6. Ceza Dairesi 2007/14842 E. , 2010/8224 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: 1-Hükümlüler ... ve ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Hükümlüler ... ve ... hakkında kurulan Pendik 3 Asliye Ceza Mahkemesinin 16/01/2003 gün ve 2001/534-2003/6 sayılı önceki hükmünün temyiz edilmeksizin k…
**6. Ceza Dairesi 2007/14842 E. , 2010/8224 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: 1-Hükümlüler ... ve ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Hükümlüler ... ve ... hakkında kurulan Pendik 3 Asliye Ceza Mahkemesinin 16/01/2003 gün ve 2001/534-2003/6 sayılı önceki hükmünün temyiz edilmeksizin kesinleştiğinin anlaşılması karşısında; Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.9.2007 gün ve 2007/125-2007/İ86 sayılı kararında açıklandığı gibi, adı geçen hükümlü hakkındaki temyiz edilmeden kesinleşen ilk hüküm, ancak suç tarihinden sonra yürürlüğe giren yasalar yönünden uyarlama yargısının konusu olabilir ve genel yargı ile uyarlama yargısı birtikte yürütülemez. Hükümlüler hakkındaki kararın kesinleşmesinden sonra, aynı dosyada sanık olan ...'e ilişkin ilk hükmün, sanık ... tarafından temyiz edilmesi ve Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 07/06/2005 tarihli ilamı ile diğer sanıklara sirayet ettirilmeden iadesi üzerine haklarındaki hükümler kesinleşmiş olan ... ve ...'nın tekrar yargılanma sürecine dahil edilerek, 2. hükmün kurulduğu anlaşılmaktadır. Kurulan bu ikinci hüküm, hukukî değerden yoksun ve yok hükmünde olduğundan, hukuken varlık kazanmayan bir kararın temyiz davasına konu edilmesi de mümkün değildir. Bu nedenlerle; ... ve ... hakkında yeniden kurulan 2. hükme yönelik, konusu bulunmayan temyiz itirazının 5320 sayılı Kanun'un 8/1 maddesi yollaması ile CMUK.nun 317. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak REDDİNE; 5252 Sayılı Kanun'un 9/3. maddesine göre, gereğinin taktiri yönünden, mahkemesine gönderilmesi için dosyanın incelenmeden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, II-Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise; Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hâkimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-Sanığın, suç ortakları ..., ... ve ... ile birlikte yakınana ait aracın kilitli kapısını sert bir cisimle kırıp düz kontak yapmak suretiyle çaldığının anlaşılması karşısında; eylemin 765 sayılı TCK.nun 493/1-son maddesine uyduğu gözetilmeden, aynı Yasanın 491/2-son maddesiyle hüküm kurulması, 2-Sanık ... ..., suç ortakları ile önceden verdikleri karar doğrultusunda, yaptıkları plan ve işbölümü gereği suça doğrudan katıldığı düşünülmeden, 765 sayılı TCK'nun 64/1. maddesi yerine 65/3. maddesiyle uygulama yapılması, 3-5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca, sanıklar yararına olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, 765 sayılı Yasaya göre hırsızlık suçunu oluşturan ... nedeniyle uygulama yapılıp, her iki Yasaya göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan Yasa maddeleriyle verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa belirlenip uygulama yapılması gerekirken, 5237 sayılı Yasaya göre verilmesi gereken ceza gösterilmeden, yazılı şekilde eksik ve denetime olanak vermeyecek biçimde karar verilmesi, 4-5237 sayılı TCK.nun 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK.nun 493/1-son maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, sanığın, suç ortakları ile birlikte yakınana ait aracın kapı kilidini kırarak hırsızlık suçunu işledikleri ve yakınmanın da devam ettiğinin anlaşılması karşısında; eylemin 5237 sayılı Yasanın 142/1-b maddesinde belirtilen hırsızlık suçunun yanı sıra aynı Yasanın 151/1. maddesindeki mala zarar verme suçunu da oluşturduğunun gözetilmemesi, 5-Sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCK nun 493/1-son, 522/1. (pek aşırı), 40. maddelerine göre, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun aynı suça uyan 142/1-b, 143/1, (sanığın, suçtan bir saat sonra yakalandığında, suçu işlediğini kabul edip başvurusu bulunmayan yakınana suç konusu aracın, yağ, yakıt ve yıpranma payını ödemeden geri verilmesini sağladığının anlaşılması karşısında; yakınandan isteğe bağlı geri verme nedeniyle rızası sorulup sonucuna göre 168/1-4 ), 53, 63; 151/1, 53, 63 maddelerinde öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezaların alt ve üst sınırları bakımından; 5237 sayılı TCK.nun sanık yararına olduğunun gözetilmesi zorunluluğu, 6-5271 sayılı CMK.nun 253, 254. maddeleri uyarınca mala zarar verme suçunda, uzlaşma hükümlerinin değerlendirilmesi gerekliliği, 7-Kabule ve uygulamaya göre de; Hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562 maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 231/5-14. maddesi uyarınca, sanık hakkında yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK.nun 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının gözetilmesine, 03/06/2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.