7. Hukuk Dairesi 2013/1269 E. , 2013/7527 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :İş Mahkemesi YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı, davalı ... ...’in 17.03.2003 tarihinden istifa ettiği 19.12.2010 tarihine kadar davacı işyerinde çalıştığını, davalı ... ...’in davacı işyerinden istifa ettiği tarihte kamu satış yöneticisi ola
**7. Hukuk Dairesi 2013/1269 E. , 2013/7527 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı, davalı ... ...’in 17.03.2003 tarihinden istifa ettiği 19.12.2010 tarihine kadar davacı işyerinde çalıştığını, davalı ... ...’in davacı işyerinden istifa ettiği tarihte kamu satış yöneticisi olarak çalıştığını, davalı ... ...’in 23.12.2010 tarihinde diğer davalı Karsan Otom. San. Mam. Paz. A.Ş.’de çalışmaya başladığını, davalı ... ...’in bu davranışı ile davalı ile imzalanan 01.05.2006 tarihli iş sözleşmesinin 11. ve 13.maddelerine açıkça aykırı davrandığını, iş sözleşmesinde işten ayrılma sonrası yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi halinde en son aylık brüt ücretinin 12 katı tutarında cezai şart ödeneceğinin belirtildiğini, yine işten ayrıldıktan sonra 6 ay süre ile Marmara, Ege, Akdeniz ve İç Anadolu bölgelerinde bulunan başka işverene ait işyerinde çalışmamayı kabul ettiğini, buna aykırılık halinde en son aylık brüt ücretinin 12 katı tutarında cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, davalı ... ...’in bu davranışı ile B.K.nun 348 ve 158.maddeleri gereğince cezai şart ödemesi gerektiğini, diğer davalı Karsan Otomotiv şirketinin de işçinin bu davranışına sebep olması nedeniyle İş Kanunu’nun 23.maddesi gereğince sorumlu olduğunu ileri sürerek, cezai şart alacağının tahsilini istemiştir. Davalı ... ..., iş sözleşmesinin davacı ile karşılıklı olarak feshedildiğini, davacının müşterilerini tanımak ve iş sırlarını bilmek imkanına sahip olmadığını, bu nedenle rekabet yasağına ilişkin maddenin geçerli olmadığını, diğer davalı şirkette 2010 Aralık ayında çalışmaya başladığını, geçen süre zarfında zararın oluşup oluşmadığının araştırılması gerektiğini, 6 ay süre ile Marmara, Ege, Akdeniz ve İç Anadolu bölgelerinde bulunan otobüs üreten firmalarda çalışmama şartının kabul edilmesinin 6 ay süre ile çalışmama anlamına geleceğini bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Davalı Karsan Otomotiv Sanayi Mamulleri Pazarlama A.Ş., davalı ... ...’in bildirim süresine uymadan iş sözleşmesini feshetmesine sebep olmadıklarını, davalı ... ... ile davacı arasında yapılan cezai şart sözleşmesinden sorumlu tutulamayacaklarını, işçinin çalışma hürriyetini sınırlayan rekabet yasağının geçerli olamayacağını, İtalya’nın önde gelen otobüs üreticisi Breda Menarinübüs ile davalı şirketin iş ortaklığı kurulmasının davalı ... ... veya başka bir işçi ile ilgisi olmadığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, iş akdi devam ederken davalıya 01.05.2006 tarihli iş sözleşmesi imzalatılarak 11.maddesi ile sır saklama yasağına ilişkin, 13.maddesi ile de rekabet yasağına ilişkin ceza-ı şartların iş sözleşmesine konulduğu, davalı ... ...' in sahip olduğunu iddia ettiği iş sırrını ifşa ettiğini iddia eden davacı Temsa Global Sanayi ve Ticaret Aş’nin dosyadaki mevcut delil durumuna göre iddiasını ispat edemediği, yine davalının davacı işverene ait iş sırrını sonradan işçi olarak çalışmaya başladığı diğer davalı Karsan Otomotiv Sanayi Mamülleri Pazarlama Aş şirketinde kullandığını da davacı şirketin ispatlayamadığı, rekabet yasağı ve sır saklama kaydı içeren iş sözleşmesinin iş sözleşmesinin imzalandığı 01.05.2006 tarihinde davalı ... ...' in davacı şirkette üretim eğitim uzmanı/teknik eğitim uzmanı olarak çalıştığı, davalının bu görevi kapsamında ne gibi sırlara vakıf olabileceğine ilişkin bilgi ve belgelerin de davacı işverenlikçe sunulmadığı, davalı ... ' in davacı şirketten ayrılma isteğini çok önceden davacı şirkete bildirdiği, istifa sonrası 3 gün sonra rakip firma olduğu iddia olunan diğer davalı şirkette çalınmasının söz konusu olmadığı, davalının işten ayrılma tarihi olarak 19.12.2010 tarihinin uygun bulunduğu, bu konuda davacı şirket ile davalı ...' in mutabık kaldıkları, davalı işçinin davacı şirketin kabul ve onayı ile bu tarihte işten ayrıldığından ihbar öneline uymadan başka şirkette çalışmaya başlamasından söz edilemeyeceği, yine davalı ... ... tarafından aldığı eğitim karşılığı 6 ay süreyle şirkette çalışmaya taahhüdüne ilişkin 01.03.2004 tarihli taahhütnamede belirtilen sürenin de dolduğu ve davalının 6 ay süreyle davacı şirkete çalıştığının anlaşılması karşısında davacı şirketin gerek davalı ... ...'den, gerekse sonrada işe girdiği diğer davalı Karsan Otomotiv Sanayi Mamulleri Pazarlama A.Ş’den davalı ... ...' in davacı şirket ile imzaladığı 01.05.2006 tarihli iş sözleşmesi 11.maddesine konulan sır saklama taahhüdüne aykırılıktan ve yine 13.maddesıne konulan rekabet yasağına aykırılık nedeniyle ceza-i şarttan davalıların sorumluluklarının söz konusu olmadığı, davacı şirketin ceza-i şart talep etme hakkı bulunmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dava rekabet yasağının ihlalinden doğduğu ileri sürülen cezai şartın tahsili istemine ilişkin olup, öncelikle dikkate alınması gereken husus uyuşmazlığın 4857 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda İş Mahkemesinin görevli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesine göre, iş mahkemelerinin görevi “İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş sözleşmesinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi” dir. Davanın açıldığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan mülga818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 348. maddesi "İş sahibinin müşterilerini tanımak veya işlerin esrarına nüfus etmek hususlarında işçiyle müsait olan bir hizmet sözleşmesinde her iki taraf, akdin hitamından sonra işçinin kendi namına iş sahibi ile rekabet edecek bir iş yapmamasına ve rakip bir müessesede çalışmamasını ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olmamasını şart edebilirler. Rekabet memnuniyetine dair olan şart, ancak işçinin müşterileri tanımasından ve esrara nüfusundan istifade ederek iş sahibine hissolunacak derecede bir zarar hükmüne sebebiyet verebilecek ise caizdir. İşçi sözleşmenin yapıldığı zamanda reşit değilse rekabet memnuniyetine dair olan şart batıldır" hükmünü haiz olup, madde metninden de anlaşılacağı üzere bu madde sözü edilen sırlara vakıf işçinin mukavele yapmak şartıyla işten ayrılması halinde aynı işi kendi adına yapmamasını, rakip bir müessesede çalışmamasını ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olmamasını düzenlemektedir. Düzenleme hizmet sözleşmesi içinde yer almakla birlikte hizmet sözleşmesi süresince yapılmaması gereken bir hususu değil, hizmet sözleşmesinin sona ermesinden sonra yapılmaması gereken bir hususta düzenleme getirmektedir. Hizmet sözleşmesinin devamında yapılan bir sadakatsizlik bu ister sözleşme ile düzenlensin ister kanunla düzenlensin elbette ki İş Mahkemesinde görülecek bir davanın konusunu oluşturacaktır. Oysa somut uyuşmazlıkta davacı taraf davalının sözleşmenin sona ermesinden sonra gerçekleşen eylemi sebebiyle cezai şart istemektedir. Uyuşmazlığın bu niteliği itibarıyla davanın İş Mahkemesinde görülmesini gerektirir bir durum mevcut değildir. Ayrıca ticari sırrın ne olduğunun değerlendirilmesinin uzman mahkemelerce yapılması gerektiği de yadsınamaz bir gerçeklik olduğu gibi, "Rekabet Yasağı" kavramı da piyasa şartlarıyla sıkı sıkıya bağlı bulunan ticari bir konudur. Kaldı ki, davanın açıldığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesiyle kanun koyucu çok açık bir şekilde 818 sayılı Kanun'un 348. maddesinden kaynaklanan davaların mutlak ticari davalardan olduğunu öngörmüştür. Mutlak ticari davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticari niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardandır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 29.02.2012 tarih 2011/11-781 esas- 2012/109 karar sayılı ilamında da hizmet sözleşmesinin sona ermesinden sonra gerçekleşen rekabet yasağına aykırılığı düzenleyen, 818 sayılı Kanun’un 348. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gereken uyuşmazlıklara ilişkin davaların 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1-3.maddesi gereğince mutlak ticari dava niteliği taşıdığı ve mutlak ticari davaların görülme yerinin ise, açık biçimde Ticaret Mahkemeleri olduğu belirtilmiştir Açıklanan tüm bu sebeplerle mahkemece mutlak bir ticari dava olan davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken esasına ilişkin hüküm kurulmuş olması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacı şirkete iadesine, 25/04/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.