T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2022/3976 Karar No : 2025/2910 DAVACI : ... Lojistik Taşımacılık Turizm Nakliyat Ticaret Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Kurumu VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : 26/07/2022 tarih ve 2022/DK.D-268 sayılı Kamu İhale Kurulu (Kurul) kararının (B) bölümünün 2. kısmının iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Davacı şirketin 16/05/2022 tarihinde yaptığı başvuru kapsamında ödenen arttırımlı fiyat farkına ilişkin yapılan öde…
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2022/3976 E. , 2025/2910 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2022/3976 Karar No : 2025/2910 DAVACI : ... Lojistik Taşımacılık Turizm Nakliyat Ticaret Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Kurumu VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : 26/07/2022 tarih ve 2022/DK.D-268 sayılı Kamu İhale Kurulu (Kurul) kararının (B) bölümünün 2. kısmının iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Davacı şirketin 16/05/2022 tarihinde yaptığı başvuru kapsamında ödenen arttırımlı fiyat farkına ilişkin yapılan ödemelerin ihale sözleşmesinin tarafı Konya İl Sağlık Müdürlüğü tarafından dava konusu düzenleme uyarınca iptal edildiğinin şifaen bildirildiği ve hak kaybına yol açıldığı, anılan başvuru dilekçesinin içeriğinde, 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'na eklenen “Ek fiyat farkı ve sözleşmenin feshi”ne ilişkin Geçici 6. maddesinin tamamının yer aldığı ve davacı şirkete ilgili düzenleme kapsamında tanınan bütün hakların talep edildiği, dilekçe içeriğinde yer alan yalnızca kanun maddesinin adı olan “Ek fiyat farkı” ibaresinden yola çıkılarak Kanun ile davacı şirkete verilen arttırımlı fiyat farkı ödemesinin geri istenmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğu, bu durum teredütlerin giderilmesi adına düzenleyici Kurul kararı tesis eden davalı idarenin Kanun'un üstünde bir norm yarattığını gösterdiği, tereddütlerin giderilmesi yetkisi verilen davalı idarenin bizzat tereddüt oluşturduğu, dava konusu düzenleme ile kazanılmış hak kapsamında aldığı arttırımlı fiyat farkı ödemesinin iadesinin talep edilmesine neden olunduğu ileri sürülmüştür. DAVALININ SAVUNMASI : Usul yönünden, 4735 sayılı Kanun'un Geçici 6. maddesi kapsamında sözleşmenin tarafı olan idareye yapılan başvurunun reddine ilişkin uyuşmazlığın dava konusu edilmesinin gerektiği, bu uyuşmazlığın adli yargının görevinde olduğu ve husumetin de sözleşmenin tarafı olan idareye yöneltilmesinin gerektiği; esas yönünden, dava konusu düzenlemenin Kanun hükmü ile "4735 Sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununun Geçici 6 ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Esaslar"a dair Cumhurbaşkanı kararını genişletmediği gibi, bu üst normları aşar nitelikte de olmadığı, diğer taraftan, bir sözleşme ilişkisi içerisinde sözleşmenin tarafı olan yüklenicinin basiretli bir tacir gibi hareket ederek, talebini ve bu talebe bağlı olarak talep sonucunu da kesin ve tereddüte mahal bırakmayacak şekilde karşı tarafa iletmesi gerektiği, dava konusu düzenlemede karara bağlanan hususun genel çerçevesi veya kuralının zaten düzenleyici işlemle de ayrıca hükme bağlandığı ve yüklenicilerin ne şekilde hareket etmeleri gerektiğinin de böylece düzenlendiği, yükleniciler tarafından halihazırda ek fiyat farkı ve/veya artırımlı fiyat farkı talep edilebilmesi için yazılı bir başvuruda bulunulması, bu yazılı başvurularında da taleplerinin (ek fiyat farkı ve/veya artırımlı fiyat farkı) açık ve anlaşılır bir şekilde ifade edilmesinin gerektiği, yüklenicinin talebinin açıkça anlaşılamadığı dilekçelere ilişkin olarak sözleşmelerin talebe konu kısımları için (varsa) ek fiyat farkının ve/veya artırımlı fiyat farkının ayrı ayrı hesaplanmasının gerektiği yönünde yükleniciler lehine bir değerlendirme yapıldığı, kamu ihale sözleşmelerinin özel hukukun uygulandığı sözleşmeler olduğu, geçerli bir hukuki sebebe dayanmayan ödemelerin, sözleşmenin diğer tarafında haksız ya da sebepsiz bir zenginleşmeye yol açmasının zaten hukuken korunmadığı ve kazanılmış hak olarak da değerlendirilmediği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava konusu işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava; Kamu İhale Kurulu'nun (Kurul) 26/07/2022 tarih ve 2022/DK.D-268 sayılı kararının (B) bölümünün 2. kısmının iptali istemiyle açılmıştır. Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir. 4735 sayılı "Kamu İhaleleri Sözleşmeleri Kanunu"nun Geçici 6. maddesinin 1. fıkrasında; "1/4/2022 tarihinden önce 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa göre ihale edilen mal ve hizmet alımları ile yapım işlerine ilişkin Türk lirası üzerinden yapılan ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla devam eden (kabulü/geçici kabulü onaylanmamış olan) sözleşmelerde; a) 1/1/2022 tarihinden sonra (bu tarih dâhil) gerçekleştirilen kısımlar için; ihale dokümanında fiyat farkı hesaplanmasına ilişkin hüküm bulunanlarda, sözleşmesine göre hesaplanan fiyat farkı tutarı oransal olarak artırılabilir, ihale dokümanında fiyat farkı hesaplanmasına ilişkin hüküm bulunmayanlar ile hüküm bulunmakla birlikte sadece girdilerin bir kısmı için fiyat farkı hesaplananlarda hesaplanmayan kısımlar için de fiyat farkı verilebilir. b) 1/1/2022 ile 31/3/2022 tarihleri arasında (bu tarihler dâhil) gerçekleştirilen kısımlar için, ihale dokümanında fiyat farkı hesaplanmasına ilişkin hüküm bulunup bulunmadığına bakılmaksızın, 1/7/2021 ile 31/3/2022 tarihleri arasında (bu tarihler dâhil) ihalesi yapılan işlerde ihale tarihinin (son teklif verme tarihi) içinde bulunduğu aya ait endeks, 1/7/2021 tarihinden önce ihale edilen işlerde ise 2021 yılı Haziran ayına ait endeks temel endeks olarak kabul edilerek ve sözleşme fiyatları kullanılarak yüklenicinin başvurusu üzerine sözleşmesine göre hesaplanan fiyat farkına ilave olarak ek fiyat farkı verilebilir." hükmüne, 5. fıkrasında ise; "Birinci fıkranın (a) ve (b) bentleri kapsamına girecek alım türleri, ürün ve girdiler ile bu bentlere ilişkin hesaplama yöntemlerini; (a) bendinde belirtilen oranları ve uygulama dönemini; başvuru ve onay süreleri ile fiyat farkı, ek fiyat farkı, süre uzatımı ve sözleşmenin feshine dair diğer hususlar dâhil yukarıdaki