11. Hukuk Dairesi 2021/6092 E. , 2022/7619 K. MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 06.07.2021 tarih ve 2021/412 E. - 2021/605 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruş…
**11. Hukuk Dairesi 2021/6092 E. , 2022/7619 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 06.07.2021 tarih ve 2021/412 E. - 2021/605 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalının 15.09.2010-11.07.2011 tarihleri arasında müvekkil şirkette medikal araştırmacı olarak görev yaptığını, rekabet yasağı ve gizlilik taahütnamesi isimli sözleşmeleri imzaladığını, davalının iki sene boyunca İstanbul, Kocaeli, Tekirdağ, Sakarya bölgelerinde aynı iş dalında faaliyette bulunmamayı kabul ettiğini, görev yaptığı süre içinde şirketin hangi maddeler üzerinde araştırma yaptığını, gelecek planlarını, araştırmalarda hangi yöntemlerin kullanıldığını ve ticari sır niteliğindeki bilgilere vakıf olduğunu, davada 818 sayılı BK'nın 348, 349, 351 ve 352. maddesinde düzenlenen şartların bulunduğunu, davalının sözleşme hükümlerine rağmen dava dışı ... İlaç A.Ş.'de aynı görev ile çalışmaya başladığını ileri sürerek, şimdilik 1.000.- TL cezai şartın tahsilini talep etmiş, 11.06.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 21.946,28 TL'ye çıkarmıştır. Davalı vekili, müvekkilinin sözleşmelerden haberdar olmadığını, davalının her türlü ticari ve şahsi ilişkileri bilmesinin mümkün bulunmadığını, düzenlemenin çalışma hürriyetine aykırı olduğunu, davacı şirkette fiyatlandırma ve geri ödeme uzmanı olarak görev yaptığını, dava dışı şirkette ise kurumsal ilişkiler uzmanı olarak çalıştığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada, davalının, davacı firmada medikal araştırmacı olarak görev yaparken 11.07.2011 tarihinde işten ayrıldığı, dava dışı ilaç firmasında kurumsal ilişkiler uzmanı olarak göreve başladığı, taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesinde, davalının herhangi bir nedenle işten ayrılmasından sonra 2 yıl içerisinde İstanbul, Kocaeli, Tekirdağ, Sakarya illerinde davacı firmanın iş dalında çalışamayacağı, aksi halde en son aylık brüt maaşının 10 katı tutarında cezai şart uygulanacağının hüküm altına alındığını, davalının ilaç firmasındaki konumu itibariyle 818 sayılı BK'nın 348/2. maddesi uyarınca, davacı firmanın üretim sırlarına, yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânına sahip olduğu gibi, bu bilgileri kullanmasının işverenin önemli bir zararına sebep olmasının da kuvvetli ihtimal dahilinde olduğu, taraflar arasındaki sözleşmede yer, zaman ve işin nevi hususundaki kısıtlamaların BK'nın 349. maddesindeki şartlara uygun olduğu, mahkemece benimsenen bilirkişi raporu ile cezai şart miktarının 21.946,28 TL olarak tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 21.946,28 TL cezai şartın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bu tutarın 1.000,00 TL'lik kısmına ihtar tarihi olan 04/10/2011 tarihinden, 20.946,28 TL'lik kısmına ise ıslah tarihi olan 11/06/2012 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Davalı vekilinin temyiz istemine gelince, mahkemece karar gerekçesinde ıslah dilekçesi dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmiş ancak faiz başlangıcı maddi hata sonucu 11.06.2012 olarak gösterilmiştir. O halde hükümdeki faiz başlangıcının düzeltilmesi için kararın bozulmasına karar vermek gerekir ise de, anılan bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün 1. fıkrasında yer alan "11/06/2012" ibaresinin çıkartılarak yerine "11/06/2013" ibaresinin yazılmasına, kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 01/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.