T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/376 - Karar No:2026/431 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/376 KARAR NO : 2026/431 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/02/2025 NUMARASI : 2024/341 E-2025/82 K DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİ…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/376 - Karar No:2026/431 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/376 KARAR NO : 2026/431 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/02/2025 NUMARASI : 2024/341 E-2025/82 K DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 15/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 15/04/2026 Eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak talepli davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili özetle; müvekkiliyle davalı arasında 47 adet azot hattı vanasına ilişkin 03.08.2017 tarihli sözleşmenin akdedildiğini, sevkiyatın 19-21 hafta içerisinde yapılmasının kararlaştırıldığını, müvekkilinin toplam bedelin %40'ı olan 8.828 USD peşin ödeme için 02.08.2017 tarihinde 8.174,15 USD karşılığı 28.800 TL'yi banka kanalıyla ödediğini, davalının en geç 2018 yılı Ocak ayında teslim etmesi gerekirken teslime hazır olduğunu bildirmediğini, teslimatı da yapmadığını, 3 yıl kadar sonra 16.06.2020 tarihli ihtarnameyle müvekkiline ilk kez bildirimde bulunduğunu, müvekkiliyle ... A.Ş. arasında akdedilen sözleşmenin feshedildiğini, ürünlerin tesliminde müvekkilinin yararının kalmadığını, müvekkilinin ödediği peşinatın iadesi için 18.09.2020 tarihinde ihtarname keşide ettiğini, davalı cevabi ihtarnamesiyle sevke hazır olduğunu e-posta ile bildirdiğini, ifade etmiş ise de, bu yönde bir bildirimin olmadığını öne sürerek 8.174,15 USD'nin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini dava etmiştir. Davalı vekili özetle; müvekkilinin ... Makina Sanayi Ticaret Limited Şirketiyle ticari ilişkide bulunduğunu, davacı şirketin farklı olduğunu, 03.08.2017 tarihli sözleşme gereğince .... Şirketinin toplam bedelinin %40'ı olan 8.828 USD yerine eksik olarak 8.174,15 USD ödediğini, müvekkilinin sipariş teyidine uygun olarak süresinde ürünleri eksiksiz olarak hazırladığını, sevke hazır olduğunu sözlü olarak ve e-postayla bildirdiğini, .... Şirketinin ödeme yapmadığını, ürünleri de teslim almadığını, müvekkili tarafından keşide edilen 16.06.2020 tarihli ihtarnameye rağmen ürünlerin teslim alınmadığını, müvekkilinin zarara uğradığını, davacı ile ... arasındaki sözleşmenin feshedilmesinin taraflarla ilgili olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 20/04/2021 tarih, 2020/603 E - 2021/334 K sayılı kararı davalı vekilince istinaf edilmiş olmakla, Dairemizin 26/01/2023 tarih, 2021/476 esas ve 2023/95 karar sayılı ilamıyla istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararı üzerine ilk derece mahkemesince: Taraflar arasındaki sözleşmede imal edilecek ürünlerin 19-21 haftada teslim edileceğinin belirtildiği, davacının dava dilekçesi ekinde delil olarak sunduğu sözleşme gereği ifa tarihinden çok sonra tarihli olan 2020 yılı içerisinde farklı günlerde gönderilen e-postalarda davacının finansal sıkıntı içinde olması dolayısı ile peşinatın eksik ödendiği ile bakiye bedelin ödenemeyeceğinin bildirdiği , 06/01/2025 tarihli bilirkişi raporunda yer alan 28 Ağustos 2020 tarihli elektronik postayı gönderen ...’nun dava dilekçesine ekindeki vekaletnameye göre davacının yetkilisi olduğu, dava dilekçesi ekinde yer alan 03/08/2017 tarihli 2 adet sipariş teyidinin ayrıntılı olanında tutarın USD olarak belirtildiği , altta ödeme bölümündeki açıklama ile en alttaki ödemeler TL olarak yapılmakla birlikte ödeme tarihindeki kurunun baz alınacağının belirtildiği, 28 Ağustos 2020 tarihli elektronik postada tutarın USD olarak belirtildiği üzere davacı ile davalı arasında davacı tarafından 02/08/2017 tarihinde 8.174,15 USD karşılığı TL gönderildiği hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, peşinat olarak ödenen 8.174,15 USD'ın 1.574,15 USD olarak ödenmesi hususunda tarafların mutabakata varmaları dolayısı ile davacının bilirkişi raporu ile dava konusu alacağını kısmen ispatlaması nedenleri ile davanın kısmen kabulüne, 1.574,15 USD’nin dava tarihinden itibaren işleyecek Devlet Bankalarının USD cinsinden açılmış 1 yıl vadeli mevduata uyguladıkları en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, diğer kısım yönünden ise bilirkişi raporuna ve dosya kapsamına göre