11. Hukuk Dairesi 2010/8695 E. , 2010/10931 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Adana 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04.11.2008 gün ve 2005/130 - 2008/460 sayılı kararı onayan Daire’nin 15.03.2010 gün ve 2009/832 - 2010/2808 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dos…
**11. Hukuk Dairesi 2010/8695 E. , 2010/10931 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Adana 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04.11.2008 gün ve 2005/130 - 2008/460 sayılı kararı onayan Daire’nin 15.03.2010 gün ve 2009/832 - 2010/2808 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili dava ve ıslah dilekçesi ile, davalı ile müvekkili şirket arasında yapılan 01.09.1999 tarihli taşıma sözleşmesi gereğince davalı şirkete ait ürünlerin müvekkiline ait araçlarla yurt içinde çeşitli yerlere taşınması konusunda tarafların anlaştıklarını, taraflar arasında 01.09.2004 tarihinde yenilenen sözleşmeye rağmen davalının hiçbir ihtar yada ihbar göndermeden 01.02.2005 tarihinde taşıma yapan araçları fabrikaya sokmamak sureti ile sözleşmenin fiilen sona erdirildiğini, müvekkilinin pek çok nakliyeci ile kiralama sözleş- meleri yaptığını, kendisine yapılan iş tekliflerini kabul etmediğini, sözleşmenin haksız feshi nedeni ile müvekkilinin zarara ve kazanç kaybına uğradığını ileri sürerek, şimdilik zarar ve kar mahrumiyeti toplamı olan 510.000 YTL'nın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davaya dayanak yapılan sözleşmenin yenilenmeyeceği ihbarının aylar öncesinden yapıldığını, taşıma sözleşmesinin münhasır bir sözleşme olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davalının sözleşmeyi TTK'nun 20/3. maddesi hükmüne uygun bir biçimde feshetmediği, davalının haklı bir neden olmaksızın 01.02.2005 tarihinde sözleşmeyi feshettiğini, davacının haksız fesihten dolayı 01.02.2005 ile 31.08.2005 tarihleri arasında uğradığı zararın 185.583,06 YTL olduğu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır. Davalı vekili bu defa karar düzeltme isteminde bulunmuştur. 1-Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK'nun 440.maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen ve aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair karar düzeltme isteğinin reddi gerekir. 2-Dava, 01.09.2004 - 31.08.2005 tarihlerini kapsayan taşıma sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle kar kaybı ( müspet zarar ) ve uğranılan zararın tahsili istemleriyle açılmıştır. Davadaki istemin dayanağı gelinen bu aşamada sadece sözleşmenin kusurlu feshi sebebiyle yoksun kalınan kar kaybı alacağından ibarettir. Müspet zarar (positive ve interesse) alacaklının gereği gibi ve vaktinde olan ifaya taalluk eden menfaatine tekabül eder. Yani borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne vaziyette bulunacak idi ise bu vaziyet ile mamelekin hala hazır vaziyeti arasındaki farktır. Diğer bir ifadeyle müspet zarar aktin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesinden doğan zarardır. Müspet zarar, kusursuz olan tarafın temerrüde düşen taraftan sözleşme yürürlükte kaldığı sürece isteyebileceği bir tazminat türüdür. Sözleşmeden kusurlu olarak dönen taraftan istenebilir. Kar kaybı ise kardan mahrum kalma karşılığı meydana gelen zarardır. Genelde sözleşmeyi kusuruyla fesheden taraftan istenir. Aslında kar kaybı açısından kardan yoksun kalan tarafın malvarlığında kusurlu fesihten önce ve sonra bir değişiklik yoktur. Burada kardan yoksun kalan kusurlu fesih yüzünden mal varlığında ileride meydana gelecek çoğalmadan mahrum kalır. Kar kaybı zararının müspet zarar kapsamında bulunduğu şüphesizdir. Müspet zarar ve kar kaybı zararı kavramlarına ilişkin bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince; Taraflar arasında geçerli olan 01.09.2004-31.08.2005 dönemini kapsayan taşıma sözleşmesinin süresi bitmeden davalı tarafından 01.02.2005 tarihinde feshedildiği tartışmasızdır. Davalı kusurlu olup, sözleşmeden dönmeyen davacı kusurlu fesih nedeniyle davalıdan kar kaybı zararı adı altında bir miktar paranın kendisine ödenmesini isteyebilecektir. Ancak; iki taraflı sözleşmelerin karşı tarafça haksız feshedildiği hallerde Borçlar Kanunu'nun 106. ve 108. maddeleri hükümleri gereğince kar kaybı zararına uğrayan tarafın isteyebileceği zararın saptanmasında kıyasen Borçlar Kanunu'nun 325. maddesi hükmünde gösterilen kesinti yönteminin uygulanması gerekir. Bu yönteme göre kar kaybı ise sözleşme ifa ile bitse idi zarar görenin elde etmesi muhtemel bütün gelirlerden yapması gereken bilcümle zorunlu harcama kalemleri ile sözleşme süresinden evvel feshedildiğinden süresinden evvel fesih nedeniyle sağladığı yani tasarruf ettiği haklar ve yine bu süre içerisinde başka işten sağlayacağı veya kasten sağlamaktan kaçındığı kazanç miktarları toplamı indirilerek bulunur. Elde edilecek fark miktara da net kar denilir. Mahkemece davalının elde etmekten kaçındığı kazanç kaybı bulunup,bulunmadığı hususunda kararda hiçbir değerlendirme yapılmamış olmakla davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair karar düzeltme isteminin reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle karar düzeltme isteminin kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 28.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.