11. Hukuk Dairesi 2024/2394 E. , 2025/1657 K. MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/34 Esas, 2024/157 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/670 E., 2021/530 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin…
**11. Hukuk Dairesi 2024/2394 E. , 2025/1657 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/34 Esas, 2024/157 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/670 E., 2021/530 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 567.540,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 02.06.2017 tarihinde imzalanan "Şirket ve Pay Devri Ön Protokolü" uyarınca davalının dava dışı şirketlerde bulunan hisselerini ve Konya-Tursunlu'daki taşınmazı 31.07.2017 tarihine kadar borçsuz olarak müvekkiline devrini ve Tursunlu'daki proje için Akbank A.Ş'den kullanılan kredileri kapatmayı taahhüt ettiğini, davacının 16.328.00 euro satış bedeli ödemeyi kabul ederek, satın alma bedeline mahsup edilmek üzere 78.500,00 euroyu davalıya ödediğini, ancak davalının protokolde belirlenen tarihe kadar edimlerini yerine getirmediğini, müvekkilinin ödediği teminatın iadesinin davalı tarafça, "alınan paranın kaparo olduğu ve davacının sözleşmeden vazgeçtiği"nden bahisle iade edilmediğini, mezkûr protokole göre davalının şirketleri/payları devretmekten vazgeçmesi halinde, davacının ödediği avansın iade edileceğini, davalının pay ve taşınmaz devirlerini gerçekleştirmediğini, aldığı parayı haksız bir şekilde uhdesinde bulundurduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 6.0000,00 TL'nin davalının davacıya gönderdiği ihtarname tarihinden itibaren işletilecek temerrüt faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının protokol yükümlülüklerini ifa etmediğini, kredinin kapatılması için öncelikle pay devri bedelinin davacı tarafından ödenilmesi veya kredinin davacı tarafından devralınması ya da davacı adına yeni kredi açılması gerektiğini, pay devrinin gerçekleşmemesine sebebiyet verenin finansman sağlayamaması nedeniyle davacı olduğunu, davacı şirket e-maili ile de satın alma işinin gerçekleşmeyeceğinin bildirildiğini, kredi kapatma yükümlüsünün müvekkili olmadığını, protokole göre satıcının payları devirden vazgeçmesi halinde alıcının ödediği avansı iade etmeyi taahhüt ettiğini, davalının isteğiyle vazgeçmesi halinde bu hükmün uygulanacağını, yine protokolde alıcının payları almaktan vazgeçmesi halinde satıcının, alıcının ödediği avansı ödemekle yükümlü olmadığı taahhütüne yer verildiğini, yani müvekkili davalının avansı iade yükümlülüğünün olmadığını, protokole konu şirketlerin satılmış olmasının da davacının protokole uymama iradesini gösterdiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 31.07.2017'ye kadar bitirilmesi kabul ve taahhüt edilen pay devrine ilişkin satım sözleşmesinde davaya konu bedelin avans olarak nitelendirildiği, davalının dava tarihi itibarı ile devir işlemlerini yapmadığını ve banka kredisini kapatmadığını kabul ettiği, davalının sözleşmeden asıl vazgeçenin davacı olduğunu iddia ettiği, ancak buna dair sunduğu e-mailin protokolde öngörülen devir tarihinden sonra olduğu ve sözleşmeden dönme iradelerinin olmadığının davalıya bildirildiği, kredi kapatma yükümlüsünün davalı olduğu, kredinin kapatılmadığı, ayrıca protokole konu şirket paylarının 21.12.2018 tarihinde başka şirketlere devredildiği, davalının bu devirlerin birleşme devralmadan kaynaklandığını beyan ettiği, davalının protokoldeki vade tarihi itibarı ile temerrüde düştüğü, taraflar arasındaki sözleşmenin ticari satış olduğu ve zilyetliğin devri için belirli bir sürenin öngörüldüğü, bu durumda davacının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 212. maddesi uyarınca borcun ifa edilmemesinden doğan zararın gideirlmesini talep hakkı olduğu, davacının da bunu ödenmiş olan avansın iadesi şeklinde dava açarak kullandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, taraflar arasındaki protokol kapsamında davalıya ödenen paranın tahsili talebine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına ve özellikle taraflar arasındaki protokolde, pay devrinin 31 Temmuz 2017'ye kadar bitirileceği mutabakatına varılmasına rağmen, gerek davacının alım için finansman sağlayamamış olduğunun kabulü gerekse pay devrinden önce ya da pay devri ile eşzamanlı olarak davalının Akbank T.A.Ş'deki krediyi kapatmamış olmasına, dolayısıyla her iki tarafın da belirlenen sürede protokol edimlerini yerine getirmemiş bulunmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 10.03.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.