İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/02/2026 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan ......A.Ş’nin eski ün…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/230 KARAR NO : 2026/244 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 07/06/2018 NUMARASI : 2016/594 Esas - 2018/653 Karar DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/02/2026 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan ......A.Ş’nin eski ünvanının ... A.Ş. olduğunu, ... A.Ş. ile davalı ...….A.Ş. arasında imzalanan ve diğer davalıların da kefil sıfatı ile imzaladığı Sözleşmeye istinaden kredi kullandırıldığını, kredinin geri ödenmemesi üzerine, Samsun 1.Noterliği vasıtasıyla gönderilen 16.10.2000 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarname ile kredi hesabının kat edilip borç tutarlarının geri ödenmesi borçlulara ihtar edilmişse de borcun ödenmediğini, bu süreçte ... A.Ş.’nin BDDK tarafından Kurumlarına devredilip, kredi alacağının 28.12.2001 tarihli Temlik sözleşmesi ile kurumlarına temlik edildiğini, muaccel ve halen ödenmemiş olan krediden doğan alacağın tahsilini teminen davalılar aleyhine İst. 7. İcra Md.’ nün ...E. sayılı dosyasından, davalı ... A.Ş. hakkında alacak tutarının tamamı olan 11.766.799.-TL üzerinden, diğer davalılar (kefiller) hakkında ise, kefalet tutarları ile orantılı olarak 390.800.-TL üzerinden takibe geçildiğini, borçluların takibe haksız şekilde itirazda bulunduklarını, bu yüzden, itirazların iptali ile takibin devamına ve borçluların, yasal en yüksek orandan inkar tazminatı ödemelerine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;müvekkili şirketin ... A.Ş.’ den 1998 yılında imzaladığı sözleşme ile kullandığı, temerrüde düşen 15.000 TL tutarındaki kredinin ödendiğini, müvekkil şirketin ... A.Ş. ye hiçbir borcunun kalmadığını, ödedikleri kredi bedelleri dikkate alınmadan ... A.Ş.’ ye borçluymuş gibi, kredinin TMSF alacağına dönüştürüldüğü bilgisine, şu anki davacı TMSF’ nun, müvekkillere 21.05.2004 tarihinde gönderdiği 2004/48 Esas sayılı takip dosyası vasıtasıyla ıttıla peyda ettiklerini, TMSF nun bu tahsilat girişimi sonrası, 2004/48 sayılı tahsilat işleminin iptali için idare mahkemesi nezdinde iptal davası ikame ettiklerini, İdare Mahkemesinin işlemi iptal ettiğini ve ortada TMSF’ ye ait bir fon alacağının olmadığına karar verdiğini, bahse konu kredi borcunun, bankanın TMSF ye devrinden önce ödenmesi nedeniyle müvekkil şirketin TMSF’ye herhangi bir nam adı altında da bir borcu bulunmadığını, yetki itirazında bulunduklarını, aradan 18 veya 16 yıl geçmesi nedeniyle borcun zamanaşımına uğradığını, bugüne kadar özel hukuk ilişkisi kapsamında ve 2004 sayılı İİK çerçevesinde aleyhlerine hiçbir takip yapılmadığını, huzurdaki davanın görevli Samsun Mahkemeleri nezdinde açılması gerekirken, yetkisiz mahkemede açıldığından yetki yönünden reddine, davacıya herhangi bir nam adı altında bir borçları bulunmadığından davanın tümden reddine, 16 yıl sonra gönderilen ilamsız takiplerde ödeme emrine dayalı ikame edilen davada, hak düşürücü süre ve zamanaşımı defi itirazları da dikkate alınarak, davanın zamanaşımı dolduğundan, davanın reddine, haksız takip nedeniyle %20 inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Somut uyuşmazlıkta icra takibinin 23.03.2016 tarihinde başlatıldığı, TBK'nın yürürlüğe girmesinden önce 10 yıllık sürenin geçmesi sebebiyle kefaletin TBK'nin 598/3. maddesi gereğince kendiliğinden ortadan kalktığı, 6101 sayılı kanunun 5. maddesi gereğince ek sürenin de 01/07/2013 tarihi itibariyle dolduğu, bu nedenle gerçek kişi davalılar bakımından davanın reddine karar vermek gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.DİĞER DAVALILAR YÖNÜNDEN İNCELEME; Dosya ve banka kayıtları üzerinde yerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonrasında düzenlenen rapor ve ek raporlar dosyaya sunulmuştur.Bilirkişi Rapor ve Ek Raporları: Alınan kök raporda özetle; ... A.