ispatlanamaması nedeni ile reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkeme kararında e-mail içeriklerinde, peşinat olarak ödenen 8.174,15 USD’ın 1.574,15 USD olarak ödenmesi hususunda tarafların mutabakata vardıkları beyan edildiğini bu kabulün hukuka aykırılığı izahtan vareste olduğunu, davalının da cevap dilekçesinde bu hususu ileri sürmediğini, mahkeme tarafından kendiliğinden dikkate alınmasının da hukuka aykırı olduğunu, bahsi geçen mail yazışmaları içeriğinde, peşinat olarak ödenen 8.174,15 USD’ın 1.574,15 USD olarak ödenmesi hususunda tarafların mutabakata varıldığını gösteren ya da böyle anlaşılmasına sebep olabilecek hiçbir emare olmadığını, hem hukuka hem de hayatın olağan akışına aykırı şekilde taraflarınca peşinatın iadesi defaatle talep edilmesine rağmen başka bir bedelde anlaşmaya gidildiği hususunun kabul edilebilir nitelikte olmadığını, mail yazışmaları dosyaya taraflarınca sunulduğunu, bu yazışmaların içeriğinde bu şekilde mahsup iradesi olsa idi sunulmayacağının da açık olduğunu, yazışmalarda, 27.08.2020 tarihinde (12:54 PM) [email protected] adresinden ....com.tr adresine gönderilen “Peşinatın iadesi” konulu e-mail içeriğinde “Şirketiniz ile son olarak vardığımız mutabakat sonucunda bana ödeyeceğiniz 1.574,15 USD’nin TL karşılığını bu hesap numarasına gönderilmesini rica ederim. Saygılarımla TR47 0006….5124 79” -27.08.2020 tarihinde (2:08 PM) ....com.tr adresinden [email protected] adresine gönderilen “Peşinatın iadesi” konulu e-mail içeriğinde; “Paylaşmış olduğunuz IBAN no anladığımız kadarıyla şahsi hesabınız, iadeyi yapacağımız hesabın şirket hesabınız olması gerekmektedir. Şirket hesap adınızı ve IBAN nosunu paylaşmanızı rica ederiz” mail yazışması içeriğinde 1.574,15 USD’nin TL karşılığının ödeneceğinden bahsedilmişse de mutabakatın neye ilişkin olduğu, ya da tüm bedelin iadesinin bu şekilde mahsuplaşılmış olduğunu gösterdiğinin söylenemeyeceğini, anılan yazışmanın, peşinat olarak ödenen 8.174,15 USD’ın 1.574,15 USD olarak ödenmesi hususunda anlaşıldığı anlamını çıkarılmasını sağlayacak şekilde yorumlanmasının hukuka aykırı olduğunu, taraflar tacir olup aralarında geçen her türlü bedel mahsubuna ilişkin yazışmanın, davaya konu olayla bağlantılı olup bu şekilde mahsuplaşıldığına ilişkin yorumlanması şeklindeki tamamen soyut yorum akıl dışı olduğunu, 29.08.2020 tarihinde [email protected] adresinden ....com.tr adresine gönderilen “Ödeme” konulu e-mail içeriğinde “Verdiğim hesap numarası şahsi hesabım….ödeme dekontuna ‘... Makine alacağına mahsuben’ ibaresi yazarsanız….şahsi hesabına bu ödemeyi yapamaz iseniz bu %30 kesinti kuralını kabul etmiyeceğimi, olayı hukuk platformuna taşıyacağımı belirtmek isterim…” ibaret olduğunu, yine raporda mutabakata dayanak gösterilen bu mail yazışması içeriğinde 8.174,15 USD’ın 1.574,15 USD olarak ödenmesi hususunda anlaşıldığı anlamını çıkarılmasını sağlayacak hiçbir somut ifade yer almadığını, daha sonra taraflarınca gönderilen ihtarlarda da mutabakata ilişkin hiçbir ifade yer almadığını, yine davalı yanın cevap dilekçesinde, istinafa cevap dilekçesinde ve sunduğu delillerde 8.174,15 USD’ın 1.574,15 USD olarak ödenmesi hususunda mahsuplaşıldığını belirten hiçbir ifade yer almadığını ,dilekçesinde 1.574,15 USD ödeme talep edildiği söylenmişse de 8.174,15 USD’ın 1.574,15 USD olarak ödenmesi noktasında anlaşıldığına ilişkin bir beyanları olmadığını, tarafların bu yönde mahsup iradesini gösteren hiçbir kesin ve somut delil olmamasına rağmen bilirkişi raporundaki tespitin hükme esas alınamasının hukuka aykırı olacağını, dosyada, sırf 1.574,15 USD olarak ödenme ibaresi içeren mail gerekçe alınarak tüm bedelin bu şekilde mahsup edildiğine yönelik başkaca herhangi bir delil de bulunmadığını, davalının da cevap ve istinafa cevap dilekçesinde böyle bir iddiası olmadığı da dikkate alındığında mahkeme tarafından mail yazışmalarının tamamen soyut şekilde bu şekilde yorumlanmasının hukuka aykırı olacağını, bu konuda ek emare ya da ibra da söz konusu olmadığını, mail yazışmaları içeriğini destekleyen başka bir beyan/delil/emare da olmadan ayrıca yazışma içeriklerinin kesin nitelikte bahse konu alacağa ve tamamına ilişkin olduğuna yönelik içeriği de olmadığından kararın dayanaksız olduğunu, tarafların tacir olup aralarında geçen her türlü bedel mahsubuna ilişkin yazışmanın bu şekilde yorumlanmasına ilişkin de gerekçede değerlendirme yapılmadığını, kararın bu yönleri ile gerekçesiz ve eksik