Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/609 E. , 2024/3247 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2024/609 Karar No:2024/3247 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Su Ürünleri Kooperatifi VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, 27/03/2023 tarihinde gerçekleştirilen "Hasan
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/609 E. , 2024/3247 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2024/609 Karar No:2024/3247 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Su Ürünleri Kooperatifi VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, 27/03/2023 tarihinde gerçekleştirilen "Hasan Uğurlu Baraj Gölü'nün Su Ürünleri İstihsal Hakkının Kiraya Verilmesi" ihalesinin feshedilmesi, yeniden ihale yapılması ve ihale yapılana kadar gölün su ürünleri istihsal hakkının kendilerine verilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve E... sayılı işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen kararda; Samsun ili, Ayvacık ilçesi sınırlarında bulunan Hasan Uğurlu Baraj Gölü'nün su ürünleri istihsal hakkını kiralamak üzere Cemal Yiğit isimli şahıs tarafından davalı idareye başvuruda bulunulduğu, davalı idarece Tarım ve Orman Bakanlığı'na görüş sorulduğu, olumlu yanıt alınması üzerine kiralama işlemlerine başlanıldığı, Bakanlığın kiralama iznine istinaden muhammen kira bedelinin tespit edildiği ve Hasan Uğurlu Barajı için yapılan yıllık tahmini avlanılabilir su ürünleri stok miktarı çalışmasının yapıldığı, daha sonra kiralama işlemine ilişkin olarak hazırlanan duyuru metninin Samsun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ilan panosu ve Ayvacık İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ilan panosunda 10 gün süre ile yayımlandığı, ilgili duyurunun il müdürlüğünün web sitesinde de yayımlandığı, söz konusu kiralamaya ait ihalenin 27/03/2023 tarihinde yapıldığı ve ihaleye tek katılımcı olan ...'a pazarlık usulü ile verildiği, davacı kooperatif tarafından ise 01/08/2023 tarihinde Hasan Uğurlu Baraj Gölü'nün su ürünleri istihsal alanının kiraya verilmesi hakkındaki ihalenin feshedilmesi, yeniden ihale yapılması ve istihsal alan hakkının kendisine verilmesi istemiyle davalı idareye başvuru yapıldığı, yapılan başvurunun ... tarih ve ... sayılı işlemle reddedilmesi üzerine de bakılan davanın açıldığı; Hasan Uğurlu Baraj Gölü'nün su ürünleri istihsal hakkının pazarlık usulü ile kiralaya verileceğine ilişkin duyuruda, ihaleye katılmak için yapılacak başvuruların 14/03/2023-23/03/2023 tarihleri arasında yapılacağı, ihalenin de 27/03/2023 tarihinde saat 10.00'da Samsun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü toplantı salonunda yapılacağının belirtildiği, ayrıca isteklilerden istenilen belgelere yer verildiği, davacı kooperatif tarafından ihalenin feshedilmesi istemiyle davalı idareye başvurulmuş ise de 14/03/2023-23/03/2023 tarihleri arasında ihaleye katılmak için başvuruda bulunulmadığı, davacı kooperatifin 27/03/2023 tarihinde yapılan ihaleye de katılmadığı, bu durumda, davacı kooperatifin en geç 27/03/2023 tarihinden itibaren 30 günlük dava açma süresi içerisinde doğrudan dava açması gerekirken bu süreler geçirildikten sonra (davalı idareye verilen 01/08/2023 tarihli dilekçenin geçmiş olan dava açma süresini canlandırmayacağı açık olduğundan) 14/09/2023 tarihinde açılan işbu davanın esasının süre aşımı nedeniyle incelenmesine hukuken olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, ihaleye ilişkin duyuruların usulüne uygun yapılmadığı ve hak düşürücü sürelere uyulmadığı, ihale duyurusu usulüne uygun yapılmadığından ihaleye katılım sağlayamadığı, kiralama için idareye yazılı olarak başvuran kişinin ihaleye dahi katılmadığı, ihalenin gerekli vasıfları taşımayan tek katılımcıya pazarlık usulüyle kiraya verildiği, ihaleyi kazanan kişinin kiralama tarihinden bu yana hiçbir faaliyette bulunmadığı gibi gölün doğal dengesini bozucu işlemler yaptığı, bu durumun açıkça kamu yararına aykırılık teşkil ettiği, yargılamanın esasına girilmesi gerekirken usulden reddedilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, dava konusu ihalenin il müdürlüğü ve şube müdürlüğü panosuna asılarak duyurulduğu, Kurumun