fıkraların uygulanmasına ilişkin esas ve usulleri tespite Cumhurbaşkanı yetkilidir." hükmüne yer verilmiştir. Belirtilen yetki doğrultusunda Cumhurbaşkanınca "4735 Sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununun Geçici 6'ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Esaslar" 12/05/2022 tarihinde 2022/5546 sayılı karar ile belirlenerek 13/05/2022 tarih ve 31834 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmak suretiyle yürürlüğe girmiştir. Anılan Esasların 1. maddesinde bu Esasların amacının; 4735 sayılı Kanun'un geçici 6 ncı maddesi uyarınca, artırımlı fiyat farkı ile ek fiyat farkı hesaplanması, süre uzatımı verilmesi ve sözleşmelerin feshine ilişkin usul ve esasların belirlenmesi olarak gösterilmiş, 2. maddesinin birinci fıkrasında Yasa'nın Geçici 6. maddesi ile paralel düzenlemeye yer verilerek; "1/4/2022 tarihinden önce 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa göre ihale edilen mal ve hizmet alımları ile yapım işlerine ilişkin Türk lirası üzerinden yapılan ve 4735 sayılı Kanunun geçici 6 ncı maddesinin yürürlüğe girdiği 15/4/2022 tarihi itibarıyla devam eden (kabulü/geçici kabulü onaylanmamış olan) sözleşmelerde; a) 1/1/2022 ile 31/12/2023 tarihleri arasında (bu tarihler dâhil) gerçekleştirilen kısımlar için; ihale dokümanında fiyat farkı hesaplanmasına ilişkin hüküm bulunanlarda, sözleşmesine göre hesaplanan fiyat farkı tutarı bu Esaslara göre artırılır, ihale dokümanında fiyat farkı hesaplanmasına ilişkin hüküm bulunmayanlar ile hüküm bulunmakla birlikte sadece girdilerin bir kısmı için fiyat farkı hesaplananlarda hesaplanmayan kısımlar için de bu Esaslara göre fiyat farkı hesaplanır. b) 1/1/2022 ile 31/3/2022 tarihleri arasında (bu tarihler dâhil) gerçekleştirilen kısımlar için, ihale dokümanında fiyat farkı hesaplanmasına ilişkin hüküm bulunup bulunmadığına bakılmaksızın verilecek ek fiyat farkı bu Esaslara göre hesaplanır." hükmüne yer verilmiş; "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde "Artırımlı fiyat farkı" kavramının; 2 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirlenen sözleşmeler için bu Esaslara göre hesaplanacak fiyat farkını, "Ek fiyat farkı" kavramının ise; 2 nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde belirlenen sözleşmeler için bu Esaslara göre hesaplanacak fiyat farkını ifade ettiği açıkça belirtilmiştir. Belirtilen esasların "Artırımlı fiyat farkı hesabına ilişkin uygulama esasları" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında; "Bu Esaslar kapsamında artırımlı fiyat farkı hesaplanabilmesi için yüklenicinin idareye yazılı olarak başvuruda bulunma şartı aranmaz. Ancak Esasların yürürlüğe girdiği tarihten önce düzenlenen hakedişlere ilişkin olarak artırımlı fiyat farkı hesaplanabilmesi için yüklenicinin idareye 30 gün içinde yazılı olarak başvurması gerekmektedir. Bu kapsamda Esaslarda yer verilen koşulları sağlayan sözleşmelerde artırımlı fiyat farkı verilmesi zorunludur." şeklindeki düzenlemeye yer verilirken, "Ek fiyat farkına ilişkin uygulama esasları" başlıklı 11. maddesinin 1. fıkrasında; "Ek fiyat farkının hesaplanabilmesi için yüklenicinin bu Esasların yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 30 gün içerisinde idareye yazılı olarak başvurması gerekmekte olup, başvuru üzerine Esaslarda yer verilen koşulları sağlayan sözleşmelerde ek fiyat farkı verilmesi zorunludur." şeklindeki düzenlemeye yer verilmiştir. Aynı Esasların "Tereddütlerin giderilmesi" başlıklı 15. maddesinin 1. fıkrasında ise; "Bu Esasların uygulanmasında ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye Kamu İhale Kurumu yetkili olup tereddüt duyulan hususlara ilişkin olarak idareler tarafından bağlı, ilgili veya ilişkili olunan bakanlık; il özel idareleri ve bunlara bağlı birlik, müessese ve işletmeler tarafından İçişleri Bakanlığı; belediyeler ve bunlara bağlı birlik, müessese ve işletmeler tarafından ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı aracılığıyla, bakanlığın varsa konu hakkındaki görüşü ile birlikte Kuruma başvuruda bulunulması gerekmektedir. Yükleniciler tarafından tereddüt duyulan hususlara ilişkin başvurular ise öncelikle sözleşmenin tarafı olan idareye yapılır, idarece yapılan değerlendirme sonucunda gerekli görülmesi halinde, başvuru yukarıdaki usule göre Kuruma gönderilir." hükmüne yer verilmiştir. Esasların 15. maddesi kapsamında Kamu İhale Kurumuna yapılan başvurular neticesinde alınan 2022/DK.D-268 sayılı Kurul kararının dava konusu edilen kısmında; yukarıda yer verilen Esasların 2., 7. ve 11. maddesi hükümleri belirtilerek; aktarılan hükümler çerçevesinde, ek fiyat farkının 4735 sayılı Kanunun geçici 6 ncı maddesinin yürürlüğe girdiği 15/4/2022 tarihi öncesinde bulunan 1/1/2022 ile 31/3/2022 tarihleri arasındaki döneme ilişkin olduğu ve hesaplanabilmesi için yüklenicinin yazılı olarak başvurması gerektiği, artırımlı fiyat farkının ise 1/1/2022 ile 31/12/2023 tarihleri arasındaki döneme ilişkin olduğu ve hesaplanması için yüklenici tarafından yazılı olarak başvuruda bulunulması şartının yalnızca Esasların yürürlüğe girdiği 13/5/2022 tarihinden önce düzenlenmiş hakedişler bakımından öngörüldüğü, 13/5/2022 tarihi ve sonrasında düzenlenen hakedişler için bu şartın aranmadığının anlaşıldığı; yukarıda yer verilen hüküm ve açıklamalar göz önüne alındığında; yüklenici tarafından yazılı olarak yapılan başvurudan artırımlı/ek fiyat farkından hangisinin/hangilerinin hesaplanması talebinde bulunulduğu açık bir şekilde anlaşılıyorsa, yüklenicinin açık şekilde anlaşılan bu iradesi doğrultusunda işlem yapılması; yüklenici tarafından yazılı olarak yapılan başvuruda talep edilen fiyat farkı türünün açıkça belirtilmediği hallerde ise, anılan Kanun maddesinin amacı göz önünde bulundurularak, Esaslardaki şartların sağlanması kaydıyla, sözleşmelerin talebe konu kısımları için (varsa) ek fiyat farkının ve/veya artırımlı fiyat farkının Esasların ilgili hükümleri dikkate alınarak ayrı ayrı hesaplanması gerektiği yolunda karar alındığı görülmektedir. Dava dosyasının incelenmesinden; Konya il Sağlık Müdürlüğünce (idare) ilan edilen 21/06/2021 tarihli "Çamaşır yıkama, kurutma, ütüleme, paketleme işi hizmet alım" ihalesi davacı şirket tarafından kazanılarak, anılan idare ile 14/07/2021 tarihli ve 24 ay süreli sözleşmenin