T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO :2023/796 Esas KARAR NO :2026/223 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO:2018/1114 Esas - 2023/47 Karar TARİHİ:25/01/2023 DAVA:Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:05/02/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna ba…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO :2023/796 Esas KARAR NO :2026/223 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO:2018/1114 Esas - 2023/47 Karar TARİHİ:25/01/2023 DAVA:Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:05/02/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinden ...'un cari hesabına teminat teşkil etmesi için diğer müvekkili Şevket'in mülkiyetindeki İstanbul İli, Bayrampaşa İlçesi, ... Mah., 6163 parsel, 1 nolu bağımsız bölüm üzerine davalı ... Mobilya .... Ltd. Şti. Lehine ipotek tesis ettiğini, ipoteğin teminat amaçlı olup kesin borç ikrarını içermediğini, davacı ... ' un anılan davalıdan emre muharrer senet mukabilinde takribi 200.000,00 TL civarında mal aldığını, senetlerin bir kısmının banka kanalı ile ödendiğini, bir kısmının vaktinde ödenemediği için protesto olduğunu, ancak davacı ...' un borcunun tamamına karşı olarak bu davalıya kıymetli evrak verdiğini ve hesabını kapattığını, kıymetli evraklardan sadece 2.150,00 TL lik bir adet senedi ödemediğini, diğerlerinin tamamını ödeyerek senetleri geri aldığını, son senedi de ödemek istediğini ancak muhatap bulamadığını, davalı ... Mobilya ... Ltd. Şti.'nin müvekkilinden alacaklı olduğunu iddia ederek olmayan alacağını teminatları ile birlikte 06/01/2012 tarih ve ... yevmiye nolu temlikname ile diğer davalıya temlik ettiğini, davalı ... San. A.Ş yetkilisinin müvekkili ile irtibat kurarak davalı ... Mobilya .... Ltd. Şti.' den yüksek miktarlarda alacaklı olduklarını, ipotek üst limiti olan 100.000,00-TL'nin kendilerine ödenmesi karşılığında ipoteği kaldırabileceklerini ifade ettiğini, haksız ve dayanaksız bu talebin müvekkilleri tarafından reddedildiğini, müvekkillerinin davalılara hiçbir borcu bulunmadığını, eğer son senet bu iki davalıdan birinde ise bedelini ödeyip senedi geri almaya hazır olduklarını beyanla müvekkillerinin davalılara borçlu olmadıklarının tespitine, davalılardan birinde müvekkiline ait kıymetli evrak var ise bedelinin mahkeme veznesine depo ettirilmesini, kıymetli evrakın istirdatına, olmadığı taktirde iptaline, taşınmaz üzerindeki 17/12/2007 tarih ve ... yevmiyeli ipoteğin fekkine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... San. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; menfi tespit davasının belli bir kişi veya kurumdan borçlu bulunmadığının tespiti için açılamayacağını, ancak belli bir borçtan borçlu bulunmadığının tespiti için talep edilebileceğini, bu itibarla davalı şirketlerden borçlu bulunmadığının tespiti istemli belirsiz davanın öncelikle bu yönden reddi gerektiğini, dava değerinin nasıl hesaplandığı, harcın neye göre yatırıldığının belli olmadığını, davacıların iş bu davayı açmalarının hukuki yararı olmadığını, ... Şirketine olan borcun müvekkiline ödenmesi gerektiğini, davacıların bu iddialarının binaen menfi tespit talep edemeyeceklerini, belirsiz borç için alacaklı bulunmayan şirkete yapılan belirsiz ödeme iddialarına istinaden davacıların borçlarına karşı konulmuş ipoteğin fekki söz konusu olmayacağından davacıların