11. Hukuk Dairesi 2009/12694 E. , 2011/14224 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29/06/2009 tarih ve 2007/9-2009/448 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 18/10/2011 gününde davacılar avukatı..... geldi, davetiye tebliğine rağmen davalı avukatı gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve dur…
**11. Hukuk Dairesi 2009/12694 E. , 2011/14224 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29/06/2009 tarih ve 2007/9-2009/448 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 18/10/2011 gününde davacılar avukatı..... geldi, davetiye tebliğine rağmen davalı avukatı gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili , davacı müvekkilleri tarafından 2003 yılında davalı bankanın Yeşilköy Şubesinde 127442 numaralı müşterek bir hesap açıldığını, bu hesap üzerinde her bir müvekkilinin müştereken ve münferiden tasarruf hakkının bulunduğunu, daha sonra bu ana hesap numarasına bağlı olarak bir çok vadeli, vadesiz TL ve döviz hesapları açıldığını, müvekkillerinin hesapları ile esas olarak banka yönetmen yardımcısı ...’in ilgilendiğini, hesaptaki paranın kimi zaman 2 milyon YTL’yi astığını, müvekkillerinin para yatırmak veya çekmek üzere bankaya gittiğinde...'la muhatap olduğunu, bu kişi tarafından banka cüzdanlarına miktarlar, vadeler ile bunun getirilerinin yazıldığını, diğer işlemlerin yapıldığını, imzaların atıldığını, yapılan işlemlerde usulsüzlükler olduğunun fark edilmesinin olanaklı olmadığını, çünkü bankacılık sektörüne güvenen müvekkillerinin, cüzdanlarına yazılı olana itibar ettiklerini, 2006 yılı Mayıs ayının son günlerinde bankaya giden müvekkili ...’e yine... tarafından döviz hesaplarıyla ilgili bazı döviz bozum fişleri imzalatıldığını, ancak hemen ertesinde bu işlemlerden şüphelenen müvekkillerinin bankaya giderek hesaplarını kontrol ettiğinde usulsüz işlemleri fark ettiklerini, kendilerinden habersiz olarak çok önceden döviz hesaplarının bozulduğunu, yine vadeli hesaplarının bozulduğunu, hesapları üzerinde talimat ve imza olmaksızın açma kapatma işlemleri yapıldığını öğrendiklerini, bunun üzerine 31.05.2006 tarihi itibariyle bu bankadaki hesaplarını kapatma talimatı vererek ilk önce 1.702.500.00 YTL.yi daha sonra da diğer paralarını çektiklerini, ancak banka cüzdanlarında belirtilen para ile ödenen para arasında farklılık bulunduğu gibi vaat edilen getirilerin de ödenmediğini, dosyaya celp edilecek Bakırköy 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin tespit dosyasında, usulsüzlüklerin neler olduğunun ortaya konduğunu, bu dosyaya verilen bilirkişi raporlarında habersiz olarak bir çok defa hesap açılıp kapatıldığı, bir çok işlemde davacıların imzasının bulunmadığını, imza yerlerinin boş olduğunun belirtildiğini, nitekim 500.000 USD.döviz hesabının 17.05.2006 tarihli kapanış fişinde mudi imzasının olmadığının da bu raporda belirtildiğini, ancak ek raporda döviz bozdurum dekontlarında mudi imzasının bulunduğu açıklanmakta ise de bu imzaların sonradan yanıltma suretiyle alınmış olduğunu, imzaların gerçekte 2006 Mayıs sonunda alınmasına karşın 9, 10, 17 Mayısta alınmış gibi gösterildiğini, imzaların kandırılmak suretiyle sonradan alındığını banka görevlisi ...’in Bakırköy Savcılığındaki ifadesinde açıkladığını, 500.000 Doların, 400.000 Dolarının bozum tarihi olan 09.05.2006 tarihinde dolar 1.331 YTL., 50.000 doların bozulduğu 10.05.2006 tarihinde 1.353 YTL, kalan 50.000 Doların bozulduğu 17.05.2006 tarihinde 1.429 YTL. olduğunu, müvekkillerinin