11. Hukuk Dairesi 2009/3096 E. , 2010/9264 K. MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 4.Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20.11.2008 tarih ve 2006/1966 - 2008/2492 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ve ihbar olunan vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşm…
**11. Hukuk Dairesi 2009/3096 E. , 2010/9264 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 4.Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20.11.2008 tarih ve 2006/1966 - 2008/2492 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ve ihbar olunan vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin yaptığı satışın bir kısmının davalı bankanın pos cihazından çekildiğini, davalı banka tarafından müvekkilinin hesabına yatırıldığını, ancak kredi kartının çalıntı olması nedeni ile hesabın bloke olduğunu, müvekkili şirketçe kart hamilinin kimliğinin kontrol edildiğini ve imza alındığını, yapılan işlemle ilgili davalı bankaca onay verildiğini ileri sürerek, 3.875,00 YTL'nın tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacı tarafından bir tek harcama için iki ayrı işlem yapılmasının üye işyeri sözleşmesinin 14.3/b maddesine aykırı olduğunu, kredi kartının sahte olduğunu, davacının gerekli özeni göstermediğini savunarak davanın reddini istemiştir. İhbar olunan Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. vekili, sahte kredi kartı ile yapılan 3.875,00 YTL işlem tutarının üye işyeri bankası olan T. Vakıflar Bankası'ndan bankalar arası kart kuralları gereğince tahsil edilerek kart hamilinin hesabına alacak olarak kaydedildiğini, müvekkilinin herhangi bir hukuki sorumluluğunun olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının slipteki isim ve kredi kartı numarası ile kredi kartındaki isim ve kart numarası aynı olması nedeniyle gerekli kontrolleri yaptığı ve yükümlülüklerini yerine getirdiği, müşterinin sunduğu kartın pos cihazından geçtiği için kopyalandığını bilmesinin mümkün olmadığı, bu hususta alabileceği bir tedbirin de bulunmadığı, davalı bankanın kartların kopyalanmaması veya kolaylıkla tespiti için gerekli çalışmayı yaparak ve bu teknolojiye sahip olarak kart sahipleri ile üye işyerlerini mağdur olmamalarını sağlaması gerektiği, olayın sorumluluğu davalı bankada olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili ve ihbar olunan vekili temyiz etmiştir. Dava, üye iş yeri sözleşmesinden kaynaklandığı iddia olunan alacağın tahsiline ilişkindir. Taraflar arasında çekişmesiz olduğu üzere, davacı işyerinden sahte kredi kartıyla yapılmış olan tek harcama için iki ayrı slip düzenleyip bölerek yanlar arasındaki üye işyeri sözleşmesinin 14/3-b maddesine aykırı davranmıştır. Ayrıca kart hamilinden davalı banka ve ihbar olunan tarafından yapılan ve iade edilmeyen bir tahsilatta mevcut değildir. Bu itibarla, mahkemece, sözleşmenin 14/3-b maddesi uyarınca davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekili ve ihbar olunan vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.09.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.