Ş ile davalılardan ... AŞ arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, diğer davalıların sözleşmeyi kefil olarak imzaladıklarını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiğini, sözleşme limitinin 15.000,00.-TL olduğunu, bunu aşan kısım için sözleşmedeki temerrüt faiz oranlarının uygulanamayacağını, TBK 120. madde gereğince faiz hesaplaması yapılması gerektiğini, buna göre asıl borçlu ... AŞ için 64.479,74.-TL asıl alacak, 1.457.628,39.-TL temerrüt faizi talebi edilebileceğini, kefil davalılar ... A.Ş ve ... ... AŞ'den 15.000,00.-TL asılacak, 374.933,33.-TL temerrüt faizi talep edilebileceğini, gerçek kişi davalılar yönünden ise sadece sözleşme limiti olan 15.000,00.-TL'nin talep edilebileceğini bildirmiştir.İtiraz üzerine alınan ek raporda; bir kısım itirazların yerinde olduğunu, buna göre gerekli hesap düzeltmelerinin yapıldığını belirterek itirazlar gereğince seçenekli hesaplama yapılarak görüş bildirilmiştir.Ek Rapora yapılan itirazlar dikkate alınarak 28.02.2018 tarihli 2. ek rapor alınmış, bu ek raporda; bütün itirazlar değerlendirilmiş, yine itirazlar dikkate alınarak değişik ihtimallere göre hesaplamalar raporda ayrıntılı şekilde gösterilmiştir.Düzenlenen ikinci ek rapor denetlenebilir ve hüküm kurmaya elverişli bulunmuş, hükme esas alınmış, hesaplama seçenekleri mahkemece hukuki yönden resen değerlendirilmiştir.Davalılardan ... AŞ'nin asıl borçlu olduğu, kredi sözleşmesi limitinin 15.000,00.-TL olduğu, bu miktarı aşan tutarda kredi kullanılması halinde aşan kısım bakımından da (asıl borçlu davalı yönünden) sözleşme koşullarının uygulanması gerektiği kabul edilmiş, buna göre seçenekli olarak raporda gösterilen hesaplamaya göre davalı ... AŞ'nin takip tarihi itibariyle 64.479,74.-TL asıl alacak,1.613.426,38.-TL işlemiş faiz olmak üzere 1.677.906,12.-TL borçlu olduğu, kefil davalılar ... ... A.Ş ve .... A.Ş'nin sorumluluğunun (sözleşme-kefalet limitine göre)15.000,00.-TL asıl alacak ve 375.200,00.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 390.200,00.-TL'den ibaret olduğu kabul edilmiştir.Likit nitelikte alacak talebine haksız itiraz edilmiş olması nedeniyle hükmedilen tutar üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerçek kişi kefiller hakkında 6183 sayılı kanun hükümlerine göre yapılan takibin mahkemece göz önüne alınmadığını, hak düşürücü süre içerisinde yasal takip yapılmadığı tespitinin hatalı olduğunu, HMK'nın 31. Maddesinin mahkemeye davayı aydınlatma görevi yüklediğini, kararda, kefile karşı müracaat hakkının sanki sadece İİK takibi yolu ile kullanılabileceği, İİK takibi yok ise müracaatın hiç yapılmadığı ön kabulü ile hareket edildiğinin görüldüğünü, iş bu davayı salt bir Borçlar Hukuku ilişkisi ile açıklamanın mümkün olmadığını, davada, birçok kanun hükmü birlikte uygulanarak hukuka ve hakkaniyete uygunluk sağlanması gerektiğini, olayda davalı hakkındaki 6183 takibinin idare mahkemesi kararı ile ortadan kaldırılmasının tek sonucu, 6183 takip yolunun kullanılamayacağının anlaşılması olduğunu, ancak idare mahkemesince iptal edilmiş dahi olsa, yapılan takip ile 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde kefile karşı