T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2025/1605 KARAR NO:2026/415 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:18/09/2025 NUMARASI:2025/536 Esas - 2025/771 Karar DAVANIN KONUSU:Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) KARAR TARİHİ:18/03/2026 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2025/1605 KARAR NO:2026/415 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:18/09/2025 NUMARASI:2025/536 Esas - 2025/771 Karar DAVANIN KONUSU:Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) KARAR TARİHİ:18/03/2026 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının ödeme güçlüğüne düştüğünden bahisle, İİK 285 vd. maddeleri gereği müvekkili hakkında alacaklarıyla konkordato akdetmesini sağlamak amacı ile konkordato mühleti verilmesini ve konkordatonun tasdikini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "..Borçluların konkordatoya ilişkin ilkeler çerçevesinde mühletin devam edip etmeyeceğine ilişkin değerlendirme yapıldığında;Borçlu şirketin rayiç değerlere göre çıkartılan bilançosunda varlıkların muhtemel satış değerlerinin borçlarını karşılamaya yettiği, borca batıklığının olmadığı,Geçici mühlet kararı verilmesinden itibaren şirket geçici mühlet tarihinde 862.400,49 TL zarar raporlamış iken, 31.07.2025 tarihinde zararın 848.340,01 TL'te düştüğü, geçici mühletten sonraki 41 günlük mali dönemde 14.060,48 TL dönem karı oluştuğu, Şirketin geçici mühletten sonraki süreçte dönem net zararında sadece 14.060,48 TL'lik bir azalış olduğu, elde edilen karın cüzi bir seviyede kaldığı ,şirketin konkordato projesindeki hedeflerinin uygulanabilir olup olmadığı hususunda mühletten sonra raporlanan yaklaşık 1,5 aylık kısa dönemde kar elde etmekle birlikte, beklenen düzeyde karlılık elde edemediği, konkordato kaynakları arasında gösterilen faaliyet kârının uygulanabilir olmasının mümkün olmadığı,3.kişilere ait olan ve satışı ile kaynak olacağı belirtilen taşınmazları ile ilgili üçüncü kişiler ile yapılan bir anlaşma olmadığı gibi bunların satışına ilişkin bir girişimde de bulunmadığı konkordato kaynağı olarak gösterilen bu kaynağın uygulanma ihtimalinin bulunmadığı ,bu hali ile konkordato projesinin başarıya ulaşma ihtimalinin bulunmadığı anlaşılmıştır. ...Somut olayda borçlunun sunduğu konkordato projesi, üçüncü kişilere ait taşınmazların satışı ve faaliyet karı gibi soyut ve gerçekleşmesi belirsiz unsurlara dayalı olup, geçici mühlet süresince yeni bir gelir yaratılmadığı gibi, kaynak olarak gösterilen alacak seviyesinin düşürülmesine yönelik de somut bir adım atılmamıştır. Üstelik konkordato projesi, borçların vadeye yayılması dışında başka hiçbir tedbir içermemektedir. Bu durum, öğretide “pasif tasfiye modeli” olarak da eleştirilen ve başarı ihtimali taşımayan projelere örnek teşkil etmektedir (Yılmaz, Ejder, Konkordato Hukuku, s. 291).Bu nedenlerle, davacı borçlunun sunduğu konkordato ön projesi, İİK m. 289/2 kapsamında aranan başarı ihtimalini taşımamakta olması nedeniyle borçlu hakkında verilen geçici mühletin kaldırılarak konkordato talebinin reddine " dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili tarafından süresinde sunulan istinaf dilekçesinde; 12/09/2025 tarihli Konkordato Komiseri Geçici Mühlet Raporunda davacının bir süre daha faaliyetlerinin izlenebileceği yönünde ifadesinin yer aldığını, eylül ayıp satışlarının daha iyi duruma olduğunun açıkça belirtildiğini, sektörün öncü firmalarından olan müvekkili şirketin bu finansman sıkıntısını aşarak tekrar sektörün öncü firmalarından biri olmaya