T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1152 Esas KARAR NO: 2026/465 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2017/890 Esas - 2021/354 Karar TARİH: 31/05/2021 DAVA: Genel Kurul Kararının İptali (Anonim Şirket) KARAR TARİHİ: 05/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yol…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1152 Esas KARAR NO: 2026/465 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2017/890 Esas - 2021/354 Karar TARİH: 31/05/2021 DAVA: Genel Kurul Kararının İptali (Anonim Şirket) KARAR TARİHİ: 05/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin , davalı şirketin kurucu ortaklarından muris ...'nın yasal mirasçıları olduğunu, davalı şirketin; ..., ... ve ... kardeşler önderliğinde 1995 senesinde kurulmuş 500.000,00 TL sermayeli, her cinsten kumaş imalatı, ithalatı, ihracatı ve pazarlaması işi ile iştigal eden bir aile şirketi olup, muris ...'nın vefatı ile şirketteki pay dağılımının yapıldığını, pay dağılımının ... 83.400,00 TL, ... 83.400,00 TL, ... 81.200,00 TL, ... 50.000,00 TL, ... 20.800,00 TL, ... 31.200,00 TL, ... 50.000,00.TL, ... 50.000,00 TL ve ... 50.000,00 TL olarak dağıldığını, müvekkilleri ... ile ... ....'nın davalı şirketin azınlık pay sahibi hissedarlarından olduğunu, şirketin mevcudiyetini devam ettirmesi, şirket ana gayelerine ulaşılması için keyfi yönetim politikalarına son vermek, bu doğrultuda da 10.07.2017 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısında tesis edilen 6, 7, 8 no.lu kararların iptaline hükmedilmesi, özel denetçi atanması ve alınan kararların icrasının geri bırakılması için huzurdaki davanın açılması gerektiğini, davalı şirketin 10.07.2017 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında gündemin görüşülmesi sırasında iptali istenen kararların alınmasına müvekkilleri tarafından muhalefet edildiği, muhalefetin genel kurul toplantı tutanağına işlenmiş olduğunu, aile şirketi niteliğindeki şirketin yönetimi müvekkil ortakların haklarına zeval verecek şekilde yönetilmekte olduğunu, usulsüzlük, keyfi yönetim politikaları karşısında dava sonuçlanıncaya ve hüküm kesinleşinceye kadar tedbiren şirkete kayyım atanmasını talep ettiklerini, 7.madde alınan Tasfiyeden Dönülmemesi Kararının hukuka ve şirket menfaatlerine aykırı olduğunu,"tasfiyeden dönülmesi" konusunun gündeme eklendiğini, ancak ne yazık ki önerinin oy çokluğu ile reddedildiğini, gündem maddesinin görüşülmesi esnasında İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/1104 E. sayılı dosyasında mübrez bilirkişi raporu ile Yönetim Kurulu Üyelerinin sorumluluklarının doğduğunun tespit edildiğini, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesİ'nin 2013/ 119 E. sayılı dosyasında bilançoların gerçeği yansıtmadığının, yöneticilerin ve bilançonun ibra edilmemesi gerektiği yönünde kesinleşmiş kararlar oluşturulduğunu, verilen zararların tazmin edilemeyeceğinin ifade edildiğini, ikazlar ve ifadelerin adeta cevapsız bırakıldığını, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde tasfiyeden dönülmemesi kararının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, iptali gerektiğini, 8.maddede alınan Bağlı Şirket ......