TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/01/2025 (Karar) - 02/01/2026 (Ek Karar) NUMARASI : 2024/637 Esas 2025/1 Karar DAVA : İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/07/2024 KARAR TARİHİ : 11/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/02/2026 Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle konusu kalmayan davanın esası h…
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2026/235 Esas 2026/113 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/235 KARAR NO : 2026/113 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/01/2025 (Karar) - 02/01/2026 (Ek Karar) NUMARASI : 2024/637 Esas 2025/1 Karar DAVA : İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/07/2024 KARAR TARİHİ : 11/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/02/2026 Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin genel kredi sözleşmesi ve kredi kartı üyelik sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalının icra takibine itirazının iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalıya dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen davalı davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davacı vekilinin 16/12/2024 havale tarihli dilekçesi ile borçlunun ödeme yapması nedeniyle icra dosyasının haricen tahsil nedeniyle kapatıldığını beyan ettiği, bu yönü ile alacağın tahsiline yönelik davanın konusuz kaldığı, yargılama giderlerinin ödemenin icra ve dosya harç ve masraflarını kapsadığı kabul edilerek davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Davacı vekilinin kararda arabuluculuk ücreti davalıya yüklenmesi gerekirken davalıya yüklenmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek hükmün tashihini talep etmesi üzerine mahkemece 02/02/2026 tarihli ek kararla, davacı vekiline yapılan tebligata rağmen yargılama giderleri hususunda beyanda bulunulmadığı, bu itibarla yapılan ödemenin tüm dosya borcunu ve takibe bağlı dava dosya masraflarını kapsadığı kabul edilerek yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakıldığı, kararda tashihi gerektirir bir yanlışlık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin tashih talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili 07/01/2026 tarihli istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerle ilk derece mahkemesi kararının ve ek kararının kaldırılmasına, arabuluculuk giderlerinin davanın açılmasına haksız şekilde sebebiyet veren davalıya yüklenmesine karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; genel kredi sözleşmesinden ve kredi kartı üyelik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun'un 41. maddesi ile değiştirilen 341/2. fıkrasında öngörülen kesinlik sınırı üç bin Türk Lirasıdır. 01/01/2024 tarihinden itibaren bu sınır 28.250,00 TL, 01/01/2025 tarihinden itibaren ise bu sınır 40.000,00 TL'dir. Dava konusu icra takibinde tahsili talep edilen toplam alacak miktarı 14.308,20 TL olup, davacının istinafa konu ettiği miktar 3.600,00 TL arabuluculuk ücretine ilişkin karara ve ek karara yönelik olması nedeniyle 02/01/2025 tarihli esasa ilişkin karar ile tashih talebinin reddine ilişkin ek karar kesin niteliktedir. Kesin olan kararlara karşı HMK'nun 346/1. maddesi hükmü uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, HMK'nun 352. maddesi gereğince yapılan ön inceleme neticesinde Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönde karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai bir karardır. (Tolga Akkaya, Medeni Usul Hukukunda İstinaf sayfa 176) Bilindiği üzere; HMK'nun 341. maddesinde istinaf yoluna başvurulabilen kararlar, 361. ve 362. maddelerinde ise temyiz edilebilen ve temyiz edilemeyen kararlar hüküm altına alınmıştır. HMK'nun 362/1-a maddesi uyarınca, "Miktar veya değeri kırkbin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar" hakkında temyiz yoluna başvurulamaz. 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (6763 sayılı Kanun) 44. maddesiyle HMK'ya eklenen "Parasal sınırların artırılması" başlıklı ek 1. madde ile HMK ile birlikte terkedilen parasal sınırların her yıl yeniden değerleme oranında arttırılması sistemine tekrar geri dönülerek HMK'nun 362/1-a maddesinde öngörülen kesinlik sınırının her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 04.01.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle belirlenmesi esası kabul edilmiştir. Bu suretle malvarlığına ilişkin davalar bakımından kanun koyucu temyize başvuru hakkının belirlenmesinde bir parasal sınır belirleyerek kural olarak "değere bağlı temyiz" sistemini benimsemiştir. Nitekim 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 6763 sayılı Kanun'un 44. maddesiyle HMK'ya eklenen "Parasal sınırların artırılması" başlıklı ek 1. maddenin ilk hali; "(1) 200 üncü, 201 inci, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırlar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların on Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz.(2) 200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır" şeklindedir. Ancak 14/11/2024 tarihli ve 32722 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7531 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7531 sayılı Kanun) 22. maddesi ile HMK'nun ek 1. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “on” ibaresi “bin” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye "(3) İstinaf ve temyiz kanun yoluna başvuruda esas alınan parasal sınırda yeniden değerleme nedeniyle meydana gelen artış, bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtayın bozma kararları üzerine yeniden verilen kararlar hakkında uygulanmaz, ilk karar tarihinde geçerli olan parasal sınırlar esas alınır." şeklinde 3. fıkra eklenmiştir. Ayrıca 7531 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin 6. fıkrasında HMK'nun ek 1. maddesinin 1. fıkrasında yapılan değişikliğin bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, 3. fıkra olarak eklenen düzenlemenin ise bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtay'ın bozma kararları üzerine bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yeniden verilen kararlar hakkında uygulanacağı belirtilerek geçiş hükmü öngörülmüştür. Daha sonra Anayasa Mahkemesinin (AYM) 30.01.2025 tarihli ve 32798 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 04/12/2024 tarihli ve 2023/182 Esas, 2024/203 Karar sayılı kararı ile HMK'nun ek 1. maddesinin 2 numaralı fıkrasında yer alan "…341 inci, 362 nci..." ibaresinin ve iptal nedeniyle uygulanma imkanı kalmayan bu ibareden sonra gelen "…ve…" ibaresinin iptaline, kararın Resmî Gazete'de yayımından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından sonra 04/06/2025 tarihli ve 32920 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yayımı tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7550 sayılı Kanun) 20. maddesi ile HMK'nun ek 1. maddesinin 2. fıkrası; "(2) 200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." şeklinde değiştirilmiş ve 3. fıkrası ise yürürlükten kaldırılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02/07/2025 tarih ve 2024/10-205 Esas 2025/410 Karar sayılı kararı ile de, 04/06/2025 tarihinden önce verilmiş kararlar bakımından, 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6100 sayılı HMK'nun ek 1. maddesinin 2. fıkrasında yapılan değişiklik kapsamında kararın istinafı/temyizi kabil olup olmadığının belirlenmesinde dava tarihinin esas alınmasının mümkün olmadığı, değişiklikten önceki düzenlemelere göre karar tarihi itibarıyla değerlendirme yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Hal böyle olunca, ilk derece mahkemesinin 02/01/2025 tarihli kararı HMK'nun 341/2. maddesi gereğince karar tarihi itibariyle kesin olduğundan, ilk derece mahkemesinin 02/01/2026 tarihli ek kararı HMK'nun 341/2. maddesi gereğince dava tarihi itibariyle kesin olduğundan davacı vekilinin karara ve ek karara yönelik istinaf başvurusunun usulden reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-İlk derece mahkemesi kararı ve ek kararı HMK'nun 341/2. maddesi gereğince kesin olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun USULDEN REDDİNE, 2-Davacı harçtan muaf olup, harç yatırmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362/(1)-a maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 11/02/2026 Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi - Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.