11. Hukuk Dairesi 2021/3036 E. , 2022/7187 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07.12.2017 tarih ve 2017/30 E- 2017/154 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 28.01.2021 tarih ve 2020/159 E- 2021/66 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı v
**11. Hukuk Dairesi 2021/3036 E. , 2022/7187 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07.12.2017 tarih ve 2017/30 E- 2017/154 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 28.01.2021 tarih ve 2020/159 E- 2021/66 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin 2014/36294 sayılı 43. sınıfta kayıtlı "Seydiköy Dönercisi Şaban Usta" markasının tescilli sahibi olduğunu, davalının da izinsiz olarak işletmesinde "Şaban Usta" şeklinde marka kullandığını, markaya tecavüz ve haksız rekabet ettiğini ileri sürerek, men edilmesini, tedbiren kullanımın durdurulmasını, 2.000.-TL maddi, 3.000.-TL manevi tazminata hükmedilmesini dava etmiştir. Davalı vekili, davanın kötü niyetle haksız kazanç amaçlı olarak açıldığını, davalının 1990'dan beri ...'de "Şaban Usta" ismini kullandığını, müvekkilinin 1980'lerde ...'de seyyar döner satıcısı olarak çalıştığını, 1990 yılında işyeri açarak hizmet verdiğini, 35 yıldır bu sektörde olduğunu ve tanındığını, davacının 2015'de markayı tescillemesinden çok önce markanın müvekkili tarafından kullanıldığını, tescilin kötü niyetle yapıldığını savunarak, açılan davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacının 30.04.2014 tarihinde marka tescili için başvuruda bulunduğu 2014/36294 sayılı ve 43. sınıfta bulunan "Seydiköy Dönercisi Şaban Usta" ibareli markası ile koruma sağlamakta olduğu, diğer yandan davalının Lokantacılık Esnaf Odası'na 26.01.2007 tarihinde "Seydiköy Döner Salonu" ticaret unvanıyla kayıt yaptırdığı, daha sonra esnaf sicil tasdikinin de aynı belgeye atfen 26.03.2013'de yapıldığı, iş yerinin ruhsatının 02.04.2013 tarihli olduğu, bu durumda davalı küçük çapta bir esnaf olarak ruhsat ve oda kayıtları ile davacıdan önce "Seydiköy Döner Salonu" işaretleri için marka tesciline dayanmamakla birlikte, davalının önceye dayalı hakkı bulunduğu, kayıtlı unvan ve işletme adları bu kapsamda kullanıldığında sonraki tarihli markaya tecavüz iddiasına konu edilemeyeceği, davalının esnaf olarak kullanımının bu kapsamı aştığına ilişkin herhangi bir kanıt bulunmadığı, davacının tescillediği markadaki ayırt edici kısım bakımından davalının önceki tarihli kayıtlarına ve bu kayıtların sağladığı hakka katlanmak zorunda olduğu, dolayısıyla davalının önceye dayalı ticaret, unvan veya işletme adı kayıtlı bulunmakta olup, tescilsiz kullanımdan doğan öncelik hakkı nedeniyle, markaya tecavüz ve haksız rekabet iddialarının reddi gerekeceğinden, sabit olmayan markaya tecavüzün durdurulması ile maddi tazminat davasının reddine ve manevi tazminat davasının reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda; taraflar arasında imzalanan 29.05.2013 tarihli "işletme hakkı devir sözleşmesi"nin işletme hakkının tamamı ve içinde yer alan demirbaşları devir ve teslime yönelik olup işletmenin aktif ve pasifiyle devredildiğine ilişkin sözleşmede herhangi bir açıklama bulunmadığı, dolayısıyla da sözleşmede aktif ve pasifle birlikte yani alacak ve borçlarıyla devir sözkonusu olmadığından davacının iddia ettiği üzere işletmenin isim hakkını da devralacak şekilde devredildiğinden söz edilemeyeceği, davacının tescil ettirdiği markasını davalının esnaf oda ve ruhsat kayıtlarına göre tescilden önce kullandığı, bu hususu davacının istinaf dilekçesinde de kabul ettiği, davalının söz konusu işletme adını kullanmak hakkının mevcut olduğu ve bu kullanımın davacının tescilli markasına tecavüz niteliğinde kabul edilemeyeceği, bu sebeple haksız rekabet unsurunun da mevcut olmadığı, dolayısıyla mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına, ayrıca TTK 49/2. maddesi gereğince taraflar arasında yapılan işletme hakkı devri sözleşmesi kapsamında devirden önceki ünvan devir ile birlikte devralana geçecek olmakla birlikte TTK.'nın 53.maddesinde düzenlenen "işletme adları" ile "tescilsiz markalar" yönünden anılan düzenleme geçerli değildir. Daha önce davalı "Seydiköy Döner Salonu" isim esnaf işletmesini 29.05.2013 tarihli sözleşme ile davacıya devretmiş ise de, fiilen kullandığı ve kendi isminden neşet eden "Şaban Usta" ibareli tescilsiz markasını ve işletme adını devrettiğine ilişkin sözleşmede özel bir hüküm bulunmaması, markanın önceki ve öncelikli gerçek hak sahibinin davalı olmasına ve bu markayı davacıdan önce tescilsiz olarak kullanıyor olmasına göre, davacı vekilince yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından, Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmesi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 19/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.