T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1566 Esas KARAR NO: 2026/444 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2018/462 Esas - 2023/222 Karar TARİHİ: 22/03/2023 DAVA: TAZMİNAT KARAR TARİHİ: 05/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1566 Esas KARAR NO: 2026/444 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2018/462 Esas - 2023/222 Karar TARİHİ: 22/03/2023 DAVA: TAZMİNAT KARAR TARİHİ: 05/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 19/12/... tarihinde...AŞ ile müvekkili aralarında finansal kiralama sözleşmesi imzaladıklarını ve davalıdan bu kiralamaya konu ... model sıfır, ... plakalı,... marka, ...... tipi ....... 445.000,00-Euro bedelle satın aldıklarını; makinenin 20/12/... tarihinden itibaren şantiyede saatte 180 ton malzeme kırma kapasitesiyle günde 8 saat çalıştırılarak 1440 ton malzeme üretim yapmaya başladığını, ancak makinenin 03/01/2018 ile 19/05/2018 tarihleri arasında toplam 9 kez arızalandığını, bu süreçlerde üretimin durduğunu, üretimin durduğu tarihlerde bölgedeki başka bir ocaktan kırmataş malzeme temin etmek zorunda kaldıklarını, konkasörün üretim yapabilmesi için 3 adet ....., 1 adet ... ve 1 adet de kamyon kiralandığını ancak üretimin durduğu tarihlerde bu makine ve ekipmanlar kullanılamadığı halde kira paralarının ödendiğini, üretim devam ederken konkasörün üretim yapabilmesi için konkasör operatörü, yağcı ve bekçi çalıştırıldığını, üretimin durduğu tarihlerde bu personele çalışmadıkları halde ücretlerinin ödendiğini, makinenin ayıplı olduğunu, bunun davalıya sözlü ve yazılı olarak bildirilmesine rağmen sonuç alınamadığını beyan etmiş; davaya konu konkasörün ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini, bu zamana kadar doğacak zarar nedeniyle şirketin uğrayacağı doğrudan ve dolaylı zararların tazmini için şimdilik 50.000,00-TL'nin ticari avans faiziyle ödenmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davaya konu konkasörü kusursuz ve çalışır vaziyette sattığını, konkasörün kapasitesi ve kıracağı malzeme ilgi ilgili bir taahhüdünün bulunmadığını, davacının mobil konkasörün yapılan iş için uygun olmadığını kabul ettiği, davacının iddia ve beyanları ile servis kayıtlarının birebir örtüşmedi, davacının arızalara ve harcamalara ilişkin sadece kendi yetkililerinin ve çalışanlarının imzası bulunan tutanaklara dayandığını, makinede üretimden kaynaklanan bir ayıbın olmadığını ve müvekkilinin davacıya karşı bir üretim taahhüdünün bulunmadığını, davacının ........'a yaptığı ödemelerin müvekkili şirkete yansıtılamayacağını, davacının dolaylı zararlarını talep edemeyeceğini beyan etmiş; davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 22/03/2023 tarih ve 2018/462 Esas - 2023/222 Karar sayılı kararında; ".......Tüm dosya kapsamından; her ne kadar davacı vekili tarafından makinenin ayıp olduğu iddiasına ilişkin servis formları sunulmuşsa da, bilirkişi raporunda tespit edildiği gibi servis formlarında çıkan arızaların başlıca sebebinin makinenin kullanıldığı madenin cinsi olduğu, TBK 219. Maddesi gereği satıcının iş makinesinin bazalt madeninde kullanımına uygun olduğuna ilişkin dosya kapsamında herhangi bir delil bulunmadığı gibi bunun aksine davalının internet sitesinde dava konusu makinenin "...taşı ve benzeri taşları" kırmak için daha ideal olduğunun belirtildiği, madencilik işi ile iştigal eden davacının basiretli tacir olmasının gereği dava konusu makinenin bazalt madenine uygun olup olmadığını ticari ilişki kurulmadan önce araştırmasının gerektiği, taraflar arasında herhangi bir yazılı sözleşme ya da şartname bulunmadığından davalı tarafça makinenin bazalt madeni için kullanılmasına uygun nitelikleri taşıdığına ilişkin bir bildiriminin bulunduğundan bahsedilemeyeceği, olayın oluş şekline ilişkin hasarlı