Hukuk Genel Kurulu 2018/1013 E. , 2021/105 K. "" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “menfi tespit ve istirdat” davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda, İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davalı vekili tarafından…
**Hukuk Genel Kurulu 2018/1013 E. , 2021/105 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “menfi tespit ve istirdat” davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda, İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi: 4. Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin muris ...'in eşi ve iki çocuğu olduğunu, davalının ise murisin kardeşi olduğunu, davalı tarafça müvekkilleri hakkında icra takibine konu edilen 01.01.2006 düzenleme tarihli senedin muris muvazaası nedeniyle bedelsiz olduğunu, muris ...'in 29.12.2006 tarihinde vefatı sonrasında Nusaybin İlçesi 38 parselde yer taşınmaz hissesini dava dışı ablasına sattığını öğrendiklerini, bu nedenle açılan muris muvazaası nedeniyle tapu iptal tescil davasının müvekkilleri lehine sonuçlandığını, anılan kararın Yargıtay’dan onanarak kesinleştiğini, müvekkillerini miras haklarından mahrum bırakmak amacını taşıyan davalının bu defa elindeki senede dayalı olarak icra takibi yaptığını, müvekkillerinin murisi ...'in ağabeyi olan davalı ile bu denli yüksek meblağlı ticari bir ilişkisinin bulunmadığını, böyle bir durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkillerinin miras haklarının önüne geçilmek amacıyla verilen bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, bu takip nedeniyle yapılan ödemelerin istirdatına ve davalının alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Cevabı: 5. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davada hak düşürücü ve zamanaşımı sürelerinin geçtiğini, davacı tarafın murislerinin hayatta iken yaptığı borçlandırıcı işlemleri ile ticari faaliyetlerinin kötü olduğunu bildiğini ve bu dosyayı ilişkilendirmeye çalıştığı dosyanın taraflarının dava dışı ... ve ... olduğunu, müvekkilinin belirtilen davada taraf olmadığını, davacı tarafın tarafları bile aynı olmayan bir davaya dayanması nedeniyle kötü niyetli olduğunu, senedin davacıları miras hakkından mahrum etmek için takibe konulduğu iddiasının gerçek olmadığını ve iddialarını yazılı delille kanıtlaması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: