T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/2012 KARAR NO : 2026/358 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 29/06/2022 NUMARASI : 2014/157 Esas - 2022/535 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak (Bayilik sözleşmesinden kaynaklanan) BİRLEŞEN İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2016/736 ESAS SAYILI DOSYASI DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Bayilik Sözleşmesinden Kayn…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/2012 KARAR NO : 2026/358 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 29/06/2022 NUMARASI : 2014/157 Esas - 2022/535 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak (Bayilik sözleşmesinden kaynaklanan) BİRLEŞEN İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2016/736 ESAS SAYILI DOSYASI DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan) Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davalarının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen karara karşı, asıl davada davacı vekili ile asıl davada davalı- birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 18.06.2012 tarihine kadar davalı ... AŞ bayisi olarak faaliyet gösterdiğini, 18.06.2012 tarihinde davalı tarafça hiçbir haklı gerekçe gösterilmeksizin ve bildirimde bulunmaksızın sisteme girişinin engellendiğini, 06.07.2012 tarihli ihtarnamenin müvekkiline ulaşmadığını, bayilik sözleşmesinin feshine ilişkin hiçbir ihtarnamenin de tebliğ edilmemiş olduğunu, davalı şirketin bayilik sözleşmesi devam ederken müvekkili aleyhine, ticari hayatını sekteye uğratacak birçok yükümlülük getirildiğini, davalı şirket abone primleri, fatura tahsilatında hak edilen ödemeler, performans primlerine ilişkin ödemeleri tek taraflı olarak çıkarları doğrultusunda değiştirdiğini ve bu durumun davacının mağduriyetine yol açtığını, davalı şirket hiçbir gerekçe göstermeden, dayanaksız ve hukuka aykırı olarak birçok ceza kestiğini, davalı şirketin 2007 yılından 2010 yılına kadar gölge müşteri adı altında usulsüz bir uygulama başlattığını, davalı şirketin özel firma ile anlaşarak, bu firmanın telekomünikasyon ve bayilik sektöründe yetkin olmayan personeli müşteri gibi gösterip davacının bayi olarak faaliyet gösterdiği işyerine göndererek sözde davacı ve işyerini denetleyerek eksikleri veya aksaklıkları tespit etmiş olduğunu, müvekkili tarafından Ankara 16.Noterliği'nin 24.09.2013 tarih ... yevmiye numaralı ihtarname gönderildiğini ancak davalı şirket tarafından herhangi bir cevap verilmediğini, iddia edildiği gibi satış performansının düşük olması bahanesiyle bayilik sözleşmesinin feshedilmesinin de mümkün olmadığını, davalı şirketin vermiş olduğu cevap dilekçesinde bayilik sözleşmesinde herhangi bir değişiklik yapılmadığını iddia etmişse de cevap dilekçesinde bayilik sözleşmesinin 29.maddesine göre sözleşme eklerle davalı tarafından serbestçe değiştirilebilecek ve bayiinin onayına ihtiyaç duymadan yürürlüğe konulabilecek olduğunu tüm bu sebeplerle müvekkili ile davalı şirket arasında yapılan bayilik sözleşmesi uyarınca ... Bankası AŞ Mamak/Ankara şubesi tarafından düzenlenen teminat mektubunun müvekkiline iadesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; davacının bayiliği süresince davalı şirket nezdinde doğan tüm alacaklarının ve hak kazandığı primleri şimdilik 100,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren avans faizi ile davacıya ödenmesini, bayilik sözleşmesinin davalı tarafından tek taraflı ve hukuka aykırı olarak feshedilmesinin tespiti ile haksız fesih sebebiyle uğranılan zarar için şimdilik 100,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren avans faizi ile davacıya ödenmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 13.06.