parçaları gösterir video kaydı, yada mahkeme tarafından yapılmış delil tespiti ile bilirkişi raporu sunulmadığı anlaşılmakla bilirkişi raporunda da bilirkişilerin; "orunların teknik yönden meydana gelen sorunlar olduğu; kullanılan malzemenin ilgili makine aksamlarına zarar verebileceğinin dosyadaki raporda belirtildiği ve malzemeden kaynaklandığı belirtilen bu tespitin doğru olduğu, sahada makine üzerinde bilfiil gözlem yapılamadığından dolayı tespit edildiği iddia edilen sorunların kullanıcı hatasından kaynaklanabileceği gibi, imalat hatasından da olabileceği düşünülmekte ise de bu uzak bir ihtimal olduğu, makinenin terazide çalışması gerektiği hususuna makinenin operasyonunda dikkat edilmediği, makine tekniği bakımından dava konusu... .......... kırıcı makinesinde herhangi bir gizli ayıbın söz konusu olmadığı, konkasörün satıldığı beyan edildiğinden, kullanılabilir durumda olduğunun bariz olduğu, davacının makine seçiminin yanlış olduğu, makine tekniği bakımından yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde yaşanan sorunların kullanılan malzeme sebebiyle kullanıcı kaynaklı olduğu, davaya konu makinenin ayıplı olmadığı değerlendirildiğinden, maden tekniği bakımından makinenin ayıplı olup olmadığının değerlendirilebilmesi için makinenin incelenmesi gerektiği ancak makinenin yurt dışında olduğundan ayıplı olup olmadığının tespit edilemediği" şelinde tespitte bulundukları anlaşılmakla, davacı tarafın konkasör makinesinin ayıplı olduğunu ispatlayamadığı, bu sebeple istemlerinin kabul görmeyeceği anlaşılmış, davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesi ile, '' 1-Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu iş makinesinin ayıplı olduğunu, bu hususta taraflarınca sunulan delillerin dikkate alınmadığını, davalı delillerinin hangi nedenle üstün tutulduğunun belirtilmediğini, davaya konu konkasörün müvekkil şirkete teslim edildiği tarihten işbu davanın açıldığı tarihe kadar 03.01.2018, 05.02.2018, 23.02.2018, 28.03.2018, 02.04.2018, 14.04.2018, 18.04.2018, 18.05.2018 ve 19.05.2018 tarihlerinde toplam 9 kez arızalandığını ve halen de son arızasından bu yana çalışamaz ve malzeme üretemez halde olduğunu, manyetik bandı, emergency (acil) stop rölesi ve çene kapağını besleyen hidrolik hortum rekorunun da arızalı olduğunu, 18.04.2018 tarihinden beri davalı yan tarafından değiştirilmesinin beklendiğini, tutanak ve servis formlarının dosyaya sunulduğunu, yaşanan arızalar sırasında üretimin durduğunu ve davaya konu konkasörün tam randımanla çalışmadığı zamanlarda malzeme üretiminden kaynaklı tüm işlerin aksadığını, müvekkilin araç kiralamak ve malzeme satın almak suretiyle zararı en aza indirmeye çalıştığını, Yerel mahkemece ayıbın ispatlanamadığı belirtilmişse de tanık dinlenmesine karar verilmiş olduğunu, dinlenen tanıkların da ayıp iddialarını ortaya koyan beyanlarda bulunduklarını, Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesince 2021/..... Talimat dosyası kapsamında dinlenen tanık ...'ın beyanında çalıştığı şirket tarafından alınacak taş kırma makinesinin belirlenmesi sürecinde iş makinesinin kullanılacağı Urfa .....ilçesinden taş numunelerinin davalı şirkete gönderildiğini ifade ettiğini, bunun üzerine davalı şirketin müvekkil şirkete davaya konu ayıplı makineyi önerdiğini ve makinenin saatte 200 ton malzeme kıracağını beyan ettiğini, davalı şirket yetkilileri ve Finlandiya'dan gelen mühendislerin yerinde gerçekleştirdikleri incelemeler neticesinde müvekkil şirkete iletildiğini ve bu sebeple müvekkil şirketçe itibar edildiğini, dinlenen tanığın makinenin taahhüt edilen performansının aksine saatte sadece 15-20 ton malzeme kırabildiğini ve sık sık arızalandığını belirttiğini, defalarca meydana gelen arızalardan birinde 2-3 aya kadar çalışmaması sebebiyle şantiyede