11. Hukuk Dairesi 2024/3247 E. , 2025/1652 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/685 Esas, 2024/521 Karar KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/434 E., 2021/131 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik …
**11. Hukuk Dairesi 2024/3247 E. , 2025/1652 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/685 Esas, 2024/521 Karar KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/434 E., 2021/131 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlattığı takip sonucu satılan taşınmaz ile ilgili dava dışı borçlunun açtığı ihalenin feshi davasından dolayı, ihale bedeli icra müdürlüğünce en yüksek mevduat faizi ile nemalandırılmak üzere davalı bankaya gönderilmesine rağmen, ihalenin kesinleşmesi ile ödenen faiz getirisinin düşük olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 22.10.2020 tarihli dilekçesi ile dava değerini 569.398,08 TL olarak ıslah etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 134/5 hükmü uyarınca yatırılan ihale bedeli tutara ilgili mevzuata uygun faiz oranlarının işletildiğini, Adalet Bakanlığı'nın 22.09.2017 tarihli ve 82084579/7174-7176 sayılı Genelgesinde, vadeli hesaplara uygulanacak oran konusunda üç kamu bankasının oranlarının referans alınması gerektiğinin vurgulandığını ve kamu bankalarının, ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde T.C. Merkez Bankasına “mevduat ilan edilen yıllık faiz oranları bildirim formu” ile bildirilen ve şubelerinde ilan edilen 1 aylık mevduata uygulanacak Tabela Faizi (Cari faiz) oranlarından en yüksek olanından az olmamak üzere nemalandırılması hususunda gerekli dikkat ve özenin gösterilmesi gerekmekte olduğunun” belirtildiğini, tabela faiz oranlarının 04.10.2017 tarihi itibariyle Ziraat Bankasında %4,50, Halk Bankasında %4,50 ve Vakıfbank'ta %5,50 olduğunu, buna göre müvekkilinin uyguladığı faiz oranının en yüksek oran olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Adalet Bakanlığı'nın 22.09.2017 tarihli ve 82084579/7174 sayılı yazısında; "İcra ve iflas dairelerinde ihalenin feshi davası açılması veya sıra cetveline itiraz ya da şikayet halinde bedelin Bakanlığımıza ait 104/1 sayılı Genelgesi gereği kamu bankası olarak hizmet veren T.C Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası ve Türkiye Vakıflar Bankasına “Mevduat İlan Edilen Yıllık Faiz Oranları Bildirim Formu” ile bildirilen ve şubelerinde ilan edilen 1 aylık mevduata uygulanacak “ Tabela Faizi (Cari faiz)” oranlarından en yüksek olanından az olmamak üzere nemalandırılması hususunda gereken dikkat ve özenin gösterilmesi gerekmektedir" hususuna yer verildiği, bilirkişi raporuna göre; davalı bankanın T.C. Merkez Bankası Kanunu ile Bankacılık Kanunu ve Adalet Bakanlığı’nın Genelgesine aykırı uygulaması neticesinde ihalenin feshi davası sebebiyle icra dairesi tarafından davalı bankaya yatırılan 2.301.000,00 TL'ye, 24.10.2017-02.07.2019 tarihleri arasında düşük faiz oranları tahakkuk ettirmesinden dolayı davacının uğratıldığı zararın 569.398,08 TL olduğunun tespit edildiği, davalı bankanın yanlış faiz uygulamasından dolayı davacının uğradığı zararı tazmin etmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararı ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, icra dairesinde yatırılan ihale bedeline bankanın düşük faiz oranı uygulaması nedeniyle eksik ödendiği ileri sürülen faiz alacağının tahsili talebine ilişkindir. B.Değerlendirme ve Gerekçe İİK'in 134/5 maddesi uyarınca ihalenin feshi davası sebebi ile ihale bedelinin nemalandırılması ile ilgili olarak T.C. Adalet Bakanlığı'nın 06.05.2008 tarihli ve 104 sayılı Genelgesi'nde icra ve iflas dairelerince tahsil olunan emanet paraların Türkiye Vakıflar Bankası şubelerine yatırılması gerektiği belirtilmiş, Vakıfbank'ın uyguladığı faiz oranının düşüklüğüne istinaden 22.09.2017 tarihli ve 7174 sayılı yazıda ise kamu bankası olarak hizmet veren T.C. Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası ve Türkiye Vakıflar Bankası'nın, T.C. Merkez Bankası'nın (TCMB) 2006/1 ve 2007/1 sayılı Tebliğleri uyarınca, TCMB'ye "Mevduat İlan Edilen Yıllık Faiz Oranları Bildirim Formu" ile bildirdikleri ve şubelerinde ilan edilen bir aylık mevduata uygulanacak "Tabela Faiz (Cari Faiz) oranlarından en yüksek olanından az olmamak üzere nemalandırılması gereğine dikkat çekilmiştir. Aynı tarihli ve 7176 sayılı yazıda da Anayasa Mahkemesinin 16.02.2017 tarihli hak ihlali kararına göre sıra cetvelinin kesinleşmesi sürecinde de ihale bedelinin aynı yöntemle nemalandırılması gerektiği belirtilmiştir. Nitekim, 12.02.2024 tarihli "Emanet Para İşlemleri" konulu Adalet Bakanlığı yazısında da "104/1 no.lu Genelge'nin yayımlandığı dönem ve takip eden yıllarda söz konusu vadeli hesaplara uygulanan faiz oranı, 3 kamu bankası tarafından TCMB'ye bildirilen ve ilan edilen tabela faiz oranı referans alınarak belirlenmiş, yine aynı Banka tarafından belirlenen politika faizinin de düşük olması nedeniyle bankacılık piyasasında uygulanan mevduat faiz oranları da uzun süre birbirine yakın oranda yatay seyrinde ilerlemiş ve referans alınan tabela faiz oranları ile aralarında bariz bir ayrışma yaşanmamıştır" denilmekle üç kamu bankasının referans alındığı vurgulanmıştır. Yine, bu yazının devamında, Anayasa Mahkemesinin dava dışı şahsın bireysel başvurusu üzerine vermiş olduğu 16.02.2017 tarihli hak ihlali kararından sonra teşkilata gönderilen 18.10.2019 tarihli yazı ile tüm bankalardan faiz oranı sorularak en yüksek teklif eden bankanın oranına göre, kabul ederse paranın Vakıflar Bank T.A.O'da tutulmaya devam edilmesi, değilse teklif veren bankaya paranın yatırılması gerektiği belirtilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan hesaplama, 20.01.2020 tarihli müzekkere üzerine gönderilen TCMB yazısı eki tabloya dayanmaktadır. Ancak, TCMB'nin 24.01.2020 tarihli yazısı 2017 yılı Ekim ayından itibaren tüm bankalarca uygulanan faiz oranlarına yönelik olup, her ne kadar 18.10.2019 tarihli Adalet Bakanlığı yazısını karşılar görünmekte ise de, temyize konu dosyada dava konusu tarihler 24.10.2017-02.07.2019 arasına ilişkin olup, somut olayda dava tarihi itibarı ile yürürlükte olan Genelge ve yazılar uyarınca işlem yapılması gerektiğinden, dava konusu tarihleri kapsar şekilde, sayılı üç kamu bankasının TCMB'ye Mevduat İlan Edilen Yıllık Faiz Oranları Bildirim Formu ile bildirdiği oranların TCMB'den sorulmasından, yine bu üç kamu bankasının şubelerinde ilan ettiği bir aylık mevduata uygulanacak "Tabela Faiz (Cari Faiz) Oranı'nın ilgili bankalardan dosyaya temininden sonra, bu üç kamu bankası ile ilgili gerek TCMB'ye bildirilen gerekse bankanın kendi bildirdiği faiz oranlarından en yüksek olanı hangisi ise aylık bazda yapılacak hesaplama ile davacıya uygulanan faiz arasında oluşan farka göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 10.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.