inceleme ile kurulduğunu, Yargıtay 43. Hukuk Dairesi'nin 2025/219 Esas, 2025/203 Karar, 20.02.2025 Tarihli Kararında; "özet;sözleşmeden kaynaklanan zarar tazmini şeklinde açıklama bulunan faturaların ödenmediğini iddia etmiş olup, dosyaya sunulan e-mail yazışmaları , ihtarname, eft yolu ile yapılan ödemelere dair dekont örnekleri ve e-faturalar, tek başına İİK 258/1. maddesi anlamında ihtiyati haciz talep edenin alacağının varlığına kanaat getirici belge ve delil olarak kabule elverişli değildir. Dosyanın kapsamına ve mevcut delil durumuna göre varlığı ihtilaflı ve tespite muhtaç olan bir alacak talebi yönünden yaklaşık ispat düzeyinde kanaat oluşmamıştır. Bu durumda mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati haciz talep eden vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." dendiğini, kararda görüleceği üzere e-mail yazışmaları yaklaşık ispat düzeyinde dahi kanıt oluşturmadığını, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2018/792 Esas, 2019/239 Karar, 01.03.2019 Karar Tarihli Kararında; "kira bedelinin miktarını ispat yükü kiraya verene, kira bedelinin ödenmesi ile anahtar teslimini ispat yükü kiracıya aittir. Yine HMK'nun199. maddesinde 'Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir.' düzenlemesi bulunmaktadır. Buna göre dosya içerisindeki elektronik posta yazışmaları belge niteliği taşımakta (delil başlangıcı) olup tanık vesaire yan delillerle belge içeriğinin doğruluğu da kanıtlanabilir." dendiğini, mali yazışmaların tek başına yeterli delil olmadığı beyan edildiğini ,kadı ki dava konusu olayda mail yazışmalarının bu alacağa ilişkin olduğunun da belirsiz olduğunu , açıklanan nedenlerle mahsuba ilişkin kanaat hukuka ve kanunlara aykırı şekilde tamamen soyut ve gerekçesiz olduğundan 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince 8.174,15 USD’nin vade tarihinden fiili ödeme tarihine kadar Devlet Bankalarının o para birimi ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden davalı tarafından müvekkile ödenmesine karar verilmesi gerekirken tesis edilen kararın hukuka aykırı olduğunu, kararda fazlaya ilişkin kısmın ispatlanamadığı söylenmişse de dosyada bulunan 03.08.2017 tarihli sözleşme ile alacak hazlihazırda zaten ispatlandığını ,mahsuba ilişkin ispatın davalı yana geçeceğini, iki tarafın tacir olduğu göz önüne alındığından geçerli bir mahsup da bulunmadığını, davalının ise kararda belirtildiği gibi bir mahsup beyanı, cevap ve cevaba cevap dilekçelerinde bulunmadığını, Mahkeme'nin bu hususu resen değerlendiremeyeceğini , Gerekçeli kararda; "Davacı (dava konusunu devralan) kendini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanununun 168. maddesinin son fıkrası gereğince hüküm verildiği tarihte geçerli olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesinin 1. ve 2. fıkraları ile 2. kısmına göre haklılık oranı göz önünde bulundurularak hesaplanan 12.332,68 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya (dava konusunu devralan) VERİLMESİNE" dendiğini, davalının müvekkiline alacağını ödememesi nedeni ile dava açılmasına sebebiyet verdiği açık olduğunu, müvekkilinin davasında netice itibari ile haklı olduğunu ,kabul etmemekle birlikte miktar yönünden karar farklı olmuşsa da alacak iddialarının kanıtlandığı ve sübut bulduğunu ,bu nedenle yargılama yapılmasına sebebiyet verildiğinden vekalet ücretinin sırf miktar dikkate alınarak hesaplanmasının hatalı olduğunu ,mahiyeti gereği alacak iddialarının kabul olması ve davalının yargılamaya da sebep vermesine rağmen daha yüksek menfaate hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, mahkemenin giderleri de yine yüksek oranda müvekkiline yükletildiğini, müvekkilinin bu şekilde hak arama hürriyetinin engellendiğini ,alacağını almak için hukuki süreç başlatan ve alacak iddiasında haklı da olan müvekkilinin yargılama neticesinde davalıdan daha ağır durumda olmasının anayasal ilkelere de aykırılık teşkil ettiğini beyanla kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle dava konusu alacağın .... Şirketi tarafından ...'na temlik edilmiş olduğu, bu nedenle gerekçeli kararda da davacının doğru olarak davacı ... olarak gösterilmiş olduğunun anlaşılmasına, davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 732 TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve ödedikleri başvuru harcının kendisi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 15.04.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır