İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/01/2026 Taraflar arasındaki Tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... Ltd. Şti. uzun yıllardan beri ... s…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/725 KARAR NO : 2026/39 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 17/01/2022 NUMARASI : 2019/246 Esas - 2022/50 Karar DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/01/2026 Taraflar arasındaki Tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... Ltd. Şti. uzun yıllardan beri ... sektöründe faaliyet göstermekte olup ‘... çiğköfte’ markası ile restonlar işletmekte ve bayilikler verdiğini, müvekkilinin Türkiye’de 500’e yakın bayisi bulunduğunu, davalı ... 26/08/2013-04/07/2018 tarihleri arasında müvekkilinin Ege ve Akdeniz temsilciliğini yaptığını, davalının müvekkilinin temsilcisi sıfatı ile Akdeniz ve Ege’deki bayilerinin denetlemekte ve kontrol etmekte olduğunu ve bu bayilerle sıkı iletişim içerisinde olduğunu, davalının Nisan 2018 tarihinde iş yavaşlatmaya, işi yapmamaya ve müvekkili şirket yetkilileri ile iletişim kurmaktan kaçınmaya başladığını, davalı ile güven ilişkisi içerisinde uzun süre çalışan şirket yetkilileri bir süre durumu tolere etmiş davalı ile görüşerek düşük performansın sebebini öğrenmek istemişlerdir. Müvekkil şirket yetkilileri ile görüşmeyi dahi kabul etmeyen davalı ... 19/06/2018 tarihinde şirket merkezine gelerek istifa ettiğini bildirdiğini ancak yazılı istifasını vermeyi reddettiğini, kötü bir olay yaşanmamış olmasına rağmen davalının bir anda istifa etmesine ve uzlaşma ile ayrılmaya yanaşmamasına anlam veremeyen yetkililerin, işe gelmeme sebebinin işçinin rakip bir firma olan ... ... markası ile tanınan diğer davalı .... şirketi ile çalışmakta olduğunu öğrendiğini ve tüm bunların üzerine davalının iş sözleşmesinin feshedildiğini, edinilen bilgiler ve yapılan araştırmalar neticesinde davalı ...’nin müvekkili şirketin araç ve imkanlarını kullanarak müvekkilinin bayilerini rakip firma olan diğer davalı .... şirketi ile çalışmaya ikna ettiğini öğrendiklerini, yani davalının müvekkili firmada şirket temsilcisi olarak çalışırken rakip firma ile anlaştığını ve müvekkili ile haksız rekabete girdiğini, Davalı ...'nin ilk adım olarak müvekkilinin müşterilerine haksız ve yalan beyanlarda bulunarak müvekkilinin ürünleri hakkında yanıltıcı bilgi yaymak ve bayileri rakip firma .... şirketi ile çalışmaya ikna etmek sureti ile haksız rekabet suçunu işlediğini, bu nedenlerle haksız rekabetten zarar gören müvekkilinin zararının şimdilik 10.000 TL olmak üzere HMK 107 kapsamında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile tazmini talepli davanın kabulü ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı ... Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, görevli mahkemenin İş Mahkemeleri olduğunu, görev yönünden davanın reddi gerektiğini, dava dilekçesinde müvekkili yönünden isnatın somutlaştırılmadığını, öncelikle davacı tarafın iddialarını somutlaştırmasını talep ettiklerini, müvekkilinin firmaya ilişkin dava dilekçesinde ki tek isnatın davacı bayilerinden bazılarının daha sonra müvekkili bayiliğine geçmiş olması olduğunu, davacı bayilerinden bazıları müvekkilinin firma ile çalışmaya başlamış ise bu o kişilerin/işletmelerin iradesi sonucu olduğunu, burda müvekkiline yöneltilecek bir kusur ya da sorumluk olmadığını, davacı bayisi olan ancak geçmiş dönemde müvekkilinin bayiliğini yapmış bir çok işletmenin de olacağının görüleceğini, ancak müvekkili firma hiç bir zaman davacı firmayı karalayacak ya da itibarını sarsacak bir davranış ya da tutum içinde olmadığını, bu nedenlerle öncelikle husumet ve görevsizlik itirazlarımızn değerlendirilerek davanın reddi ile mahkeme masrafları ile vekâlet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin TTK 55. madde kapsamında müvekkilinin haksız rekabete ilişkin fiil ve işlemlerini kanıtlaması gerekeceğini, davacı şirketin beyanlarının müvekkilinin iş akdinin sonlandırılması aşamasında kendisine keşide edilen ihtarname beyanlarıyla da çeliştiğini, dolayısıyla ispat yükünün davacı şirkette olduğunu, bu iddiaların da davacı şirket çalışanlarının tanık sıfatıyla dinlenilmesi yoluyla kanıtlanmasının mümkün olmadığını, zira davacının bayilerinin el değiştirdiğine ilişkin beyanlarını kabul etmemekle birlikte sözde el değiştiren bayilerin neden el değiştirdiğini, ne amaçla sözde ... çiğköfteye geçtiğini davacı şirket çalışanlarının tanık sıfatıyla bilmelerine imkan olmayacağını, davacının beyanlarının tamamen soyut ve kanun maddesinin kopyalanıp yapıştırılmasından ibaret olduğunu, somut olarak müvekkilinin hangi yalan beyanları ne şekilde yanıltıcı bilgiler ileri sürdüğü davacı şirket tarafından iddia edilmediğini, adeta çamur at izi kalsın mantığıyla ya da ya tutarsa hesabıyla işbu davanın ikame edildiğini, dolayısıyla haksız rekabete konu fiillerin müvekkilinin tarafından gerçekleştirilmediği zaten dava sonunda ortaya çıkacağını, davacının iddilarını kabul etmemekle birlikte, bir an kabul edildiğinde dahi müvekkilinin iş akdinin sonlandırılmasından sonra ... çiğköfte ile çalışmaya başlaması hiçbir şekilde haksız rekabet teşkil etmeyeceğini müvekkilinin davacı ... çiğköfte şirketi ile yazılı bir iş akdi bulunmadığını, işbu yazılı olmayan sözleşmede aynı sektörde belirli sürede rekabet edemeyeceğine ilişkin herhangi bir taahhüt de müvekkili tarafından verilmediğini, dolayısıyla davacının iş akdini haksız ve mesnetsiz sonlandırması sonucu müvekkilinin rakip firmada ya da aynı alanda faaliyet gösteren başka bir firmada çalışmasının zaten emsal içtihatlar gereği de haksız rekabet teşkil etmeyeceğini, bu nedenlerle davanın reddine, yargılama masrafı ve ücreti vekaletin karşı taraf üzerine tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Haksız rekabet, TTK'nın 54 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Haksız rekabetin yasaklanmasının amacı, TTK'nın 54/1. maddesinde "Bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması" olarak ifade edilmiş, 2. fıkrada ise haksız rekabet tarif edilerek "Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır" şeklinde belirtilmiştir. Haksız rekabet sayılan bazı durumlar ise TTK'nın 55. maddesinde örnek kabilinden ve sınırlı olmamak kaydıyla sayılmıştır. TTK'nın 55/1-d maddesinde "Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek; özellikle, gizlice ve izinsiz olarak ele geçirdiği veya başkaca hukuka aykırı bir şekilde öğrendiği bilgileri ve üretenin iş sırlarını değerlendirmek veya başkalarına bildirmek" eylemi haksız rekabet olarak nitelendirilmiştir. Bu bent kapsamında bir haksız rekabetten söz edebilmek için, iş sırrının dürüstlük kuralına aykırı şekilde elde edilmiş olması ve bu sırrın değerlendirilmesi veya başkalarına bildirilmesi gerekir. Bir kimsenin şirkette çalıştığı dönemde edindiği ticari sır kapsamında olan müşteri portföyünü aynı sektörde faaliyet gösteren bir başka şirketteki çalışmaları esnasında kullanması haksız rekabet teşkil edecektir.TTK'nın 56. maddesinde ise; haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimsenin, fiilin haksız olup olmadığının tespitini, haksız rekabetin önlenmesini, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, kusur varsa zararın tazminini talep edebileceği hükme bağlanmıştır. Bu hukuki açıklamalara göre somut olaya gelindiğinde;Yargılama sırasında tarafların iddiaları doğrultusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmış konuya ilişkin ana rapor ve ek rapor alınmıştır. Alınan raporlar neticesinde, davacının bildirdiği bayilerin davalı şirket ile ticari ilişkilerinin 2019 yılında başladığı, diğer davalı ...'nin istifasının 04.07.218 tarihi olduğu, ayrıca davacının bildirdiği tüm bayilerin diğer davalı ile ticari ilişkisinin bulunmadığı, sadece bir kısmı ile 2019 yılında ticari ilişkilerinin bulunduğu, davalı ...'nin ise diğer davalı .... şirketi nezdinde herhangi bir çalışmasının ve kaydının bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından ticari defterlerinin incelenmediği, kendi defterlerinin de incelenmesi gerektiğine dair ek rapora itirazlarını sunmuşsa da, davacı vekilinin sunmuş olduğu bayi listesi ile arasındaki ticari ilişkinin tespitinin haksız rekabetin varlığına dair mahkememizde bir kanaat uyandırmayacağı zira davacı defterlerinin incelenmesinin sadece haksız rekabetin tespiti halinde zarar miktarının hesabı konusunda faydasının olacağı, dosyamızda alınan raporlar neticesinde davalılar arasında varlığı iddia edilen organik bağın ispat edilemediği gibi konuya ilişkin ticari sırların davalı ... tarafından kullanıldığına dair de somut delil dosyaya sunulamadığından haksız rekabet iddiasına itibar edilmediğinden davacı defterlerinin usul ekonomisi gereği tekrar incelenmesine gerek görülmeyerek ispat edilemeyen dava hakkında davanın reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından eksik inceleme ile yetersiz ve denetime elverişli olamayan bilirkişi raporları ile hüküm kurulmuş olup istinaf incelemesi neticesinde işbu haksız red kararının kaldırılması gerektiğini, zira bilirkişi raporlarında varılan sonuçların bilimsel yöntemlerle tartışılması ve sağlam gerekçelere dayandırılması şart olup; bilirkişi görüşünü içeren rapor, hiçbir kuşkuya ve tereddüte yer vermeyecek ölçüde açık, inandırıcı, net ve kesin bir sonuç hükmü taşıması gerektiğini, bilirkişi tarafından sunulan raporda taraflarına ait kısımlar gerçeği yansıtmayıp mahkemeyi yanıltmaya yönelik beyanlar içerdiğini, bu noktadaki itirazlarının raporlarda dikkate alınmadığını, öte yandan, haksız rekabet uzmanı bilirkişi dosyaya ilişkin hiçbir inceleme yapmadan kök rapordaki beyanlarını tekrar ettiğini, bilirkişi tarafından haksız rekabete ilişkin hiçbir inceleme yapılmadığını, davalı ..., müvekkilinin bayilerine haksız ve yalan beyanlarda bulunarak müvekkilinin ürünleri hakkında yanıltıcı bilgi yaydığını, yine davalı ...'nin, müvekkili şirketin bilgilerini sızdırarak bayileri .... şirketi ile çalışmaya ikna etmek suretiyle bayilerini ve müşterilerini adeta çaldığını, davalı .... şirketinin, müvekkilinin Ege ve Akdeniz bölge müdürü olan davalı ...’yi ve Ege bayiilerini sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yönelttiğini ve sözleşmelerini sonlandırmalarına sebep olduğunu, yine davalı .... şirketi, müvekkilinin vekillerine ve bayilerine, haketmedikleri ve onları işlerinin ifasında yükümlülüklerine aykırı davranmaya yöneltebilecek yararlar sağlayarak veya önererek, kendisine ve başkalarına çıkar sağladığını, açıklanan nedenlerle Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019 / 246 Esas ve 2022 / 50 Karar sayılı, 17.01.2022 tarihli kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalılara yükletilmesine, karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Dava, haksız rekabet nedeniyle uğranıldığı iddia olunan zararın tazmini davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalıların haksız rekabet teşkil edecek eylemleri bulunup bulunmadığı noktasındadır.Davacı tarafça, davalı ...'nin rakip firma olan ... ... markası ile tanınan diğer davalı şirket ile çalıştığının öğrenildiği, davalı ...'nin davacının bayilerine haksız ve yalan beyanlarda bulunarak davacı ürünleri hakkında yanıltıcı bilgi yaymak ve şirkete ait bilgileri sızdırarak bayileri rakip firma olan davalı şirket ile çalışmaya ikna etmek sureti ile bayileri ve müşterileri çalmak; davalı şirketin ise davalı ...'yi ve Ege bayilerini sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek, sözleşmelerini sonlandırmaya sebep olmak, davacının vekillerine ve bayilerine, haketmedikleri ve onları işlerinin ifasında yükümlülüklerine aykırı davranmaya yöneltebilecek yararlar sağlayarak veya önererek, kendisine veya başkalarına çıkar sağlamaya çalışmak suretiyle haksız rekabette bulundukları iddiasıyla uğranılan zararın tazminine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 54/2. maddesinde "Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." hükmü düzenlenmiştir.TTK'nın 56. maddesinde ise; haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimsenin, fiilin haksız olup olmadığının tespitini, haksız rekabetin önlenmesini, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, kusur varsa zararın tazminini talep edebileceği hükme bağlanmıştır. Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un genel gerekçesinde, genel olarak piyasa ekonomilerinde rekabet, kar, satış miktarı ve payı gibi belirli bazı hedeflere ulaşmak amacıyla ekonomik birimler arasında ortaya çıkan bir yarış veya karşıtlık şeklindeki ilişkiler süreci olarak tanımlanmıştır. Serbest piyasa ekonomilerinin temel prensibi olan serbest ticaret hakkı ve rekabet özgürlüğü Anayasa’nın 48/1 maddesinde “Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir.” denilmek suretiyle vurgulanmıştır. Ancak ticaret serbestisi ve rekabet özgürlüğü, sınırsız rekabet hakkının bulunduğu anlamına da gelmemektedir. Bu nedenle haksız rekabeti düzenleyen kuralların amacı ve içeriği de rekabet özgürlüğünün sınırlarını göstermek ve bu sınırların aşılması durumunda başvurulabilecek hukukî yolları tespit etmektir.Haksız rekabet kuralları, rekabet hakkının dürüstlük kuralları çerçevesinde kullanılmasını sağlamak ve rekabet hakkının kötüye kullanılmasını engellemek amacı ile sevk edilmiştir. Bu kurallar genel nitelikli ve her alanda uygulanabilecek hükümler içermekle birlikte rekabet hakkının, Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesi gereğince dürüstlük kurallarına uygun şekilde kullanılmasını sağlamaya çalışmaktadır (Arkan, Sabih: Ticari İşletme Hukuku, Ankara 2018, s. 350).Haksız rekabetten bahsedebilmek için iki unsurun bir arada bulunması gerekir. Bunlar tarafların ekonomik rekabet etme hakkının bulunması ve dürüstlük kuralına aykırılıktır. Yani haksız rekabetten söz edilebilmesi için ekonomik rekabetin dürüstlük kuralına aykırı olarak bozulması veya kötüye kullanılması gerekir.Haksız rekabet hukuki bir fiil olup, bu fiiller tanık dâhil her türlü delil ile kanıtlanabilir. Bu tür durumlarda ispat yükü HMK'nın 190 ve TMK'nın 6. maddesine göre, davalı tarafın haksız rekabet yaptığını iddia eden davacıya aittir. TTK’nın 55/1. maddesinde,"a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle;1. Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek (...)" haksız rekabet hâllerinden sayılmıştır.Yanlış açıklama, içeriği gerçekle bağdaşmayan, belirli bir vakıa veya olay ya da durum hakkında içeriği objektif olarak yanlış olan açıklamalardır. Yanıltıcı beyan, mahiyeti, tarzı ve içeriği birlikte değerlendirildiğinde açıklamanın muhatabının hataya düşmesine sebep olabilecek, yanlış izlenim bırakabilecek açıklamalardır. Gereksiz yere incitici beyan ise, içeriği doğru olmakla birlikte ölçüsüz bir şekilde ve amacını aşarak kişi, faaliyetleri, iş ürünleri vb. hakkında olumsuz intiba yaratan açıklamalardır. Gerçeğe uygun olmayan açıklamalar objektif olarak doğruluğu ve yanlışlığı tespit edilebilen açıklamalardır. Olaylar/olgular hakkındaki her türlü kötüleyici nitelikteki yanlış açıklamalar haksız rekabet olarak değerlendirilecektir. Kötüleme, genel bir ifade ile bir kişi hakkında olumsuz intiba yaratılmasıdır. Ancak yaratılan olumsuz intibanın kişinin ticari hayatını da etkilemesi halinde haksız rekabet söz konusu olur. Kötülemenin haksız rekabet olarak nitelendirilebilmesi için, bir açıklamanın başkalarının şahsı, malları, iş ürünleri, fiyatları, faaliyetleri ve ticari işleri hakkında olması, bu açıklamanın yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici olması gerekmektedir.Somut olayda davalı ...'nin davacı şirketin Ege ve Akdeniz bölge sorumlusu olarak çiğ köfte bayilerinin denetim işlemi ile görevlendirdiği eski çalışanı olduğu anlaşılmakta ise de dosyada mevcut SGK kaydına göre davalı ...'nin 04.07.2018 tarihinde davacı şirketteki işinden ayrıldığı ve davalı şirkete ilişkin bir çalışma kaydının bulunmadığı , davalı şirketin çalışanlarına ilişkin SGK hizmet döküm cetvelinde de davalının isminin yer almadığı görülmüş olup, bu kayıtların aksine davalı ...'nin davalı şirkette çalıştığı ispatlanmadığı gibi davacı tarafça dosya kapsamındaki delillerle davalının, davalı şirket için davacı ile çalışan bayilerle temas kurduğu iddiası da ispatlanmamıştır. Yine dosya kapsamında davalının, davacı ürünleri hakkında yanıltıcı bilgi verdiğine ilişkin herhangi bir delil ve ispat da bulunmamaktadır.TTK'nın 55/1-d maddesinde "üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek; özellikle, gizlice ve izinsiz olarak ele geçirdiği veya başkaca hukuka aykırı bir şekilde öğrendiği bilgileri ve üretenin iş sırlarını değerlendirmek veya başkalarına bildirmek" eylemi haksız rekabet olarak nitelendirilmiştir. Bu bent kapsamında bir haksız rekabetten söz edebilmek için iş sırrının dürüstlük kuralına aykırı şekilde elde edilmiş olması ve bu sırrın değerlendirilmesi veya başkalarına bildirilmesi gerekir. Bir bilginin sır olarak kabul edilebilmesi için; öncelikle bilginin işletmeyle ilgili ve gizli olması, bu bilginin sınırlı bir çevre tarafından bilinmesi gerekmekte olup, herkes tarafından bilinen şeyler sır teşkil etmeyecektir. Somut olayda, davalı ...'nin davacı şirkette çalıştığı süre içinde davacı şirkete ait hangi ticari sırlara vakıf olduğu dosya kapsamından anlaşılmadığı gibi davalının, davacı şirkete ait bilgileri sızdırarak davacıya ait araç ve imkanlarını kullanmak suretiyle davacının bayilerini davalı şirket ile çalışmaya ikna ettiğine yönelik herhangi bir somut delil de bulunmamaktadır.TTK'nın 55/1-b-1.maddesinde müşterilerle kendisinin bizzat sözleşme yapabilmesi için, onları başkalarıyla yapmış oldukları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmek özellikle; müşterilerle kendisinin bizzat sözleşme yapabilmesi için, onları başkalarıyla yapmış oldukları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmek, üçüncü kişilerin işçilerine, vekillerine ve diğer yardımcı kişilerine, hak etmedikleri ve onları işlerinin ifasında yükümlülüklerine aykırı davranmaya yöneltebilecek yararlar sağlayarak veya önererek, kendisine veya başkalarına çıkar sağlamaya çalışmak gibi durumlar haksız rekabet olarak tanımlanmıştır.Somut olayda davacı tarafça, davalıyı ve Ege bayilerini sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek amacıyla davalı şirket tarafından müdahalelerde bulunulduğu iddia edilmiştir. Yapıldığı iddia olunan müdahalelerin TTK 54.maddesi çerçevesinde haksız rekabet teşkil edebilmesi için davalı şirket tarafından yapılmış bir yöneltme fiilinin varlığı, bu fiilin var olan temel sözleşmenin ihlaline yönelik olması ve fiilin dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil etmesi koşullarının bir arada oluşması; yöneltme eyleminin TTK 54.maddesi kapsamında dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil etmesi için ise davacı ile ticari faaliyet içerisinde olanların sistematik ve planlı bir şekilde ayartılması koşulunun oluşması gerekir. Bu durumda davacı, usulüne uygun delillerle davalı şirketin haksız rekabet oluşturduğunu ve hangi bayinin ne şekilde, hukuka aykırı şekilde ayartılarak davacı ile olan ticari ilişkisinin sona erdirildiğini ve bu ayartma nedeniyle ne miktarda zarara uğradığını kanıtlamakla yükümlü olduğu gibi iş miktarının düşmesinin veya davacı ile çalışan bayilerin azalmasının haksız rekabet oluşturan bir nedenle veya davacının ticari sırlarının kullanılarak davalı şirket ile çalışmaya başlanmasından kaynaklandığını da kanıtlaması gerekir. Davalı şirkete ait ticari defterler üzerinde yapılan inceleme sonucu tanzim edilen ek bilirkişi raporunda, davalı şirketin 2018 yılında davacı tarafından bildirilen bayiler ... ile herhangi bir ticari ilişkisinin olmadığı tespit edilmekle birlikte 2019 ve 2020 yıllarında ...'ya ilişkin kayıtlar bulunduğu tespit edilmiş ise de davalı şirketin, davacı ile çalışan bayileri sözleşmeyi sona erdirmeye veya ihlale sevk ettiğine ilişkin dosya kapsamına herhangi bir somut delil sunulmadığı gibi daha önce davacı ile çalışan bir kısım bayilerin sonradan davalı şirket ile çalışmaya başlaması da tek başına haksız rekabete yol açmaz. Bu kapsamda davacı ticari defterlerinin incelenmemiş olmasının sonuca bir etkisi de yoktur. İlk Derece Mahkemesine sunulan deliller, bilirkişiler tarafından düzenlenen kök ve ek rapor içeriğindeki tespitler gözetildiğinde, bilirkişi raporlarının hukuki değerlendirilmesi mahkemeye ait olup, dosya kapsamı itibariyle davalıların TTK. 54, 55. Maddeleri kapsamında haksız rekabet oluşturacak eylemlerinin bulunmadığı anlaşılmakla mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 20/01/2026