T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/2378 - 2026/205 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2378 KARAR NO : 2026/205 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/03/2022 NUMARASI : 2020/150 E. - 2022/81 K. DAVANIN KONUSU : Marka ile İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Dairemizce verilen 18/10/2024 tarih ve 2022/14…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/2378 - 2026/205 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2378 KARAR NO : 2026/205 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/03/2022 NUMARASI : 2020/150 E. - 2022/81 K. DAVANIN KONUSU : Marka ile İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Dairemizce verilen 18/10/2024 tarih ve 2022/1447 Esas - 2024/1638 Karar sayılı kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 16/09/2025 tarih ve 2025/641 Esas - 2025/5378 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla, dava Dairemizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, bu markaları mesnet göstererek, davalı şahsın 2018/116467 sayılı ve "... & ... ..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın davalı ..., Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkilinin "..." ibareli markasının zayıf/tanımlayıcı marka olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, bu hususta pek çok yargı kararı bulunduğunu, müvekkilinin yatırımları ile yüksek bir bilinirlik kazandığını, davalının müvekkilinin marka imajından haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, dava konusu markalarım aynı sınıfta yer alan mal ve hizmetleri kapsadığını, ortalama gıda tüketicisinin iş bu dava konusu marka ile müvekkilinin markalarını benzer olarak algılayacağını, tüketicilerin davalı markasında öncelikle algılayacağı unsurun "..." ibaresi olduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin seri markaları arasına sızacağını, "..." ibaresinin hiçbir değişikliğe uğramadan marka içerisinde kullanıldığını ileri sürerek, YİDK’nın 2020-M-4101 sayılı kararının iptaline ve 2018/116467 sayılı markanın 30. ve 32. sınıfın tamamı, 35. sınıftaki 29, 30 ve 32. sınıflarla ilgili olan mal/hizmetler ile 43. sınıfta yer alan "yiyecek içecek sağlanması hizmetleri" emtiaları/hizmetleri yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesi talep ve dava etmiştir Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı vekili, taraf markalarının karıştırılma olasılığının bulunmadığını, başvuruda "..." ibaresinin markanın tek asli unsuru olmadığını, "..." kelimesinin sözlük anlamı olarak "uygun, yerinde, zinde, formda, sağlıklı" anlamlarına geldiğini, markanın faaliyet kolunun tekstil olduğunu ve müvekkilinin özellikle spor giyim üzerine çalıştığı da dikkate alındığında tüketicide sağlıklı düşük kalorili yiyecekten ziyade bilhassa zihinde formda bir dış görünüm sunan giyim ürününün canlandığını, müvekkilinin gıda sektöründe herhangi bir mal ve hizmet üretimi faaliyetinde bulunmadığını, müvekkil ile davacı aynı faaliyet kolunda olsa dahi, açıklanan farklılıklar sebebiyle karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacının itiraza mesnet çok sayıdaki seri markalarının asıl ve ayırt edici unsurunun "..." ibaresi olduğu, davalı markasının da "..." ibaresi ile bittiği, bu kısmın taraf markalarında öne çıktığı, bu ibarenin önüne eklenen "..." ve sonuna eklenen ''...'' ibaresinin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi anlamında markalar arasındaki ilişkilendirme ihtimalini ortadan kaldıracak düzeyde markaya ayırt edicilik katmadığı, işaretlerin bu derece benzer olması nedeniyle işletmesel bağlantırılma ihtimalinin de mevcut olduğu, bu durumun ise, markaların aynı işletmeye ait seri markalar olduğu izlenimini yaratacağı, gerekçesiyle, davanın kabulü ile, YİDK'nın 2020-M-4101 sayılı kararın iptaline, davalıya ait 2018/116467 sayılı "... ... + şekil" ibareli markanın 30 ve 32. sınıfın tamamı, 35. sınıfın 29, 30 ve 32. alt sınıfları ve 43. sınıfta yer alan "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik bulunmadığını, tüketicilerin markaları ayırt edebileceğini, başvurunun imajının farklı olduğunu, markaların tüketicilerin dikkatinin yoğunlaştığı başlangıç kısımlarında farklılaştığını, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu, taraf markaları arasında iltibas ortaya çıkmayacağını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı şahıs vekili, ek raporda itirazlarının değerlendirilmediğini, mahkemece yeniden rapor aldırılmadığını, markaların benzer olmadığının ilk bakışta anlaşıldığını, müvekkili markasının esas unsuru olan "..." ibaresinin markaların farklılaşmasını sağladığını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Dairemizin 18.10.2024 tarih ve 2022/1447 E.-2024/1638 K. sayılı kararıyla, ava konusu başvuru "... ..." ibaresinden, davacının itirazına mesnet markalarının asli unsurunun da "..." ibaresinden oluştuğu,Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26.09.2022 tarih ve 2021/1685 E.