imzalandığı; ekonomik gelişmeler doğrultusunda yürürlüğe giren 4735 sayılı Yasa'nın Geçici 6. maddesi hükmünden faydalanmak üzere 16/05/2022 tarihinde idareye yapılan başvuru üzerine mevzuat uyarınca hesaplamalar yapılarak taraflarına ödeme yapıldıktan sonra, idare tarafından dava konusu Kurul kararı dayanak gösterilerek, davacı şirkete yapılan ödemenin "arttırımlı fiyat farkına ilişkin kısmının" iadesinin talep edildiği; davacı tarafça, yapılan ödemenin kazanılmış hak olduğu, idarece geri alınamayacağı, tereddütlerin giderilmesi amacıyla yayımlanan kararın üst hukuk normlarına aykırı bir şekilde hak kaybına yol açtığı ve kendisinin tereddütlü durum doğurduğu, başvuru dilekçelerinde Geçici 6. maddenin tamamına yer vererek açıkça yasa hükmünden faydalandırılmalarını talep ettikleri halde, dilekçede sırf "arttırımlı" kelimesine yer verilmediğinden bahisle yapılan ödemenin geri alınmasının hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmadığı belirtilerek iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır. Her ne kadar davacı tarafça hak kaybına uğramasına idarece dayanak gösterilen dava konusu Kurul kararının yol açtığı ifade edilmiş ise de; üst hukuk normu niteliğinde olan Esasların yukarıda yer verdiğimiz hükümleri ile açıkça arttırımlı fiyat farkı ve ek fiyat farkı şeklinde iki hususa yer verilerek her ikisi için de talep edilen döneme bağlı olarak başvuru şartının getirildiği, her iki fiyat farkı uygulamasının ayrı iki madde ile düzenlendiği, dolayısıyla dava konusu edilen Kurul kararı olmasa dahi esasların 7 ve 11. maddeleri doğrultusunda başvuru yapılmasının zorunlu olduğu, dava konusu kararla ise; bir hak kaybına yol açılmasının değil, tam tersine başvuru dilekçelerindeki iradenin önemli olduğu vurgulanarak, açıkça bir irade sergilenerek talebin bildirilmediği durumlara ilişkin tereddütün giderilmesi bakımından bir değerlendirme yapılarak, Yasa'nın Geçici 6. maddesinin amacı doğrultusunda, Esaslardaki şartların sağlanması kaydıyla, sözleşmelerin talebe konu kısımları için (varsa) ek fiyat farkının ve/veya artırımlı fiyat farkının Esasların ilgili hükümleri dikkate alınarak ayrı ayrı hesaplanması gerektiği yolunda ilgililerinin lehine karar alındığı; davacının uğradığı hak kaybının ise Konya İl Sağlık Müdürlüğünce başvuru dilekçesindeki davacı iradesinin farklı değerlendirilmesinden kaynaklandığı, nitekim işlemin hukuka aykırılığı yolunda davacının ileri sürdüğü çoğu iddianın muhatabının da aslında bu idare olduğu, bütün bu değerlendirmeler ışığında dava konusu edilen Kurul kararında hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Konya İl Sağlık Müdürlüğünce 21/06/2021 tarihinde gerçekleştirilen ... ihale kayıt numaralı “Çamaşır Yıkama, Kurutma, Ütüleme, Paketleme İşi Hizmet Alımı (24 Ay)” ihalesine ilişkin olarak davacı şirket ile 14/07/2021 tarihinde sözleşme imzalandığı, bu sözleşmeye ilişkin olarak Konya İl Sağlık Müdürlüğünce 26/07/2022 tarih ve 2022/DK.D-268 sayılı Kurul kararının (B) bölümünün 2. kısmına istinaden düzenleyici işlemin davalı idarece tesis edildiği tarihten önce yapılan artırımlı fiyat farkı ödemelerinin iadesinin talep edilmesi üzerine, anılan Kurul kararının hukuka aykırı olduğu iddialarıyla bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE: USUL YÖNÜNDEN: Davalı idare tarafından, dava konusu düzenleyici işlemin iptali istemine yönelik olarak idari yargının görevsiz olduğu ileri sürülerek görev itirazında bulunulması üzerine Dairemizin 22/11/2022 tarihli görevlilik kararı ile davalının görev itirazının reddine karar verilmiş, bu karara itiraz edilmemiş olup, davalının usule ilişkin diğer itirazları da geçerli görülmemiştir. ESAS YÖNÜNDEN: İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın 152. maddesinin birinci fıkrasında, "Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır. Mahkeme, Anayasaya aykırılık iddiasını ciddi görmezse bu iddia, temyiz merciince esas hükümle birlikte karara bağlanır. Anayasa Mahkemesi, işin kendisine gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını verir ve açıklar. Bu süre içinde karar verilmezse mahkeme davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırır. Ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır. Anayasa Mahkemesinin işin esasına girerek verdiği red kararının Resmî Gazetede yayımlanmasından sonra on yıl geçmedikçe aynı kanun hükmünün Anayasaya aykırılığı iddiasıyla tekrar başvuruda bulunulamaz."; 153. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Kanun, Kanun Hükmünde Kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar, gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez."; dördüncü fıkrasında, "İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun tasarı veya teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar."; beşinci fıkrasında ise, "İptal kararları geriye yürümez." kuralları yer almıştır. 4735 sayılı Kamu İhaleleri Sözleşmeleri Kanunu'nun Geçici 6. maddesinin 1. fıkrasında, "01/04/2022 tarihinden önce 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa göre ihale edilen mal ve hizmet alımları ile yapım işlerine ilişkin Türk lirası üzerinden yapılan ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla devam eden (kabulü/geçici kabulü onaylanmamış olan) sözleşmelerde; a) 01/01/2022 tarihinden sonra (bu tarih dâhil) gerçekleştirilen kısımlar için; ihale dokümanında fiyat farkı hesaplanmasına ilişkin hüküm bulunanlarda, sözleşmesine göre hesaplanan fiyat farkı tutarı oransal olarak artırılabilir, ihale dokümanında fiyat farkı hesaplanmasına ilişkin hüküm bulunmayanlar ile hüküm bulunmakla birlikte sadece girdilerin bir kısmı için fiyat farkı hesaplananlarda hesaplanmayan kısımlar için de fiyat farkı verilebilir. b) 01/01/2022 ile 31/03/2022 tarihleri arasında (bu tarihler dâhil) gerçekleştirilen kısımlar için, ihale dokümanında fiyat farkı hesaplanmasına ilişkin hüküm bulunup bulunmadığına bakılmaksızın, 01/07/2021 ile 31/3/2022 tarihleri arasında (bu tarihler dâhil) ihalesi yapılan işlerde ihale tarihinin (son teklif verme tarihi) içinde bulunduğu aya ait endeks, 01/07/2021 tarihinden önce ihale edilen işlerde ise 2021 yılı Haziran ayına ait endeks temel endeks olarak kabul edilerek ve sözleşme fiyatları kullanılarak yüklenicinin başvurusu üzerine sözleşmesine göre hesaplanan fiyat