işlerin durmasından ve bu sebeple dışarıdan malzeme temin etmeye mecbur kalınmasından söz ederek işin ilerlemesi ve tamamlanması bakımından oluşturduğu sorunların altını çizdiğini, Müvekkil firma yetkilileri ve davalı firma nezdinde... markasının ürün yöneticisi olarak görev yapan ve mahkeme huzurunda tanık olarak dinlenen ... arasında gerçekleştirilen yazışmalarda makinenin ayıplı olduğunun ikrar edilerek zararın taraflarınca giderileceğinin vurgulandığını, anılan yazışmalarda da makinenin kullanım alanı dışındaki bir taş - malzeme kırımında kullanıldığından ve / veya kullanıcı hatasından kaynaklanan nedenlerden söz edilmediğini, aksine bu durumun ilk kez yaşandığı, arızaların tekrarı nedeniyle mahcubiyet duyulduğu, müvekkilin uğradığı zararın kendilerince giderileceğinin belirtildiğini, ancak adı geçen kişinin tanık olarak da dinlendiğini, yazışmaların tam aksine maddi gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu, tüm bu delillere rağmen taraflarınca itirazda bulunulan bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, delilleri değerlendirilmeksizin hüküm tesis edildiğini, Müvekkil şirketin madencilik alanında iştigal etmediğini, gerekçeli kararda yer verilen bu gerekçenin dahi eksik inceleme sonucu verildiğini ortaya koyduğunu, işbu kararın kaldırılması gerektiğini, davalının iş makinesinin kullanılacağı yeri bizzat görerek davaya konu makinenin uygunluğu konusunda taahhütte bulunduğunu ve satış gerçekleştirdiğini, basiretli tacir sıfatına uygun davranmayanın davacı değil, bizzat davalı olduğunu, Müvekkil şirketin inşaat sektöründe faaliyet göstermekte olduğunu, davaya konu iş makinesinin satın alınma gerekçesinin de detaylı olarak izah edildiğini, buna rağmen mahkemece müvekkilin madencilik sektöründe çalışan bir firma olduğu kanaatine varılarak, hatalı kanaat üzerinden müvekkile kusur izafe edildiğini, davaya konu makinenin ...... tarafından ihale edilerek müvekkil uhdesinde bırakılan "....... İli .... ve ...... İlçelerinde Köyevi ve Ahır İnşaatı İle Altyapı ve Çevre Düzenlemesi İşi" kapsamında .... ili, .... ilçesi, ... Köyü ... Köy evleri Şantiyesinde kullanılacak malzemenin kırımı adına alındığını, müvekkilin madencilik sektöründe iştigal etmediğinin ticari unvanı ile dahi sabit olduğunu, aksi yöndeki değerlendirmenin hatalı olduğunu, haliyle yerel mahkemece müvekkile yüklenen kusurun da konusuz kaldığını, Arazi davalı tarafından incelenerek makinenin anılan alanda kullanıma uygun olduğunun ısrarla vurgulandığını, satış öncesi görüşmelerin tamamında davalı firma yetkilileri ve satış temsilcileri tarafından makinenin üretim kapasitesinin beyan edildiğini, konkasörün öncelikle Siverek İçme suyu işi kapsamında kullanılacağının müvekkilce ifade edilmesi üzerine ise davalı firma satış temsilcilerinin bölgeyi yerinde inceleyerek dava konusu konkasör bıçaklarının özel olarak tasarlandığını ve kırım için en verimli bıçağa sahip makinenin davaya konu makine olduğunu ifade ederek satış konusunda müvekkili ikna ettiğini, müvekkil tarafından üstlenilen projenin başlangıcından önce iş sahasını inceleyen davalı firma yetkililerinin saha ve zemin etüd raporlarından haberdar olduklarını, işbu raporlara göre ise müvekkilin çalışacağı alanda kireç taşı bulunmadığını, makinenin arızalanması akabinde de bizzat davalı yanca yerinde yapılan çalışmalar sırasında düzenlenen servis formlarında aynı malzemenin kullanıldığının tespit edildiğini, sunulan fotoğraflardan dahi kırılan malzemenin kireç taşı olmadığının görüldüğünü, dolayısıyla davalının kırılacak malzeme konusunda her aşamada haberdar olduğunu, Müvekkile davaya konu makinenin yalnızca kireç taşı ve benzeri taşları kırmak için üretildiği, aksi bir durumda ise makinenin bozulacağı, hizmet veremeyeceği ve kullanılamaz hale geleceği