İSTİNAF KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:11/05/2022 DAVA:Maddi Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:09/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ:02/03/2026 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muh…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA İSTİNAF KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:11/05/2022 DAVA:Maddi Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:09/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ:02/03/2026 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1-son cümle uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 16/04/2015 tarihinde, davalı ... Sigorta A.Ş. nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi bulunan dava dışı sürücü ... idaresindeki ... plaka sayılı otomobil ile davacı idaresindeki ... plaka sayılı motosikletin çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı ve iş göremezliğe maruz kaldığı, davalı nezdinde sigortalı araç sürücüsünün kusuru nedeniyle kazanın vuku bulduğunu beyanla ve fazlaya dair hakkı saklı tutulması kaydıyla 100,00 TL geçici ve 100,00 TL daimi iş göremezlik zararı olmak üzere toplam 200,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. DAVALI CEVABININ ÖZETİ: Davalı davaya cevap vermemiştir. DELİLLER: Finike Asliye Ceza Mahkemesinin 04/02/2016 gün ve ... esas, ... sayılı karar örneği, trafik kazası tespit tutanağı, zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi örneği, kusur, maluliyet ve tazminat bilirkişisi raporu, tüm dosya kapsamı. İDM KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; uyuşmazlık konusu trafik kazasına ilişkin ATK Trafik İhtisas Dairesinden temin edilen kusur raporuna göre davacının %85, davalı nezdinde sigortalı araç sürücüsünün ise %15 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, ATK İstanbul 2. Adli Tıp İhtisas Kurulundan alınan maluliyet raporunda Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak trafik kazası sonucu yaralanmasına bağlı arazı nedeniyle davacının %6 oranında meslekte kazanma gücünü kaybetmiş sayılacağı, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceği yönünde kanaat bildirildiği, tazminat bilirkişi raporunda az evvel belirtilen kusur ve maluliyet raporunda yapılan tespitler aynen benimsenmek suretiyle ve TRH 2010 yaşam tablosu ve %10 artırım ve iskontolu profresif rant yöntemi kullanılarak davacının asgari ücret düzeyindeki gelirine göre öncelikle sigorta şirketinin dava öncesi yaptığı ödemeye ilişkin o tarihteki veriler dikkate alınarak geçici ve daimi iş göremezlik zararının davalıya sigortalı araç sürücüsünün kusuruna isabet eden tutarın 50.305,06 TL olarak hesaplandığı, sigorta şirketinin yaptığı tediyenin ise 12.300,00 TL olduğundan yapılan ödemenin yetersiz kaldığı belirlenmesine müteakip bu sefer rapor tarihindeki veriler dikkate alınarak ve sigorta şirketinin yaptığı ödemenin güncel tutarı mahsup edilmek suretiyle sürekli iş göremezlikten kaynaklı maddi zararın 129.844,53 TL olarak hesaplandığı, davacının olay tarihi itibariyle 13 yaşında olmasından ve çalışma çağında bulunmamasından dolayı geçici iş göremezlik zararı olmadığının belirtildiği, uyuşmazlık konusu trafik kazası sonucu yaralanan davacının %7 oranındaki daimi maluliyete dayalı olarak sigorta şirketine müracaatı üzerine davalı sigorta şirketinden iş göremezlik tazminatı ödemesi aldığı ve bu tediyeye istinaden de davalıyı ibra ettiği, iş bu dava ile maluliyet oranının arttığını ileri sürerek bakiye iş göremezlik zararı istendiği, KTK 111 maddesine göre ödemenin gerçek zararı karşılamadığı iddiası ile açılacak olan ibranın iptali için 2 yıllık süre öngörüldüğü ve sigortanın ödemesi ile yapılan tediyenin yetersiz olduğu iddiasına müteallik iş bu davanın açılış tarihi arasında 2 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, ayrıca ATK İstanbul 2. Adli Tıp İhtisas Kurulundan alınan rapora göre davacının maluliyet oranının %6 olarak belirlendiği, dolayısıyla maluliyet oranı artmayıp bilakis gerilediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin KTK 111 madde uyarınca ödeme yetersizliği iddiasına dayalı olarak ibranın iptali istemiyle 2 yıllık hak düşürücü süre içerisinde davanın açılmadığı ve yine maluliyet oranı artmayıp azaldığı gerekçelerine dayanarak davayı reddettiğini, öncelikle ibranın iptali istemiyle 03/07/2019 tarihinde Sigorta Tahkim Komisyonuna (... E. ...) başvuru yapıldığını, müracaatları sırasında maluliyet raporu eklenmediğinden tahkim yargılamasında usulden ret kararı verildiği ve akabinde huzurdaki davanın açıldığını, süresinde ibranın iptalinin istendiğinin duraksamadan uzak olduğunu, sigorta şirketinin dava öncesi yaptığı ödemeyi 2019 yılında alınan %7 oranındaki daimi maluliyete göre değil 2017 yılına ait ve bu orandan çok daha aşağı maluliyet tayin durumuna göre yaptığı hesaplamaya istinaden iş göremezlik tazminatı ödemesini gerçekleştirdiğini, dava dilekçesi ekinde sunulan 2019 yılına ait iş göremezlik raporunun daimi maluliyetin arttığını gösterdiğini, yani esasen ödeme sornası maluliyet oranında her halükarda artış olduğu hususunda bir çekişme bulunmadığını, ilk derece mahkemesinin hem maluliyet oranında artış bulunmadığı hem de süresinde ibranın iptali istenmediği yönündeki kabulünün hatalı olduğunu, bakiye iş göremezlik zararı iddiası ile sigorta şirketine müracaat edildiğini, davalı yanın ibranın geçersizliğine yönelik iddialarından haberdar olduğunu beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. İSTİNAFA CEVAP: Davalı vekili istinafa cevap vermemiştir. G E R E K Ç E Uyuşmazlık, trafik kazasına bağlı yaralanma nedeniyle yapılan iş göremezlik zararı ödemesinin yetersiz olduğu ve maluliyet oranının arttığı iddiasına dayalı olarak bu ödemeye istinaden verilen ibranın iptali ile bakiye maddi tazminat isteğine ilişkindir. Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Bedensel zarara uğrayanların aynı kanunun 54. maddesi gereğince maddi tazminat isteme hakları bulunmaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereği motorlu araç işleteni doğan zararlardan sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91, 97 ve 99. maddeleri gereği trafik kazasına ve zarara sebebiyet veren motorlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, yasa ve genel sigorta şartları kapsamına dahil maddi zararlardan işletenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. Aynı Kanunun 111. maddesine göre bu Kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir. Davacı, çift taraflı trafik kazası sonucu yaralandığını ve daimi iş göremezliğe maruz kaldığını, dava öncesi karşı aracın trafik sigortacısı olan davalı sigorta şirketi tarafından kısmi iş göremezlik ödemesi yapılmış ise de yapılan tediyenin gerçek zararı karşılamadığını ve maluliyet oranında artış olduğunu ileri sürerek önceki ödemeye istinaden davalı hakkında verilen ibranın iptali ile bakiye iş göremezlik zararı adı altında maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. 6100 Sayılı HMK.'nun 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde gösterilen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılan istinaf incelemesi sonucunda; Somut olaya ilişkin olarak Finike Asliye Ceza Mahkemesinin 04/02/2016 gün ve ... esas, ... sayılı kararı ile, davalı nezdinde sigortalı araç sürücüsü ...'ın davacının da arasında bulunduğu birden fazla kişinin taksirle yaralanmasına neden olma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de mağdurların şikayetinden vazgeçmesi ve sanığın bu durumu kabulü dikkate alınarak kovuşturması şikayete tabi isnat olunan suçtan TCK'nun 73/4 ve CMK 223/8 maddeleri uyarınca davanın düşmesine karar verilmiştir. Somut dosyada; davacının velisi olan annesinin olayın meydana geldiği 16/05/2014 tarihinden sonra yapılan 19/04/2017 tarihli ibraname gereğince 12.392,00 TL ödeme karşılığında davalı sigorta şirketini ibra ettiği, 03/03/2020 tarihinde ise somut davayı açmış olduğu, bu haliyle ibranamenin düzenlendiği tarihin üzerinden 2918 Sayılı KTK’nın 111. maddesi uyarınca belirlenen 2 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğinde şüphe bulunmadığı, davacı tarafça somut dava açılmadan önce aynı gerekçe ile Sigorta Tahkim Komisyonuna yapılan ancak usuli nedenlerle reddedilen başvurunun 2 yıllık hak düşürücü süreyi kestiği ileri sürülmüş ise de, somut dava açılmadan önce Sigorta Tahkim Komisyonuna yapılan başvurunun KTK’nın 111. maddesi uyarınca belirlenen 2 yıllık hak düşürücüyü kesmesinin söz konusu olmadığı (aynı yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/1861 esas-2025/8956 karar sayılı ilamı), 6098 Sayılı TBK’nın 132. maddesi uyarınca ibranın borcu sona erdirdiği, davacının ileri sürdüğü maluliyet artışının farklı sağlık kurumlarından alınan raporlarda belirlenen maluliyet oranlarından kaynaklandığı, davacının ibranameden sonra cismani zarar gördüğü bölgede veya bu bölge dışında gelişen yeni bir maluliyeti oluştuğunun iddia edilip orta yere konulamadığı, dolayısıyla farklı sağlık kurumları tarafından verilen raporlardaki farklı maluliyet oranlarının davacının ibra tarihinden sonra cismani zarar gördüğü bölgede veya bu bölge dışında dışında gelişen yeni bir maluliyetine bağlı olmadığı, bu durumda davacının ibraname tarihinden sonra gelişen yeni bir maluliyeti olmadığına göre davacının iptali için gerekli olan hak düşürücü süre de başvurmaması nedeniyle geçerli kabul edilen ibraname ile bağlı olduğu ve bu nedenle bakiye sürekli iş göremezlik tazminatı talep edemeyeceği, tüm bu sebeplerle mahkemenin değerlendirmesi ve vardığı neticede istinaf nedenleri yönüyle usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacının istinaf itirazlarının reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve davacı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından peşin yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı ile 179,90 TL istinaf karar harcının Hazineye gelir kaydına, bakiye 552,10 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak Hazineye verilmesine, 3-Yapılan istinaf giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Artan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine, İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 09/02/2026 tarihinde 6100 Sayılı HMK'nun 361/1 ve 362/1-a maddeleri uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta süre içinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. ...