farkına ilave olarak ek fiyat farkı verilebilir." hükmüne, 5. fıkrasında ise; "Birinci fıkranın (a) ve (b) bentleri kapsamına girecek alım türleri, ürün ve girdiler ile bu bentlere ilişkin hesaplama yöntemlerini; (a) bendinde belirtilen oranları ve uygulama dönemini; başvuru ve onay süreleri ile fiyat farkı, ek fiyat farkı, süre uzatımı ve sözleşmenin feshine dair diğer hususlar dâhil yukarıdaki fıkraların uygulanmasına ilişkin esas ve usulleri tespite Cumhurbaşkanı yetkilidir." kuralına yer verilmiştir. Belirtilen yetki doğrultusunda Cumhurbaşkanınca "4735 Sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununun Geçici 6'ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Esaslar" 12/05/2022 tarihinde 2022/5546 sayılı karar ile belirlenerek 13/05/2022 tarih ve 31834 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmak suretiyle yürürlüğe girmiştir. Anılan Esaslar'ın 1. maddesinde, "Bu esasların amacı, 05/01/2002 tarihli ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun geçici 6'ncı maddesi uyarınca, artırımlı fiyat farkı ile ek fiyat farkı hesaplanması, süre uzatımı verilmesi ve sözleşmelerin feshine ilişkin usul ve esasların belirlenmesidir."; 2. maddesinin birinci fıkrasında Yasa'nın Geçici 6. maddesi ile paralel düzenlemeye yer verilerek; "1/4/2022 tarihinden önce 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa göre ihale edilen mal ve hizmet alımları ile yapım işlerine ilişkin Türk lirası üzerinden yapılan ve 4735 sayılı Kanunun geçici 6 ncı maddesinin yürürlüğe girdiği 15/4/2022 tarihi itibarıyla devam eden (kabulü/geçici kabulü onaylanmamış olan) sözleşmelerde; a) 1/1/2022 ile 31/12/2023 tarihleri arasında (bu tarihler dâhil) gerçekleştirilen kısımlar için; ihale dokümanında fiyat farkı hesaplanmasına ilişkin hüküm bulunanlarda, sözleşmesine göre hesaplanan fiyat farkı tutarı bu Esaslara göre artırılır, ihale dokümanında fiyat farkı hesaplanmasına ilişkin hüküm bulunmayanlar ile hüküm bulunmakla birlikte sadece girdilerin bir kısmı için fiyat farkı hesaplananlarda hesaplanmayan kısımlar için de bu Esaslara göre fiyat farkı hesaplanır. b) 1/1/2022 ile 31/3/2022 tarihleri arasında (bu tarihler dâhil) gerçekleştirilen kısımlar için, ihale dokümanında fiyat farkı hesaplanmasına ilişkin hüküm bulunup bulunmadığına bakılmaksızın verilecek ek fiyat farkı bu Esaslara göre hesaplanır." hükmüne yer verilmiş; "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde "Artırımlı fiyat farkı" kavramının; 2 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirlenen sözleşmeler için bu Esaslara göre hesaplanacak fiyat farkını, "Ek fiyat farkı" kavramının ise; 2 nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde belirlenen sözleşmeler için bu Esaslara göre hesaplanacak fiyat farkını ifade ettiği açıkça belirtilmiştir. Belirtilen esasların "Artırımlı fiyat farkı hesabına ilişkin uygulama esasları" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında; "Bu Esaslar kapsamında artırımlı fiyat farkı hesaplanabilmesi için yüklenicinin idareye yazılı olarak başvuruda bulunma şartı aranmaz. Ancak Esasların yürürlüğe girdiği tarihten önce düzenlenen hakedişlere ilişkin olarak artırımlı fiyat farkı hesaplanabilmesi için yüklenicinin idareye 30 gün içinde yazılı olarak başvurması gerekmektedir. Bu kapsamda Esaslarda yer verilen koşulları sağlayan sözleşmelerde artırımlı fiyat farkı verilmesi zorunludur." şeklindeki düzenlemeye yer verilirken, "Ek fiyat farkına ilişkin uygulama esasları" başlıklı 11. maddesinin 1. fıkrasında; "Ek fiyat farkının hesaplanabilmesi için yüklenicinin bu Esasların yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 30 gün içerisinde idareye yazılı olarak başvurması gerekmekte olup, başvuru üzerine Esaslarda yer verilen koşulları sağlayan sözleşmelerde ek fiyat farkı verilmesi zorunludur." şeklindeki düzenlemeye yer verilmiştir. Esasların "Tereddütlerin giderilmesi" başlıklı 15. maddesinin 1. fıkrasında, "Bu Esasların uygulanmasında ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye Kamu İhale Kurumu yetkili olup tereddüt duyulan hususlara ilişkin olarak idareler tarafından bağlı, ilgili veya ilişkili olunan bakanlık; il özel idareleri ve bunlara bağlı birlik, müessese ve işletmeler tarafından İçişleri Bakanlığı; belediyeler ve bunlara bağlı birlik, müessese ve işletmeler tarafından ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı aracılığıyla, bakanlığın varsa konu hakkındaki görüşü ile birlikte Kuruma başvuruda bulunulması gerekmektedir. Yükleniciler tarafından tereddüt duyulan hususlara ilişkin başvurular ise öncelikle sözleşmenin tarafı olan idareye yapılır, idarece yapılan değerlendirme sonucunda gerekli görülmesi halinde, başvuru yukarıdaki usule göre Kuruma gönderilir." kurallarına yer verilmiştir. Esasların 15. maddesi kapsamında Kamu İhale Kurumuna yapılan başvurular neticesinde alınan 2022/DK.D-268 sayılı Kurul kararının dava konusu (B) bölümünün 2. kısmında; "Esaslar kapsamında fiyat farkı hesaplanması için yükleniciler tarafından yazılı olarak yapılan başvurularda, talep edilen fiyat farkı türünün (artırımlı/ek fiyat farkı) açıkça anlaşılamadığı hallerde idarelerce ne şekilde işlem tesis edileceği hususuna ilişkin olarak: Esasların 2'nci maddesinde “(1) 01/04/2022 tarihinden önce 04/01/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa göre ihale edilen mal ve hizmet alımları ile yapım işlerine ilişkin Türk lirası üzerinden yapılan ve 4735 sayılı Kanunun geçici 6'ncı maddesinin yürürlüğe girdiği 15/04/2022 tarihi itibarıyla devam eden (kabulü/geçici kabulü onaylanmamış olan) sözleşmelerde; a) 01/01/2022 ile 31/12/2023 tarihleri arasında (bu tarihler dâhil) gerçekleştirilen kısımlar için; ihale dokümanında fiyat farkı hesaplanmasına ilişkin hüküm bulunanlarda, sözleşmesine göre hesaplanan fiyat farkı tutarı bu Esaslara göre artırılır, ihale dokümanında fiyat farkı hesaplanmasına ilişkin hüküm bulunmayanlar ile hüküm bulunmakla birlikte sadece girdilerin bir kısmı için fiyat farkı hesaplananlarda hesaplanmayan kısımlar için de bu Esaslara göre fiyat farkı hesaplanır. b) 01/01/2022 ile 31/3/2022 tarihleri arasında (bu tarihler dâhil) gerçekleştirilen kısımlar için, ihale dokümanında fiyat farkı hesaplanmasına ilişkin hüküm bulunup bulunmadığına bakılmaksızın verilecek ek fiyat