T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:21/01/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:24/12/2021 DAVA:Maddi Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklı) GEREKÇE TARİHİ:21/01/2026 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlen…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:21/01/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:24/12/2021 DAVA:Maddi Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklı) GEREKÇE TARİHİ:21/01/2026 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 15.10.2015 tarihinde müvekkili ...'ün sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması sonucu çift taraflı yaralamalı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen kazada müvekkilinin ağır derecede yaralandığını, sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın kaza tarihinde ZMMS sigortasının davalı şirkette bulunduğunu, kaza ile ilgili Serinhisar C. Başsavcılığı’nca kovuşturma yapıldığını, tüm bu nedenlerle fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydı ile ileride arttırılmak kaydıyla 10.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin söz konusu zarardan poliçe teminat limitleri dahilinde sorumlu olduğunu, kabul manasında olmamak üzere dava tarihine kadar müvekkili şirkete herhangi bir başvuru yapılmadığını, bu nedenle faiz başlangıç tarihinin dava tarihi itibariyle yasal faiz olması gerektiğini, haksız ve mesnetsiz davanın esastan ve usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda ... Esas, ... Karar sayılı, 09/11/2018 tarihli karar ile bilirkişi raporları hükme esas alınmak suretiyle davanın kabulüne 93.009,76 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 3.339,63 TL geçici iş göremezlik tazminatı toplamı olan 96.349,39 TL maddi tazminatın poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı sigorta şirketi vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi tarafından yapılan istinaf incelemesi üzerine ... esas, ... karar sayılı karar ile, mahkemece ... plakalı aracın kaza tarihinde hangi sigorta şirketi nezdinde sigortalı olduğuna ilişkin zorunlu mali mesuliyet poliçesi ve tramer kayıtları getirtilerek akabinde tarafların olaydaki kusur oranına göre sorumlulukları tespit edildikten sonra davacının gerçek zararının hesabı konusunda uzman bilirkişilerden rapor alınmak suretiyle sonuca gidilmesi ayrıca davacının 30.000,00 TL yönünden alacağı temlik etmekle taraf sıfatının kalmadığı, bu nedenle mahkemece alacağı temlik alan kişinin davaya dahil edilip davaya devam edip etmeyeceği sorularak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi hatalı bulunarak ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Kaldırma kararı üzerine dosya mahkemesine iade edilmek suretiyle iş bu istinaf konusu esas sırasına kaydedilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; “…her iki bilirkişi raporunun ihlal edilen kanun maddeleri nazara alındığında aynı doğrultuda olduğu ve birbirini teyit ettiği anlaşılmakla, mahkememizce davaya konu trafik kazasında sürücü ...'in 6/8 oranında kusurlu olduğu (% 75), davacı sürücü ...'ün 2/8 oranında kusurlu olduğu (% 25) kanaatiyle yargılamaya devam edilmiştir… Bu nedenle, dosyada mevcut , karar tarihine en yakın güncel verilerle hazırlanan ... tarihli, bilirkişi ... tarafından hazırlanan aktüerya ek raporu hükme esas alınmış; bu raporda davacının 4 aylık geçici iş göremezlik süresine ve davacının % 25 kusuruna göre geçici iş göremezlik tazminatının 3.339,64 TL olacağının ve % 21,2 sürekli iş göremezlik oranına ve %25 davacı kusuruna göre sürekli iş göremezlik tazminatının 242.554,02 TL olacağının toplam maddi zararının ise bu ikisinin toplamı olan 245.893,66 TL olacağının görüş ve mütalaa edildiği anlaşılmakla mahkememizce davacının geçici iş göremezlik zararının 3.339,64 TL olacağı ve sürekli iş göremezlik zararının ise 242.554,02 TL olacağı kanaatine varılmış olmakla birlikte; davacının huzurdaki davayı kısmi dava olarak açtığı; istinaf ortadan kaldırma ilamından önceki yargılamada davacı tarafın dava değerini geçici iş göremezlik zararı olarak 3.339,64 TL ve sürekli iş göremezlik zararı olarak 93.009,76 TL olmak