Şti'ne ilişkin özel Denetçi atanmaması kararının da açıkça hukuka aykırı olduğunu, Makul ve haklı şüpheler karşısında davalı şirket gibi bağlı şirkete de özel denetçi atanmasının zorunlu olduğunu, işbu veçhile bağlı şirkete özel denetçi atanmaması kararının şirket menfaatlerine, müvekkil menfaatlerine, hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davalı şirketin istikrarlı olarak müvekkillere şirket işleyişi ve fınansal tablolar hakkında bilgi vermekten imtina etmekte olduklarını, müvekkillerin davalı şirketin hiçbir fınansal kaydını ve hesaplarını inceleyememekte ve davalı şirketten talep edilen kayıtların açıklamasının müvekkillere yapılmadığını, 10.07.2017 tarihli genel kurul toplantısında da davalı şirketin tasfiye memuru ...'ya sorular yöneltildiğini ancak soruların cevapsız bırakıldığını, yönetimin sürekli olarak bilgi alma ve belge inceleme taleplerinin üstünkörü ifadelerle geçiştirildiğini belirterek, Mahkeme sonuçlanıncaya ve hüküm kesinleşinceye kadar tedbiren şirkete Denetim Kayyımı Atanmasına, Dava konusu iptali istenen kararların Yürütülmesinin Geri Bırakılmasına, davalı şirketin 10.07.2017 tarihli Genel Kurul Toplantısında alınan 6, 7, 8 no.lu kararların iptaline, soruların ve haklı şüpheleri cevapsız bırakıldığından ve bilgi alma, belge inceleme talepleri reddedildiğinden talep ettikleri bilgilerin alınması ve var ise usulsüzlüklerin açıklığa kavuşturulması için Özel Denetçi Atanmasına ve Rapor Tanzim edilmesini talep ve dava etmişlerdir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket ortaklarının, Tas.Halinde ... ... A.Ş.'nin 15.03.2013 günü yapılan 2009-2010-2011 yılları ertelenmiş olağan genel kurulunda alınan kararların iptali istemiyle ve devamında birçok davalar açtıklarını, 5 dava dosyasına "ret", 1 dava dosyasında "hüküm verilmesine yer olmadığına" ve 2 dava dosyasında ise "kısmen kabul kısmen ret" kararlarının verildiğini, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2013/119 E. sayılı dosyada davanın kısmen, İstanbul 15. Aslîye Ticaret Mahkemesi 2014/1166 E. sayılı davanın reddine 31.03.2016 günü karar verildiğini, İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi2015/567 E. sayılı davanın reddine (kesin olarak) 07.04.2016 günü karar verildiğini, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/1061 E. sayılı davada ise esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmolunduğu nu, İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/212 E. sayılı davada 21.09.2017 günü davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verildiğini, İstanbul 13, Asliye Ticaret Mahkemesi2016/3336 E, sayılı davada 21.09.2017 günü davanın reddine (kesin olarak) karar verildiğini, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/735 E. sayılı davada da 12.10.2017 günü davanın reddine (kesin olarak) karar verildiğini, diğer dava dosyalarında yargılamanın sürmekte olduğunu, Tasfiye Halinde ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.nin 10.07.2017 günlü genel kurulunun Ticaret Bakanlığı Temsilcisi ......nin gözetiminde "..... Sokak, No: . ..... İstanbul" adresinde toplanmış olup toplantı gün ve saatinin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 07.06.2017 gün, ... sayılı nüshası .... Sayfasında ilan edilmiş ve .....06.2017 günü iadeli taahhütlü posta ile davacı şirket ortaklarına bildirilmiş olduğunu, toplantının tüm ortakların (asaleten ve vekâleten) katılımı ile gerçekleştiğini, Tasfiye Halinde ... A.Ş.'nin 10.07.2017 günlü genel kurulunun, davacı şirket ortaklarının (azınlık pay sahipleri) istemiyle "yalnızca finansal tabloların görüşülmesi ile sınırlı olmak üzere" 19.10.2017 gününe ertelenmiş ve gündemde yer alan diğer konuların ise görüşüldüğünü, ertelenen toplantının 19.10.2017 günü saat 13.30'da şirket merkezinde ilansız ve çağrısız olarak yapılmasının oybirliğiyle kararlaştırıldığını, ertelenen genel kurulun, 19.10.2017 günü Ticaret Bakanlığı Temsilcisi ........'