bu talebinin de reddi gerektiğini, davacıların temlik alacaklısı yerine alacağını devreden, alacağın temliki neticesinde alacaklı bulunmayan ... şirketine ödeme yaptılar ise bu ödemenin davacıları müvekkiline olan borcundan kurtarmayacağını, iyi niyetli müvekkilinin alacağının baki olduğunu, müvekkilinin ... şirketi ile davacılar arasındaki ticari ilişkiyi, taraflar arasındaki alacak borç ilişkisini, davacıların ... şirketine hangi belge ve evraklar ile borçlu olduğunu bilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin sadece ipotek alacağını temlik aldığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Mobilya .... Ltd. Şti. cevap dilekçesi sunmamış, anılan davalının vekili tarafından 19/08/2014 tarihinde sunulan dilekçe ile davacıların defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı için kendi lehine delil teşkil etmesinin mümkün olmadığını, davacının müvekkiline borcunun olmadığının bu defterlere dayandırılamayacağını, davacının müvekkiline karşı iade faturası düzenlemiş olmasının bu faturanın müvekkilinin eline ulaştığı ve davacının borçtan kurtulduğu anlamını taşımadığını, davacının defterlerinde iade faturası haricinde herhangi bir kayıt bulunmadığını, davacının 2.150,00 TL bedeli depo etmesi halinde borçtan kurtulacağı ve ipoteğin fek edilmesi gerektiği iddiaları gerçeği yansıtmadığını, davacının mahkeme kasasına sunduğu senetlerle fekki istenen ipotek arasında illiyet bağı kurulamadığını, davacının dilekçesinde müvekkiline herhangi bir borcunun kalmadığını ve ticari ilişkisinin bittiğini belirttiğini, bu bağlamda davacının şimdiye kadar neden ipoteğin fekkini istemediğinin anlaşılamadığını beyanla ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 25/01/2023 tarih ve 2018/1114 Esas - 2023/47 Karar sayılı kararında;".....Yine istinaf ilamında belirtildiği üzere; söz konusu ipotek teminat ipoteği niteliğinde olduğundan, alacağın varlığını davalı taraf yazılı delil ile ispatlamalıdır. Bununla beraber davacı; dava dilekçesinde davalıya 2.150,00-TL tutarında borcu olduğunu ikrar ettiğinden ve ikrar kesin delil niteliğinde olduğundan, davalının alacağının 2.150,00-TL'lik kısmını ispatladığı kabul edilmiştir. Kalan 97,850-TL yönünden durum değerlendirildiğinde ise; istinaf ilamında da belirtildiği üzere alacağın varlığını ve miktarını ispat yükünün temlik alan davalı da olduğu, bu ispatın yazılı delil ilegerçekleştirilmesinin gerektiği, ne var ki davalı tarafından bu yönde bir delil sunulmadığı, ayrıca cevap ve 2.cevap dilekçesinde yemin deliline de dayanılmadığı anlaşılmakla, bakiye bedel yönünden alacağın varlığı ispatlanamadığından aşağıdaki şekilde hüküm tesis etmek gerekmiştir. " gerekçesi ile,''1-Davacıların, davalı ... A.Ş.'ye; İstanbul ili, Bayrampaşa ilçesi, ... Mah. 6163 parsel, 1 Bağımsız Bölüm numaralı taşınmaza ilişkin 17/12/2007 tarih ve ... yevmiye numaralı ipotek tesis işlemi nedeniyle 97.850 TL tutarında borçlu olmadığının TESPİTİ ile 2.150 TL.'nin kamu bankasında açılacak faiz getiren bir hesapta davacılar tarafından depo edilmesine, depo işlemi yerine getirildiğinde ve karar kesinleştiğinde İstanbul İli, Bayrampaşa İlçesi, ... Mahallesi, 6163 parsel, 1 nolu bağımsız bölüm üzerindeki 17/12/2007 tarih ve... yevmiye numaralı ipoteğin ..., 2-... Şti'ye karşı açılan davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davalılardan ... Vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı ... Vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ... şirketinin geçmiş yıllarda müvekkil şirketin büyük sünger bayilerinden biri olduğunu, işbu ticaretinde müvekkile davacı müteveffa ...’nin 1 Nolu bağımsız bölümü üzerindeki 100.000 TL bedelli 1. Derece FBK süreli ipoteğini temlik ettiğini, işbu temliknameye istinaden de ipotek alacaklısı sıfatını ... A.Ş.'ye kazandırdığını, daha sonrasında 21.02.2012 tarihli dava dilekçesi ile davacı ... ve ...'nin yerel mahkeme dosyası üzerinden kendisi ile ticari ilişki içerisinde olan ... şirketine ve ticari ilişkide 3. kişi sıfatına haiz müvekkil şirkete borçlu olmadığının tespitini ve 1 Nolu taşınmaz üzerindeki ipoteğin fekkini talep ettiğini, yapılan yargılama neticesinde davacıların davaya konu ipotek tesis işlemi nedeniyle 97.850 TL tutarında borçlu olmadığının tespitine karar verildiğini, kararın bu kısmının hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, Aleyhine herhangi bir icra takibi yapılmamış olan davacının borcunu tam olarak ödemeden menfi tespit talepli ipoteğin fekki davası açmasının mümkün olmadığını, mahkemenin bu yönden de esaslı hataya düştüğünü, bir an için davacının iddia ettiği gibi dava açıldığı tarihte ipotek asıl sahibi ... şirketine davacıların kabul, beyan ve ikrar ettikleri şekilde 2.500 TL borcu kaldığı düşünülse dahi TMK 883. maddesi hükmü gereğince alacağın tamamı ödenmeden ipoteğin fekkinin kaldırılmasını / fekkini talep etmelerinin mümkün olmadığını, ipoteğin kısmi ödemeler sebebiyle kısmen ve /veya tamamen fekkinin talep edilmesinin kanun hükmüne aykırı olduğunu, Aleyhine icra takibi başlatılmamış olan davacının menfi tespit davası açmasında hukuki yarar bulunmadığını, kısmen borcu olan ipotek borçlusunun hiçbir halde ipoteğin fekkini talep etmesinin mümkün olmadığını, ipoteğin fekki davasında davacının ödeme mahalli belirlenmesini talep etmesinin mümkün olmadığını, mahkeme tarafından da hala teminatında ipotek bulunan borç için ödeme yeri tayin etmesi ve akabinde de re'sen ipoteğin fekkine karar vermesinin mümkün olmadığını, hal böyleyken hali hazırda kısmen borcu olduğunu kabul, beyan ve ikrar eden davacının ipoteğin fekkini talep etmesi mümkün olmadığı gibi, hakkında herhangi bir icra takibi başlatılmadığı da gözetilerek menfi tespit talebinde bulunmasında da hukuki yararı olmadığını, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Yerel mahkemece yerel mahkemece alacağın taraflarınca ispatlanamadığından bahisle davacının davasının kabulüne karar verilmiş ise de menfi tespit davalarında ispat yükü alacaklıda olmasına rağmen borcun kabul edilip ödendiğinin iddia edilmesi halinde ispat yükünün yer değiştirdiğini, borcunu ve borcun ne kadarının ödendiği iddiasını ispat etmesi gerekenin davacı borçlu olduğunu, somut olayda davacının hiçbir beyanında borcu inkar etmediğini, her beyanında ... şirketi ile arasında mal alışverişinden kaynaklı ticaret olduğunu ve bu ticaret sebebi ile borcunu ödediğini iddia ettiğini, dolayısıyla somut olayda ispat yükünün borcu kabul edip ödediğini iddia eden borçlu davacıya ait olduğunu, ancak davacının diğer davalı temlik eden şirkete olan borcunu ödediğini ispat edemediğini,Davacının dava dilekçesinde 200.000,00 TL senet karşılığı davalı ... şirketinden mal aldığını, bu senetlerden bir kısmının vaktinde ödenmeyerek protesto olduğunu, buna