üzere toplam 96.349,39 TL olarak ıslah ettiği anlaşılmış; istinaf ortadan kaldırma ilamı sonrasında yapılan yargılamada ise davacı tarafın 08/10/2021 tarihli dilekçesi ile dava değerini 2. Kez ıslah ederek toplam 245.893,66 TL'ye çıkardıklarını beyan etmiş ise de; Islahın zamanının ve şeklinin düzenlendiği HMK 177. Maddesinde 7251 Sayılı ve 22/07/2020 tarihli kanunla yapılan değişiklik sonrası maddenin 2. Fıkrası " Yargıtayın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir." şeklinde düzenlenmiş ve mahkememizce bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra tahkikata ilişkin işlem yapılmış ise de; HMK'nın 176. maddesinde ıslahın kapsam ve sayısının düzenlendiği; buna göre ilgili maddede “( 1 ) Taraflardan herbiri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir. ( 2 ) Aynı davada taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir” amir hükmünün düzenlendiği; buna göre bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından önce davacı tarafça 1. Kez ıslah yapılmış olup, bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra yapılan ikinci ıslah dilekçesi HMK madde 176 gereği yok hükmünde olduğundan mahkememizce 08/10/2021 tarihli ikinci ıslah yok hükmünde kabul edilerek, ilk ıslah gereği miktar bakımından taleple bağlı kalınarak talep edilen miktarda davanın kabulüne yönelik hüküm kurulmuş; yok hükmünde kabul edilen ikinci ıslah ile artırılan dava değeri yönünden davalı taraf lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemiştir. (Nitekim Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2018/4963 Esas 2019/3995 Karar sayılı ilamı ve Diyarbakır BAM 7. Hukuk Dairesinin 2020/213 Esas 2020/297 Karar sayılı ilamı da aynı yöndedir.) … Asli müdahale talebinde bulunan kişiden hem başvurma hem de karar ve ilam harcı alınır. Asli müdahale talebinin ayrı bir dava niteliğinde olması nedeniyle başvuru ve nisbi harç yatırılarak harçlandırılmış olması halinde dikkate alınabilir. Eldeki dosyada ise asli müdahale talebinin yukarıda belirtilen usul kurallarına uygun olmadığı, ayrıca asli müdahale talep edenin başvurma harcı dışında yükümlü olduğu dava konusu üzerinden peşin nispi harcı yatırmadığı anlaşılmış; bu nedenle yasal şartları taşımayan asli müdahale talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Dava değerinin 30.000,00 TL'lik kısmının yargılamanın devamı sırasında ...'a devredildiği anlaşılmakla, dava değerinin 30.000,00 TL'lik kısmının temlik alan davacı ...'a verilmesine…,” gerekçeleriyle; “DAVANIN KABULÜ İLE, 1- 93.009,76 TL sürekli iş görmezlik tazminatı ve 3.339,63 TL geçici iş görmezlik tazminatı olmak üzere toplam 96.349,39 TL maddi tazminatın, poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere; 30.000,00 TL'sinin dava tarihi olan 22/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte DAVALIDAN ALINARAK DEVRALAN DAVACI ...'A VERİLMESİNE, 66.349,39 TL'sinin dava tarihi olan 22/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte DAVALIDAN ALINARAK DAVACI ...'E VERİLMESİNE,” karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı davacı vekili ve asli müdahil istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; her ne kadar müvekkili tarafından davacı ...’a alacağın bir kısmı temlik edilmiş ise de bu temlikin yasal ve geçerli bir temlik olmadığını, müvekkilinin iyi niyetinden yararlanılarak ve aldatılarak müvekkilinden temlikname alındığını, vekil edenin ... tarafından dolandırıldığını, HMK’nın 177. maddesi gereğince tahkikat bitinceye kadar ıslah yapılabileceğinin düzenlendiğini, davanın HMK’nın 107. maddesinde düzenlenen belirsiz alacak davası şeklinde açıldığını, bu nedenle bozma kararından sonra dava miktarını arttırmış olmalarının HMK’nın 107. maddesi uyarınca ıslah niteliğinde olmadığını, sadece talebin artırılması niteliği taşıdığını, bu nedenle mahkemenin taleplerini yükseltmelerini ıslah olarak değerlendirmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Asli müdahil istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece asli müdahale taleplerinin reddine dair verilen kararın uygun olmadığını, asli müdahale talebinde bulunurken başvuru harcı yatırıldığını, nisbi harç