T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N E S A S T A N R E D D İ) ESAS NO : 2021/1683 KARAR NO : 2026/149 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 14/06/2021 ESAS-K…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N E S A S T A N R E D D İ) ESAS NO : 2021/1683 KARAR NO : 2026/149 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 14/06/2021 ESAS-KARAR NUMARASI : 2020/321E., 2021/442K. DAVA : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 28/01/2026 YAZIM TARİHİ : 28/01/2026 Davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle: Taraflar arasında güvenlik hizmet sözleşmesi imzalandığını, davalının hizmetini sağladığı müvekkilinin Gölbaşı Tesislerindeki hizmetin dava dışı ...'e devredildiğini, devir neticesinde anılan tesislerde çalışmış olan 2 işçiye müvekkilince kıdem tazminatı ödendiğini, bu işçilerin başka alt işverenlerle de çalıştığını, bu nedenle davalının sorumluluk miktarı kendi dönemiyle sınırlı olduğunu, bu miktarın 11.931,20 TL olduğunu ve faiziyle birlikte icraya konulduğunu, takip talebinin 13.747,85 TL olduğunu, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek, davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamını, %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili özetle: Davacının iddialarını ispatlayan hiç bir elverişli delilinin bulunmadığını, kıdem tazminatının işçinin hizmet sözleşmesinin sona ermesi ile muaccel hale geldiğini, işçilerin iş akitlerinin istifaları nedeniyle 14.05.2009 tarihinde sona erdiğini, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, talep edilen alacağın likit olmadığını, miktarın tam ve net olarak belirli olmadığı için icra inkar tazminatına karar verilmesinin mümkün olmadığını, istifa eden işçilerin kıdem tazminatına hak kazanmasının mümkün olmadığını, istifadan sonra davacı bünyesinde çalışmaya devam edip etmediklerinin bilinmediğini, çalışmaya devam etmişlerse de sözleşmeye aykırılık teşkil ettiğini, müvekkilinin kıdem tazminatından sorumlu olduğu düşünülse dahi tazminatın neye göre hesaplandığının belli olmadığını belirterek davanın reddi ile %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatının tahsilini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; "...Dava Hizmet Alım Sözleşmelerine istinaden açıldığından, iş alacaklarından sorumluluk hizmet alım sözleşmesi hükümleri çerçevesinde belirlenir, hizmet alım sözleşmesinde hüküm bulunmaması halinde İş hukuku mevzuatına göre yüklenici ve işveren işçiye karşı işçilik alacaklarından müteselsilen sorumludurlar. Ancak işçinin yüklenici işçisi olması nedeniyle işçilik alacaklarından hizmet sözleşmesi kapsamında nihai olarak yüklenici sorumludur. İş kanunda, alt işveren tarafından çalıştırılan işçiye karşı asıl işverenin de sorumlu kılınması, asıl işverenin iç ilişki açısından da, asıl sorumlu konuma geldiği şeklinde değerlendirilmez. Alınan bilirkişi raporunda da davalı ile imzalanan sözleşmenin ve eklerinin incelenmesinde işçilik alacaklarından sorumluluğa ilişkin düzenlenmelerin yer aldığı ve davalının İş hukuku mevzuatı uyarınca tam sorumlu olduğu dikkate alınmakla, ayrıca bilirkişi tarafından net ücret üzerinden hesaplama yapılmış olmasına rağmen, ödemenin damga vergisi ekli olarak brüt ücret üzerinden yapıldığı ve ödeme tarihinden itibaren faiz hesaplaması yapılmasına ilişkin davacı vekilinin itirazları yerinde görülmekle, mahkememizce resen hesaplama yapılmış; 31.12.2018 tarihli 30642 sayılı (3. mükerrer) Resmi Gazete'de yayımlanan Damga Vergisi Kanunu Genel Tebliğinin ekinde tabloya (EK-1, sayfa 4, IV. Bölüm 1/b) göre kıdem tazminatları için tazminat tutarının binde 7,59 olduğu dikkate alınarak yapılan hesaplama sonrasında bilirkişi tarafından hesaplanan net tutara davalının sorumlu olduğu 89,84 TL damga vergisinin eklenmesi ile asıl alacak tutarının 11.927,54 TL olduğu anlaşılmış, asıl alacağa 15/02/2019 - 10/10/2019 tarihleri arasında geçerli avans faiz oranı olan %19,50, 11/10/2019 - 27/11/2019 tarihleri arasında geçerli avans faiz oranı olan %18,25 oranında faiz uygulanarak, ödeme tarihinden takip tarihine kadar geçen süre için avans faiz hesaplaması yapıldığın da davacının 1.790,52 TL işlemiş faiz alacağının mevcut olduğu mahkememizce kabul ve tespit edilmiş, davacının davasının tespit edilen bu miktarlar üzerinden kısmen kabulü ile itirazın kısmen iptaline..." karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Savunmaları tekrar ederek, ilgili personellerin iş akdi sona erdirildikten sonra davacı kurum bünyesinde çalışmaya devam ettiklerini, bir an için taraflar arasında işyeri devri olduğu varsayılsa dahi 4857 Sayılı İş Kanunun 6. maddesi uyarınca 2 yıllık bir zamanla sınırlı olduğunu ve bu davada sınırın aşıldığını, bilirkişi raporundaki hesaplamanın hatalı olduğunu ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, yapılacak hesaplamada ilgili personelin müvekkili şirket bünyesindeki son ücreti dikkate alınarak yapılması gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, taraflar arasında akdedilen hizmet sözleşmesi kapsamında rücuen alacak taleplidir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1.b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-) Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK m. 353/1.b.1 gereğince esastan reddine, 2-) Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 937,08 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak alınan 240 TL'nin mahsubu ile kalan 697,08 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına. 3-) Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine, 4-) HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK m. 362/1.a gereğince miktar itibari ile KESİN olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 28/01/2026 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...