11. Hukuk Dairesi 2023/1351 E. , 2024/5761 K. MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1711 Esas, 2022/1577 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. ... ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/388 E., 2020/257 K. Taraflar arasındaki tecavüzün tespiti, meni, haksız rekabetin tespiti, meni ve tazminat istemli asıl ve karşı davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, karşı…
**11. Hukuk Dairesi 2023/1351 E. , 2024/5761 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1711 Esas, 2022/1577 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. ... ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/388 E., 2020/257 K. Taraflar arasındaki tecavüzün tespiti, meni, haksız rekabetin tespiti, meni ve tazminat istemli asıl ve karşı davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket bünyesinde 01.09.2012 tarihinde uzman kadrosunda işe başladığını, yazılım geliştirme uzmanı olduğunu, 28.05.2018 tarihli dilekçesi ile istifa ettiğini, görevinden ayrılmadan önce muhafaza etmekle sorumlu olduğu varlıkları, sorumluluğunda olan iş ve işlemleri, belgeleri, araç ve gereçleri yazılı bir tutanak ile devir ve teslim etmesinin istendiğini, ancak davalının teslimi istenen bilgi belge, yazılım ve kodları teslim etmeyeceğini açıkça beyan ettiğini, bunun üzerine davalının iş akdinin 23.07.2018 tarihinde haklı nedenle feshedildiğini, müvekkili şirkette iş sözleşmesi ile çalışanın bu sıfatla şirket bünyesinde ortaya çıkardığı tüm ... hakların sahibinin müvekkili şirket olduğunu, nitekim, davalının, işbu davaya konu yazılım ve kodların geliştirilmesi projelerinde yer alabilmesi ve yeterli yetkinlik seviyesine erişebilmesinin masrafı müvekkili şirket tarafından karşılanan eğitim, kurs ve seminerlere katılımı sonucunda gerçekleştiğini, kaldı ki davalının dava konusu yazılımları tek başına ortaya çıkarmasının mümkün olmadığını, davalının bunları teslim etmeyerek müvekkili şirketin mali haklarını ihlal ettiğini, davalının müvekkili şirkete teslim etmekle yükümlü olduğu yazılım ve kodların IPLOG Uygulama, KASS Yazılım, Rezervasyon Uygulama, Provizyon Uygulama, EEKA Karar Uygulama, IPDR Collector Uygulama olduğunu ileri sürerek, davacının eyleminin müvekkili şirkete ait mali haklara tecavüz niteliğinde olduğunun tespitine; dava konusu kodların/yazılımların davalı tarafından muhtemel tüm kullanımlarının ve müvekkil şirketin mali haklarına yönelik muhtemel tüm tecavüzlerin önlenmesine, mali hakların ihlali dolayısıyla 3 kat telif tazminatı ile 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun (5846 sayılı Kanun) 70 inci maddesinin ikinci fırkası uyarınca belirsiz alacak davası olarak şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın ödenmesine, davalının eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğunun tespitine ve önlenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminata, ayrıca mahkeme kararının ulusal düzeyde yayınlanan en yüksek tiraja sahip üç gazetenin yayınlanan nüshalarında ve birer hafta ara ile en az ikişer defa ilanına karar verilmesini talep etmiş; karşı davanın haksız iddialara dayandığını belirterek karşı davanın reddini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu kod ve yazılımların mali ve manevi haklarını kullanma yetkisinin müvekkile ait olması sebebiyle bunları davacıya devir ve teslim gibi bir yükümlülüğünün bulunmadığını, müvekkillinin davaya konu yazılımları mesai saatleri ve işyeri dışında, herhangi bir görevlendirme ya da amirlerinin talimatı olmaksızın, görev tanımı dışında meydana getirdiğini, davalı şirketin organizasyon şeması gereği müvekkilinin çalıştığı birimin