11. Hukuk Dairesi 2022/5762 E. , 2024/1942 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI :2020/1296 Esas, 2022/918 Karar DAVA TARİHİ : HÜKÜM :İstinaf başvurusunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ :Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI :2017/46 E., 2017/507 K. Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Denetleme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın red…
**11. Hukuk Dairesi 2022/5762 E. , 2024/1942 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI :2020/1296 Esas, 2022/918 Karar DAVA TARİHİ : HÜKÜM :İstinaf başvurusunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ :Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI :2017/46 E., 2017/507 K. Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Denetleme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne; dava, mahiyeti gereğince duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 2016/49217 sayılı ve "TÜRKİYE+şekil" ibareli marka tescil başvurusunda bulunduğunu, Markalar Dairesi Başkanlığınca 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 7 nci maddesinin (a), (c) ve (g) bentleri uyarınca başvurunun reddine karar verildiğini, başvuruya itirazlarının ise YİDK tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu "Türkiye" markasının 45 yıldır müvekkil şirket tarafından kullanıldığını, müvekkiline ait 91/005986 başvuru, 127229 tescil numaralı 16. sınıf malları kapsayan “Türkiye” ibareli markanın bulunduğunu ve bu markanın tanınmış marka olduğunu, davacının 47 yıldır "Türkiye" adlı gazeteyi çıkardığını, dava konusu başvurunun, müvekkilinin önceki markasının devamı niteliğinde bulunduğunu, başvuru konusu ibarenin kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandığını, başvurunun ay ve yıldız ile Türkiye ibaresinden oluştuğunu, ay ve yıldızın markalarda kullanımının hiçbir şekilde yasaklanmadığını, markada kullanılan ibarenin Türk Bayrağı olmadığını, müvekkil şirketin başvurusunda kullandığı ay ve yıldızın hiçbir şekilde ölçüleri, rengi ve kullanımının Türk Bayrağına benzemediğini, bu nedenle 556 sayılı KHK’nin 7 nci maddesinin (g) bendine ve yukarıda sayılı diğer bentlere aykırılığının bulunmadığını ileri sürerek, 26.12.2016 günlü 2016-M-12699 sayılı YİDK kararının iptaline ve markanın tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde, YİDK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvurunun tescilinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; başvurunun “Türkiye” ibaresini esas unsur olarak ihtiva ettiği ve ayırt edici niteliğinin bulunmadığı, bu nedenle 556 sayılı KHK'nin 7 nci maddesinin (b), (c) ve (g) bentleri anlamında tescil engelinin olduğu, davacının “Türkiye+Şekil” ibaresini içeren markasının tanınmış marka olduğunun ispatlanamadığı, bu çerçevede dava konusu YİDK kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu markanın, tescil başvuru tarihi itibarı ile 45 yıldır müvekkil şirket tarafından kullanıldığını, müvekkili adına tescilli 91/005986 başvuru ve 127229 tescil nolu markanın devamı niteliğinde bulunduğunu, marka kapsamlarının da aynı olduğunu, İlk Derece Mahkemesi kararının, eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı bilirkişi raporu esas alınarak verildiğini, bu nedenle de kararın kaldırılması gerektiğini, dava dosyasına sundukları 556 sayılı KHK'nin 7 inci maddesinin son fıkrasına ilişkin beyanlarının dikkate alınmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların da karşılanmadığını, dava dosyasına sundukları deliller ile söz konusu markaya ayırt edicilik kazandırdıklarının ispat edildiğini, başvurunun kapsamında yer alan 16. sınıf mallar için ayırt edici nitelikte olduğu gibi yapılan hizmetler ve ürünler bakımından da cins, çeşit, vasıf, amaç ve coğrafi kaynak bildiren bir sözcük olarak algılanamayacağını, bilirkişilerin aksi yöndeki görüşlerinin Yargıtay kararları ile de açıkça çeliştiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu başvurunun ayırt edici niteliğinin bulunmadığı, ülkemizin ismi olması ve resmi bayrağımızı logosunda barındırması nedeni ile coğrafi kaynak belirttiği, bu nedenle 556 sayılı KHK'nin 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentlerinde öngörülen tescil engelinin gerçekleştiği, dosyada mevcut bilirkişi raporundan ve tüm dosya kapsamından, söz konusu ibarenin kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandığının da ispat edilemediği kanaatine ulaşıldığı, bunun yanında dava konusu başvuruda, ülke ismi ile birlikte Türk Bayrağını temsil eden kırmızı dalgalı zemin üzerine ay yıldız işaretlerinin yer alması nedeni ile anılan maddenin (g) bendi kapsamında mutlak tescil engelinin bulunduğu, bu durumda maddenin son fıkrasının da uygulama yerinin olmadığı, her ne kadar davacı yanca müktesep hak iddiasında bulunulmuş ise de Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 28.11.2017 gün ve 2016/4981 E. ve 2017/6649 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere müktesep hakkın olduğundan bahisle mutlak tescil engelinin aşılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerle ve gerekçelerle hükmün bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.