11. Hukuk Dairesi 2013/7332 E. , 2014/14131 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen davada verilen 12.12.2012 tarih ve 2011/981-2012/1303 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 19.09.2014 günü hazır bulunan davacı vekili ile davalı vekili dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikt
**11. Hukuk Dairesi 2013/7332 E. , 2014/14131 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen davada verilen 12.12.2012 tarih ve 2011/981-2012/1303 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 19.09.2014 günü hazır bulunan davacı vekili ile davalı vekili dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette % 12,5 hisseye sahip olduğunu, davalı şirketin 17.04.2010 tarihinde yapılan ortaklar kurulu toplantısına ilişkin davetin usulüne uygun yapılmadığını, müvekkiline gönderilen tebligatın müvekkilinin şirket anasözleşmesinde kayıtlı adresi yerine başka bir adrese gönderildiğini, bu nedenle müvekkilinin toplantıya katılamadığını, söz konusu ortaklar kurulu toplantısında sermaye artırımına karar verildiğini, müvekkilinin hissesinin % 2’ye düşürüldüğünü, alınan kararın kanuna, ana sözleşmeye ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, müvekkilinin 04.05.2009 tarihinde sayılı dosyası ile davalı şirketin fesih ve tasfiyesi, olmazsa ortaklıktan çıkarılmasına izin verilmesi davası açtığını, davanın derdest olduğunu, dava konusu sermaye artırım kararının müvekkilinin daha az ayrılma payı almasına sebep olacağını, sermaye artırım kararının kötüniyetle alındığını, müvekkilinin rüçhan hakkının engellendiğini, alınan kararın yok hükmünde olduğunu ileri sürerek, 17.04.2010 tarihli ortaklar kurulu toplantısında alınan kararın batıl olduğunun tespitine ve hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacıya iadeli taahhütlü olarak gönderilen tebligatın 14.04.2010 tarihinde tebliğ edildiğini, çağrıda usul hatası olduğu düşünülse dahi bunun hükümsüzlük değil iptal sebebi olacağını, iptal sebebine karşı da süresinde açılmış bir dava bulunmadığını, sermaye artırım kararının şirket için gerekli olduğunu, yeterli çoğunlukla karar alındığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının daha önce kullandığı adrese tebligat gönderildiği, süresinde açılmış bir iptal davası bulunmadığı, tebligatın ulaşmadığı ve davacının toplantıdan haberdar olmadığı varsayılsa dahi bu durumun davacıya öğrendiği tarihten itibaren işleyecek yasal süresi içinde iptal davası açma hakkı vereceği, böyle bir halde ise sermaye artırımının davalı şirket için gerekli olduğu, alınan kararın Kanun’a, ana sözleşmeye ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı bir yönü bulunmadığı, davalı şirketin ana sözleşmesinde sermaye artırım kararı için ağırlaştırılmış bir nisap öngörülmediği, TTK hükümlerine atıf yapıldığı, kararın % 87,5 oranında hisseye sahip ortakların olumlu oyu ile alındığı, davacının % 12,5 oranındaki hissesinin kararı değiştirecek nitelikte olmadığı, davacı toplantıya katılmış ve olumsuz oy kullanmış olsaydı dahi sonucun değişmeyeceği, kararın batıl olduğu iddiası ile dava açılması üç aylık süreye tabi değil ise de somut olayda bu iddianın kanıtlanmasına yönelik bir delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 19.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.