ın gözetiminde şirket merkezinde toplandığını, Genel Kurul (6) sayılı kararının yönetim kurulu seçimine ilişkin olduğunu, müvekkili şirketin 06.05.2015 tarihinde tasfiyeye girdiğini ve 01.12.2015 günü genel kurul kararıyla ...'nın tasfiye memuru olarak atandığını, şirket tasfiyeye girmiş olmakla TTK 535. Maddesi uyarınca yönetim kurulunun görev ve yetkilerinin, tasfiyenin yapılabilmesi için zorunlu olan ancak nitelikleri gereği tasfiye memurunca yapılamayan işlemlerle sınırlı olduğunu, tasfiye süresince tasfiye memurunun yasadan kaynaklanan yetkiyle şirketi temsil ve ilzam etmekte olduğunu, bu nedenlerle görev süresi dolan yönetim kurulunun yeniden seçiminin yasal zorunluluktan kaynaklanmakta olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin (6) sayılı genel kurul kararının yasaya, usule dürüstlük kuralları ve eşitlik ilkesine uygun olduğunu, davacı (azınlık) pay sahiplerinin istemi üzerine gündeme "tasfiyeden dönme" konusunun eklendiğini ve tasfiyeden dönülmesi önerisi oylanarak oy çokluğuyla reddedildiğini, genel kurul (7) sayılı kararının '"tasfiyeden dönme önerisinin" reddine ilişkin olduğunu, bu kararın da yasaya, usule, dürüstlük kuralları ve eşitlik ilkesine uygun olduğunu, davacı pay sahiplerinin bir yandan şirkete karşı sürekli uyuşmazlık çıkardıklarını ve diğer yandan tasfiyeden dönülmesini istediklerini, bu tutumun çelişkili ve iyi niyetten uzak olduğunu, davacı pay sahiplerinin önerisi üzerine Tasfiye Halinde ... A,Ş.'nin kurucu ortak ve (%84) pay sahibi olduğu Tasfiye Halinde.....Şti. ile ilgili özel denetçi atanması isteminin genel kurulda görüşüldüğünü ve söz konusu önerinin oy çokluğuyla reddedildiğini, genel kurul (8) sayılı kararının esasen bir başka üzel kişilik (Tasfiye Halinde.....Şti.) hakkında özel denetçi atanması isteminin reddine ilişkin olduğunu, bu kararın da yasaya, usule, dürüstlük kuralları ve eşitlik ilkesine uygun olduğunu, .......Şti'nin 2003 yılında davacıların miras bırakanı müteveffa ...'nın sağlığında ... A.Ş. (% 84 sahibi) ve .... (% 16 pay sahibi) tarafından kurulduğunu, ...'nun 2005 yılında paylarını ......'e devrederek ortaklıktan ayrıldığını, davacıların miras bırakanı ...'nın vefat ettiği tarihe kadar (31.03.2009) ...A.Ş.'ni temsilen) yetkili müdür olarak görev yaptığını,...Şti'nin ana faaliyetinin hazır giyim alım-satım ve pazarlaması olduğunu, İstanbul Ticaret Siciline.......sicil sayısı ile kayıtlı......Şti. sermayesinin yüzde seksen dördüne (% 84) karşılık gelen payının Tasfiye Halinde ... A.Ş.'ne ait olduğunu, adı geçen şirket paylarının Tasfiye Halinde ... A.Ş.'nin aktifinde yer almakta olduğunu ve davalı şirketin tasfiyeye girmiş olmakla .......Şti. paylarının da paraya çevrilmesinin zorunlu olduğunu, dava dilekçesinde yer alan "....Şti.'nin Tasfiye Halinde ... A.Ş.'ni borçlandırmak amacıyla kurulduğu iddiası"nın ise tümüyle gerçeğe aykırı ve uydurma olduğunu, Tasfiye Halinde ... A.Ş.'nin adı geçen şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını, öncelikle ayrı bir dava konusu olabilecek özel denetçi atanması isteminin iptal davası içerisinde ileri sürülmüş olmasının usulsüz olduğunu, davacıların son altı genel kurul toplantısında alınan tüm kararlara muhalefet etmekte ve daha sonra şirkete haksız ve dayanaksız iddialar ileri sürerek davalar açmakta olduklarını, Tasfiye Halinde ... ... A.Ş.'nin bir aile şirketi olduğunu, davacılar ... ve ...nın şirket kurucu ortaklarından müteveffa ...'nın mirasçısı sıfatıyla pay sahibi olduklarını, müteveffa ...'nın oğlu ...'nın da halen şirkette pay sahibi olduğunu, genel kurul toplantılarına ve şirket faaliyetlerine katıldığı ve şirketle hiçbir uyuşmazlığı bulunmadığını, davacıların, gerçeklerden uzak, soyut, tutarsız ve haksız iddialar ileri sürdüklerini, bilanço ve envanter kayıtlarında da görüleceği üzere Tasfiye Halinde ... A.