-2022/6319 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere davacı markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresi, sağlıklı, zinde, formda, uygun, vs. anlamlarına gelmekte olup, gıda maddeleri yönünden ayırt ediciliğinin düşük olduğu, her ne kadar tescilli olduğu sürece markanın korunması esas ise de ayırt ediciliği düşük ibareyi içeren markaların koruma kapsamlarının dar tutulması gerektiği, diğer bir deyişle, ayırt ediciliği zayıf ibarenin ortak olarak yer aldığı markalarda yapılacak küçük değişikliklerin dahi iltibas tehlikesini ortadan kaldıracağının kabulü gerektiği, buna göre, dava konusu başvuruda, davacının itirazına mesnet markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin öne çıkartılmadığı, markanın tertip tarzı itibariyle bir bütün olarak "..." şeklinde algılanacağı, uyuşmazlık konusu mal ve hizmetler yönünden tescili istenen dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı kanaatine varıldığından, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet marka işaretleri arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, her ne kadar İlk Derece Mahkemesince, 11. Hukuk Dairesinin bir kısım kararlarına atıf yapılarak taraf markaları arasında karıştırılma tehlikesinin bulunduğu değerlendirilmiş ise de yukarıda değinilen Yüksek Daire kararında açıklandığı biçimde, önceki kararlardan farklı olarak "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu kabul edildiğinden ve sonraki Özel Daire kararlarında da aynı görüşe yer verildiğinden, İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde görülmediği gerekçesiyle, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiştir. YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİNİN 16/09/2025 TARİH VE 2025/641 ESAS, 2025/5378 KARAR SAYILI İLAMININ ÖZETİ: Dairemiz kararının davacı vekilince temyizi üzerine, anılan Yargıtay ilamı ile, başvuru konusu "..." ibaresinin ''...'' ibaresine nazaran daha kalın puntolarla ve ön planda olacak şekilde yazıldığı, dolayısıyla tüketicilerin başvurunun asıl unsurunu "..." şeklinde algılayacakları, öte yandan, Türkçe'de yukarı anlamına gelen "..." kelimesi, "..." ibaresine vurgu yaptığından, başvurunun asli unsurunu "..." ibaresinin oluşturduğu, davacının itirazına mesnet markaların asli unsuru da aynı kelimeden oluştuğundan, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında, SMK'nın 6. maddesinin birinci fıkrası uyarınca benzerlik ve karıştırma tehlikesi bulunduğu, bu nedenle taraf markaları arasında, ilişkilendirme ihtimalini de kapsayacak şekilde iltibas tehlikesine yol açacak derecede benzerlik olduğu, emtia benzerliğinin de gerçekleştiği, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle, Dairemiz kararının davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir. GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dairemizce usul ve yasaya uygun bulunan bozma ilamına uyulmuştur. Dairemizce uyulmasına karar verilen bozma ilamında da açıklandığı üzere, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında, SMK'nın 6. maddesinin birinci fıkrası uyarınca benzerlik ve karıştırma tehlikesi bulunduğu anlaşılmış; öte yandan, taraf markaları arasında emtia benzerliğinin 30 ve 32. sınıf mallar, 35. sınıfta 30 ve 32. sınıf malların satışı hizmetleri ile 43. sınıf "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" bakımından oluştuğu; bununla birlikte, davacı vekilince dava konusu markanın 30 ve 32. sınıfın tamamı ile 35. sınıfın 29, 30 ve 32. alt sınıfları ve 43. sınıfta yer alan "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" yönünden hükümsüzlüğünün talep edildiği, ne var ki, dava konusu markanın kapsamında 35/05. sınıfta 29. sınıf malların satışı hizmetlerinin yer almadığı, ancak sonuç olarak dava konusu markanın kapsamında bulunup hükümsüzlük talebi reddedilen bir mal/hizmet grubu bulunmadığından, hükümsüzlük istemli davanın tümden kabulünün gerektiği; işlem dosyasında ise, YİDK kararının 30 ve 32. sınıfın tamamı ile 35. sınıfın 30 ve 32. alt sınıfları ve 43. sınıfta yer alan "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" yönünden iptalinin talep edilmiş olduğu, YİDK kararının iptali talebinin de yerinde olduğu sonucuna ulaşılmış ve açıklanan gerekçeyle, davanın kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davanın KABULÜ ile TÜRKPATENT YİDK'nın 2020-M-4101 sayılı kararının İPTALİNE, 2-Dava konusu 2018/116467 sayılı markanın 30 ve 32. sınıf mallar, 35. sınıfta 30 ve 32. sınıf malların satışı hizmetleri ile 43. sınıfta yer alan "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" yönünden KISMEN HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE, 3-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 732,00-TL karar harcının peşin alınan 54,40-TL harçtan mahsubu ile bakiye 677,60-TL harcın davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre hesaplanan 55.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 2.250,00-TL bilirkişi ücreti, 288,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 608,00-TL tebligat ve posta masrafı, 2.107,80-TL temyiz yoluna başvurma harcından oluşan toplam 5.253,80-TL yargılama giderine, 54,40-TL peşin harç ve 54,40-TL başvurma harcı tutarı eklenerek oluşan toplam 5.362,60-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalılar tarafından ilk derece mahkemesi ve istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına, 7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 8-Davacı kendisini istinaf aşamasında vekille temsil ettirdiğinden ve tek duruşma yapıldığından, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre hesaplanan 22.000,00-TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Dair, duruşmaya katılan davacı vekili, davalı şahıs vekili, davalı ... vekilinin yüzlerine karşı, yapılan açık yargılama sonucunda 28/01/2026 tarihinde HMK 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 22/02/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.