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile; bilirkişi raporunda müvekkili şirkete haksız olarak uygulanan ceza kesintilerine ilişkin sonuç olarak 277,14 TL alacak hesaplandığını belirterek, söz konusu alacağın dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Asıl davada davalı vekili savunmasında özetle; Davacı ile davalı şirket arasında 01.07.2010 tarihinde Bireysel Bayilik Sözleşmesi imzalandığını, bayilik sözleşmesinin Beşiktaş 6.Noterliği 06.07.2012 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname ile sözleşmenin 7.10, 20, 20.1 ve 20.2 maddeleri gereğince davacının Şubat 2012, Mart 2012 ve Nisan 2012 dönemlerinde satış performans hedeflerini yerine getirmediğinin ve satışlarının bu hedeflerin altında kaldığının tespit edilmesi sebebiyle 7 gün önceden bildirim yapılarak sözleşmenin feshedilmiş olduğunu, taraflar arasında akdedilen Bayilik Sözleşmesinin eklerinde, ürün ve hizmetlerinde, tarifelerde, bayi prim sisteminde, kampanya koşullarında ... tarafından serbestçe değişiklik yapılabileceğine dair sözleşmenin 4.4, 4.5, 5.11, 17.2, 17,5 ve 29.maddelerine göre tüm duyuruların paylaşılmış olduğunu, bayiler tarafından aylık hesaplamalara ait tüm detayların buradan takip edilip gerekli kontrollerin yapıldığını, davacının ödenen primlere ilişkin herhangi bir itirazının da bulunmadığını, davacının 2000 adet bayinin sözleşmesinin fesih edildiği iddiasının gerçeği yansıtmamakta olduğunu, 2012 yılı içerisinde 282 adet bayinin kendi isteği veya çeşitli sebeplerle ile bayiliğinin iptal edilmiş olduğunu, davacının dava dilekçesindeki aboneliği yapılan müşteriler için ödenen satış ve performans primlerinin abone olan müşterinin aldığı hizmete ilişkin ilk aya ilişkin faturasını ödememesi sebebiyle davacıdan geri alındığını, sonraki aylar borcunu ödemiş olsa dahi satış ve performans priminin davacıya iade edilmediği şeklindeki iddiaları ile ilgili olarak ise; söz konusu prim hesaplamasının 2011 dönemi ve 2012 döneminde ... (Sanal Sahte Abonelik) durumunu engellemek amacıyla gerçek müşteri durumunun ölçümlenmesi amacıyla yapılmakta olduğunu, gizli müşteri uygulamasının her ay düzenli olarak bayilere ve davacıya duyurulmuş olduğunu, 2010- 2011 yılları arasında yapılan gizli müşteri uygulamasına göre; ODP (Operasyonel destek primi hesaplamalarında) Gizli Müşteri Puanı % 80 inin altında kalan bayilerin Operasyonel Destek Primleri % 10 kesinti yapılarak ödenmekte olduğunu, davacının davalı şirkete satış yöneticisi vasıtasıyla ulaştığını bu yönde bir itirazı bulunmamakta olduğunu, davacının teminat mektubunun iadesi ile ilgili bayilik sözleşmesinin 18.05 ve 18.06 maddeleri gereği iade edilecek olduğunu, davacıya gönderilen 06.07.2012 tarihli fesih ihbarnamesinde de açıkça belirtildiği üzere davalı şirket hesap mutabakatı yapılıncaya kadar ...' in satış primlerini ve satış teşvik primlerini ödememe ve teminatım iade etmeme hakkını saklı tutmuş olduğunu, davalı şirket tarafından hesap mutabakatı tamamlandığında davacı ile arasındaki alacak borç tutarları hesaplanmış olup iadesi gerçekleştirilecek olduğunu, davacının teminat mektubunun süresi geçmiş olup, davacının cari hesabında 2.251,00 TL borç yer almakta olduğunu, davacının kendisine ödenmemiş prim alacağı olduğu iddialarının hakikate aykırı olduğunu, davacıya....04.2011 tarih ve ... saydı haberci ile "2011 Bayi Prim Sistemi"nin bildirildiğini ayrıca 04.04.2011 tarih ve ... sayılı haberci ile ise "...ile bayilere duyurulan 2011 Bayi Prim Sistemi ile ilgili 3P tablosunda düzeltme" yapıldığının bildirildiğini, söz konusu haberciler ile prim performans puanlamasının ve hesaplamasının nasıl yapıldığı, hesaplama kuralları, ödemenin ne şekilde yapıldığı, kesintilerin hangi kurallara göre yapıldığı gibi prim sistemi ile ilgili tüm detayların ayrıntılı olarak, rakamlarla ve örneklerle açıklanmış ve gerek davacı gerekse bayiler ile paylaşılmış olduğunu savunarak, tüm bu sebeplerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birşelen davada davacı vekili dava dilekçesi özetle; müvekkili şirket ile davalı kişi arasında ticari iş ilişkisi kurulduğunu, bu ticari ilişkinin sonucu olarak bayilik sözleşmesi yapıldığnı, cari hesaptaki borç tahsil edilemeyince Bakırköy 15. İcra Müdürlüğü ... esas nolu dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalının haksız ve kötü niyetli olarak borcu olmadığından bahisle icra takibine itiraz ettiğini, müvekkili şirketin cari hesaptaki bakiye