11. Hukuk Dairesi 2011/10060 E. , 2012/17388 K. MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ BİRLEŞEN DAVA :ANKARA 3.FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAH.2010/220.E Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07/03/2011 tarih ve 2010/40-2011/90 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik…
**11. Hukuk Dairesi 2011/10060 E. , 2012/17388 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ BİRLEŞEN DAVA :ANKARA 3.FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAH.2010/220.E Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07/03/2011 tarih ve 2010/40-2011/90 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi .....tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin “aşk şekil” ibareli markayı devraldığını, taraf olmadığı Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2005/580 Esas sayılı dosyasında verilen karar sonucunda markanın sicilden terkinine karar verildiğini, ancak müvekkili açısından ortada kesin bir hükmün bulunmadığını, markanın sicilden terkin edilmesi işleminin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, TPE YİDK'nun 08/13147 sayılı kararının iptal edilmesini, terkin edilen markanın tekrar sicile işlenmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, 556 sayılı KHK'nın 44. maddesine göre bir markanın hükümsüzlüğüne ilişkin kesinleşmiş kararın herkese karşı hüküm doğuracağını, devir tarihinin, hükümsüzlüğe ilişkin karar tarihinden daha sonra olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, müddeabihin karar verildikten sonra ve hüküm kesinleşmeden önce temliki söz konusu olsa da HUMK. 186/2 maddesindeki davanın müddeabihi devir alan malike yöneltilmesi imkanının ortadan kalktığı, karardan sonra yapılan temlike rağmen Yargıtay'ın onama kararının temlik alanı da bağlayacağı, ayrıca 556 sayılı KHK'nın 44. maddesine göre hükümsüzlük kararının markayı sonradan devir alan davacıyı da bağlayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 23,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacı alınmasına, 05/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.