yasıl takip yapılmış olduğunu, müvekkili kurum alacaklarına ilişkin talep haklarının kullanım (zamanaşımı) süresi 4389 ve 5411 sayılı kanunlarla yirmi yıl olarak kabul edildiğini, bunun imtiyazlı alacak statüsü olduğunu, davada, Türk Medeni Kanununun 1 ila 5. Maddelerinin uygulama alanı bulması gerektiğini, davanın eksik delillerle hükme bağlandığını, tüzel kişi davalılarla ilgili vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını, reddedilen tutara isabet eden vekalet ücreti tutarının 62.641,36 TL değil sadece 725,00 TL olduğunu, açıklanan nedenlerle davanın bazı davalılar bakımından reddi yönü ile hukuka aykırı olması nedeniyle bozularak ortadan kaldırılmasına, harç ve giderler ile vekalet ücretinin davalı taraf tahmiline karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE :Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davalılar ..., ..., ... ve ... mirasçıları hakkında açılan davanın reddine, davalılar ..., ... ... A.Ş ve .... A.Ş hakkında açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur. Somut olayda dava dışı ... ile davalılardan .... arasında 24.06.1998 tarihli ve 15.000.000 eski TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, diğer davalılar ..., ..., ..., ... , ..., ... ... A.Ş ve .... A.Ş'nin de müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladıkları, kredi limitinin 28.12.1999 tarihinde 15.000 TL den 57.000 TL ye çıkarıldığı ancak 15.000 TL üzerindeki kredi kullanımları için düzenlenmiş herhangi bir sözleşmenin bulunmadığı, banka tarafından 2 dilim halinde 30.09.2000 tarihi itibariyle toplam 40.998,11 TL nakit kredi kullandırıldığı, ... A.Ş.'nin, davalı kredi borçlusunun nakit kredilerinin 30.09.2000 devre sonu faiz ve fer'ileri toplamı olan 21.676,59 TL'yi ödememesi üzerine 16.10.2000 tarihi itibariyle hesabı kat ettiği, asıl borçlu ve kefaletleri nedeniyle tüm davalılara Samsun 1. Noterliğinin 16.10.2000 tarih ve ... yeymiye numaralı ihtarname keşide ederek borcun ödenmesi için 24 saat süre verdiği anlaşılmıştır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı .... hakkında İstanbul 7. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosyasında (birleştirme öncesi İstanbul 29.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası) "15.000.000 eski TL tutarlı 1 adet genel kredi sözleşmesi, Samsun 1.Noterliği vasıtasıyla gönderilen 16.10.2000 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtamame ve ekleri, 28.12.2001 tarihli alacak temlik sözleşmesi" sebebine dayalı olarak 64.479,74 TL asıl alacak, 1.615.432,42 TL işlemiş temerrüt faizi olmak üzere toplam 1.679.912,16 TL alacağın tahsili , diğer davalı kefillerden ise 15.000 TL asıl alacak, 375.800 TL işlemiş temerrüt faizi olmak üzere 390.800 TL alacağın tahsili istemiyle 23.03.2016 tarihinde ilamsız takip başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Dosya kapsamına göre ...'ın 09.07.2001 tarihinde TMSF'ye devrine karar verildiği, dava konusu alacağın da 28.12.2001 tarihli alacağın temliki sözleşmesiyle fona temlik edildiği, sonrasında bankanın fona devrine ilişkin kararın Danıştay 10. Dairesinin 21.06.2004 tarih 2004/7935 esas 2004/5575 karar sayılı kararıyla iptal edildiği, alacağı temlik alan TMSF tarafından 6183 sayılı kanuna göre 2004 yılında takip başlatıldığı ancak bu kanuna göre düzenlenen ödeme emirlerinin borçlu ve kefillerin açtıkları davalar sonucunda verilen idari yargı kararlarıyla iptal edildiği, bu nedenle bu kez TMSF tarafından dava konusu icra takibinin başlatıldığı anlaşılmaktadır. Davacı, davalı kefiller yönünden fon alacaklarının zamanaşımının 20 yıl olduğunu, alacağın zamanaşımına uğramadığını ileri sürmüştür. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 598. maddesi, "Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Kefalet, on yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile, uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil, ancak on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir. Kefalet süresi, en erken kefaletin sona ermesinden bir yıl önce yapılmak kaydıyla, kefilin kefalet sözleşmesinin şekline uygun yazılı açıklamasıyla, azamî on yıllık yeni bir dönem için uzatılabilir." hükmünü içermektedir. 6101 sayılı TBK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 5. maddesinde ise "TBK'nın yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süreleri, eski kanun hükümlerine tabi olmaya devam eder. Ancak, bu sürelerin henüz dolmamış kısmı, TBK'da öngörülen süreden uzun ise, yürürlüğünden başlayarak TBK'da öngörülen sürenin geçmesiyle, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi dolmuş olur. TBK ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibarıyla bu süre dolmuşsa, hak sahipleri TBK'nın yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanırlar. Ancak bu ek süre, Türk Borçlar Kanununda öngörülen süreden daha uzun olamaz." hükmü yer almaktadır Kefaletteki 10 yıllık hak düşürücü süre, ilk kez 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 598. maddesiyle getirilmiş olup, davaya konu kefaletname tarihi olan 24.06.1998 tarihi itibariyle bu düzenleme yürürlükte değildir. Somut olayda TBK'nın yürürlük tarihi olan 01.07.2012 tarihi itibariyle 10 yıllık süre dolmuş olduğundan, davacının söz konusu kefaletnameye dayalı olarak 1 yıllık ek süre içinde takipte bulunma hakkı olup, 01.07.2013 tarihinden sonra bu kefalete dayalı olarak kefillere başvurulması mümkün değildir. Davacı tarafından 6183 sayılı kanuna dayalı olarak 2004 yılında düzenlenen ödeme emirleri idari yargı kararlarıyla iptal edilmiş olup, bu davaya dayanak icra takibi ise 1 yıllık ek süreden de sonra 23.03.2016 tarihinde başlatılmıştır. Buna göre davalı ..., ..., ... ve ...'nun kefaleti işbu takip tarihi öncesinde ortadan kalkmıştır. Davalıların sorumluluğunun kaynağı olan kefalete ilişkin hak düşürücü sürenin geçtiği gözetildiğinde fon alacakları için uygulanan 20 yıllık zamanaşımı süresinin sona erip ermemesinin ,davalı gerçek kişi kefillerin sorumluluğuna bir etkisi yoktur. Buna göre mahkemece hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle davalı gerçek kişi kefiller aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 2018 yılı AAÜT'nin 13.maddesinde, tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücretinin, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7/2. madde, 9/1son cümlesi, 10/3.madde ile 12/1.madde, 16/2. madde hükümleri saklı kalmak kaydıyla) tarifenin üçüncü kısmına göre belirleneceği ancak hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemeyeceği düzenlenmiştir.İlk derece mahkemesince davalı ... yönünden davanın kısmen kabulü ile takibin 64.479,74 TL asıl alacak, 1.613.426,38 TL işlemiş faiz olmak üzere 1.677.906,12 TL üzerinden devamına karar verilmiş, davacının 2.006,04 TL tutarındaki alacak talebi reddedilmiştir. Reddedilen bu tutar , karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT hükümlerinde yer alan maktu ücret olan 2.180,00 TL tutarından daha düşük olduğundan mahkemece davalı ... yararına 2.006,04 TL vekalet ücretine hükmedilmesi yerindedir. Ancak davalılar ... ... A.Ş ve .... A.