduğu hususunun iddia ve ispat edilememiş olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 16.10.2019 tarih, 2017/5475 E. ve 2019/4787 K. sayılı kararıyla ''...İlk derece mahkemesi davacının işyeri devri kapsamında davalıya mülkiyetinin devri gereken 2 adet aracın devrinin yapılmamış olmasını gerekçe göstererek davayı reddetmiş ve istinaf mahkemesi de bu gerekçeyi benimseyerek istinaf talebinin reddine karar vermişse de davalı esas itibariyle borcunu fazlasıyla ödediğini savunmuş ve bir aracın devrinin henüz yapılmamış olmasına dayanmamıştır. Bu itibarla davalı tarafından ileri sürülmeyen bir savunmanın ilk derece ve istinaf mahkemelerince resen dikkate alınması uygun görülmemiştir. Öte yandan davalı borcu kabul etmiş ancak ödendiği iddiasında bulunmuştur. Sözleşmedeki ödeme planında ödemelerin taksitler halinde 10.000 TL ve 5.000 TL'lik çeklerle olacağı belirtilmiştir. Davalının sunduğu ödeme dekontlarından 10.000 TL’lik ödeme dekontundaki açıklamaya göre bu ödemenin bu sözleşmeye ait olduğu anlaşılmaktadır. Yine davalının lehtarı olduğu ve davacıya ciro ettiği 4 adet çekin tahsil edildiği anlaşılmaktadır. Ancak davalının sunduğu 02.01.2014 tarihli ödeme belgesinde ödeme sebebi olarak 31.12.2013 vadeli senet tahsilatı denmekte olup dava konusu sözleşmedeki ödeme planında böyle bir taksit ve senet olmadığından bu ödeme dava konusu sözleşmeye ilişkin bir ödeme olarak kabul edilemez. Ayrıca hem ilk derece mahkemesince hem de istinaf mahkemesince davalının sunduğu ödemelerin 28.08.2012 tarihli sözleşmeye ilişkin olup olmadığı yönünde bilirkişi incelemesi de yaptırılmamıştır. Davalının başkaca da ödeme belgeleri de olup bunlar da irdelenmemiştir. Mahkemece yapılması gereken iş davalının sunduğu tüm ödeme belgeleri dikkate alınmak süretiyle bilirkişi incelemesi yaptırılarak ödemelerin dava konusu sözleşmeye ait olup olmadığı saptanmalı ve yapılan ödemelerin açıklama kısmının sözleşmeye ilişkin olması halinde TBK'nın 102. maddesi gereğince davacı bu ödemelerin başka bir alacağa yönelik olduğunu ileri sürdüğü takdirde bu defa ispat yükü davacıda olup, tahkikat bu ilkelere göre tamamlanmalıdır. Eksik tahkikatla yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir...''gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar [adres satırı maskelendi] VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma gerekçesinde belirtilen şekilde değerlendirme yapılması gerektiğini, Yargıtay bozma ilamında 31.12.2013 vade tarihli 39.000,00 TL bedelli senedin dava konusu sözleşmeye ilişkin bir ödeme olarak kabul edilemeyeceğinin özellikle belirtildiğini ve ispat yükünün davalı üzerinde bulunduğunun açık biçimde ifade edildiğini, Yargıtay bozma ilamı gerekçesinde de özellikle belirtildiği üzere 31.12.2013 vade tarihli, 39.000,00 TL bedelli senedin dava konusu sözleşme ile ilgisinin bulunduğunun kabul edilemeyeceği, dosya kapsamında da kabul anlamına gelecek hiçbir bilgi yahut belge bulunmadığının açık olduğunu, bu hususun 25.01.2021 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiğini, davalının sunduğu ödemenin dava konusu sözleşmeye ilişkin olduğunu ispat edemediğin, bu sebeple ödemenin işbu dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, söz konusu senet borcu için yapılan ödemenin dava konusu sözleşmeye yönelik bir ödeme olduğunu davalının iddia ettiğini, yazılı senet olan bonoya karşı soyut beyan dışında bir delil getirememişken, bozma kararına uyma karararı verildiği halde bozma kararında ispat yükünün açıkça davalıda olduğu belirtilmesine rağmen yerel mahkemece ispat yükünün hukuksuz bir şekilde yer değiştirilerek davalının dava konusu sözleşme kapsamında müvekkiline 70.116,00 TL ödeme yaptığı gerekçesi ile davanın hukuka aykırı şekilde reddedildiğini, yerel mahkemece davacının ... plakalı aracı davalıya devir etmemesi nedeni ile karşılıklı edim yükleyen sözleşmede kendi edimini yerine getirmediği bu nedenle davalıdan ediminin ifasını talep edemeyeceğine hükmettiğini, bu tespitin hatalı olduğunu, ... plakalı aracın müvekkili tarafından davalıya telim edildiğini, davalının kullanımında iken devir edilen ticari işletmenin borçları nedeni ile cebri icra yolu ile satıldığını, davalının kullanımında iken davalının sorumluluğu ve sözleşme nedeni ile kendi borcu haline gelen borç nedeni ile satılan aracın resmi senetle devir işlemlerinin yapılmamış olmasından gerekli inceleme yapılmaksızın davacının kendi edimini yerine getirmemiş olduğu sonucunun çıkartılarak buna göre karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu işletme devir sözleşmesinde davacının ... plakalı aracı devir borcu dışında borçlu olduğu birden çok edim bulunduğunu, müvekkilinin tüm bu edimlerini yerine getirdiğini, davalının da bu edimleri kabul ederek sözleşmenin devamı iradesinde bulunduğunu, müvekkilinin ... plakalı araç konusunda ifa imkansızlığına düştüğü kabul edilse dahi davalı tarafça açık yahut zımni olacak şekilde sözleşmeden dönme iradesinin ileri sürülmediğini, dolayısıyla davalının kendisine ifa edilen edimler oranında davacıya ödeme yapmakla yükümlü olduğunu, Mahkemece bu hususun bilirkişi raporunda hesaplatılmadığını, davalının, müvekkili tarafından ifa edilen edimleri karşılayacak kadar dahi ödeme yapmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece verilen ilk karar Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 16.10.2019 tarih, 2017/5475 E. ve 2019/4787 K. sayılı kararıyla bozulmuştur.Mahkemece bozma ilamına uyulmakla davacı yararına usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Bozma ilamında, ''davalının sunduğu 02.01.2014 tarihli ödeme belgesinde ödeme sebebi olarak 31.12.2013 vadeli senet tahsilatı denmekte olup dava konusu sözleşmedeki ödeme planında böyle bir taksit ve senet olmadığından bu ödeme dava konusu sözleşmeye ilişkin bir ödeme olarak kabul edilemeyeceği'' belirlemesine rağmen Mahkemece bu ödemeye ilişkin 39.000,00 TL'nin sözleşmeye ilişkin bir ödeme olduğu kabul edilerek, bozma ilamının davacı lehine usulü kazanılmış hak teşkil ettiği nazara alınmaksızın karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Davacı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine, 12.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.