kayıtlarında, davalının 2.466,97 TL müvekkili şirkete borçlu olduğunun sabit olduğunu, buna rağmen icra takibi öncesi ve sonrasında davalı borçlunun borcunu ödememekte ısrar ettiğini, başlatılan takibe kötüniyetli olarak itiraz ettiğini iddia ederek, davalı borçlunun Bakırköy 15. İcra Müdürlüğü’nün ... esas nolu dosyasına vaki itirazın iptali ile %20’den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davalı vekili savunmasında özetle; müvekkilinin 18/06/2012 tarihine kadar davacı şirketin ... bayisi olarak faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin 18/06/2012 tarihinde davacı tarafça hiçbir haklı gerekçe gösterilmeksizin ve bildirimde bulunmaksızın sisteme girişinin engellendiğini, müvekkiline bayilik sözleşmesinin feshedildiğine ilişkin hiçbir bildirim yapılmadığını, müvekkilinin hak kazandığı primler ve alacakların davacı şirket tarafından müvekkiline ödenmediği gibi müvekkilinin dayanaksız cezalarla davalı şirkete borçlu gibi gösterilmekte olduğunu, davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... davalı sistemi üzerinde yerinde yapılan teknik / sektörel incelemelerde, davacı bayinin çok eski olması ve entegrasyondan önceki süreç olduğu için o dönemki sistemlerin artık kullanılmaması sebebiyle bayinin aktif olduğu dönemlere ait sistem kayıtlarına ulaşılamadığı, bu itibarla prim hak kazancı hesabına konu edilen tüm işlemlere ait veriler ile uygulanan cezai kesintilere yönelik sistem kayıtları üzerinde bilirkişi heyetince bir inceleme gerçekleştirilemediği, davacı tacir olan bayiin de iddialarını ispatlar şekilde dosyaya delil sunmadığı, yerinde inceleme sonucu alınan bilirkişi raporunda davacının davalıdan 277,14 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği anlaşıldığından, asıl davada bu miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne, ispatlanamayan diğer alacaklar yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.Yargılama aşamasında asıl davada davacı vekili teminat mektubunun taraflarına iade edildiğini beyan ettiğinden, teminat mektubunun iadesi talebi yönünden konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.Davalının şirket merkezinde yapılan incelemede alınan heyet raporunda; birleşen dava yönünden davacı ... A,Ş. nin davalı ...' dan 13.10.2015 takip tarihi itibariyle alacaklı olmadığı kanaatini bildirildiğinden..." gerekçesiyle, asıl dava yönünden davanın kısmen kabulü ile 277,14 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, teminat mektubunun iadesi talebi yönünden dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine; birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, asıl davada davacı vekili ile asıl davada davalı- birleşen davada davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin bayisi olduğunu, müvekkiline hiçbir suretle bayilik sözleşmesinin verilmediğini, 18.06.2012 tarihinde davalı şirketin hiç bir gerekçe göstermeksizin müvekkilinin sisteme erişiminin engellendiğini, hakkaniyete aykırı ve keyfi bir şekilde sözleşme hükümlerini değiştirdiğini, müvekkilinin ticari hayatını sekteye uğratacak bir çok yükümlülük getirdiğini, yaklaşık 2000 bayinin sözleşmelerinin yapılan tüm itirazlara rağmen tek taraflı olarak değiştirdiğini, hak ettiği primlerde kesinti yaptığını, davalı tarafın denetlemek amacıyla gölge müşteri uygulaması ile bayilerine anlaştığı personeli gönderip haksız bir çok cezaya sebebiyet verdiğini, durum tespit için davalı şirketten kamera kayıtlarının istendiğini ancak talebin sonuçsuz kaldığını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili sisteminin 18.06.2012 tarihinde kapatıldığını, sözleşmenin ise 01.07.2012 tarihinde sonlandığını, sözleşmenin süresi bitmeden feshedildiğini, sistemin erişime kapatıldığını bu durumun tespitinin talep edilmesinin istendiğini, bilirkişi tarafından müvekkilinin hangi tarihten itibaren sisteme erişemediği ve iş yapamadığına ilişkin tespit yapılmadığını, haksız fesih nedeniyle kar mahrumiyeti taleplerinin bulunmasına rağmen bu konuda karar verilmediğini, müvekkili ile davalı arasındaki bayilik sözleşmesi uyarınca ... Bankası Ankara