miktarını bilmediklerini, bununla birlikte mahkemece harcın ikmali için taraflarına usulüne uygun şekilde verilmiş bir süre olmadığını, salt bu nedenle hükmün esasına girilmeksizin usulden reddine veya taraflarına nisbi harç miktarını ödemeleri için süre verilmesini ya da hükmün asli müdahale taleplerinin kabulü yönünde düzelterek onanmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazasından kaynaklı maddi tazminat istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Asli müdahale" kenar başlıklı 65. maddesi, "(1) Bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişi, hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek, yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açabilir. (2) Asli müdahale davası ile asıl yargılama birlikte yürütülür ve karara bağlanır." şeklinde düzenlenmiştir. İki kişi arasında belli bir şey veya hak üzerinde bir dava devam ederken, üçüncü bir kişi, bu dava konusu olan şey veya hak üzerinde (kısmen veya tamamen) bir hak sahibi olduğunu iddia ederek (aynı mahkemede ve aynı dava dosyasında) bir dava açarsa, buna asli müdahale denir. Somut olayda asli müdahale talep eden ..., davacının tarafını haksız olarak azlettiğini, davacıdan alacağının olduğunu ileri sürerek dosyanın karara çıkması halinde 11.056,00 TL’lik kısım için müdahale talebinde bulunmuş ise de yukarıda yer verilen açıklamalardan anlaşıldığı gibi asli müdahale talebinin dava konusu şey üzerinde olabileceği, eldeki davada dava konusunun haksız fiilden kaynaklanan tazminat alacağı olduğu, asli müdahale talebinin ise haksız azilden kaynaklanan alacak istemine dayandığı, bu halde haksız fiilden kaynaklı tazminat davasında sözleşmeden kaynaklı alacak için müdahale talep edilmeyeceği anlaşılmakla sonucu itibariyle doğru olan asli müdahale talebinin reddine dair kararın yerinde olduğu anlaşılmıştır. Bir davada tarafların ya da mahkemenin yapmış olduğu bir usul işlemi sonucu taraflardan birinin lehine (diğerinin aleyhine) doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakka usulü kazanılmış hak denir (Kuru, B: Medeni Usul Hukuku El Kitabı, C II, Ankara 2020, s.1445 vd.). Bu nedenle mahkeme kararının, Yargıtay ilgili hukuk dairesi tarafından bozulmasından ve yerel mahkemece bozmaya uyulmasından sonra mahkemece, hükmün Yargıtay bozma kararı dışında kalarak kesinleşmiş olan kısımları hakkında yeni bir karar verilemez. (Yargıtay 17 H.D. 2022/6909 E. - 2022/9035K.) İstinaf kanun yolu açısından da; HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf mahkemesince de kamu düzenine aykırılık durumu hariç, istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak istinaf incelemesi yapıldığından, istinaf edenin sıfatı ve istinaf sebepleri nazara alınarak usulü kazanılmış haklar gözetilerek karar verilir. İstinaf incelemesi sonrasında, eksik inceleme nedeniyle kararın kaldırılması durumunda, yeniden yargılama yapacak olan ilk derece mahkemesi, usulü kazanılmış hakları gözeterek karar vermelidir. İlk kararı istinaf eden tarafın daha aleyhine olacak şekilde karar verilmez. İlk kararı istinaf etmeyen taraf da, ilk karara göre daha lehine olacak şekilde karar verilmesi gerektiğini ileri süremez. Somut olayda; ilk derece mahkemesi kararı daha önce davalının istinaf talebi üzerine istinaf mahkemesince HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince eksik inceleme nedeniyle kaldırılmış, ilk derece mahkemesi tarafından istinaf kararında belirtilen bir kısım eksiklikler giderilerek ve kısmen değerlendirilerek, davanın yazılı gerekçe ile daha önce hüküm altına alınan miktarlarda kabulüne karar verilmiştir. Hüküm bu kez tazminat alacağının daha fazla olduğundan bahisle davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacının daha önce verilen kararı istinaf etmemiş olmasına göre, ilk kararı istinaf eden davalının usulü kazanılmış hakkı bulunduğundan, mahkemece usuli kazanılmış haklar gözetilerek karar vermesi gerekirken anılan gerekçe ile karar verilmesi yerinde olmamış ise de karar sonucu itibariyle doğru bulunmuştur. Davacı vekili, müvekkilinin alacağı temlik etme iradesi olmadığını, vekil edeninin kandırıldığını ileri sürmüş ise de, alacağın temlikine dair