bilgisinin verilmediğini, satış öncesi ve satış sonrası böyle bir bilgiden haberi olmayan, sektörün lider firmalarından birinden ürün satın alarak firmanın yönlendirmesiyle bu ürünü kullanan müvekkilden, harici bir şekilde makineyle alakalı bilgilere ulaşmasının beklenemeyeceğini, gerek dava dışı... firması ve gerekse davalı tarafından makinenin tek bir taşın kırılması için uygun olduğu, başkaca hiçbir malzeme - taşın kırımının bu makine ile yapılamayacağı yolunda bir sözlü ya da yazılı uyarı, ihtar vs. keşide edilmediğini, müvekkile makinenin teslimi sırasında sunulan kullanıma ilişkin dökümanlarda da bu hususta hiçbir bilgi ve uyarıya yer verilmediğini, satış sonrasında yaşanan arızalar akabinde de davalı tarafından düzenlenen servis formlarının hiçbirinde makinenin yanlış malzeme - taş kırımından dolayı arızalandığının belirtilmediğini, bu hususta müvekkile hiçbir sözlü ve / veya yazılı ihtarda bulunulmadığını, arızaların sürekli olarak tekrarı neticesinde davalı tarafından Finlandiya'dan mühendisler görevlendirilerek yerinde inceleme gerçekleştirildiğini, konuya ilişkin çözüm üretilemediği gibi makinenin yanlış malzeme - taş kırımından dolayı arızalandığına yönelik hiçbir tespit ve değerlendirmede bulunulmadığını, tüm bu açıklamalar kapsamında davalının yanlış malzeme kullanıldığı yönündeki savunmasının yerel mahkemece gerekçe olarak gösterilmesi ve müvekkilin basiretli tacir olarak makinenin bazalt madenine uygun olup olmadığını araştırmadığı yönündeki değerlendirmenin maddi olgulara aykırı olduğunu, Hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı tespit ve değerlendirmeler içerdiğini, davacı müvekkilin davaya konu iş makinesini satın aldığı tarihten bu yana hiçbir şekilde tam kapasiteli olarak kullanamadığını, ... model yeni ve kullanılmamış olarak alınan ve 20.12.... tarihinden beri kullanılmakta olan ... plakalı, ... markalı,...... tipi davaya konu konkasörün 9 kez arızalandığını ve üretim yapılamadığını, davaya konu konkasör arızaları tam olarak giderilememiş olmasına rağmen yetkili servisin “emergency stop” işlevi devre dışı bırakılmak suretiyle üretime devam edilmesini salık vermesi üzerine üretime devam edilmeye çalışıldığını, Bilirkişi raporunun kesin ve net ifadeler içermediğini, son derece yüzeysel değerlendirmeler barındırdığını, ilgili makinenin terazide değilken çalışmamakta olduğunu, konkasörün terazide çalışması hususuna dikkat edilmediğinden bahsetmek teknik anlamda da mümkün değilken bu denli hatalı teknik görüş içeren raporun hükme gerekçe gösterildiğini, değerlendirmelerin teknik anlamda hatalı olduğunun taraflarınca ortaya konulduğunu, konkasörün operatörünün satıcı firma yetkilileri tarafından önerildiğini, davacı bünyesinde işe başladığını ve konkasörün başkaca herhangi bir operatör tarafından kullanılmadığını, bunun yanı sıra dava dilekçesinde ek olarak sunulan müvekkil firma yetkilileri ve davalı firma nezdinde... markasının ürün yöneticisi olarak görev yapan ...arasında gerçekleştirilen yazışmalarda makinenin ayıplı olduğu ikrar edilerek zararın taraflarınca giderileceğinin vurgulandığını, işbu yazışmalarda da makinenin kullanım alanı dışındaki bir taş - malzeme kırımında kullanıldığı ve / veya kullanıcı hatasından kaynaklanan nedenlerden söz edilmediğini, aksine bu durumun ilk kez yaşandığının, arızaların tekrarı nedeniyle mahcubiyet duyulduğunun, müvekkilin uğradığı zararın kendilerince giderileceğinin belirtildiğini, söz konusu yazışmalardan ve müvekkil şirket tarafından gösterilen özenden, herhangi bir kullanıcı hatası olmadığının anlaşıldığını, Bilirkişi tarafından asılsız ve gerçeği yansıtmayan tespitlerde de bulunulduğunu, kullanılmaya başladığı tarihten itibaren sürekli arızalanan ve müvekkilin işlerini büyük ölçüde engelleyen davaya konu konkasörün