Mamak Şubesi tarafından düzenlenen teminat mektubunun sözleşmenin feshedilmesinden dolayı müvekkiline iadesi gerekir iken iade edilmediğini belirttiklerini, müvekkilinin bu süre içerisinde teminat mektubu için bankaya ödeme yapmaya devam ettiğini, iadeden kaçınmış olduğu için bankaya yapılan ödemelerin davalıdan tahsili gerektiğini, bankaya ödenen miktarlara dair banka dökümlerinin dosyaya sunulduğunu, haksız yere tahsil edilen miktarların bilirkişi heyeti tarafından hesaplanması gerektiğini, bu konuda açıklama yapılmadığını, dosyada defalarca bilirkişi raporu alındığını ancak hiçbir raporda karara esas teşkil edecek hesaplama yapılamadığını, davalı şirketin müvekkili adına kestiği ceza faturalarının haksız yere düzenlendiğine ilişkin bilirkişi tarafından net olarak durumun değerlendirildiğini ancak davalının müvekkilinden alacaklı olduğunun kabul edildiğini, raporun eksik ve yanlış hesaplamalarla oluştuğunu, istinaf mahkemesince aynı konuya ilişkin davacıları farklı, davalı aynı olan şirkete karşı İstanbul 5.ATM'nin 2014/611 E sayılı dosyada bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verildiğini, kararın istinaf incelemesi sonucunda kesinleştiğini, mahkeme tarafından emsal sayılacak dosyanın dikkate alınmadığını iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve asıl davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Asıl davada davalı- birleşen davada davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; taraflar arasında 01.07.2010 tarihinde bireysel bayilik sözleşmesinin imzalandığını, davacının satış performans hedeflerini yerine getirmediği gerekçesiyle 06.07.2012 tarihli ihtarname ile sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, sözleşmenin 7.10. maddesinde düzenlemenin mevcut olduğunu, sözleşmenin 20. maddesinin 2.bendinde müvekkili tarafından sözleşmenin feshinin düzenlendiğini, 23.maddesinde bildirimlerin yer aldığını, davacı tarafın müvekkiline bildirim yaptığına dair herhangi bir başvurusunun olmadığını, davacıya müvekkili şirket tarafından kesilen cezaların bayilik sözleşmesinin eki ceza sistematiğinde öngörülen davacının müvekkili şirketi zarara uğratan veya uğratma tehlikesi ile karşı karşıya bırakan ve bayilik sözleşmesi hükümlerine aykırı nitelikteki davranışları nedeniyle kesildiğini, usulsüz ve keyfi olduğu iddialarının doğru olmadığını, davacının iddia ettiği gibi 2007 yılından 2010 yılına kadar gölge müşteri adı ile usulsüz bir uygulama başlatıldığı iddiaların haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacıya 2011 bayi prim sisteminin bildirildiğini, tüm detaylarının bayilerle paylaşıldığını, haberciler kanalı ile bayilere bildirilen kriterlere aykırılığı tespit edilen işlemler için satış prim iadesi adı altında iade faturaları düzenlemek suretiyle kesintiler yapıldığını, ayrıca müvekkili ile davalı arasında ticari ilişki kurulduğunu, cari hesaptaki borcun tahsil edilmemesi nedeniyle icra takibi başlatıldığını, dosyada yer alan bilgi ve belgeler sonucunda müvekkilinin cari hesabının belirtildiğini, birleşen dava bakımından müvekkili şirketin zararının tespit olunduğundan kabul kararı verilmesi gerektiğini iddia ederek, mahkeme kararının kaldırılmasını, davacının haksız davasının tümden reddine, birleşen davanın ise kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Asıl dava, bayilik sözleşmesinin haksız feshinin tespiti ile haksız fesih nedeniyle uğranılan zararın tazmini ve teminat mektubunun iadesi istemine; birleşen dava ise bayilik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekili ile asıl davada davalı birleşen davada davacı vekilince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında, bayilik sözleşmesinin varlığı, sözleşmenin davalı tarafça feshedilmiş olduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, sözleşmenin feshinin haksız olup olmadığı, davacının sözleşmenin feshi nedeniyle kâr kaybı talebinin yerinde olup olmadığı, mahkemece buna dair hüküm tesis edilmemesinin usul ve yasaya aykırı olup olmadığı, ayrıca yargılama aşamasında iade edilen ve konusu kalmadığı gerekçesiyle karar verilmeyen