devam edeceğini, bu itibarla, şirketin nakit akışının girdiği bu olumsuz döngüden çıkması, borçların belirtilen oran ve vadelerde alacaklılar arasında adil bir denge çerçevesinde tasfiyesinin sağlanması ve şirketin faaliyetlerine devamının mümkün hale gelmesi için yönetim tarafından makul ve gerçekleştirilebilir bir planlama yapıldığını, davacı hakkında haciz ve ihtiyati haciz kararları alınıp icra işlemlerine başlandığını, davacı şirketin faaliyetlerine haciz uygulanmak suretiyle ticari hayatının duracağını ve malvarlığının adeta yok pahasına ortadan kalkacağını, geçici mühletin 2 ay daha uzatılmasının mümkün olmadığını, komiser raporunda konkordato projesinin başarıya ulaşamayacağına dair herhangi bir ibare olmadığı gibi, bir süre daha faaliyetlerinin izlenebileceği kanaatinin oluştuğunu, bu halde konkordato projesinin başarıya ulaşamayacağı gibi bir kanaatin hukuki temellere dayandırılmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:HMK'nin 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Talep, İİK'nın 285. vd. maddeleri uyarınca geçici ve kesin mühlet kararları verilmesi ve konkordato projesinin tasdiki istemine ilişkindir.Konkordato, tacir yahut gerçek veya tüzel kişi bir borçlunun, borçlarını ödeme şekliyle ilgili yaptığı teklifin, kanunda öngörülen çoğunlukla alacaklılar tarafından kabul edilmesi ve yetkili mahkeme tarafından tasdik edilmesi sonucunda, borçlunun tüm adi borçlarını ödeyebileceği koşullar göz önüne alınarak, kararlaştırılan sürede ve/veya miktarda ödemesini mümkün kılan bir hukuki müessesedir.İİK'nın 285/3 fıkrası uyarınca konkordato talebinde iflasa tabi olan borçlu için İİK 154. maddesinin birinci veya ikinci fıkradaki yazılı yerlerdeki asliye ticaret mahkemesi, iflasa tabi olmayan borçlu için yerleşim yerindeki (Bağcılar/İstanbul) asliye ticaret mahkemesi yetkilidir. Somut olayda dava görevli ve yetkili mahkemece açılmıştır. HMK'nın 74 maddesi, 114/1.f bendi ve TBK'nın 504/3 bendi uyarınca müvekkili adına dava açıp konkordato teklifinde bulunan vekilin, vekaletnamesinde özel olarak yetkilendirilmiş olması zorunludur. Sunulan vekaletname ile talep eden vekilinin yasal düzenlemelere uygun olarak konkordato yönünden özel olarak yetkilendirildiği anlaşılmıştır.Mahkeme tarafından düzenlenen 20/06/2025 tarihli tensip tutanağında İİK'nın 286'ncı maddesinde belirtilen belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğu tespit edildiği belirtilerek İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı davacı (borçlu) ... hakkında 20/06/2025 tarihinden itibaren üç ay süre ile geçici mühlet kararı verilmiştir. Sunulan ön projede; davacı şirketin yoğun haciz baskısı altında kaldığı, rayiç değer bilançosunda varlıklar değeri toplamının (+) 185.405.189,79 TL olduğu, şirketin iflas etmesi halinde varlıkların parça parça ve icra kanalı ile satılması halinde değerinin çok altında satılacağı, bu halde alacaklıların en iyi ihtimalle %60,91 seviyesinde alacağına kavuşacağı, konkordato kaynağının faaliyetin devamı ile öngörülen kar, dönem başı nakit ve hazır değer, alacak seviyesinin düşürülmesi, 3. kişiler tarafından sağlanacak kaynak olacağı, mahkeme tarafından tasdik kararından itibaren 36 ay vade ile ödemenin planlandığı, adi alacaklılara %24 ek faiz ödemesi yapılacağı belirtilmiştir.Komiser heyeti tarafından sunulan 12/09/2025 tarihli geçici mühlet özetle: teknik bilirkişiden alınan rapor neticesinde, şahıs işletmesinin rayiç değerli özkaynaklarının 6.213.688,49 TL olarak tespit edildiği, diğer bir anlatımla şirketin rayiç