arıza yapma sıklığının ürünün baştan itibaren kusurlu olduğunu açıkça gösterdiğini, konkasördeki ayıp nedeniyle müvekkil şirketin kullanım amacı bakımından ondan beklediği faydanın önemli ölçüde azaldığını, hatta neredeyse ortadan kalktığını, bu hususun davalıya sözlü ve yazılı olarak defalarca iletildiğini, Yeni satın alınmış, profesyonel bir şekilde uzmanlarca kullanılan ve operatörü dahi satıcı firma yetkilileri tarafından önerilmiş olan söz konusu ürün kullanılırken özensiz davranılması ve "kullanıcı hatası" sebebiyle ürünün arızalanmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkil şirketin işleri için bu derece önemli bir aleti, satış temsilcisine ve satıcı firma yetkililerine danışmadan kullanacağını düşünmenin de mantık dışı olduğunu, tüm sürecin karşılıklı haberleşme ile satıcı firmaya danışılarak yürütüldüğünün ise... Ürün Yöneticisi ...ile yapılmış olan Whatsapp görüşmelerince sabit olduğunu, bütün bu hususlar göz önünde bulundurulduğunda piyasada iş makinesi konusunda tekel sayılabilecek bir firmadan gerek satış öncesi, gerekse satış sonrası önerilere bağlı kalarak konkasör satın alan müvekkil şirketin yanlış makine seçiminden dolayı sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, bilirkişi raporunda yapılan tespitin doğru olduğu ve konkasörün söz konusu kayaçlar için uygun olmadığı varsayılsa dahi satıcı tarafından yeterli bilginin müvekkile sağlanmadığını ve ürünü satabilmek adına gerçek dışı bilgiler verildiğini, Taraflarınca sunulan tüm bilgi ve belgelerin iddialarını tevsik eder mahiyette olduğunu, hayatın olağan akışına aykırı iddiaları kapsamında ispat yükünün davacıya ait olduğunu, tüm bu hususlar göz önünde bulundurulduğunda piyasada iş makinesi konusunda tekel sayılabilecek bir firmadan gerek satış öncesi, gerekse satış sonrası önerilere bağlı kalarak konkasör satın alan ve inşaat alanında iştigal eden müvekkil şirketin, davalı tarafından yanlış makine satılması sonucu doğan zarardan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan tespitin doğru olduğu ve konkasörün söz konusu kayaçlar için uygun olmadığı varsayılsa dahi, satıcı tarafından yeterli bilginin müvekkile sağlanmadığı ve ürünü satabilmek adına gerçek dışı bilgiler verildiğinin dikkate alınması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, satış sözleşmesine konu konkasörün gizli ayıplı olduğu iddiasıyla ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesi, ayıpsız benzeri ile değiştirilmesine kadar doğacak zarar nedeniyle uğradığı ve uğrayacağı doğrudan ve dolaylı zararlarının tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı ile dava dışı...A.Ş. Arasında ....... tarihinde imzalanan finansal kiralama sözleşmesine istinaden sözleşmeye konu ... model, ... plakalı, ... marka, ..... model sıfır ....., 445.000,00-Euro bedelli 19.12.... tarihli fatura ile finansal kiralama yoluyla davalı tarafından satılmıştır. Dosyaya sunulan iş makinası tescil belgesine göre, ... model, ... tescil plaka numaralı ... tipi, ... marka konkasörün sahibinin...AŞ olarak tescil edildiği, .......... . A.Ş. Tarafından verilen 25/04/2018 tarihli muvafakatname uyarınca, .......... AŞ.'ye yasal yükümlülüklere aykırı hareket etmemek ve aralarında imzalanan finansal kiralama sözleşmesine herhangi bir halel gelmemek kaydıyla kiracının sözleşmeye konu malların kusurlu, arızalı ve ayıplı olması nedeniyle ilgililer hakkında yasal yollara başvurmasına ve dava açmasına muvafakat etmiştir. Davalı tarafından söz konusu makine, davacının “..... ili . İlçesi...... Yapımı” işinde kullanılmak üzere ilgili şantiye sahasına 24.12.... tarihinde indirilmiş, makinanın teslimatı tamamlanarak tam ve çalışır vaziyette 27.12.... tarihinde davacıya teslim edilmiş ve bu tarihten itibaren de davacı tarafından kulanılmıştır. Davacı, “ilgili şantiyede saatte 180 ton malzeme kırma kapasitesiyle günde 8 saat çalıştırılarak günlük 1440 ton malzeme üretim yapılmaya başlandığını” ancak 03.01.2018 tarihinden itibaren söz konusu kapasiteye ulaşılamadığını, özellikle son arızasından dava açıldığı tarihe kadar çalışamaz ve malzeme üretemez halde olduğundan bahisle makinanın arızalandığını beyan etmiştir.Davacı vekili yargılama aşamasında verdiği dilekçe ve duruşmalardaki beyanlarında, davaya konu iş makinasının müvekkili tarafından satıldığını, iş makinesinin şu an Sudan'da olduğunu, bu aşamada makine üzerinde inceleme yapılmasının mümkün olmadığını, dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etmesi üzerine mahkemece, dosya üzerinden maden mühendisi, konkasör makinelerinden anlayan makina mühendisi ve hukukçu bilirkişilerden oluşan heyetten rapor alınıp bilirkişi raporundaki tespitler doğrultusunda istinafa konu karar verilmiştir. HMK 282 maddesindeki "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir," yasal düzenlemesi gözetildiğinde; davacı vekili tarafından ileri sürülen diğer istinaf sebepleri dava dilekçesi ve yargılama aşamasında verdiği beyan dilekçeleri ile de ileri sürüldüğü, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi heyet raporunda ve mahkemece verilen hüküm gerekçesinde bu iddiaların tartışılıp değerlendirildiği anlaşılmıştır. Mahkemece alınan bilirkişi heyet raporunda; Dava dilekçesinde listelenmiş olan arızaların çok üzün süreli aksamalara neden olmayan arızalar olduğu, davalı firmanın arızalara anında müdahale ettiği, gerekli tamir ve bakımları yaptığı, dava konusu konkasörde gizli ayıp olmadığı, madenlerin özelliklerine göre makine seçimi yapılması, o makinanın tam verimle kullanılmasını sağlayacağını, davacı firma tarafından satın alınan makine kireçtaşı madeni için uygun olup bazalt madeni için uygun olmadığını, bu durum söz konusu makinenin bazalt madeninde kullanılmayacağı anlamına gelmemekle birlikte bazalt madeninde kullanıldığında düşük verimle çalışacağına işaret ettiğini, bunun yanında Bazalt madeninin çok sert olması aşınma parçalarının normalden çok daha kısa sürede aşınmasına neden olduğu, bu bağlamda makinenin kırma işleminde zorlanarak konveyör bantta ve diğer ekipmanlarda birtakım arızalar meydana getirmesi beklenen bir durum olduğu, dava konusu makinenin kırılacak maden için seçilen uygun bir makine olmadığı, ilgili sorunların kullanıcı hatasından kaynaklandığı, dosyadaki duruşma tutanaklarına göre dava konusu....... Konkasör kırıcı makinenin davacı tarafça, yurt dışına satıldığı satılmış olması kullanılabilir durumda olduğunu gösterdiği belirtilmiştir.TBK'nun 219 maddesi uyarınca satıcı alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da, bu ayıpların varlığını bilmese dahi sorumlu ise de, dava konusu konkasörde imalat hatası kaynaklı gizli bir ayıbın mevcut olmadığı, dosya kapsamına göre taraflar arasında finansal kiralama sözleşme ilişkisi kurulmadan önce, davaya konu makinenin bazalt madenine uygun olup olmadığı araştırması davacı şirketin yapması gereken bir yükümlülük olmakla beraber davacı bu gereği yerine getirmediği gibi davacının söz konusu makineyi kapasitesinin üzerinde çalıştırdığı, ayrıca uygun taşı kullanmayarak da makinenin arızalanmasına sebebiyet verdiği, davalı tarafın dava konusu ürünün çalışma kapasitesine ilişkin taahhütte bulunduğuna ilişkin dosya kapsamı itibariyle delil olmadığı ve ilgili sorunların davacı tarafın kullanım hatasından kaynaklandığı tespit edilmiştir. Bu tespitler doğrultusunda İlk derece mahkemesince davanın reddine yönelik verilen hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin mahkemenin kabulüne ilişkin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 05/03/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.