noter onaylı belgeye göre davacının bu yöndeki iddialarını ispata yarar herhangi bir yazılı delil sunmadığı, soruşturma numarası bildirmediği anlaşılmakla mahkemece hükmedilen tazminatın otuz bin TL’lik kısmı için verilen hükümde usul ve esasa aykırı bir yön bulunmamıştır. Açıklamalar doğrultusunda her ne kadar mahkemece sonucu itibariyle doğru karar verilmiş ise de, yukarıda yer verilen değişik gerekçe ile gerekçesi değiştirilmek suretiyle HMK'nun 353/1(b)-2. maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm tesis edilmesine karar vermek gerekmiştir. Sonuç olarak, asli müdahilin ve davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne, kaldırma gerekçesine göre mahkemece belirlenen tazminat miktarlarında herhangi bir değişiklik yapılmayıp sadece gerekçenin düzeltilmesi gözetildiğinde ilk derece mahkemesinin karar tarihi itibariyle belirlenen yargılama giderlerinin aynen korunmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekili ile asli müdahil davacının istinaf başvurusunun ayrı ayrı KABULÜYLE; yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/12/2021 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, a- DAVANIN KABULÜ İLE, 93.009,76 TL sürekli iş görmezlik tazminatı ve 3.339,63 TL geçici iş görmezlik tazminatı olmak üzere toplam 96.349,39 TL maddi tazminatın, poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere; 30.000,00 TL'sinin dava tarihi olan 22/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte DAVALIDAN ALINARAK DEVRALAN DAVACI ...'A VERİLMESİNE, 66.349,39 TL'sinin dava tarihi olan 22/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte DAVALIDAN ALINARAK DAVACI ...'E VERİLMESİNE, b-Alınması gerekli 6.581,62 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 683,11 TL harç ve 4.028,64 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye kalan 1.869,87 TL harcın DAVALIDAN ALINARAK HAZİNEYE İRAT KAYDINA, c-Davacı ... tarafından yapılan peşin harç dahil 202,78 TL ilk masraf, ıslah harcı 4.028,64 TL, 2.077.10 TL bilirkişi, müzekkere ve tebligat gideri olmak üzere toplam 6.308,52 TL yargılama giderinin DAVALIDAN ALINARAK DAVACI ...'E VERİLMESİNE, d-Temlik alan Davacı ... tarafından yapılan 512,33 TL peşin harç ve 8,50 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 520,83 TL yargılama giderinin DAVALIDAN ALINARAK TEMLİK ALAN DAVACI ...'A VERİLMESİNE, e-Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen 66.349,39 TL üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT. Gereğince hesaplanan 9.425,42 TL vekalet ücretinin DAVALIDAN ALINARAK DAVACI ...'E VERİLMESİNE, f-Temlik alan davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, kabul edilen 30.000,00 TL üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT. Gereğince hesaplanan 5.100,00 TL vekalet ücretinin DAVALIDAN ALINARAK DAVACI ...'A VERİLMESİNE, g-Dosyada kullanılmayan gider avansının HMK 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra, 02/10/2021 tarihli ve 31616 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Hukuk Mahkemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin 5/1 maddesi gereğince, davacı tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iadenin elektronik ortamda hesaba aktarılması, hesap bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve iş yerleri vasıtasıyla adrese ödemeli olarak gönderilmesine, 3-İstinaf incelemesi yönünden; a-Davacının ve asli müdahil davacının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının talepleri halinde davacıya ve asli müdahil davacıya İADESİNE, b-Davacı tarafından istinaf incelemesi için yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 233,60 TL posta masrafı ve tebligat gideri olmak üzere toplam 454,30 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, c-Asli müdahil davacı tarafından istinaf incelemesi için yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar tesisine YER OLMADIĞINA, d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, e-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 4-Kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince aynı Kanun'un 361/1 maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 21/01/2026 ...