web sitesinde de ilan edildiği ve en az 10 gün süre ile yayımlandığı, ihale yapılmak üzere ilana çıkılan dönemde davacı kooperatifin henüz kurulmadığı, davacının kiralama için herhangi bir başvurusunun olmadığı, ihaleye katılmadığı, tesis edilen işlemlerin hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Samsun ili, Ayvacık ilçesi sınırlarında bulunan Hasan Uğurlu Baraj Gölü'nün su ürünleri istihsal hakkını kiralamak üzere ... isimli şahıs tarafından davalı idareye başvuruda bulunulması üzerine davalı idarece Tarım ve Orman Bakanlığı'na görüş sorulmuş, olumlu yanıt alınması üzerine kiralama işlemlerine başlanılmıştır. Bakanlığın kiralama iznine istinaden muhammen kira bedeli tespit edilerek Hasan Uğurlu Barajı için yıllık tahmini avlanılabilir su ürünleri stok miktarı çalışması yapılmış, daha sonra kiralama işlemine ilişkin olarak hazırlanan duyuru metni Samsun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ilan panosu ile Ayvacık İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ilan panosunda 10 gün süre ile duyurulmuş, ayrıca ilgili duyuru il müdürlüğünün web sitesinde de yayımlanmıştır. Söz konusu kiralamaya ait ihale 27/03/2023 tarihinde gerçekleştirilmiş ve ihaleye katılan tek katılımcıya pazarlık usulü ile kiralanmasına karar verilmiştir. Davacı kooperatif tarafından 01/08/2023 tarihinde Hasan Uğurlu Baraj Gölü'nün su ürünleri istihsal hakkının kiraya verilmesine yönelik ihalenin feshedilmesi, yeniden ihale yapılması ve ihale yapılana kadar gölün su ürünleri istihsal hakkının kendilerine verilmesi istemiyle davalı idareye başvuru yapılmış, yapılan başvurunun ... tarih ve E... sayılı işlemle reddedilmesi üzerine anılan işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinde, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu; 11. maddesinde, ilgililer tarafından idarî dava açılmadan önce idarî işlemin kaldırılmasının, geri alınmasının, değiştirilmesinin veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idarî dava açma süresinde istenebileceği, bu başvurunun işlemeye başlamış olan idarî dava açma süresini durduracağı kurala bağlanmıştır. 2577 sayılı Kanun'a 6545 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle eklenen "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda ivedi yargılama usulünün uygulanacağı; ikinci fıkrasının (a) bendinde, ivedi yargılama usulünde dava açma süresinin otuz gün olduğu; (b) bendinde ise, ivedi yargılama usulünde Kanun'un 11. maddesinin uygulanmayacağı kural altına alınmıştır. Anılan Kanun'un "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendinde, dava dilekçesinin, süre aşımı yönünden inceleneceği; altıncı fıkrasında, süre aşımı hususunun davanın her safhasında dikkate alınacağı; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, süre aşımı bulunan hâllerde davanın reddedileceği kurallarına yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 2577 sayılı Kanun'un aktarılan hükümlerinin değerlendirilmesinden, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların ivedi yargılama usûlüne tâbi olduğu, bu usûle tâbi olan uyuşmazlıklarda dava açma süresinin otuz gün olduğu ve dava açılmadan önce idarî işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması istemiyle 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında yapılacak bir başvurunun işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmayacağı anlaşılmaktadır. Anayasa'nın 125. ve 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinde, idarî işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı kurala bağlanmak suretiyle dava açma süresinin başlamasında "yazılı bildirim"in esas alınması öngörülmüş olup, hak arama özgürlüğünün kullanılması bakımından, idarî işlemlerin idare tarafından ilgililere açık ve anlaşılabilir biçimde bildirilmesi gerekmektedir. Öte yandan, 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenen, dava açma süresinin hesabında bildirim yerine ilanın esas alınarak sürenin ilan tarihini izleyen günden itibaren başlamasına ilişkin kural, ilanı gereken düzenleyici işlemlere karşı açılan idarî davalara yöneliktir. Düzenleyici işlemler dışında kalan birel nitelikteki idarî işlemlerin iptali istemiyle açılan davalarda