farkı bu Esaslara göre hesaplanır…” hükümlerine, 7'nci maddesinin birinci fıkrasında “Bu Esaslar kapsamında artırımlı fiyat farkı hesaplanabilmesi için yüklenicinin idareye yazılı olarak başvuruda bulunma şartı aranmaz. Ancak Esasların yürürlüğe girdiği tarihten önce düzenlenen hakedişlere ilişkin olarak artırımlı fiyat farkı hesaplanabilmesi için yüklenicinin idareye 30 gün içinde yazılı olarak başvurması gerekmektedir. Bu kapsamda Esaslarda yer verilen koşulları sağlayan sözleşmelerde artırımlı fiyat farkı verilmesi zorunludur.” hükümlerine, 11'inci maddesinin birinci fıkrasında “Ek fiyat farkının hesaplanabilmesi için yüklenicinin bu Esasların yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 30 gün içerisinde idareye yazılı olarak başvurması gerekmekte olup, başvuru üzerine Esaslarda yer verilen koşulları sağlayan sözleşmelerde ek fiyat farkı verilmesi zorunludur.” hükümlerine yer verilmiştir. Aktarılan hükümler çerçevesinde, ek fiyat farkının 4735 sayılı Kanunun geçici 6 ncı maddesinin yürürlüğe girdiği 15/04/2022 tarihi öncesinde bulunan 01/01/2022 ile 31/03/2022 tarihleri arasındaki döneme ilişkin olduğu ve hesaplanabilmesi için yüklenicinin yazılı olarak başvurması gerektiği, artırımlı fiyat farkının ise 01/01/2022 ile 31/12/2023 tarihleri arasındaki döneme ilişkin olduğu ve hesaplanması için yüklenici tarafından yazılı olarak başvuruda bulunulması şartının yalnızca Esasların yürürlüğe girdiği 13/05/2022 tarihinden önce düzenlenmiş hakedişler bakımından öngörüldüğü, 13/05/2022 tarihi ve sonrasında düzenlenen hakedişler için bu şartın aranmadığı anlaşılmaktadır. Yukarıda yer verilen hüküm ve açıklamalar göz önüne alındığında; yüklenici tarafından yazılı olarak yapılan başvurudan artırımlı/ek fiyat farkından hangisinin/hangilerinin hesaplanması talebinde bulunulduğu açık bir şekilde anlaşılıyorsa, yüklenicinin açık şekilde anlaşılan bu iradesi doğrultusunda işlem yapılması; yüklenici tarafından yazılı olarak yapılan başvuruda talep edilen fiyat farkı türünün açıkça belirtilmediği hallerde ise, anılan Kanun maddesinin amacı göz önünde bulundurularak, Esaslardaki şartların sağlanması kaydıyla, sözleşmelerin talebe konu kısımları için (varsa) ek fiyat farkının ve/veya artırımlı fiyat farkının Esasların ilgili hükümleri dikkate alınarak ayrı ayrı hesaplanması gerektiği, Anlaşılmaktadır." düzenlemesine yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 4735 sayılı Kanun'un Geçici 6. maddesinin 1. fıkrasında, 01/04/2022 tarihinden önce 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'na göre ihale edilen mal ve hizmet alımları ile yapım işlerine ilişkin Türk lirası üzerinden yapılan ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla devam eden (kabulü/geçici kabulü onaylanmamış olan) sözleşmelere ilişkin olarak, (a) bendinde, 01/01/2022 tarihinden sonra (bu tarih dâhil) gerçekleştirilen kısımlar için, ihale dokümanında fiyat farkı hesaplanmasına ilişkin hüküm bulunanlarda, sözleşmesine göre hesaplanan fiyat farkı tutarının oransal olarak artırılabileceği, ihale dokümanında fiyat farkı hesaplanmasına ilişkin hüküm bulunmayanlar ile hüküm bulunmakla birlikte sadece girdilerin bir kısmı için fiyat farkı hesaplananlarda hesaplanmayan kısımlar için de fiyat farkı verilebileceği, (b) bendinde ise, 01/01/2022 ile 31/03/2022 tarihleri arasında (bu tarihler dâhil) gerçekleştirilen kısımlar için, ihale dokümanında fiyat farkı hesaplanmasına ilişkin hüküm bulunup bulunmadığına bakılmaksızın, 01/07/2021 ile 31/03/2022 tarihleri arasında (bu tarihler dâhil) ihalesi yapılan işlerde ihale tarihinin (son teklif verme tarihi) içinde bulunduğu aya ait endeks, 01/07/2021 tarihinden önce ihale edilen işlerde ise 2021 yılı Haziran ayına ait endeks temel endeks olarak kabul edilerek ve sözleşme fiyatları kullanılarak yüklenicinin başvurusu üzerine sözleşmesine göre hesaplanan fiyat farkına ilave olarak ek fiyat farkı verilebileceği; aynı maddenin 5. fıkrasında, birinci fıkranın (a) ve (b) bentleri kapsamına girecek alım türleri, ürün ve girdiler ile bu bentlere ilişkin hesaplama yöntemlerini, (a) bendinde belirtilen oranları ve uygulama dönemini, başvuru ve onay süreleri ile fiyat farkı, ek fiyat farkı, süre uzatımı ve sözleşmenin feshine dair diğer hususlar dâhil yukarıdaki fıkraların uygulanmasına ilişkin esas ve usulleri tespite Cumhurbaşkanı'nın yetkili olduğunun belirtildiği; anılan Kanun'un Geçici 6. maddesinin 5. fıkrasıyla verilen yetki kapsamında 5203 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile "4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun Geçici 6 ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Esaslar"ın yürürlüğe konulduğu, anılan Esaslar'ın 15. maddesinin 1. fıkrasında, "Bu Esasların uygulanmasında ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye Kamu İhale Kurumu yetkili olduğu, Esasların 15. maddesinde verilen yetki doğrultusunda 26/07/2022 tarih ve 2022/DK.D-268 sayılı Kurul kararının dava konusu (B) bölümünün 2. kısmının düzenlendiği görülmüştür. Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerince, 4735 sayılı Kanun’un “Ek fiyat farkı veya sözleşmelerin feshi” başlıklı Geçici 6. maddesinin 5. fıkrasında yer alan “…Cumhurbaşkanı…” ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilmesi için Anayasa Mahkemesine başvurulması üzerine, Anayasa Mahkemesince verilen 13/09/2023 tarih ve E:2022/81, K:2023/153 sayılı kararda; “c. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu ...Beşinci Fıkrada Yer Alan “…Cumhurbaşkanı…” (...) İbareleri 75. Anayasa'nın 7. maddesinde “Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez.” denilmektedir. Yasama yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olması ve bu yetkinin devredilememesi, kuvvetler ayrılığı ilkesinin bir gereğidir. Bu hükme yer veren Anayasa'nın 7. maddesinin gerekçesinde yasama yetkisinin parlamentoya ait olması "demokrasi rejimini benimseyen siyasi rejimlerde kaçınılmaz bir durum" olarak nitelendirilmiştir. Ayrıca gerekçede "Millet adına kanun koyma yetkisini yasama meclisi yerine getirir. Bu yetki devredilemez. Ancak, Anayasanın 99 ve 129'uncu maddeleri hükümleri saklıdır" denilmek suretiyle bu ilkenin anlamı ve istisnaları belirtilmiştir. Madde gerekçesinden de anlaşılacağı üzere yasama yetkisinin devredilemezliği, esasen kanun koyma yetkisinin TBMM dışında başka bir organca kullanılamaması anlamına gelmektedir. Anayasa'nın 7. maddesi ile yasaklanan, kanun yapma yetkisinin devredilmesidir (AYM, E:2011/42, K:2013/60, 09/05/2013; E:2021/73, K:2022/51, 21/04/2022, § 15). 