usulsüzlük nedeniyle hesaplarını kapattığı 31.05.2006 tarihinde ise doların 1.560 YTL. olduğunu, bu dövizin habersizce bozulup, YTL. ye çevrilmemiş olsa müvekkillerinin hesap kapatma tarihi olan 31,05.2006 tarihinde 500.000 Dolar için alacağı paranın 780.000.00 YTL. olacağı halde bankaca bu hesap 670.000,00 YTL olarak belirlenip eksik ödeme yapıldığını, aradaki farkın yaklaşık 110.000.00 YTL. olduğunu ve oluşan bu farklılıktan davalı bankanın sorumlu olacağının açık olduğunu, zira banka yönetmen yardımcısı gibi önemli bir görevde çalıştırdığı bu kişinin çok uzun süreye yayılan ve sadece müvekkillerini değil, başka bir çok müşteriyi de aldattığı, bu olaylardan bankanın haberdar olmamasının kabul edilemeyeceğini, eğer basit kontroller yapılmış olsaydı bunların kolayca önlenebileceğini, banka müdürü veya yardımcısı her gün sonunda, yapılan işlemleri kontrol etmek zorunda olduğu halde yüzlerce imzasız evrakı dahi incelemediğini ve usulsüzlüklere yol vermiş olduğunu, davacı bankanın personelinin aynı zamanda suç teşkil eden bu eylemlerinden, gerekli kontrolleri zamanında yapmaması nedeniyle, kusurlu olarak sorumlu olduğunun açık olduğunu, bankaya olan güvenlerini kaybeden müvekkillerinin bankadan paralarını çekmeye başladığı 31.05.2006 tarihi itibariyle ellerinde 144 numaralı 500.000.00 Dolarlık döviz banka cüzdanı, 147 numaralı 1.000.000.00 YTL.Iik banka cüzdanı, 148 numaralı 250.156.35 YTL’lik banka cüzdanı, 145 no.lu 335.000.00 YTL.Iik banka cüzdanı ile 90.000.00 YTL.Iik dekont bulunduğunu, ayrıca 85.000.00 YTL bedelinde borsa işleminin mevcut olduğunu, banka cüzdanları daha sonra banka tarafından yanlış bir şekilde işlendiğini, döviz hesabının 31.05.2006 tarihi itibariyle yukarıda açıklanan nedenlerle birim 1.560.00 YTL.den 780.000.00 YTL.olarak değerlendirildiğinde tüm paranın toplamının 2.540.156.35 YTL olduğu halde ödenen paranın 2.215.000.00 YTL. olduğunu, arada 235.156.35 YTL. fark bulunduğunu ileri sürerek ıslah edilmiş şekliyle 250.000,00 YTL’nin hesap kapatma tarihi olan 3 1.05.2007 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacılara verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; davacılar adına, müvekkili bankanın Yeşilköy Şubesi nezdinde 29.03.2003 tarihinde 127442 sayı ile hesap açıldığını, bu hesabın davacılar adına müşterek hesap olduğunu, hesapta her bir davacının tek başına tasarruf yetkisi bulunduğunu, bu hesabın 31.05.2006 tarihine kadar açık kaldığını ve bir çok ek hesaplar açılarak davacıların çeşitli yatırım enstrümanlarında işlem yaptığını, 31.05.2006 tarihinde ise, davacıların müvekkili bankadaki hesaplarını kapatma kararı verip, paralarını çektiklerini, davacıların hesaplarındaki paraları itirazı kayıt koymadan çektiklerini, kendileri yaklaşık 6 ay sonra 28.11.2006 tarihinde Beykoz 1. Noterliği'nin 42318 sayılı ihtarnameleri ile müvekkili bankadan dava konusu iddialarını ileri sürerek, müvekkili bankadan 230.000,00 YTL talep ettiğini, bu bedelin nasıl hesaplandığı da dava dilekçesinden anlaşılamadığını, davacıların, Bakırköy 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2006/360 D.