Ş.'nin üçüncü kişilere veya kamuya herhangi bir borcu bulunmadığını, ticari defter ve kayıtlarının muhasebe ilke ve standartlarına uygun tutulduğunu belirterek, genel kurul kararlarının iptali isteminde bulunan davacılara karşı davalı şirketin her türlü tazminat hakları saklı kalmak üzere haksız ve yersiz davanın reddini talep etmişlerdir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 31/05/2021 tarih ve 2017/890 Esas - 2021/354 Karar sayılı kararında; davanın, davalı şirketin 10/07/2017 tarihli genel kurul toplantısında alınan 6, 7, 8 no.lu kararların iptali istemine ilişkin olduğu; davacıların dava konusu genel kurul toplantısının 8 nolu gündem maddesi görüşülürken ileri sürdükleri özel denetçi tayini isteminin genel kurulca reddi kararının iptaline yönelik taleplerinin bu dosyadan tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedildiği, dava konusu genel kurul kararlarının iptalinin gerekip gerekmediğini hususlarında rapor alındığı, 12/03/2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda gündemin 6 ve 7 nolu kararlarının iptali koşullarının oluşmadığı kanaatinin bildirildiği, tarafların rapora beyan ve itirazları doğrultusunda alınan ek raporda kök rapordaki görüş ve kanaatlerin tekrar edildiği, davacıların dava konusu genel kurul toplantısına katıldıkları ve iptalini talep ettikleri kararlarda olumsuz oy kullanarak, muhalefetlerini tutanağa geçirdikleri, gündemin 6 maddesinin yönetim kurulu üyeliklerine üç yıl süre ile görev yapmak üzere seçim yapılmasına ilişkin olduğu, yönetim kuruluna yeniden aday olarak önerilen ..., ... ve ...'e karşılık davacılar tarafından ...'ın aday olarak önerildiği, davacılar tarafından önerilen adayın seçilmesi isteminin oy çokluğu ile reddedildiği, ..., ... ve ...'in oy çokluğu ile üç yıllığına yeniden üye olarak seçildikleri, ancak gündemin finansal tabloların görüşülmesi ve önceki yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 4 nolu maddesinin görüşülmesi davacıların talebi ile ertelendiği, TTK'nun 413 maddesi uyarınca; yönetim kurulu üyelerinin görevden alınmaları ve yeniden seçilmeleri yıl sonu finansal tablolarının müzakeresi maddesi ile ilgili sayıldığından, gündemin 6 nolu maddesinin iptali koşullarının oluştuğu; gündemin 7 nolu maddesinin ise tasfiyeden dönmeye ilişki olduğu, azlık pay sahiplerinin talebi üzerine gündeme eklenen bu maddenin müzekeresi sonucunda, tasfiyeden dönme talebinin oy çokluğu ile reddedildiği, davalı şirketin 06/05/2015 tarihinde tasfiyeye girdiği, tasfiye işlemlerinin tasfiye memurluğunca yürütüldüğü, tasfiyeye girdiği tarihten bu yana şirketin herhangi bir aktif faaliyetinin bulunmadığı, anonim şirketin bir sermaye şirketi olması nedeniyle kararların esas itibariyle çoğunluğun oyuyla alındığı, dava konusu seçim kararının da çoğunluk tarafından ezici bir oy farkıyla alındığı, mali incelemeye göre şirketin tasfiye halinin kaldırılmasını gerektirecek herhangi bir somut tespit yapılamadığı, şirketin öz kaynaklarının yıllar itibari ile ekside olduğu, tasfiye sonucunda şirketin ticaret sicilinden terkin edilmesi halinde dahi şirketin yeniden ihyası için dava açılabileceği hususları göz önünde bulundurulduğunda, gündemin 7 nolu kararının iptali koşullarının oluşmadığı, gerekçeleri ile; davacıların 10/07/2017 tarihli genel kurulun 6. maddesinin iptaline