76. Türevsel nitelikteki düzenleyici işlemler bakımından yürütmenin düzenleme yetkisi, sınırlı, tamamlayıcı ve bağımlı bir yetkidir. Bu nedenle temel ilkeleri belirlenmeksizin ve çerçevesi çizilmeksizin, yürütme organına düzenleme yetkisi veren bir kanun kuralı ile sınırsız, belirsiz, geniş bir alanın yürütmenin düzenlemesine bırakılması, Anayasa'nın belirtilen maddesine aykırılık oluşturur. Bununla birlikte yasama organının temel ilkeleri ve çerçeveyi kanunla belirlendikten sonra uzmanlık ve idare tekniğine ilişkin hususları yürütmeye bırakması, yasama yetkisinin devri olarak yorumlanamaz (AYM, E:2011/42, K:2013/60, 09/05/2013; E:2019/36, K:2021/15, 04/03/2021, § 57). 77. Anayasa’nın açıkça kanunla düzenlenmesini öngörmediği konularda kanunda genel ifadelerle düzenleme yapılarak ayrıntıların düzenlenmesinin yürütmenin türevsel nitelikteki düzenleyici işlemlerine bırakılması mümkündür. Anayasa’da münhasıran kanunla düzenleme yapılması öngörülmeyen konularda yasamanın asliliği ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleri haricinde geçerli olan yürütmenin türevselliği ilkeleri gereği idari işlemlerin kanuna dayanması zorunluluğu vardır. Ancak bu durumda kanunda belirlenmesi gereken çerçeve, Anayasa’nın kanunla düzenlenmesini öngördüğü durumdakinden çok daha geniş olabilecektir. (AYM, 19/02/2020, E:2018/91, K:2020/10, § 110; E:2019/36, K:2021/15, 04/03/2021, § 56). 78. 4735 sayılı Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrasında anılan Kanun’da belirtilen hâller dışında sözleşme hükümlerinde değişiklik yapılamayacağı ve ek sözleşme düzenlenemeyeceği, 8. maddesinin ikinci fıkrasında sözleşmede yer alan fiyat farkına ilişkin esas ve usullerde sözleşme imzalandıktan sonra değişiklik yapılamayacağı, söz konusu maddenin birinci fıkrasında ise sözleşme türlerine göre fiyat farkı verilebilmesine ilişkin esas ve usulleri tespite Kamu İhale Kurumunun teklifi üzerine Cumhurbaşkanı’nın yetkili olduğu hüküm altına alınmıştır. Farklı amaçlarla ihdas edilen bu hükümlerle kurulan sistem nedeniyle yüklenicilerin başlangıçta öngörülemeyen ve sözleşme süresi içinde ortaya çıkabilecek fiyat artışları nedeniyle zarara uğramaları söz konusu olabilecektir. Gerekçesinde de ifade edildiği üzere bu olumsuzluğun giderilmesi amacıyla kabul edilen geçici 6. maddeyle uluslararası ölçekte 2022 yılında ortaya çıkan gelişmelere bağlı olarak enerji fiyatları başta olmak üzere girdi fiyatlarında ortaya çıkan öngörülmeyen artışlardan yüklenicilerin korunmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. 79. Geçici 6. maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında; getirilen imkânlardan yararlanma bakımından başlangıç tarihi, fiyat farkı alma imkânı bulunanlar yönünden oranın artırılabileceği, fiyat farkı alma imkânı bulunmayanlara fiyat farkı verilebileceği, fiyat farkı hesaplamasında endekslerden yararlanılacağı, ek fiyat farkı verilebileceği, belirli tarihler arasında gerçekleştirilemeyen yapım işleri için süre uzatımı verilebileceği, belirli tarihten önce yapılan ve devam etmekte olan sözleşmelerden sözleşme bedelinin yüzde on beşine kadar olanların feshedilebileceği öngörülmüş ve fesih hususlarında düzenlemeler yapılmıştır. 80. Maddenin beşinci fıkrasıyla Cumhurbaşkanı’na önceki fıkralarda yapılan düzenlemeler çerçevesinde çeşitli yetkiler verilmiştir. Buna göre Cumhurbaşkanı birinci fıkranın (a) ve (b) bentleri kapsamına girecek alım türleri, ürün ve girdiler ile bu bentlere ilişkin hesaplama yöntemlerini; (a) bendinde belirtilen oranları ve uygulama dönemini; başvuru ve onay süreleri ile fiyat farkı, ek fiyat farkı, süre uzatımı ve sözleşmenin feshine dair diğer hususlar dâhil önceki fıkraların uygulanmasına ilişkin esas ve usulleri tespit edebilecektir. Bu düzenlemeden anlaşılacağı üzere Cumhurbaşkanı’na alım türü, ürün, girdi, hesaplama yöntemi, oran, uygulama dönemi, başvuru ve onay süresi ile fiyat farkı, ek fiyat farkı, süre uzatımı ve sözleşmenin feshine dair diğer hususlar dâhil esas ve usul belirleme yetkisi verilmektedir. 81. Bununla birlikte dava konusu kural, Cumhurbaşkanı’nın “Birinci fıkranın (a) ve (b) bentleri kapsamına girecek alım türleri, ürün ve girdiler ile bu bentlere ilişkin hesaplama yöntemlerini” neye göre tespit edeceği konusunda herhangi bir ölçüt ya da çerçeve içermemektedir. Ayrıca atıf yapılan (a) bendinde Cumhurbaşkanı’na düzenleme yapma yetkisi verilen hesaplama yönteminin dahi düzenlenmediği görülmektedir. Hakeza kuralda Cumhurbaşkanı’na “(a) bendinde belirtilen oranları” belirleme yetkisi verilmiş ise de bu konuda da herhangi bir ölçüt ya da çerçeve belirlenmemiştir. Öte yandan bu oranın ne olduğu atıf yapılan (a) bendinde dahi belirli olmadığı gibi anılan bentte herhangi bir alt ya da üst sınır da belirtilmemiştir. Bu durumda genel çerçevesi kanunla belirlenmeden Cumhurbaşkanı’na tanınan düzenleme yetkisinin yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesiyle bağdaşmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. (...) 84. Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa’nın 7. maddesine aykırıdır. İptalleri gerekir. ...” gerekçesiyle geçici 6. maddenin 5. fıkrasında yer alan “…Cumhurbaşkanı…” ibaresi ile 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin 4. fıkrası gereğince 5. fıkranın kalan kısmının iptallerine, iptal hükümlerinin kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Anılan Anayasa Mahkemesi kararı 29/11/2023 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanmış olup, karar 29/08/2024 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için öncelikle, Anayasa Mahkemesi kararıyla bir kanun hükmünün iptal edilmesinden sonra, söz konusu kanun hükmünün yürürlükte olduğu sürede tesis edilen düzenleyici işlemlerin yargısal denetiminin Anayasa Mahkemesinin iptal kararından nasıl etkileneceği, bu kapsamdaki derdest davalarda Anayasa Mahkemesinin verdiği iptal kararının geriye yürüyüp yürümeyeceği hususunun incelenmesi gerekmektedir. Anayasa'nın itiraz yolu ile Anayasa Mahkemesine başvurulması konusunu düzenleyen 152. maddesinde, bir davaya bakmakta olan mahkemenin, uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümünü Anayasa'ya aykırı görmesi veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması halinde, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakacağı, Anayasa Mahkemesinin işin gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını vereceği ve açıklayacağı, bu süre içinde karar verilmezse mahkemenin davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandıracağı, ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkemenin bu kararı dikkate almak zorunda olduğu belirtilmiştir. Anayasa'nın 153. maddesinde de, Kanun, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ya da bunların hükümlerinin Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararlarının Resmî Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkacağı, gereken hallerde Anayasa Mahkemesinin iptal hükmünün yürürlüğe gireceği ileri bir tarihi ayrıca kararlaştırabileceği, iptal kararlarının geri yürüyemeyeceği, kararların Resmî Gazete'de hemen yayımlanacağı ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı düzenlemelerine yer verilmiştir. Bu kapsamda, Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararlarının geriye yürümemesi ilkesi incelendiğinde; bu ilkeyle kanunun yürürlüğe girdiği tarih ile iptal kararının yürürlüğe girdiği tarih arasında iptal edilen kanuna dayanılarak tesis edilen işlemlerinin geçerliliğinin korunmasının amaçlandığı ve bu ilkenin en önemli gerekçesinin hukuki güvenlik ve hukuki istikrar olduğu anlaşılmakla birlikte, dava konusu edilmiş idari işlemlerin dayanağı olan kanun hükümlerinin iptal edilmesinde durumun daha farklı olduğu, Anayasa Mahkemesince bir kanunun tümünün ya da bunların belirli kısımlarının Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde, eldeki davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesinin Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülemeyeceği sonucuna varılmıştır. Öte yandan, Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan ve iptal kararlarının geriye yürümezliğine ilişkin kural, iptal edilen hükümlere göre kazanılmış olan hakların ortadan kaldırılmasına veya toplum huzurunun bozulmasına yol açacak sonuçları önlemek amacıyla kabul edilmiş olup bu kuralın mutlak anlamda anlaşılıp uygulanamayacağı; özellikle bir davaya bakmakta olan mahkeme tarafından itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine götürülen konularda uygulanmasının mümkün olmadığı, aksi halde, Anayasa'nın 152. maddesinde düzenlenmiş olan "Anayasa'ya aykırılığın diğer mahkemelerde ileri sürülmesi" (itiraz) yolunun hukuk ve uygulama yönünden sonuçsuz kalacağı yargısal içtihatlarla kabul edilmiş bulunmaktadır. Nitekim, Anayasa Mahkemesi kararının 5 (beş) ay içinde gelmemesi halinde mahkemenin davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandıracağına işaret edilen Anayasa'nın 152. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan, "Ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır." yolundaki kural da Anayasa Mahkemesinin verdiği iptal kararlarının, bu karardan önce açılmış bulunan ve bakılmakta olan davalarda uygulanması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu hukuksal durumun doğal sonucu olarak, bir kanunun uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasını isteme hakkına sahip olan kişilerin de, hak veya menfaatlerini ihlal eden kuralın iptal davası veya itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması halinde iptal hükmünün hukuki sonuçlarından yararlanmaları gerekeceği açıktır. Aksi halde, iptal edilen kanun kuralının uygulanmasının sürdürülmesi nedeniyle bu uygulamaya karşı dava yoluna başvuracakların iptal kararının hukuki sonuçlarından yararlanamayacaklarının kabulü; bir yandan dava yoluna başvuran herkes için Anayasa ile tanınmış olan itiraz hakkının bunlar için fiilen işlemez hale getirilerek ortadan kalkması ve iptal kararının uygulanamaması, öte yandan Anayasa'ya aykırılığı hükmen saptanmış olan bir yasa kuralının uygulanmasının hukuken korunması gibi bir sonuca neden olur ki, bu durumun Anayasa'nın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceğinin kabulü gerekir. Diğer taraftan, yargı kararları yalnızca hüküm fıkrasıyla değil, gerekçeleriyle bir bütün oluşturmakta olup, iptal kararlarının gerekçesiyle birlikte dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da, bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılacağı kuralı yer almaktadır. Dolayısıyla, Anayasa Mahkemesince hukuka aykırılığı saptanan yasal düzenlemeye dayanılarak tesis edilen idari işlemlerin hukuka uygunluk denetiminde bu noktaya dikkat edilmelidir. Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmasına ve doğuracağı sonuçlara ilişkin yukarıda belirtilen kurallar, Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü ilkeleri çerçevesinde değerlendirildiğinde; itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulan bir davada Anayasa Mahkemesi kararı uygulanacağı gibi emsali durumda olan davalarda da, yani daha açık bir ifade ile dayanak kanun hükmünün, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından önce yürürlükte olduğu dönemde tesis edilen idari işlemlerin yargısal denetiminde de dikkate alınması gerekecek, Anayasa Mahkemesi kararı uygulanırken Anayasa Mahkemesi kararının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dayanak yasa hükmü ortadan kaldırılmak suretiyle oluşan ileriye yönelik hukuki durumun, Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümezlik ilkesi gözetilmek suretiyle kararın gerekçesi dikkate alınarak idari işlem üzerinde etkisi belirlenecektir. Bu itibarla, Anayasa Mahkemesinin anılan kararıyla, 4735 sayılı Kanun'un geçici 6. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamına girecek alım türleri, ürün ve girdiler ile bu bentlere ilişkin hesaplama yöntemlerini, (a) bendinde belirtilen oranları ve uygulama dönemini, başvuru ve onay süreleri ile fiyat farkı, ek fiyat farkı, süre uzatımı ve sözleşmenin feshine dair diğer hususlar dahil fıkraların uygulanmasına ilişkin esas ve usulleri tespite ilişkin Cumhurbaşkanlığına yetki verilmesine ilişkin kuralın "yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesiyle bağdaşmadığı" gerekçesiyle Anayasa'nın 7. maddesine aykırı olduğu ortaya koyulduğundan, anılan iptal kararının yürürlüğe girmesi için öngörülen dokuz aylık sürenin dolmuş olmasına rağmen kanun koyucu tarafından yeni bir yasal düzenlemenin de halen yapmadığı görüldüğünden, yasal dayanağı kalmayan ve Cumhurbaşkanı kararıyla hazırlanan Esasların uygulanmasında ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermek amacıyla tesis edilen Kurul kararının dava konusu (B) bölümünün 2. kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, Dairemiz kararının Cumhurbaşkanının yetkisine ilişkin Kanun hükmünün Anayasa Mahkemesince iptal edildiği gerekçesiyle verildiği, dolayısıyla 26/07/2022 tarih ve 2022/DK.D-268 sayılı Kurul kararının dava konusu (B) bölümünün 2. kısmının içeriğine ilişkin olarak herhangi değerlendirme yapılamadığı dikkate alındığında, Dairemizce verilen düzenleyici işleme yönelik iptal kararının davacıya doğrudan arttırımlı fiyat farkı ödeneceği veya ödenmeyeceği anlamına gelmeyeceği açıktır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. 26/07/2022 tarih ve 2022/DK.D-268 sayılı Kurul kararının (B) bölümünün 2. kısmının İPTALİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, 3. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 02/10/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. ihale //begin::Page Scripts var options = {}; $(document).ready(function() { options["separateWordSearch"] = false; options["accuracy"] = "complementary"; options["diacritics"] = false; $("#content").append(stringToHTML($("#hiddencontent").text())); var arananKelime = $("#hiddenArananKelime").text(); const kelimeListesi = arananKelime.split(/\s*,\s*/).filter(k => k); // Virgüle göre ayır, boşlukları temizle // Aynı kelimenin büyük/küçük varyasyonlarını da ekle const tumKelimeler = kelimeListesi.flatMap(kelime => [ kelime, kelime.toLocaleUpperCase('tr-TR'), kelime.toLocaleLowerCase('tr-TR') ]); highlighter(tumKelimeler); // arananKelime.split(/\s*,\s*/).filter(k => k).forEach(function(each) { // if (each != undefined && each != "") { // highlighter(each); // highlighter(each.toLocaleUpperCase('tr-TR')); // highlighter(each.toLocaleLowerCase('tr-TR')); // } // }); }); var highlighter = function(arananKelime) { try { highlight(arananKelime); } catch (err) { } try { //unsuzyumusamasi(arananKelime); } catch (err) { } try { //unsuzBenzesmesi(arananKelime); } catch (err) { } try { //cogulEki(arananKelime); } catch (err) { } try { //iyelikEki(arananKelime); } catch (err) { } }; var stringToHTML = function(str) { var parser = new DOMParser(); var doc = parser.parseFromString(str, 'text/html'); return doc.body; }; var highlight = function(text) { $(".context").mark(text, options); } var unsuzyumusamasi = function(arananKelime) { var lastChar = arananKelime.substr(arananKelime.length - 1); if (lastChar === "p") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "b"); } if (lastChar === "ç") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "c"); } if (lastChar === "t") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "d"); } if (lastChar === "k") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "g"); highlight(ara + "ğ"); } } var unsuzBenzesmesi = function(arananKelime) { var sertSessiz = [ 'f', 's', 't', 'k', 'ç', 'ş', 'h', 'p' ]; var yumusakSessiz = [ 'ç', 't', 'k' ]; for (var i = 0; i < sertSessiz.length; i++) { let sertSessizPosition = arananKelime.indexOf(sertSessiz[i]); while (sertSessizPosition !== -1) { for (var j = 0; j < yumusakSessiz.length; j++) { let yumusakSessizPosition = arananKelime .indexOf(yumusakSessiz[j]); while (yumusakSessizPosition !== -1) { if (sertSessizPosition + 1 === yumusakSessizPosition) { highlight(arananKelime.substr(0, sertSessizPosition + 1)); } yumusakSessizPosition = arananKelime .indexOf(yumusakSessiz[j], yumusakSessizPosition + 1); } } sertSessizPosition = arananKelime.indexOf(sertSessiz[i], sertSessizPosition + 1); } } } var cogulEki = function(arananKelime) { var last3Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 3); if (last3Char === "lar" || last3Char === "ler") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 3); highlight(ara); } } var iyelikEki = function(arananKelime) { var iyelikEkleri = [ "ım", "im", "um", "üm", "ın", "in", "un", "ün", "ı", "i", "u", "ü", "mız", "miz", "muz", "müz", "nız", "niz", "nuz", "nüz", "ları", "leri" ]; if (arananKelime.length > 2) { var last2Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 2); if (iyelikEkleri.includes(last2Char)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 2); highlight(ara); } } if (arananKelime.length > 2) { var lastChar = arananKelime.substr(arananKelime.length - 1); if (iyelikEkleri.includes(lastChar)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara); } } if (arananKelime.length > 3) { var last3Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 3); if (iyelikEkleri.includes(last3Char)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 3); highlight(ara); } } if (arananKelime.length > 4) { var last4Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 4); if (iyelikEkleri.includes(last4Char)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 4); highlight(ara); } } } // begin:: Global Config(global config for global JS scripts) var KTAppSettings = { "breakpoints" : { "sm" : 576, "md" : 768, "lg" : 992, "xl" : 1200, "xxl" : 1200 }, "colors" : { "theme" : { "base" : { "white" : "#ffffff", "primary" : "#1BC5BD", "secondary" : "#E5EAEE", "success" : "#1BC5BD", "info" : "#6993FF", "warning" : "#FFA800", "danger" : "#F64E60", "light" : "#F3F6F9", "dark" : "#212121" }, "light" : { "white" : "#ffffff", "primary" : "#1BC5BD", "secondary" : "#ECF0F3", "success" : "#C9F7F5", "info" : "#E1E9FF", "warning" : "#FFF4DE", "danger" : "#FFE2E5", "light" : "#F3F6F9", "dark" : "#D6D6E0" }, "inverse" : { "white" : "#ffffff", "primary" : "#ffffff", "secondary" : "#212121", "success" : "#ffffff", "info" : "#ffffff", "warning" : "#ffffff", "danger" : "#ffffff", "light" : "#464E5F", "dark" : "#ffffff" } }, "gray" : { "gray-100" : "#F3F6F9", "gray-200" : "#ECF0F3", "gray-300" : "#E5EAEE", "gray-400" : "#D6D6E0", "gray-500" : "#B5B5C3", "gray-600" : "#80808F", "gray-700" : "#464E5F", "gray-800" : "#1B283F", "gray-900" : "#212121" } }, "font-family" : "Poppins" };