değerlere göre borca batık durumda olmadığı, geçici mühlet kararı verilmesinden itibaren şirket geçici mühlet tarihinde 862.400,49 TL zarar raporlamış iken, 31.07.2025 tarihinde zararın 848.340,01 TL’te düştüğü, geçici mühletten sonraki 41 günlük mali dönemde 14.060,48 TL dönem karı olduğu, şirketin konkordato projesindeki hedeflerinin uygulanabilir olup/ olmadığı hususunda mühletten sonra raporlanan yaklaşık 1,5 aylık kısa dönemde kar elde etmekle birlikte, beklenen düzeyde karlılık elde edemediği, bunun sebebinin geçici mühletten sonra geçen kısa sürede “ticaretinin eski seviyelere ulaşmasında yaşanan piyasa tepkilerinin yanı sıra dönemsel olarak durağan aylara denk gelmesinden kaynaklı olduğunun” ifade edildiği, bu çerçevede şirketin projesinin uygulanabilir olup olmadığı hususunda mevcut durumda kesin mühlete geçiş şartlarının oluşmadığı, bununla birlikte işletmenin faaliyet sonuçları hakkında kesin bir kanaat bildirebilmek için faaliyetlerinin bir süre daha izlenebileceği beyan edilmiştir.Mahkeme tarafından yapılan yargılama sonunda, 30/04/2025 tarihli 1 no'lu celsede geçici mühlet kararının kaldırılmasına dair karar verilmiş olup, davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi:İstinaf yoluna başvuran davacının istinaf başvurusunun süresinde ve istinaf hakkı olup /olmadığına ilişkin inceleme;12.03.2024 tarih ve 32487 sayılı Resmi Gazetede,02.03.2024 kabul tarihli ve ... no lu Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 37. maddesi'nde 2004 sayılı Kanunun, 308/a maddesinde birinci fıkrasında yer alan ''on gün ''ibaresinin ''iki hafta '' şeklinde değiştirildiği belirtilmiştir.Anılan düzenleme uyarınca davacının yasal sürede istinaf yasa yoluna başvurup/başvurmadığı konusu incelendiğinde, mahkeme kararının davacı vekiline 15/10/2025 tarihinde tebliğ edildiği ve davacı vekili tarafından 30/10/2025 tarihinde yani yasal süresinde istinaf yasa yoluna başvurduğu tespit edilmiştir. Esasa Dair İnceleme:Konkordato, borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlunun, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak için başvurabileceği kendine özgü bir cebri icra kurumudur. Konkordatoda amaç, elinde olmayan nedenlerle işleri iyi gitmeyen, mali durumu bozulmuş olan ve borçlarını ödeyip faaliyetlerini devam ettirmek isteyen dürüst borçluyu koruyarak mali durumunun iyileşmesini sağlamak ve alacaklıların, borçlunun muhtemel bir iflasına nazaran, daha fazla ölçüde alacaklarına kavuşma olanağı yaratmaktır. Konkordato ile alacaklılar, alacaklarının bir kısmından vazgeçerler ve/veya borçluya, ödeme konusunda belirli bir vade tanırlar. Borçlunun borcun belli bir yüzdesini ödemeyi taahhüt ettiği ve alacaklıların da kalan alacaklarından vazgeçtiği durumda tenzilat konkordatosu söz konusu olur. İçinde bulunduğu mali koşullara göre borçluya borçlarını belirli bir oran ve/veya vadeyle ödeme imkanı verilmesi hem borçlu bakımından ve hem de alacaklılar bakımından olumlu sonuçlar doğurur. Aksi halde bu durumdaki borçlunun iflas etmesi, faaliyetlerinin tümüyle sona ermesine ve alacaklıların alacaklarını büyük oranda tahsil edememelerine neden olacaktır (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 05/10//2023, 2023/3061 E., 2023/3144 K.)İİK'nın 286/1.a maddesinde "borçlunun talebiyle birlikte borçlarını hangi oranda veya vadede ödeyeceğini, bu kapsamda alacaklıların alacaklarından hangi oranda vazgeçmiş olacaklarını, ödemelerin yapılması için borçlunun mevcut mallarını satıp satmayacağını, borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için gerekli mali kaynağın sermaye artırımı veya kredi temini yoluyla yahut başka yöntem kullanılarak sağlanacağını gösteren ön proje ibraz etmesi" gerektiği ifade edilmiştir.Konkordatonun amacı, borçluyu borçlarından ve eğer iflas şartlarını taşıyorsa muhtemel bir iflastan kurtarmak, alacaklıların da belirli bir vadede ve/veya indirimle alacaklarını tahsil etmelerini sağlamaktır.Bu yapılırken özellikle alacaklıların sürece dahil edilmesi, alacaklıların, komiserin ve mahkemenin katılımı ile nihai projenin oluşturulması ve konkordatonun başarıya ulaşması için iş birliğine gidilmesi gerekir. Projenin başarıya ulaşıp ulaşmayacağı ve kayıtlarla uygun olup olmadığının değerlendirilebilmesi yönünden, borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için mali kaynağın nasıl sağlanacağı net bir şekilde açıklanmalıdır.Borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve ödemelerini yapabilmesi ile konkordato amacına ulaşacaktır.İİK 287.maddesinde, borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimalinin "konkordatonun başarı şansı" kavramı altında ifade edilmiştir. İİK 289. maddesinde, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması halinde borçluya 1 yıllık kesin mühlet verileceği düzenlenmiştir. Başarı olasılığı kavramından anlaşılan husus, konkordato projesinin gerçekleşme olasılığına sahip olmasıdır. Bu sonuca, borçlunun durumu, malvarlığı gelirleri ve taahhütlerini yerine getirmesine engel olan nedenler gözetilerek, objektif verilere göre konkordato başarı olasılığı yargıç tarafından belirlenecektir (Konkordato ve Yeniden Yapılanma Hukuku - Av. Sümer Altay, sayfa 112, 1.Cilt). İsv. İİK'da da konkordato mühletinin amaçlarından biri olarak açıkça, "borçlunun iyileşmesi" kavramına yer verilmiştir. İyileşmeden söz edilebilmesi açısından bilançosal bir iyileşme yeterli olmayıp, yapısal (gerçek) bir iyileşmenin varlığı aranmalıdır. Bu sebeple konkordato talebi, sadece zaman kazanmaya yönelik bir talep olmayıp sürekli ve kalıcı bir iyileşme olasılığını konkordato projesi yardımıyla inanılır kılmalıdır. Bu nedenle ön proje sadece dilek ve temenniler içeren soyut bir belge olarak anlaşılmamalı, mahkeme tarafından kesin mühlet verilebilmesi için ön projenin nasıl başarılı olacağı açıklanmalıdır. (Selçuk Öztek / Ali Cem Budak, Müjgan Tunç Yücel, Serdar Kale, Bilgehan Yeşilova, Yeni konkordato Hukuku, 2. Baskı, Ankara 2019 s. 187) Somut davada, davacı şirketin geçici mühletin verildiği tarih olan 20/06/2025 tarihinde kaydi özkaynağının (+) 25.948.285,3 TL iken 31/07/2025 tarihinde (+) 25.962.345,51 TL olarak hesaplandığı, 31/07/2025 tarihi itibariyle rayiç değer üzerinden hazırlanan bilanço göre şirketin öz kaynağının (+) 6.213.688,49 TL olduğu ve bu haliyle şirketin borca batık olmadığı anlaşılmaktadır. Şirketin ön projede belirtilen proforma gelir tablosunda geçici mühlet tarihinden sonraki 41 günlük sürede hedeflenen kar hedefine ulaşılamadığı ve geçici mühletten sonraki 41 günlük mali dönemde 14.060,48 TL dönem karı olduğunun anlaşıldığı, elde edilen kar'ın çok cüzi seviyede kaldığı, ön projede belirtilen 3. kişiler tarafından sağlanacak kaynağa yönelik somut bir gelişme sunulmadığı nazara alındığında, ilk derece mahkemesi tarafından konkordato talebinin reddine dair verilen kararın yerinde olduğu anlaşılmaktadır. 6100 sayılı HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından yatırılan 615,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 293/2.maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 18/03/2026