karşılık ...’ye yeni senetler verilerek hesabın kapatıldığını, bakiye 2.150,00 TL bedelli 1 senedin ödenmediğini, adı geçen firmaya 2.150,00 TL borcu bulunduğunu iddia ettiğini, buna karşın davacının 25.06.2013 tarihli ara karara istinaden sunduğu beyan dilekçesinde; 183 adet fatura karşılığında 250.000,00 TL bedelli senet verdiğini, bunların bir kısmı için elden nakit ödeme yapıldığını, bir kısmının bankaya ödenerek geri aldığını, 69.959,10 TL iade mal verdiğini, bakiye borcun 2.150,00 TL bakiye borç kaldığı hususunda ... ile mutabakata vardıklarını iddia ettiğini, görüldüğü üzere davacının ... Şirketi'ne ne kadar borcu olduğunu, ... ne tutarda hangi senetleri verdiği hususlarındaki beyanlarının çelişkili olduğunu, davacının dava dilekçesinde söz konusu senetlerin mal karşılığı verildiğini ifade ettiğini, bu durumda bizzat davacı senedin sebebini tadil etmiş olacağından, nakden kaydı içeren senetlerin ödeme iddiasını ispat etmediğinin kabulünün gerektiğini, davacı yanın ödeme iddiasını ispat için sunduğu senetlerin ödeme iddiasını ispata elverişli olmadığını, bir kısmının ... şirketinin cirosunu dahi içerdiğini, Diğer bir taraftan senetlerin çoğunluğunda senet alacaklısı temlik edenin ... şirketi olmadığını, alacaklısı ... şirketi olmayan senetlerin yine ödeme iddiasını ispattan uzak olduğunu, alacaklısı ... şirketi olan bu senetler toplamının ise bilirkişi raporuna göre 31.740,00 TL olduğunu, bizzat davacının 2.150,00 TL borcu bulunduğunu dava dilekçesinde ikrar ettiği dikkate alındığında 100.000,00 TL ipotek borcunun 29.590,00 TL ile senet ile sona erdiğinden bahsetmenin zaten mümkün olmayacağını, ayrıca bu senetlerin çoğunluğunun 2008 yılı düzenleme tarihli olduğunu, 2008 yılına dair defterlerin davacı tarafça dosyaya sunulmadığının bilirkişi tarafından da ifade edildiğini, bu halde davacıların ödediklerini iddia ettikleri borcun ne kadar olduğuna dair bir ispatları olmadığını, bununla beraber bu senetlerin vadelerinin de çoğunlukla 2009 yılı olduğunu, bilirkişinin davacı tarafça sunulan 2009 yılı defterlerinin kapanış tasdiklerinin yapılmamış olduğu için davacı lehine delil teşkil etmediğini tespit ve rapor ettiğini, bu halde davalı ... şirketine ipotekle teminat altına alınmış borçları olduğunu kabul edip borçlarını “ödediklerini”iddiası ile borçlarının sona erdiğini, ödeme sebebi ile ipoteğin fekkini talep eden davacıların davalarını ispat edemediklerini, zira davacının temlik eden ... şirketine ne kadar tutarda borçlu olduğu ve borcun tamamının ödendiği hususlarının kesin bir suretle ortaya konulmadığını, Davacı yanın dosyadaki tüm beyanlarında ticari deflerinin basit usulde tutulmuş defterler olduğunu, ayrıntılı kayıt içermediğini iddia ettiğini, ... şirketi ile olan ticaretini ispat için basit usulde takip edilen işletme defterlerini sunmuş ise de sunduğu senetlerin dahi defterlerinde kayıtlı olmaması karşısında davacı iddialarının haklı bir yanı olmadığını, davacılar basit usul ile defter tutmuş olsalar dahi mal alışverişi sebebiyle bir sermaye şirketi olan ... şirketi tarafından satın aldıkları mal karşılığı kendilerine fatura düzenlemiş olması ve ticari ilişkiyi gösterir faturaların da davacılar elinde bulunması gerekeceğini, buna rağmen davacıların ve ... şirketinin dosyaya böyle bir fatura sunmadıklarını,Dosya kapsamında davacıların diğer davalı ... şirketine bir borçları