teminat mektubu ile ilgili olarak davacı tarafça ödenen bedelleri davalıdan talebine dair karar verilmemiş olması ile İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/611 Esas sayılı dava dosyasında verilen kararın iş bu dava yönünden emsal kabul edilip edilemeyeceği ile birleşen davanın redi kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, taraflar arasında 01.05.2009 tarihinde bayilik sözleşmesinin imzalandığı, davacının sözleşmede bayi olarak yer aldığı, davacı bayinin Ankara ili Mamak ilçesindeki söz konusu adresteki iş yerinde bayi olarak anıldığı, sözleşmenin konu ve amacının 3.maddede düzenlendiği, sözleşmenin konusunun 2. maddede bayinin ... adına belirtilen iş ve işlemleri yapacağı olduğuna yer verildiği, ... yükümlülükleri 4.maddede düzenlendiği, bayinin yükümlülükleri ve uyması gereken prosedürlere 5.maddede yer verildiği, teminatın 25. maddede yer aldığı, sözleşme süresinin 26. maddede sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren bir yıl olduğu ancak ...'un 7 gün önceden bayinin ise bir ay önceden noter kanalı ile ihbarda bulunmak koşulu ile iş bu sözleşmeyi her zaman sona erdirebileceğine yer verildiği, 27.maddede; sözleşmeye aykırılık halleri, fesih, tazminat ve cezai şart başlığı ile bayi veya bağlantılı işletmesinin bu sözleşmeden doğan sorumluluk ve yükümlülüklerini yerine getirmediği yahut ...'un doğrudan veya dolaylı zarara uğrattığı takdirde ...'u sözleşmeyi herhangi bir ihtar keşidesine gerek olmaksızın her zaman tek taraflı olarak feshedebileceği, bayinin sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmeyip herhangi bir neden ile sözleşmenin feshine neden olur ise 50.000,00 USD'nin nakden ve peşinen ...'un ilk talebinde ödemeyi kabul ve taahhüt edeceğine yer verildiği, 31.maddede, delil şartının düzenlendiği söz konusu maddede; sözleşmeden dolayı taraflar arasında doğabilecek tüm uyuşmazlıklarda bayinin ...'un beyan, defter ve kayıt belgeleri ile ...'un diğer evrak ve belgelerini kesin delil olarak kabul edeceğinin beyan ve taahhüt ettiğine yer verildiği, sözleşmenin sona ermesinin 38.maddede düzenlendiği, ilk fıkrasında ...'un 7 gün önceden bayinin ise bir ay önceden noter kanalı ile ihbarda bulunmak koşuluyla her zaman sözleşmeyi sona erdirebileceğine yer verildiği, taraflar arasında 01.07.2010 tarihli bayilik sözleşmesine ek olarak ek protokolün düzenlendiği söz konusu ek protokolde bayilik sözleşmesinin süresinin 01.07.2010 tarihinden itibaren aynı şart ve koşullar ile en fazla bir yıllık süre için uzatılmasına karar verildiği, uzatılan sürenin 01.07.2011 tarihini geçmeyeceğinin belirtildiği, ek protokolün 4.maddesinde; bayilik sözleşmesinde olduğu şeklinde uzatılan süre içerisinde ...'un 7 gün önceden, bayinin ise bir ay önceden noter marifeti veya iadeli taahhütlü mektupla bayilik sözleşmesini her zaman sona erdirebileceğine yer verildiği, taraflar arasında 01.06.2011 tarihli düzenlenen ek protokol ile sözleşmenin süresinin imza edildiği tarihten itibaren bir yıl olduğu, aynı şekilde bildirim ile feshedileceği ve sözleşmenin süresi başlıklı 26.maddenin yeni şeklinin ek protokolde yer verilerek sözleşmenin süresinin otomatik olarak uzaması halinde sürenin hiçbir şekilde beş yıldan fazla olamayacağı hususuna yer verildiği, davalı şirket tarafından 06.07.2012 tarihinde Beşiktaş 6. Noterliğinde düzenlenen ihtarname ile 01.07.2010 başlangıç tarihli bayilik sözleşmesinin feshedildiğinin belirtildiği, fesih ihtarında, Şubat, Mart, Nisan 2012 aylarına ilişkin olarak bayilik satışlarının taraflarına iletilen satış hedeflerinin altında kaldığı, tespit edildiği belirtilerek sözleşmenin 7.10.maddesi gereğince ...'in sözleşmeyi haklı nedenle feshetme hakkının bulunduğu belirtilmek suretiyle ilgili maddelere yer verilerek sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiği, davacı tarafça 24.09.2013 tarihli Ankara 16. Noterliğinde düzenlenen ihtarname ile müvekkiline hiçbir bildirim yapılmadan 18.06.2012 tarihinde müvekkilinin sisteme girişinin engellendiği, bunun bayilik sözleşme hükümlerinin ihlali ile müvekkilinin mağduriyetine sebep olduğu belirtilerek sözleşmenin hukuka aykırı olarak uygulanamaz hale geldiği, doğan tüm alacaklarının primlerinin ihtarname tebliğinden 7 gün içerisinde hesaba yatırılmasının talep edildiği, davacı tarafça söz konusu ihtarname sonrasında 05.05.2014 tarihli dilekçe ile asıl dava konusu alacak isteminde bulunduğu ve teminat mektubunun iadesini talep ettiği, birleşen İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/736 Esas sayılı dosyasında ise; davacı ... tarafından davalı hakkında Bakırköy 15 icra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 13.10.2015 tarihinde 2.251,09 TL cari hesap ile işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.466,97 TL alacağın tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlattığı, davalının icra takibine itiraz ettiği, davacının ise İİK 67.maddesi gereğince birleştirilen dosyada itirazın iptali davasını açmış olduğu, mahkemenin 01.06.2021 tarihli kararı ile her iki dosyanın birleştirildiği anlaşılmıştır. Tarafların delillerini dosya ibraz etmesi ve ilgili delillerin celbi sonrasında dosyada birden fazla kez bilirkişi raporu alınmıştır. 19.02.2016 tarihli bilirkişi heyet raporunda; fesih için gerekli ihtarın davacıya tebliğ edildiğinin dosya içeriğinden anlaşılamadığı, fesih sebeplerine ilişkin delil bulunamadığı, feshin haklı olup olmadığının tespit edilemediği, sözleşmede taraflar arasındaki sözleşmeyi haklı bir sebep olmasa dahi süre verilerek feshetme hakkı tanındığı ancak fesihle ilgili belge bulunamadığından tespitinin yapılamadığı, davacının hak kazandığı primlerin ve alacakların kendisine ödenmediği yönündeki iddiasına ilişkin bir delil bulunamadığı, teminat mektubunun 02.07.2012 tarihine kadar geçerli olduğu, bu tarihe kadar yazılı talepte bulunulmadığı takdirde hükümsüz olacağı, bu nedenle teminat mektubunun süresinin geçmiş olması nedeniyle geçersiz olduğu belirtilmiştir. 05.07.2018 tarihli bilirkişi heyet raporunda; davalıya ait yasal defterlerin sahibi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu, davacı defterlerinin ibraz edilmediği, davacının davalıya dava tarihi itibari ile 5.847,00 TL borçlu olduğu belirtilmiştir. 21.10.2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda; davalı tarafından yerinde inceleme ve gerekse de incelemeye esas verilerin iletilmesi hususunda bildirim yapılmasına rağmen taraflarına dönüş sağlanmadığı, incelemenin dosya üzerinden yapıldığı, inceleme sonucunda sözleşmenin feshine gerekçe olarak gösterilen unsurlar ve bayiye yansıtılan cezai işlemler noktasında bilgi ve belgelere ulaşılamadığı, sözleşmenin haklı nedenle feshedilip feshedilmediği noktasında değerlendirme yapılamadığı belirtilmiştir. 12.04.2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda; 02.02.2022 tarihinde davalı şirket merkezinde yapılan bilirkişi heyet incelemesinde, muavin defter dökümüne göre belgesi sunulmayan kesintiler toplamının 2.528,23 TL olduğu, davalı ... AŞ'nin davacıdan yasal defterlere göre 2.251,09 TL alacaklı gözüktüğü, belgesi sunulmayan kesintiler toplamı 2.528,23 TL'nin cari hesap alacağından düşülmesi sonucunda davacının davalıdan 277,14 TL alacaklı olduğu, davalının davacıdan takip tarihi itibariyle alacaklı olmadığı ayrıca yerinde yapılan teknik/sektörel incelemelerde, davacı bayinin çok eski olması ve entegrasyondan önceki süreç olduğu için o dönemdeki sistemlerin artık kullanılmaması sebebiyle bayinin aktif olduğu dönemlere ait sistem kayıtlarına ulaşılamadığı, bu sebeple prim hak kazancı hesabına konu edilen tüm işlemlere ait veriler ile uygulanan ceza kesintilerine yönelik sistem kayıtları üzerinde bir inceleme gerçekleştirilemediği belirtilmiştir. Davacı vekili, bilirkişi raporuna ıslah dilekçesini dosyaya ibraz etmiştir. Birleştirilen dosyada yer alan12.03.2019 tarihli bilirkişi raporunda; davacının ticari defterlerini ibraz etmediği, talimat ile alınan bilirkişi raporunda davalının 2.sınıf tacir olduğu ve işletme defteri tuttuğu, defter üzerinde olası alacağının kaydi anlamında tespitinin yapılamayacağı belirtilmiştir. İlk derece mahkemesince 12.04.2022 tarihli bilirkişi heyet raporundaki tespitler de dikkate alınarak, asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise reddine dair hüküm tesis edilmiştir. Asıl davada teminat mektubunun iade talebi hakkında yargılama sırasında mektubun iadesi gerçekleşmiş olmasından ötürü konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm tesis edilmiştir. Taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi sürekli edimli sözleşmelerdendir. Söz konusu sözleşmenin ek protokollerle devam eden yıllar içerisinde de yenilenmiş olduğu anlaşılmaktadır. Sözleşmeye ekli protokollerle birlikte ek5 ceza sistematiği başlığı ile uyarılar ve cezalar düzenlenmiştir. Söz konusu düzenlemede para cezası, primin iptali, ödenmesinin durdurulması, bayilik sözleşmesinin feshi vb hususlara yer verilmiştir. Ceza gerektiren haller ve ceza açıklamaları ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. Her bir ceza gerektiren durum neticesinde, ilk tespit durumunda üç aylık dönemde hak edilen prim tutarlarının en yüksek aylık toplam değeri tutarında para cezası uygulanacağı, ikinci tespitte en yüksek aylık toplam değer tutarının iki katı tutarında para cezası uygulanacağı hususlarına yer verildiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasında son kez 01.07.2010 tarihinde imzalanan bayilik sözleşmesi sonrasında 01.06.2011 tarihinde imzalanan ek protokol ile sözleşmenin süresi imza tarihinden itibaren bir yıl süreli olarak belirlenmiştir. Ayrıca sözleşme süresinin düzenlendiği 26.madde tadil edilmiştir. Davalı ... tarafından 06.07.2012 tarihli ihtarname ile davacı bayi ile olan sözleşmenin feshi bildirilmiştir. Fesih gerekçesi olarak bayilik sözleşmesinin 7.10.maddesi ve ilgili maddelerine ayrı ayrı yer verilmiştir. Sözleşmenin 7.10.maddesi bayi personelinin çalışma performansının davalı tarafından belirlenecek kriterlere göre aylık olarak ölçmek ve değerlendirmekle talep edilmesi halinde değerlendirmeler ait bütün bilgileri ... ile paylaşmakla yükümlü olduğu, bayi personeli tarafından verilecek hizmet içeriği ve performans değerlendirme kriterleri üzerinde değişiklik yapma hakkının ... yönünden mevcut olduğu, ...'in belirlenen performans kriterlerine bayi tarafından uyulmaması halinde ...'in bu sözleşmeyi ilgili madde uyarınca haklı nedenle feshetme hakkının bulunduğuna yer verilmiştir. Davalı ... tarafından gönderilen ihtarnamede, söz konusu madde ile birlikte 20.maddedeki sözleşmeye aykırılık halleri fesih ve diğer hususlara yer verilmiştir. Sözlemenin 20.maddesinde; sözleşmeye aykırılık halleri, fesih, tazminat ve cezai şart düzenlenmiştir. 20/2.bentte ise; sözleşmenin devamı süresinde herhangi bir zamanda ...'in 7 gün önceden bayinin ise bir ay önceden noter kanalı ile ihbarda bulunmak koşulu ile sözleşmeyi herhangi bir sebep göstermeksizin sona erdirebileceği düzenlenmiştir. Sözleşmenin 20.2.maddesi gereğince davalı ...'in herhangi bir sebep göstermeksizin ihtarname ile sözleşmenin herhangi bir zaman dilimi içerisinde feshetme hakkı bulunduğundan davacı vekilinin sözleşmenin haksız feshine ilişkin iddiası ve kar mahrumiyeti talebinin yerinde olmadığı, sözleşmenin davalı tarafça sözleşme hükümlerine bağlı kalınarak feshedilmiş olduğu kanaatine varılmıştır. Bu nedenle davacının buna yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Diğer taraftan, davacının iadesini talep etmiş olduğu teminat mektubu yargılama sırasında iade edilerek dava konusu kalmamıştır. Davacı dava dilekçesinde, teminat mektubunun iade edilmemesi nedeniyle uğradığı iddia edilen zarara dair herhangi bir talepte bulunmamıştır. HMK'nın 26.maddesi gereğince, hakim tarafların talep sonuçları ile bağlı olup ondan fazlasına karar veremez. Yasanın emredici düzenlemesi kapsamında davacının talep konusu yapmadığı teminat mektubunun geç iadesinden kaynaklı zararına ilişkin hüküm verilmiş olması beklenemeyeceğinden aksine iddia ve istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Davacının bir diğer talebi ise alacak istemi ile prim alacağıdır. Davalı şirket merkezinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 12.04.2022 tarihli bilirkişi raporunda; ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere davalı tarafça belgesi olan kesintiler toplamı ile belgesi olmayan kesintiler toplamının birbirinden mahsubu sonucunda davacının kabul edilen miktarda alacak iddiasının ispat edilmiş olduğu belirtilmiştir. Davacının davalıdan olan diğer alacak iddialarına ilişkin ispata yarar inceleme gerçekleştirilememiştir. Bunun gerekçesi olarak ise; davacı bayinin çok eski olması ve entegrasyondan önceki süreç olmasından dolayı söz konusu dönemdeki sistemlerin artık kullanılmaması sebebiyle bayinin aktif olduğu dönemlere ait sistem kayıtlarına ulaşılamadığı, prim hak kazancına konu edilen tüm işlemlere ait veriler ile uygulanan cezai kesintilere yönelik sistem kayıtları üzerinde inceleme gerçekleştirilemediği belirtilmiştir. Bu durumda davacının söz konusu alacak kalemine dair iddiasını ispat etmiş olduğu kabul edilemeyeceğinden ve ayrıca davalının birleşen dava dosyasındaki cari hesap alacağına dair talebi de bilirkişi raporu gereğince davacı alacağından mahsup edilmesi neticesinde alacak talebinin olmadığı tespit edildiğinden, asıl davada verilen ret kararında bir isabetsizlik görülmediğinden asıl davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun tümüyle reddi gerekmiştir. Davalı ve birleşen dosyada davacı ... AŞ vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde: karar tarihi 29.06.2022'dir. HMK'nın 341/2. maddesi uyarınca, miktar ve değeri 3.000,00 TL'yi geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Bu miktar yeniden değerleme oranı ile hüküm tarihi olan 2022 yılı itibariyle 8.000,00 TL'ye baliğ olmuştur. Asıl davada kabul edilen miktar 277,14 TL, birleşen İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/736 Esas sayılı dosyasında ise dava değerinin 2.466,97 TL olduğu, davanın itirazın iptali davası olarak açıldığı, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verildiği, böylece kararın asıl dava yönünden ve birleşen dava yönünden asıl davanın davalısı birleşen davanın ise davacısı ... AŞ yönünden kesin nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. HMK' nın 346. maddesi gereğince kesin karara yönelik istinaf başvurusu ile ilgili olarak ilk derece mahkemesince karar verilebileceği gibi, bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar oluşturulmadan istinaf incelemesine gönderilen dava dosyaları hakkında aynı Yasa'nın 352/1.b maddesi gereğince istinaf mahkemesince de karar verilmesi mümkündür. Bu açıklamalar ışığında, kanun yolu başvurusuna konu edilen kararın, karar tarihi itibariyle asıl davada davalı- birleşen davada davacı şirket yönünden kesin nitelikte olması nedeniyle istinafı kabil bir karar olmadığı anlaşılmakla asıl davada davalı birleşen davada davacı vekilinin istinaf dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, asıl davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine; asıl davada davalı- birleşen davada davacı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvuru dilekçesinin HMK'nın 346 ve 352/1-b maddeleri gereğince reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; A-Asıl davada davalı- birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden: 1-İlk derece mahkemesinin asıl dava ve birleşen dava yönünden verdiği karar, dava tarihi itibariyle dava değerine göre kesin olduğundan, asıl davada davalı- birleşen davada davacı ... AŞ vekilinin asıl ve birleşen davalarda verilen hükme yönelik istinaf dilekçesinin HMK'nın 346 ve 352/1.b maddeleri gereğince reddine, 2-Asıl davada davalı- birleşen davada davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına; peşin istinaf karar harçlarının, karar kesinleştiğine ve talep hâlinde iadesine, 3-Asıl davada davalı- birleşen davada davacı tarafından sarf edilen kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, B-Asıl davada davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin harçlarının Hazineye irad kaydına; bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 26.02.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi. KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.