İş sayılı delil tespiti talebi nedeniyle yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda mahkemeye sunulan bilirkişi raporunu davada dayanak yaptıklarını, ancak bu bilirkişi raporu, müvekkilinin yokluğunda hazırlanmış olup, bir kısım belge ve evraklar dikkate alınmadığı gibi müvekkili bankanın görüşlerinin de dikkate alınmadığını, üstelik yapılan işlemler sonucunda davacı lehine olan getirilerin de dikkate alınmadığını,üstelik bu bilirkişi raporlarında da yapılmış net bir usulsüzlükten bahsedilmediğini, davacı tarafın bankalarla uzun süredir çalışan, piyasa şartlarını ve bankacılık piyasasını ve işlemlerin yapılış şeklini gayet iyi bilen kişiler olduğunu, bu kişilerin aldatılarak imzalarının sonradan alındığını iddia etmelerinin inandırıcı olmayıp olağan hayat akışına uymayan davranışlar olduğunu, hesabın kapatıldığı tarihteki kurların yüksek olması nedeniyle, davacının o sırada... ..."nün şubede diğer müşteri hesaplarında yaptığı usulsüzlükleri de fırsat olarak kullanarak, kendisi tarafından imzalanmış imzalara dahi itiraz etmek suretiyle, kendisi lehine yarar sağlamayı amaçlamakta olduğunu, davacıların öncelikle talep ettikleri tazminat talebini hangi işlem nedeniyle istediklerini, hangi usulsüz işlem nedeniyle ne kadar zarara uğradıklarını açık ve net bir şekilde belirtmeleri gerektiğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece iddia,savunma ve dosyadaki kanıtlara göre,tanık beyanlarının davacıların söz konusu fişleri hile ile imzalattırıldığı iddiasını ispata yarayacak özellikte ve kuvvette olmadığı, davacılara söz konusu fişleri hile ile imzalattırıldığı iddiasının ispat edilemediği, davacılar tarafından telefon talimatı ile davalı çalışanına verilen talimat sonucunda davalı çalışanı...’ın davacılar hesabında bulunan doları TL’ye çevirmesinden sonra dolar kurunun yükselmesi sonucunda davacının doları bozdurduğu andaki kura göre daha az bir Türk Lirası elde etmesinin bankacılık faaliyetleri içerisinde değerlendirilmesi gereken bir durum olduğu, davacıların talimatı ile yapılan bankacılık işlemleri sonucu meydana gelen zarardan davalının sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacılar vekilince temyiz edilmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre,davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı banka çalışanınca davacılara ait DTH bulunan yabancı paranın vadesinden önce bozulması nedeniyle kur farkından doğan davacılar zararı ile davacılara ait vadeli mevduat hesaplarının vadelerinden önce bozulması nedeniyle doğan zararların davalıdan tahsili istemine ilişkindir.Davacılar bankadan olan alacakları toplamının 2.500.156,35 YTL olmasına karşın kendilerine toplamda 2.219.427,20 YTL ödeme yapıldığını böylece toplam zararlarının 280.729,15 YTL olduğunu ileri sürmüşlerdir.Bu zarar kalemleri içerisinde davacılara ait DTH’nın bozulması nedeniyle uğranılan zarar 110.000,00 YTL olup,bakiyesi diğer zarar kalemlerine ilişkindir.Mahkemece davacının ileri sürdüğü zarar kalemlerinden sadece DTH’daki dövizin bozdurulması nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zarar değerlendirilmiş, diğer zarar kalemleri ise hiç incelenmemiş, değerlendirilmemiştir. Bu durumda mahkeme kararı DTH’da bulunan paranın bozdurulmuş olması nedeniyle uğranılan zarar dışında kalan diğer zarar kalemleri yönünden gerekçesizdir.Mahkemece davacının diğer zarar kalemlerine ilişkin iddialarının değerlendirilmesi suretiyle hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekmekle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1)nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,(2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, takdir edilen 825.00 TL duruşma vekalet ücretinin, davalıdan alınarak, davacı tarafa verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18/10/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.