T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/711 - 2026/301 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/711 KARAR NO : 2026/301 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 09/06/2021 NUMARASI : 2020/31 E. - 2021/213 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinc…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/711 - 2026/301 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/711 KARAR NO : 2026/301 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 09/06/2021 NUMARASI : 2020/31 E. - 2021/213 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09/06/2021 tarih ve 2020/31 E. - 2021/213 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflarca istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, davalı Şirketin 2018/119669 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkili adına tescilli "..." ibareli markalara dayalı olarak bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından kısmen kabul edildiğini ve 41. sınıftaki bir kısım hizmetlerin başvuru kapsamından çıkarıldığını, söz konusu YİDK kararının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, zira davalı Şirketin, KKTC’de sahip olduğu ticaret unvanına dayalı olarak müvekkilinin 2015/09865 ve 2015/15223 sayılı tescilli markalarının iptali talebiyle Bakırköy 1. FSHHM’nde açtığı davanın reddedildiğini, söz konusu davada, davalı Şirketin "..." işareti üzerinde müvekkili markalarının başvuru tarihlerinden önceye dayanan bir hak sahipliğini ispat edemediğini, buna rağmen davalı Şirketin "..." ibareli marka başvurusunun kısmen kabul edilmesinin hukuka aykırı bir işlem olduğunu, davalı Şirketin bugüne kadar 39 adet "..." ibareli marka tescil başvurusunda bulunduğunu, bu durumun davalının kötü niyetini gösterdiğini, taraf markalarının asli unsurlarının ve markalarda kullanılan amblemlerin birebir aynı olduğunu, zaten taraf markaları arasındaki bu ayniyet derecesindeki benzerliğin davalılar tarafından da kabul edildiğini, taraf markalarının benzer/türdeş/ilintili emtialarda kullanılacağını, davalının marka başvurusunun müvekkiline ait seri markaların içine sızabilecek nitelikte olduğunu, davalının kanunu dolanmak amacıyla yaptığı marka başvurularının sicili boş yere işgal ettiğini ileri sürerek, YİDK’in 2020-M-10077 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, davacının tescilli markalarının kapsamına giren mal ve hizmetlerle aynı/benzer olan mal ve hizmetlerin, dava konusu edilen marka başvurusunun kapsamından çıkartıldığını, geriye kalan mal ve hizmetler açısından taraf markalarının karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacının dava konusu marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığını ispat edemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, davanın iki aylık yasal hak düşürücü sürede açılmadığını, müvekkilinin 2006 yılından beri turizm alanında faaliyette bulunduğunu, 2015 yılında KKTC’de konaklama hizmeti vermek üzere "... ..." projesini hayata geçirdiğini, buna göre davacıdan daha önce "... Hotel" markasını tasarlandığını ve kullandığını, bu ibareyi tanınmış marka haline getirdiğini, müvekkilinin bu marka/ibare üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, dava konusu markanın 05.03.2015 tarihinde KKTC'nin ilgili makamları nezdinde müvekkilince ticaret unvanı olarak tescil ettirildiğini, bu tescilin davacı markalarının başvuru tarihinden önce olduğunu, müvekkilinin otel projesinin yapım aşamasında dahi bu markayı yaptığı sözleşmelerde ve yazışmalarda kullandığını, davacının, müvekkilinin bu tanınmışlığından haksız şekilde yararlanmayı ve markayı depolamayı amaçladığını, davacının tek pay sahibi ve davacıyı tek başına temsile yetkili olan kişinin eskiden müvekkilinin ortağı ve sekreteri olduğunu, "... Hotel" projesinin başlangıcında ve devamında görevinden ayrıldığını, ancak müvekkilinin tüm projelerinden ve ticari sırlarından haberdar olduğunu, huzurdaki davaya mesnet alınan markalarını bu şekilde kendi şirketi adına kötü niyetle tescil ettirdiğini, taraflar arasında davacının markalarının iptali konusunda süregelen davanın henüz istinaf incelemesinde olduğunu, taraf markalarının birbirine benzemediğini ve 03, 32, 34, 36, 39, 43 ve 44. sınıflara giren mal ve hizmetlerin davacının tescilli markalarının kapsamında bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin ve Hukuk Genel Kurulunun yerleşmiş uygulamasına göre YİDK kararının yerinde olup olmadığının, kararın alındığı tarihteki koşullara göre değerlendirileceği, eldeki dava da salt YİDK kararının iptali istemini barındırdığından, YİDK karar tarihi olan 25.11.2019 tarihindeki marka işlem dosyasında mevcut maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak ve salt marka işlem dosyası ile sınırlı olarak değerlendirme yapıldığı, davalının markasının kapsamına alınmak istenen 32. sınıf “Biralar. Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri” malları açısından, davacının itirazına mesnet aldığı markaların kapsamındaki “yiyecek-içecek sağlanması hizmetleri” hasebiyle emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, davalının markasının kapsamına alınmak istenen diğer tüm mal ve hizmetler açısından ise somut olayda emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleşmediği, karşılaştırılan markaların esas unsurları olan tepesine taç şekli yerleştirilmiş büyük “E” harfi, onun altında büyük puntolarla ve harflerle yazılmış “...” ibaresinin müşterek olarak bulunduğu, belirtilen emtia bakımından markalar arasında iltibas tehlikesi olduğu, bu emtia haricinde kalan dava konusu diğer mal ve hizmetlerle itiraza mesnet markalar kapsamında yer alan emtia bakımından benzerlik bulunmadığından, benzer olmayan bu mal ve hizmetler açısından ise markalar arasında iltibas tehlikesi olmadığı, davaya konu marka ile itiraza mesnet markaların bir kısım emtia bakımından iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmalarının haricinde davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu bulunmadığı, taraflar arasında davaya konu markalar üzerinde hak sahipliği bulunduğu iddiasından kaynaklı olarak çekişme bulunduğu, davalı şirketin, davacının eldeki davada itiraza mesnet gösterdiği markalarının hükümsüzlüğü talepli olarak Bakırköy 1.FSHHM'nin 2018/336 E sayılı dosyası ile açtığı davanın kesinleşmediği, bu husustaki nizanın dava konusu marka başvuru tarihi itibariyle sonuçlanmadığı, bu nedenle dava konusu marka başvuru tarihi itibariyle davalının kötü niyetli olduğuna ilişkin, marka işlem dosyası kapsamında yeterli delil bulunmadığı, davacı tarafın kötü niyet iddiasının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile "Biralar. Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri." malları bakımından 2019-M-10077 sayılı YİDK kararının davacının itirazının reddine ilişkin kısmının iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili katılma yoluyla, müvekkil adına tescilli markalar ile davaya konu markaların asli unsurlarının ve amblemlerinin birebir aynı olduğunu, markalar arasında sadece renk bakımından farklılık bulunduğunu, dolayısıyla SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca başvurunun tümden reddinin gerektiğini, bu haliyle dava konusu marka başvurusunun, müvekkiline ait markaların serisi izlenimini yarattığını, davalı Şirket tarafından kanunu dolanmak amacıyla yapılan marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, taraf markalarının kapsamlarındaki mal ve hizmetlerin farklı olduğunu, davacı markalarının, davalı marka başvurusu kapsamından çıkarılmasına karar verilen 32. sınıfta tescilli olmadığını, aynı/benzer emtianın da yer almadığını, emtia benzerliği ön şartının sağlanmadığını, herhangi bir ürün üretilmeyen yiyecek içecek sağlanması hizmetlerinin, 32. sınıfta üretilen malların tesciline engel olacak şekilde geniş yorumlanamayacağını, dava dilekçesinin netice ve talep bölümünde, dava konusu markanın tescil işlemlerinin, başvurulan tüm mal ve hizmetler açısından reddine karar verilmesinin talep edildiğini, bu talebin de ayrıca ve açıkça reddinin gerektiğini ancak bu konudaki taleplerinin, mahkemece olumlu veya olumsuz değerlendirilmediğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı Şirket vekili, "..." markasının üstün ve gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, mahkemece bu husus dikkate alınmaksızın yapılan incelemenin eksik ve hatalı bulunduğunu, taraf markaları arasında ayniyet veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlik olmadığı gibi markaların tescilli olduğu mal ve hizmetlerin de birbirinden farklı olduğunu, davacı tarafından bugüne kadar kullanılmayan markalar ile dava konusu başvuru kapsamında yer alan 43/1. sınıftaki mallar yönünden iltibasın varlığının kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kullanılmayan ve sadece depolamak amacıyla sicili işgal eden markaya dayalı olarak iltibasın varlığının ileri sürülmesinin kötü niyeti gösterdiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının İptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında, başvuru kapsamında yer alan 32. sınıftaki "Biralar. Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri." malları yönünden 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olduğu, zira davacı markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresi, dava konusu başvuruda da aynen asli unsur olarak kullanıldığı gibi dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere yukarıda belirtilen 32. sınıf mallar yönünden emtia benzerliğine ilişkin koşulun da gerçekleştiği, yukarıda sayılan 32. sınıf mallar dışında kalan mal ve hizmetler yönünden ise emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmediğinden, SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında bir tescil engelinin olmadığı, YİDK kararının iptali istemi ile açılan davaların, YİDK karar tarihindeki hukuki duruma göre çözümlenmesi gerektiği gibi davacının itirazına mesnet markaların hükümsüzlüğü istemi ile açılan davanın reddine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, başvuru tarihi itibariyle dava konusu ibarenin gerçek hak sahipliği ile ilgili taraflar arasında derdest davanın olduğu da gözetildiğinde, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığının da söylenemeyeceği, Yargıtay HGK'nun 22.03.2017 tarih, 2017/78-521 E.,K. sayılı kararında açıklandığı üzere ayrı bir dava konusu teşkil etmeyen tescil isteminin reddi talebi yönünden ayrı bir değerlendirme yapılmamasında da bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 615,40-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 116,60-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00'şer-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalılar tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60'ar-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40'ar-TL'nin davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf aşamasında taraflarca yapılan yargılama giderlerinin taraflar uhdesinde bırakılmasına, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 12/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/02/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.