11. Hukuk Dairesi 2013/11214 E. , 2013/16157 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 11.12.2012 tarih ve 2012/210-2012/211 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisind
**11. Hukuk Dairesi 2013/11214 E. , 2013/16157 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 11.12.2012 tarih ve 2012/210-2012/211 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalının kötüniyetle elde ettiği endüstriyel tasarım tescil belgesine dayanarak yaptığı haksız şikayet nedeniyle, müvekkilinin ürettiği yağmur oluk borularının duvara bağlantısına yarayan PVC kelepçelerine ve üretimde kullandığı kalıplara el konulduğunu, müvekkili hakkında ceza davaları açıldığını, ancak daha sonra davalının tasarım tescil belgesinin hükümsüzlüğüne karar verildiğini, keza müvekkilinin hakkında açılan ceza davalarından beraat ettiğini, bu sureçte müvekkilinin maddi kayıplara uğradığını, üretim yapmasının engellendiğini, ticari itibarının zedelendiğini, el koyma tarihinden ilk tazminat davasının açıldığı 29.12.2005 tarihine kadar olan zararların Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2006/259 Esas sayılı dosyasında dava konusu edildiğini ve taleplerinin kabul edildiğini, ancak söz konusu davanın açıldığı tarihten sonra da müvekkilinin zararının devam ettiğini, zira beraat kararları kesinleşmediğinden üretime başlanılamadığını, öte yandan ceza davalarında kendisini savunma durumunda kalan müvekkilinin avukatlık ücreti ödemesi nedeniyle de zarar gördüğünü ileri sürerek, müvekkilinin ödemek durumunda kaldığı 12.250 TL avukatlık ücreti ile ıslahen 13.274,10 TL zararın faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, özel avukatlık ücretinin talep edilemeyeceğini, hukuken korunan bir hakkın kullanılmasının kötüniyet olarak kabul edilemeyeceğini, Ankara 2. Fikri ve Sınai Halar Hukuk Mahkemesi'nin 2006/259 Esas sayılı dosyasında verilen kararın temyiz aşamasında olduğunu, davacının ara vermeksizin üretimine devam ettiğini, ortada bir zararın bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, davalının tescilli tasarımına dayanarak üçüncü kişilere karşı yasaklayıcı eylemlere girişmesinin, tasarım tescilli olduğu sürece yasal bir hakkının kullanılması olup tazminat hakkı doğurmayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyulması neticesinde bozma kararı lehine olan davalı taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşmasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 19.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.