ilişkin davasının kabulü ile, 6 nolu gündem maddesinin iptaline, davacıların 10/07/2017 tarihli genel kurulun 7. maddesinin iptaline ilişkin davasının reddine, karar verilmiş ve karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; somut olayda 10.07.2017 tarihli genel kurulda alınan 7 numaralı tasfiyeden dönülmemesi kararının hukuka ve şirket menfaatlerine aykırı olduğunu; Davacıların önerisi doğrultusunda "tasfiyeden dönülmesi" konusunun gündeme eklendiğini, ancak önerinin oyçokluğu ile reddedildiğini; gündem maddesinin görüşülmesi esnasında İstanbul 13.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/1104 E. sayılı dosyasına mübrez bilirkişi raporu ile Yönetim Kurulu üyelerinin sorumluluklarının doğduğunun tespit edildiğinin, İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/119 E. sayılı dosyasında bilançoların gerçeği yansıtmadığının, yöneticilerin ve bilançonun ibra edilmemesi gerektiği yönünde verilen kararın kesinleşmiş olduğunun, sorumluluk davalarının devam ettiğinin, tasfiyeden dönülmesi gerektiğinin, aksi halde şirkete verilen zararların tazmin edilemeyeceğinin belirtildiğini, Tasfiye halindeki davalı şirketin borca batık olduğunu, şirket alacaklılarına ödenecek olan borçlar ve davacıların pay sahipliği hakkının şirket malvarlığından kaynaklı oluşu nazara alındığında, şirketin, davacıların geciktirici şarta bağlı müeccel bir hak olan tasfiye payına kavuşabilecek düzeyde kara geçebilmesinin ancak tasfiyeden dönülmesi durumunda söz konusu olabileceğini, bu nedenle şirket alacaklıları ile davacılar arasındaki menfaat çatışmasının giderim yolunun tasfiye halinden bir an evvel dönülmesi ile şirketin faaliyete geçirilmesi ve şirketin tekrardan kar elde etme maksadına ulaştırılması olduğunu, Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun doğduğu sabit olup tasfiyeden dönülerek sorumlular tarafından zararların gideriminin sağlanması gerektiğini, davalı şirketin 2009, 2010 ve 2011 yıllarına ilişkin bilançolarının gerçeği yansıtmadığınına ilişkin İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/119 Esas sayılı dosyasında verilen kararın kesinleştiğini, bu dosyaya sunulan bilirkişi raporunda "...2011 Kurum beyannamesinde ve ekinde şirket sermayesinin büyük bir kısmının yok olduğu, geçmiş dönem zararlarının neredeyse tamamının kanunen kabul edilemeyen giderlerden oluştuğu zararları oluşturan kalemlerin irdelenmesi gerektiği saptanmaktadır..." şeklinde açıklama yapılmış olup, şirketin sermayesinin yok edilerek azınlık pay sahibi davacıların kasten zarara uğratıldığının ortaya konulduğunu, bu rapora dayalı verilen kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin E. 2015/12167 K. 2017/594 T. 06/02/2017 kararı ile onandığını, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin görevleri sırasında sebep oldukları zarardan dolayı şirkete, pay sahiplerine ve üçüncü kişilere verdikleri zararların giderilmesinin ancak tasfiyeden dönülmesi yönünde karar verilmesi ile mümkün olabileceğini, mahkemece alınan 15/02/2021 tarihli ek raporda tasfiyeden dönme şartlarının oluşmadığının tespit edildiği, ancak gündemin 8 inci maddesi değerlendirilirken yöneticilerin yolsuzluk ve hukuka aykırılıklar marifeti ile davalı şirketi zarara uğrattıklarının ve borca batık hale getirdiklerinin muhtemel olduğunun kabul edildiğini; bu tespitin de, tasfiyeden dönülerek sorumlular tarafından şirkete verilen zararların tazmini yolunun açık tutulması gerektiğini gösterdiğini, Davacılar tarafından, şirketin tasfiyeye girmesine ilişkin 06/05/2015 tarihli genel kurul toplantısının 7 nolu gündem maddesi ile alınan karara karşı olumsuz oy kullanıldığını ve muhalefetin tutanağa geçirtildiğini, bu nedenle dava konusu 10/07/2017 tarihli genel kurul toplantısında alınan tasfiyeden dönülmesine ilişkin azlık isteminin reddine dair kararın iptalini istemekte davacıların hukuki yararlarının bulunduğunu, mahkemenin davalı şirketin tasfiyesinin sonlandırılması ve sicilden terkin edilmesi halinde dahi şirketin ihyası için dava açılabileceğine yönelik red gerekçesinin de, davacıların korunmaya değer hukuki yararlarından sarfı nazar edilemeyeceğinden hatalı olduğunu, İleri sürerek, yukarıda arz ve izah edilen re'sen gözetilecek sebepler muvacehesinde; ilk derece mahkemesinin gündemin 7 nolu kararının iptali talebinin reddine dair kararının kaldırılmasına, anılan kararın iptaline, tehiri icra talebinin kabulüne, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin (6) sayılı genel kurul kararının iptaline (kısmen kabul) ilişkin kararın yanılgılı ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu genel kurul (6) sayılı kararının yönetim kurulu seçimine ilişkin olduğunu; davalı şirketin 06.05.2015 tarihinde tasfiyeye girdiğini ve 01.12.2015 günlü genel kurul kararıyla ...'nın tasfiye memuru olarak atandığını; şirket tasfiyeye girmiş olmakla T.T.K. 535. maddesi uyarınca yönetim kurulunun görev ve yetkilerinin, tasfiyenin yapılabilmesi için zorunlu olan ancak nitelikleri gereği tasfiye memurunca yapılamayan işlemlerle sınırlı olduğunu; tasfiye süresince tasfiye memurunun, yasadan kaynaklanan yetkiyle şirketi temsil ve ilzam ettiğini, bu nedenlerle görev süresi dolan yönetim kurulunun yeniden seçiminin yasal zorunluluktan kaynaklandığını, yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin (6) sayılı genel kurul kararının yasaya, usule, dürüstlük kuralları ve eşitlik ilkesine uygun olduğunu; 11.03.2020 ve 15.02.2021 günlü Bilirkişi Kurulu Kök ve Ek Raporları’nda da (6) sayılı genel kurul kararı yönünden iptal koşullarının bulunmadığının saptandığını; diğer yandan Tasfiye Halinde ... A.Ş.’nin 10.07.2017 günlü genel kurulunun, davacı şirket ortaklarının (azınlık pay sahipleri) istemiyle “yalnızca finansal tabloların görüşülmesi ile sınırlı olmak üzere” 19.10.2017 gününe ertelendiğini ve gündemde yer alan diğer konular ise yine azınlık pay sahiplerinin istemi üzerine görüşüldüğünü; ertelenen toplantının 19.10.2017 günü saat 13.30’da şirket merkezinde ilansız ve çağrısız olarak yapılmasının oybirliğiyle kararlaştırıldığını ve ertelenen genel kurul toplantısının da 19.10.2017 günü yapıldığını; salt finansal konular görüşülmeden genel kurulda yönetim kurulu seçilemeyeceğine ilişkin görüşün yasal dayanağının bulunmadığını,İleri sürerek, sunulan ve inceleme sırasında görülebilecek diğer nedenlerle ilk derece mahkemesi kararın yalnızca “6 no.lu gündem maddesinin iptaline” ilişkin bölümünün kaldırılmasına ve davanın tümüyle reddine; icranın geri bırakılmasına, yargılama giderlerinin davacılara yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davalı şirketin 10/07/2017 tarihli genel kurul toplantısında alınan 6 ve 7 nolu kararların iptali ile, bağlı şirkete özel denetçi atanmasına yönelik azınlık talebinin görüşüldüğü 8 nolu karar ile talep reddedildiğinden, bağlı şirkete özel denetçi atanması istemlerine ilişkin olup, mahkemece şirkete özel denetçi atanmasına yönelik talebin tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedildiği, yargılamaya gündemin 6 ve 7 nolu kararları bakımından devam edilerek, davanın kısmen kabulüne, gündemin 6 nolu kararının iptaline, 7 nolu