Ş yönünden takip talebinde 15.000 TL asıl alacak, 375.800 TL işlemiş temerrüt faizi olmak üzere 390.800 TL talep edilmiş olmasına ve bu davalılar yönünden mahkemece takibin 15.000 TL asıl alacak ve 375.200 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 390.200 TL üzerinden devamına karar verilmiş olmasına rağmen davalılar ... ... A.Ş ve .... A.Ş yararına, reddedilen tutar olan 600,00 TL üzerinden aynı tutarda vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken mahkemece bu hususa dikkat edilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından hükmün istinaf edilmeyerek kesinleşen yönleri tekrar edilmek suretiyle Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Davalılar ..., ..., ... ve ... mirasçıları hakkında açılan DAVANIN REDDİNE, 2-Davalılar ...,... ... A.Ş ve .... A.Ş hakkında açılan davanın kısmen kabulüyle İstanbul 29.İcra Müdürlüğünün ... sayılı takibine davalılar ...,... ... A.Ş ve .... A.Ş'nin yaptıkları İTİRAZIN KISMEN İPTALİ ile takibin 64.479,74 TL asıl alacak,1.613.426,38 TL işlemiş faiz olmak üzere 1.677.906,12 TL üzerinden devamına, fazla talebin REDDİNE, (Davalılar ... ... A.Ş ve .... A.Ş'nin sorumluluğu 15.000,00 TL asıl alacak ve 375.200,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 390.200,00 TL ile sınırlı olmak üzere ) 3-Asıl alacağa takipten itibaren yıllık %160 oranında temerrüt faizi yürütülmesine, 4-335.581,22 TL icra inkar tazminatının davalılar ...,... ... A.Ş ve .... A.Ş'den müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,(davalılar ... ... A.Ş ve .... A.Ş'nin sorumluluğu 78.040,00 TL ile sınırlı olmasına) 5-Kötü niyet tazminatı talebinin reddine, 6-Davacı vekil ile temsil edildiğinden AAÜT gereğince takdir olunan 74.287,18 TL avukatlık ücretinin ...,... ... A.Ş ve .... A.Ş'den müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,(davalılar ... ... A.Ş ve .... A.Ş'nin sorumluluğu 29.362,00 TL ile sınırlı olmasına) 7-Davalı ... vekil ile temsil edildiğinden AAÜT gereğince reddedilen tutar üzerinden 2.006,04 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınıp davalı ... 'ye verilmesine, (davalılar ... ... A.Ş ve .... A.Ş''nin talep hakkının 600,00 TL ile sınırlı olmasına) 8-Gerçek kişi davalılar bakımından, dava farklı sebeple reddedildiğinden 2.180,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınıp belirtilen davalılara verilmesine, 9-Davacı tarafından yapılan 1.100,00 TL bilirkişi ücreti, 342,00 TL tebligat, posta vs. gideri olmak üzere toplam 1.442,00 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranına göre takdir edilen 1.440,27 TL’sinin ...,... ... A.Ş ve ...A.Ş'den müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,(davalılar ... ... A.Ş ve ...A.Ş'nin sorumluluğu 334,93 TL ile sınırlı olmasına) 10-Harçlar Kanunu gereğince tahsili gereken 114.617,76 TL karar harcının davalılar ...,... ... A.Ş ve ....A.Ş'den müteselsilen alınmasına, (davalılar ... ... A.Ş ve ... A.Ş'nin sorumluluğu 26.654,56 TL ile sınırlı olmasına) 11-Dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının HMK'nın 333.maddesi ve Gider Avansı Tarifesinin 5.maddesi gereği karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, 12-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; a-Davacı TMSF harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, b-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan posta ve tebligat gideri 579,35 TL yargılama masrafının davalılar ... ... A.Ş ve ...T A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine, 13-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 13/02/2026