kalmadığının hukuken söylenemeyeceğini, sundukları belgeler ispata elverişli olmayan, beyanda bulunmak ve belge sunmaktan sürekli ve ısrarla imtina eden davacıların borçlarının sona erdiğine kanaat getirilmesinin de mümkün olmadığını, davacı ve diğer davalı ... şirketinin mahkemeye beyanda bulunmak, açıklama yapmak, bilgi ve belge sunmaktan imtina ettiğini, davacı ve davalı ... şirketinin yaratmaya çalıştıkları bu hukuki durumdan tek zararlı çıkanın müvekkil olduğunu, verilen hükmün aynı zamanda hakkaniyete uygun olmadığını, Müvekkil davacılar ile diğer davalı ... şirketi arasındaki ilişkide temlik alan iyi niyetli 3. kişi olduğundan ispat külfetinin müvekkile yükletilmesinin de hatalı olduğunu, müvekkilin ticaretin tarafları arasındaki ilişkiyi bilemeyeceğini ve ispat edemeyeceğini, bu hususlar gözardı edilerek ispat külfetinin taraflarına yükletilmesinin hatalı olduğunu,Müvekkil şirketin alacağının ticari defterleri ile belgeli ve ispatlı olduğunu, müvekkilin ticari defterlerinin bilirkişi marifetiyle incelendiğini ve 19.04.2016 tarihli bilirkişi raporu ile müvekkilin alacaklı olduğunun tespit ve rapor edildiğini, davacı ve diğer davalı tarafça da kabul edildiği üzere müvekkile herhangi bir ödeme yapılmadığını, hal böyleyken yerel mahkemece alacağın yazılı delil ile ispatlanamadığına kanaat getirilmemiş olmasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu,Müvekkil aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacının işbu davadaki iddiasının ipoteğin hakkının temlikinden önce davacının temlik eden ... şirketine olan borçlarının ödendiği olduğunu, davacının ipotek hakkının temlik edilmesinden önce müvekkile herhangi bir ödeme yapmadığını ve temlikten sonrası için herhangi bir ödeme iddiasının da olmadığını, bu halde ipotek hakkını temlik alan müvekkilin ... ile davacılar arasındaki ilişkiyi, yanlar arasındaki borcun sona erip ermediğini bilmesi ve / veya bilebilecek durumda olmasının mümkün olmadığını, keza davacı tapuda kayıtlı bulunan ipotek konusu borç veya borç ilişkisi temlikten önce sona erdi ise de buna uygun olarak ipoteği fek ettirmeyip ipoteği kaldırmayarak davanın açılmasına kendi kusur ve ihmali ile sebebiyet verdiğini, mahkemece davanın açılmasına sebebiyet vermeyen kişi aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dairemizin 24/10/2018 tarih ve 2018/229 Esas - 2018/1020 Karar sayılı kaldırma kararımızdan sonra yapılan yargılama sonucunda istinafa konu karar verilmiştir.Dava, cari hesaptan kaynaklı borçlu olmadıklarının tespiti, kıymetli Evraka Bağlı 2.150,00 TL'nin mahkeme veznesine depo edilmesi, kıymetli evrakın istirdadı, olmadığı takdirde iptali ile ipoteğin kaldırılması istemine ilişkindir.Mahkemece,1-Davacıların, davalı ... A.Ş.'ye yönelik açılan davanın kabulüne, 2-...,... Şti'ye karşı açılan davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davalılardan ... Vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut olayda, davacılardan ... ile davalı ... firması arasındaki ticari ilişki kapsamında cari hesaba teminat teşkil etmek üzere davacılardan ... sahibi olduğu taşınmaza 17/12/2007 tarihinde ... firması lehine ipotek tesis edilmiştir. Davacı ...'nin ...,...Şti.ne, borcunun tamamına karşılık olarak bono vererek hesabını kapattığı, bonolardan sadece 2.150,00 TL'lik bir adet senedi ödemediği, diğer senet bedellerini ödediğini ileri sürmüştür.İpotek resmi senedinde ...'nin ...... firmasından senetli ve senetsiz olarak mübayaa ettiği ve edeceği emtia maline, v.s den mütevelli borçlandığı ve borçlanacağı meblağın 100.000,00 TL teminat karşılığı olmak üzere birinci dereceden, fekki alacaklı şirket tarafından bildirilinceye kadar süreli bila faiz nisbetinde borçlu sıfatıyla ipotek tesis edildiği ifade edilmiştir. İpotek alacaklısı ... firması, 19/08/2010 tarihinde ipoteği, ...'e, ... de 27/12/2012 tarihinde davalı ... firmasına temlik etmiştir. Temlikname başlıklı yazılı belgede, davalılardan ... firmasının davalı ... firmasına olan 124.000,00 TL lik cari hesap borcunun ödeme taahhüdüne bağlandığı 19/08/2009 tarihli protokolün 3. Maddesine göre ipoteğin temlik edildiği belirtilmiş olmakla birlikte belirtilen protokol dosyada bulunmamaktadır. Davalı ... firmasının davalı ... firmasına olan borcundan davacılar sorumlu olmayıp, davacılar ... firmasına 100.000,00 TL üst sınır ipoteği ile temin edilen ve ipotek anında belli olmayan borçtan sorumludurlar. Bu durumda ipoteğin fekkedilebilmesi için davacı ...' un, davalı ... firmasına borçlu olup olmadığı, borçlu ise miktarı belirlenmelidir. Davalı ... firmasının ticari defter ve kayıtlarının talimat mahkemesince bilirkişi marifetiyle inceletilmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporuna göre diğer davalı ... firmasından alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davalı .......Şirket vekili, müvekkili şirkete ait tüm ticari defter ve kayıtları 06/06/2016 tarihinde meydana gelen yangın sonucunda zayi olmuş olup, iş bu nedenle evraklar dosyaya ibraz edilemediği beyan edilmiş ise de, zayi olduğuna ilişkin delil ibraz edilmediği gibi, ayrıca davalı şirketin gerek 12.03.2014 gerekse 29.05.2014 tarihli incelemelerde de ticari defterlerini ibraz etmediği anlaşılmıştır.Dairemizin kaldırma kararından sonra mahkemece bilirkişi heyetinden alınan kök ve ek rapor alınarak istinafa konu karar verilmiştir.HMK 282 maddesinde "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." yasal düzenlemesi yer almaktadır. Davalılar vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında verilen itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında bu iddialar ve itirazlar değerlendirilmiştir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı; Davacı tarafın haklarında icra takibi başlatılmadan borçlu olmadıklarının tespiti ile ipoteğin fekkine karar verilmesine ilişkin iş bu davayı açmakta hukuki menfaatlerinin olduğu, dairemizin kaldırma kararındaki tespitlere göre ispat yükünün ipotek alacaklısında olduğuna ilişkin tespit doğrultusunda mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalı tarafın davacı ...'dan alacaklı olduğunu ispat edemediği anlaşılmıştır. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu da gözetildiğinde; mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davalı ... vekilinin mahkemenin kabulüne yönelik tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalı ......A.Ş.'nin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı ......A.Ş. tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 6.684,13- TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 1.671,04TL harcın mahsubu ile bakiye 5.013,09 TL'nin Davalı ......A.Ş.'den tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 05/02/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.