kararının iptali isteminin reddine karar verildiği, karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Dava konusu genel kurul toplantısında, davalı şirket esas sermayesinin tamamının temsil edildiği hazirun cetvelinden anlaşılmış olup, davacıların iptalini talep ettikleri gündemin 6 ve 7 nolu kararlarına olumsuz oy kullanarak muhalefetlerini toplantı tutanağına dercettikleri, TTK'nun 446/1-a maddesinde düzenlenen özel dava koşulunun mevcut olduğu, yine eldeki davanın toplantı tarihinden itibariyle üç aylık hak düşürücü süre içerisinde (10/10/2017 tarihinde) ikame ettikleri anlaşılmıştır. Dava konusu genel kurul toplantısının yedi nolu gündem maddesi, davacıların oluşturduğu azınlığın talebi ile gündeme eklenen "tasfiyeden dönülmesi" önerisinin görüşülmesine ilişkindir. Davalı şirketin 06/05/2015 tarihli genel kurul toplantısında alınan yedi nolu karar ile tasfiyeye girdiği ve şirkete tasfiye memuru atandığı, aynı toplantının altı nolu kararı ile ..., ... ve ...'in üç yıl süreliğine yönetim kurulu üyeliğine seçilmelerine karar verildiği, davacılar tarafından 06/05/2015 tarihli genel kurulda alınan yedi nolu tasfiye kararının ve altı nolu yönetim kurulu seçimi kararının iptali istemi ile İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde dava açıldığı, mahkemenin 2015/538 Esas 2017/179 sayılı kararı ile yönetim kurulu seçimine ilişkin altı nolu kararın iptali istemini usulden, tasfiyeye yönelik yedi nolu kararın iptali istemini esastan reddettiği, karara karşı yapılan istinaf başvurusunun dairemizin 2017/868 esas, 2018/226 karar sayılı kararı ile esastan reddedildiği, istinaf ilamına karşı yapılan temyiz başvurusunun Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2018/2103 esas, 2019/4892 karar sayılı kararı ile reddedildiği ve kararın kesinleştiği tespit edilmiştir. TTK'nun 548/1 fıkrası uyarınca anonim şirketin sürenin dolması veya genel kurul kararı ile sona ermesi halinde, pay sahipleri arasında şirket malvarlığının dağıtımına başlanmamış olması kaydıyla, genel kurul esas sermayenin en az yüzde altmışının oyu ile şirketin devam etmesini kararlaştırabilir. Dava konusu 10/07/2017 tarihli genel kurul toplantısında gündemin yedi nolu kararı ile 52.000 olumlu oya karşılık 448.000 olumsuz oy ile tasfiyeden dönülmesi önerisi reddedilmiştir. Davacılar tarafından yönetim kurulu üyeleri aleyhine İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/1104 esas sayılı dosyası nezdinde açılan yönetici sorumluluğu nedeniyle tazminat davasında verilen kararın hak düşürücü sürenin dolması nedeniyle reddine karar verildiği, karara karşı yapılan istinaf başvurusunun İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43 Hukuk Dairesi'nin 2022/414 esas, 2023/421 karar sayılı ilamı ile kaldırıldığı ve dosyanın mahkemesine iade edildiği, dava konusu genel kurul toplantısının yapıldığı tarih itibariyle yönetici sorumluluğuna ilişkin kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmadığı, sorumluluk davasında zararın şirkete ödenmesinin talep edilmiş olmasının tasfiyeden dönülmesini gerektirmeyeceği, mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere; derdest sorumluluk davasında yöneticilerin sorumlu oldukları bir zarar tutarına ve bu tutarın şikete ödenmesine karar verilmesi halinde dahi, TTK'nun 547 maddesi uyarınca ek tasfiye imkanının mevcut olduğu, TTK'nun 445 maddesi uyarınca kanuna, esas sözleşmeye ve objektif iyi niyet kurallarına aykırılık koşullarından herhangi birinin oluşmadığı, mahkemece yedi nolu kararın iptali isteminin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davacıların aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Dava konusu genel kurul toplantısının dört nolu gündem maddesi; 2016 yılı bilançosu, ayrıntılı envanter ve gelir tablosunun okunup müzakere edilmesine ilişkin olup, davacı azınlığın talebi üzerine tasfiyeye giriş bilançosu ve ayrıntılı gelir (finansal) tablosu yönünden genel kurulun bir ay sonraya ertelenmesine, ertelenen toplantının 19/10/2017 günü saat 13.30'da şirket merkezinde ilansız ve çağrısız olarak yapılması oybirliğiyle karar verildiği, gündemin iptali talep edilen altı nolu maddesi ile ..., ... ve ...'in üç yıl süre ile yeniden yönetim kurulu üyeliğine seçildikleri anlaşılmıştır. Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2023/1051 esas, 2024/4921 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; 6102 sayılı Kanun'un 413/3 fıkrasında yer alan hüküm, yönetim kurulu üyelerinin görev süresi dolmadan genel kurulca görevden alınmaları ve yenilerinin seçimi halinde buna ilişkin gündem maddesinin finansal tabloların görüşülmesine ilişkin gündem maddesi ile bağlantılı olmasını öngörmektedir. Diğer ifade ile görev süresi dolan yönetim kurulu üyeleri yerine yenilerinin seçimi halinde, bu gündem maddesinin finansal tabloların görüşülmesi ile bağlantılı kabul edilmesinin mümkün değildir. Yukarıda belirtildiği üzere; davalı şirketin 06/05/2015 tarihli genel kurul toplantısında alınan yedi nolu karar ile tasfiyeye girdiği ve şirkete tasfiye memuru atandığı, aynı toplantının altı nolu kararı ile ..., ... ve ...'in üç yıl süre ile yönetim kurulu üyeliğine seçildikleri tespit edilmiştir. Dava konusu 10/07/2017 tarihli genel kurul toplantısının yapıldığı tarih itibariyle ..., ... ve ...'in 06/05/2015 tarihinden itibaren işlemeye başlayan üç yıllık görev süreleri dolmadığından, bu toplantının yönetim kurulu üyelerinin yeniden seçimine ilişkin altı nolu gündem maddesi, TTK'nun 413/3 fıkrası uyarınca finansal tabloların görüşülmesine ilişkin gündem maddesi ile bağlantılıdır. Öte yandan 6102 Sayılı TTK'nun 535/1 fıkrası uyarınca; şirket tasfiye haline girdiğinde, organların görev ve yetkileri, tasfiyenin yapılabilmesi için zorunlu olan; ancak nitelikleri gereği tasfiye memurlarınca yapılamayan işlemlere özgülenir. Hükme göre, anonim şirket organlarından olan yönetim kurulunun görevi tasfiye ile tamamen sonlanmayıp, sınırlandırılmaktadır. 2016 yılına ilişkin bilanço ve finansal tabloların, görevleri halen devam eden yönetim kurulunun sınırlandırılmış faaliyetlerini de kapsayacağında duraksama yoktur. Bu durumda TTK'nun 413/3 fıkrası uyarınca yıl finansal tablolarının görüşülmesinin ertelenmesi halinde, tabloların müzakeresi ile ilgili sayılan yönetim kurulu üyelerinin görevden alınmaları ve yenilerinin seçilmeleri hakkında o toplantıda karar alınamaz. Mahkemece bu gerekçe ile anılan kararın TTK'nun 445 maddesi kapsamında kanuna aykırılık nedeniyle iptaline karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Davalı yanın aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, tarafların istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacıların ve davalının istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacılar tarafından peşin olarak yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10-TL harcın davacılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından, istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5- Taraflarca istinaf aşamasında sarf edilen yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 05/03/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.