ise, dava açma sürelerinin hesabında, işlemin ilgilisine tebliğ edildiği tarihin esas alınması gerekmekle birlikte, özellikle idarenin tesis ettiği işlemin doğrudan tarafı olmayan ve bu nedenle de idarece yazılı bildirim zorunluluğu bulunmayan kişilerin açacakları davalarda, bu kişilerin idarî işlemi öğrenme tarihinin belirlenebildiği durumlarda, öğrenme tarihinin esas alınması gerektiği yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir. Bu durumda, ihale kararı, ilanı gereken düzenleyici işlem olmadığından dava açma süresinin ilanla başlamayacağı ve yazılı bildirim yapılmayan hâllerde işlemin bütün unsurlarıyla ilgililer tarafından öğrenildiği tarihten itibaren dava açma süresinin başlayacağı dikkate alındığında, davanın, ilan veya ihale tarihinden itibaren değil, ihaleden haberdar olunduğu ve öğrenme tarihi olarak belirtilen tarihi izleyen günden itibaren süresi içinde açılıp açılmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından 01/08/2023 tarihinde davalı idareye başvuru yapılarak, Hasan Uğurlu Baraj Gölü'nün su ürünleri istihsal hakkının kiraya verilmesine yönelik ihalenin feshedilmesi, yeniden ihale yapılması ve ihale yapılana kadar gölün su ürünleri istihsal hakkının kendilerine verilmesinin istenildiği, yapılan başvurunun davalı idarece 15/08/2023 tarih ve E.10921732 sayılı işlemle reddedildiği, bakılan davanın ise 14/09/2023 tarihinde açıldığı, dava dilekçesinde dava konusu ihalenin öğrenilme tarihine ilişkin bir ifade olmadığı ancak ihalenin iptali istemiyle en geç idareye başvuru tarihi olan 01/08/2023 tarihinde işlemden haberdar olunduğu ve ivedi yargılama usulüne tâbi olan uyuşmazlıkta 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında idareye yapılan başvurunun işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmayacağı da dikkate alındığında, dava açma süresinin 01/08/2023 tarihinde başladığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla, davacı tarafından anılan işleme karşı en geç 01/08/2023 tarihini izleyen 30 (otuz) gün içinde dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra 14/09/2023 tarihinde açılan işbu davada süre aşımı bulunduğu gerekçesiyle davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, davacının dava açma süresinin en geç ihale tarihi olan 27/03/2023 tarihinden başlamak suretiyle 30 gün olduğu gerekçesiyle davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukukî isabetsizlik bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının yukarıda belirtilen GEREKÇEYLE ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine, 5. Dosyanın anılan Mahkeme'ye gönderilmesine, 6. 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 11/09/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrası hükmü ile bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde haklarını arayabilmelerine kolaylık ve olanak sağlanması amaçlanmış; idareye, işlemlerinde, ilgililerin kaç gün içinde, hangi mercilere başvurabileceklerini bildirme yükümlülüğü getirilmiştir. Anayasa'nın 125. maddesinde de idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin "yazılı bildirim" tarihinden başlayacağı belirtilmiştir. 20/01/1982 tarihinde yürürlüğe giren 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda idari yargıda uygulanan “genel yargılama usulü” ve 7. maddesi ile devamı maddelerde de “genel dava açma süreleri” düzenlenmiş bulunmaktadır. Anılan 7. maddesinde, özel süre gösterilmeyen hâllerde idare mahkemelerinde idari işlemlere karşı dava açma süresinin "altmış gün" olduğu ve bu sürenin yazılı bildirim tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı kurala bağlanmıştır. Buna karşılık, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na, 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle eklenen 20/A maddesiyle, bir kısım işlemlere karşı açılan davalarda, genel yargılama usulünden farklı olarak, gerek dava, gerekse temyiz aşamasında uygulanacak “ivedi yargılama usulü” getirilmiş; ayrıca, ivedi yargılama usulünde dava açma süresinin "otuz gün" olduğu ve bu Kanun'un 11. maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı öngörülmüştür. Anılan maddede, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda ivedi yargılama usulünün uygulanacağı kuralı yer almıştır. Genel yargılama usulünün uygulandığı uyuşmazlıklarda, ilgililere dava açmadan önce, 2577 sayılı Kanun’un 10, 11, 12 ve 13. maddeleriyle “idari başvuru” seçeneği getirilmişken, ivedi yargılama usulünün uygulandığı işlemlere karşı doğrudan dava açma zorunluluğu getirilmiş ve 2577 sayılı Kanun’un 11. maddesi uyarınca yapılacak idari başvurunun dava açma süresini durdurmayacağı kurala bağlanmıştır. Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca idarenin yükümlülüğünün, ivedi yargılama usûlüne tâbi bir idarî işlem söz konusu olduğunda, ilgilinin yanılgıya düşmemesi açısından özel dava açma süresi içerisinde doğrudan dava açmak zorunda olduğunun, işleme karşı idarî başvuruda bulunularak itiraz edilmesinin dava açma süresini durdurmayacağının bildirilmesini de kapsadığı kuşkusuzdur. Ancak kendisine herhangi bir yazılı bildirim yapılmayan ya da yapılan yazılı bildirimde işleme karşı başvuru yolu ve süresi belirtilmeyen ilgililerin hangi sürede dava açacakları konusunda karışıklık yaşamaları ve yanılgıya düşmeleri mümkün bulunmaktadır. Mevzuattan kaynaklanan bu karışıklığın Anayasa’nın 36. maddesinde yer alan mahkemeye erişim hakkını ihlâl eden sonuçlara ulaşmasını engellemek yargı yerine düşen bir görevdir. Öte yandan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin 36533/04 başvuru numaralı Mesutoğlu-Türkiye kararında, usul kurallarının nasıl yorumlanması gerektiği hususunda özetle; mahkemeye erişim hakkının mutlak olmadığı, bazı sınırlamalara tâbi olabildiği, bununla birlikte, getirilen kısıtlamaların, hakkın özünü ortadan kaldıracak ölçüde, kişinin mahkemeye erişimini engellememesi gerektiği, mahkemeye erişim hakkına getirilen bu tür sınırlamaların ancak meşru bir amaç güdüldüğü takdirde ve hedeflenen amaç ile başvurulan araçlar arasında makûl bir orantı olması hâlinde Sözleşmenin 6/1. maddesi ile bağdaşabileceği, bu ilkelerden hareketle, dava açma hakkının doğal olarak yasayla belirlenen şartları olmakla birlikte, mahkemelerin yargılama usullerini uygularken bir yandan davanın hakkaniyetine hâlel getirecek kadar abartılı şekilcilikten, öte yandan, kanunla öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir esneklikten kaçınılması gerektiği belirtilmektedir. Bu durumda, ilgililere herhangi bir yazılı bildirimin yapılmadığı ve idari işlemin bir şekilde öğrenilmesi üzerine dava açıldığı durumda, bu kişilerin mevzuattan kaynaklanan bu karışıklık nedeniyle kaç gün içinde hangi merciye başvuracaklarını bilmeleri beklenemeyeceğinden, dava açma süresi hesaplanırken öğrenme tarihinin başlangıç alınması ve aynı şekilde özel dava açma süresinin değil açık, anlaşılabilir ve ulaşılabilir olan genel dava açma süresinin işletilmesi gerekir. Nitekim Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 15/03/2022 tarih ve E:2021/2, K:2022/1 sayılı kararıyla da; yazılı olarak bildirilen ve özel dava açma süresine tâbi olan bir işlemde, dava açma süresinin gösterilmemiş olması durumunda genel dava açma süresinin işletilmesi gerektiği yönünde içtihatların birleştirilmesine karar verilmiştir. Dosyanın incelenmesinden, dava konusu ihalenin 27/03/2023 tarihinde yapıldığı, dava konusu ihalenin iptali istemiyle 01/08/2023 tarihli dilekçe ile davalı idareye başvuruda bulunulduğu, anılan başvurunun idarece 15/08/2023 tarihli işlemle reddedildiği, 14/09/2023 tarihinde ise bakılan davanın açıldığı görülmektedir. Bu itibarla, uyuşmazlığın ivedi yargılama usulüne tâbi olduğu ve dava açma süresinin otuz gün olduğu yolunda kendisine yazılı bildirim yapılmayan davacının ihalenin iptali istemiyle hangi tarihten itibaren dava açması gerektiği hususunda tereddüt yaşadığı ve yanılgıya düştüğü, mevzuattan kaynaklanan bu karışıklığın davacının özel süresi içerisinde dava açmasını zorlaştırdığı anlaşıldığından, mahkemeye erişim hakkının ihlâl edilmemesi açısından uyuşmazlıkta özel yargılama süresinin değil genel yargılama süresinin uygulanması gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, davanın süresinde açıldığı kabul edilerek, davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik temyiz isteminin kabul edilerek anılan İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.