7. Hukuk Dairesi 2013/24714 E. , 2013/18140 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava Türü : İdari Para Cezasının İptali YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı, gerekçeli müfettiş raporu tebliğ edilmeden ve 4857 sayılı Kanunun 3.maddesindeki itiraz prosedürü tamamlanmadan ÇSGB tarafından yapıldığı bildirilen ha
**7. Hukuk Dairesi 2013/24714 E. , 2013/18140 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava Türü : İdari Para Cezasının İptali YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı, gerekçeli müfettiş raporu tebliğ edilmeden ve 4857 sayılı Kanunun 3.maddesindeki itiraz prosedürü tamamlanmadan ÇSGB tarafından yapıldığı bildirilen haksız muvazaa tespitine binaen verilen idari para cezasının usul ve yasaya aykırı olduğunun tespitine ve iptaline ayrıca muvazaa bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, talebin idari para cezasının iptaline yönelik olduğu gerekçesiyle görevli mahkemenin sulh ceza mahkemesi olduğu belirtilerek davanın usulden reddine karar verilmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 108. maddesine göre, bu kanunda öngörülen idari para cezaları, 101 ve 106. maddelerdeki idari para cezaları hariç, gerekçesi belirtilmek suretiyle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bölge Müdürünce verilir. 101 ve 106. maddeler kapsamındaki idari para cezaları ise doğrudan Türkiye İş Kurumu İl Müdürü tarafından; birden fazla ilde işyerleri bulunan işverenlere uygulanacak idari para cezası ise işyerlerinin merkezinin bulunduğu yerdeki Türkiye İş Kurumu İl Müdürünce verilir ve genel esaslara göre tahsil edilir. Yine 4857 sayılı Kanun’un 3. maddesinin 2. fıkrasında “Bu Kanunun 2'nci maddesinin altıncı fıkrasına göre iş alan alt işveren; kendi işyerinin tescili için asıl işverenden aldığı yazılı alt işverenlik sözleşmesi ve gerekli belgelerle birlikte, birinci fıkra hükmüne göre bildirim yapmakla yükümlüdür. Bölge Müdürlüğünce tescili yapılan bu işyerine ait belgeler gerektiğinde iş müfettişlerince incelenir. İnceleme sonucunda muvazaalı işlemin tespiti halinde, bu tespite ilişkin gerekçeli müfettiş raporu işverenlere tebliğ edilir. Bu rapora karşı tebliğ tarihinden itibaren altı işgünü içinde işverenlerce yetkili iş mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir.” ifadesine yer verilmiştir. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 3. maddesinde, "Bu Kanunun; a)İdarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde, b)Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında, uygulanır" denilirken yine aynı Kanun’un “Başvuru Yolu” başlıklı 27. maddesinin 1. fıkrasında ise, “İdari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idari yaptırım kararı kesinleşir” düzenlemesine yer verilmiştir. Diğer taraftan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1. maddesine göre yargı yolu ve mahkemenin görevi dava şartlarından olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen ve öncelikle dikkate alınmalıdır. Yine, davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 191. maddesi gereğince bir davada görev ve yetki uyuşmazlığı birleştiği takdirde önce görev meselesinin çözülmesi gerekir. Çünkü yetkisizliğe ilişkin ilk itirazı halledecek mahkeme, esas davayı görmeye salahiyettar olan mahkemedir. Yine aynı Kanun’un 27. maddesi uyarınca, görevsizlik kararından sonra dosyanın geldiği görevli mahkemede bakılan dava ise, yeni bir dava olmayıp, görevsiz mahkemede açılmış olan davanın devamı sayılır. Görüldüğü üzere, 4857 sayılı Kanun’da idari para cezasına karşı başvurulacak kanun yoluna ilişkin özel bir düzenleme yer almadığından bu konudaki genel düzenlemeler olan Kabahatler Kanunu’nun 3 ve 27. maddelerindeki düzenlemelerden ayrılmayı gerekli kılacak bir durum mevcut değildir. Nitekim Uyuşmazlık mahkemesi de 02/05/2012 gün, 28280 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 09/04/2012 gün, 2012/17 Esas, 2012/70 Karar sayılı kararıyla bu konuda görevli yargı yolunun adli yargı, görevli mahkemenin ise sulh ceza mahkemesi olduğunu ifade etmiştir. Somut olayda idari para cezasının iptaline ilişkin dava yönünden görevsizlik kararı verilmesi doğrudur. Ancak davacı vekili dava dilekçesinde idari para cezasının usul ve yasaya aykırı olduğunun tespiti ile iptali istemi yanında ayrıca muvazaa bulunmadığının tespitine karar verilmesini de dava konusu yapmıştır. Ancak mahkemece hatalı değerlendirme ile davacının muvazaanın bulunmadığının tespitine yönelik talebine ilişkin olarak olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulmamıştır. Buna göre dava dilekçesinde ki talepler dikkate alınarak davacı ile dava dışı şirket arasında muvazaa bulunup bulunmadığı yönünde de bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 11.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.