ve müvekkilinin yazılım geliştirme/kod yazma gibi bir görevi olmadığını, dava konusu programların geliştirilmesi ile davacı-karşı davalı tarafından müvekkiline sağlanan eğitimler arasında bağlantı bulunmadığını, haksız rekabet hükümleri kapsamında bir ihlalin de söz konusu olmadığını savunarak, asıl davanın reddini istemiş; karşı dava yönünden ise, müvekkilinin kendisine görev verilmediği ve görev tanımı kapsamında olmadığı halde, ilgisini çeken bir alan olduğu için boş zamanlarında davaya konu programları geliştirdiğini, müvekkilinin, davalının gerek mesai gerek eğitim gerekse maddi desteği olmadan müvekkili tarafından üretilen program ve uygulamaların bedelsiz olarak bugüne kadar kullanılması nedeni ile müvekkilinden dolayı harcamaktan kurtulduğu maddi külfetin yanı sıra elde edilen menfaalerin reel nitelikleri itibariyle maddi karşılığının da bilirkişi marifetiyle tespitinin zorunlu olduğunu ileri sürerek, davalının haksız fiil teşkil eden eylemleri sebebiyle tecavüzün ref’ine, belirsiz alacak davası olarak şimdilik 500,00 TL 3 kat telif tazminatına, tecavüzün men’ine, haksız kullanımından kaynaklanan haksız kazançlarından dolayı belirsiz alacak davası olarak şimdilik 500,00 TL maddi tazminata, manevi haklarına yönelik ihlalden dolayı 20.000,00 TL manevi tazminata, davacı/karşı davalının eyleminin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu yazılımların IPLOG Uygulaması, Rezervasyon Uygulaması, Provizyon Uygulaması, EEKA Karar Uygulaması, KASİS ve IPDR Collector Uygulaması olduğu, davaya konu yazılımların eser niteliğinde olduğu, bu yazılımların, davacı/karşı davalı için geliştirildiği, yazılımı geliştirenlerin kimler olduğunun, dolayısıyla eser sahiplerinin kesin olarak belirlenmesinin mümkün olmadığı, yazılımı geliştirenler arasında davalı/karşı davacının da bulunduğu, davacı-karşı davalı gibi büyük firmalarda işlerin yazılım, sistem, ağ ve güvenlik ve operasyon ve işletme destek olmak üzere dört ana başlığa ayrılmasının mümkün olduğu, davalının seneler boyunca davacı şirkette aldığı rollere bakıldığında, davalının yazılım kökenli olduğu, her ne kadar davalının, davacı iş yerinden ayrılmadan önce, son olarak çalıştığı ekibin, direkt yazılım işleri ile ilgili olmadığı görülmekte ise de günümüzde tüm bu roller arasında keskin bir ayrım kalmadığı, taraflar arasında imzalanan sözleşmelerde de iş tanımlarının genel ifadelerle belirtildiği, davalı/karşı davacının yazdığı yazılımların, son çalıştığı direktörlük, yaptığı ve sorumlusu olduğu işler ile alakalı entegrasyon sorunlarını çözen ara yazılımlar olduğu dosya içeriğinden ve tarafların anlatımlarından anlaşıldığı, davalı/karşı davacının bu işleri kendi kendine ve boş zamanlarında yapıp yapmadığının kesin olarak tespitinin mümkün olmadığı, söz konusu yazılımlara olan ihtiyacının ortaya çıkarılması, test edilmesi, devreye alınması esnasında davacı şirket kaynaklarının kullanılmamış olmasının mümkün olmadığı, davaya konu yazılımların kaynak kodlarının davalı/karşı davacıda bulunmasının ise, hak ihlali niteliğinde olmadığı, davalı/karşı davacının yazılımların geliştirilmesi sürecinde yer aldığının tarafların kabulünde olduğu, süreçte yer alan bir kişinin bu yazılımların kaynak kodlarını kopyalamış olmasının, çoğaltma hakkının ihlali niteliğinde değerlendirilemeyeceği, davalının/karşı davacının yazılımları kullanmasının söz konusu olmadığı da dikkate alındığında haksız rekabet oluşturan bir fiilin de bulunmadığı gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulüne, davalı-karşı davacı elinde bulunan IPLOG uygulaması, KASİS REZERVASYON uygulaması, PROVİZYON uygulaması, EEKA KARAR uygulaması, IPDR COLLECTOR uygulaması kaynak kodlarının ve bunlara ait tüm her türlü ek uygulama ve yazılımların davacıya verilmesine, davacının sair taleplerinin reddine, karşı davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı-karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı/karşı davacının iş aktinin bitmesine rağmen dava konusu yazılımları izinsiz bir şekilde kopyaladığını, çoğaltma hakkının kanunda yayma hakkından bağımsız bir hak olarak düzenlendiğini, dava konusu bilgisayar programlarının eser sahibinin müvekkili şirket olduğunu, davalının elindeki kopyaları iade etmediğini, müvekkilinin mali haklarını ihlal ettiğini ileri sürerek, asıl dava yönünden verilen kısmen ret kararının kaldırılmasını, asıl davanın tümden kabulü ile tazminata hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. 2.Davalı-karşı davacı vekili dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından geliştirilen program ve ara ara yüz yazılımların tamamının mülkiyet, kullanma ve yararlanma haklarının müvekkiline ait olduğunu, müvekkilinin kendi özgün emeği ve mesai dışı çalışmaları ile bu programları geliştirdiğini, görev tanımında program geliştirmenin yer almadığını, davacı-karşı davalının işlerini kolaylaştırmak üzere programları kurumun hizmetine sunduğunu, müvekkilinin bu programların mülkiyetini ya da kullanımını davacıya devrettiğine dair açık ya da örtülü bir iradesinin bulunmadığını, asıl davanın kısmen kabulünün hatalı olduğunu, mahkemenin yerinde inceleme ile davacının müvekkili tarafından üretilen programları kullanıp kullanmadığını araştırmadığını, eksik rapora dayalı olarak hüküm kurulduğunu, müvekkili bu programları ürettiğinde yazılım geliştirme konusunda bir görevlendirmesi bulunmazken ihbar önelinde bu programlar üzerinde hak iddia etmek isteyen davacı-karşı davalının kötü niyetli olarak görev değişimine gittiğini, karşı dava yönünden verilen ret kararının dayanaksız olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını ve asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı/karşı davacının davacı şirketteki çalışmalarının seyrine göre yazılım geliştirme konusundaki uzmanlığı nedeniyle işe alındığı ve çalıştırıldığı, çalıştığı süre zarfında dava konusu uygulamalarının geliştirilmesi faaliyetlerinde yer aldığı, söz konusu yazılımların davalının yaptığı ve sorumlusu olduğu işler ile alakalı entegrasyon sorunlarını çözen ara yazılımlar olmaduğu, davalının bu yazılımların ortaya çıkarılması, test edilmesi ve devreye alınmasında davacı şirket kaynaklarını kullanmasının gerekli olduğu, davalı/karşı davacının bu çalışmaları boş zamanlarında yaptığının da ispatlanamayacağı, nitekim 19.07.2016 ve 26.07.2016 tarihli maillerde davalının yürüttüğü yazılım projelerine ilişkin bilgi verdiği, davalı dava konusu yazılımların geliştirilme sürecinde yer aldığından kaynak kodlarını kopyalamış olmasının çoğaltma hakkını ihlal etmeyeceği, mahkeme tarafından asıl ve karşı dava yönünden verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı/karşı davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı/karşı davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl ve karşı dava, fikir ve sanat eseri sahipliğinden kaynaklanan mali haklara tecavüzün tespiti, men'i, ref'i, telif tazminatı, haksız rekabetin tespiti, men'i, maddi ve manevi tazminat, ilan istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 5846 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinin ikinci fırkası, 68 inci maddesi, 70 inci maddesinin ikinci fıkrası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 54 üncü maddesi ve devamı hükümleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.