T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1488 KARAR NO : 2026/96 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 16/03/2022 NUMARASI: 2020/214 Esas 2022/261 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara kar…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1488 KARAR NO : 2026/96 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 16/03/2022 NUMARASI: 2020/214 Esas 2022/261 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafça istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile kredi ilişkisine giren dava dışı asıl borçlu müflis .... A.Ş. ile imzalanan, davalı ...'nın da müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığı genel kredi sözleşmeleri uyarınca asıl borçlu firmaya krediler kullandırıldığı, kullandırılan kredilerden kaynaklanan banka alacağının zamanında ödenmemesi üzerine davalılara ihtarnameler gönderildiği, ihtarnamelerin davalılara tebliğ edilmesine rağmen, verilen süre içerisinde herhangi bir ödeme yapılmamış olduğu, ihtarnameye rağmen yükümlülüklerini yerine getirmeyen davalı/borçlu aleyhine İstanbul Anadolu .... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasından alacağın ödenmesi talebiyle takibe geçildiği, davalının, kendisine tebliğe gönderilen ödeme emrine karşı; faize, faiz oranına, BSMV'ye ve borcun tamamına itiraz ettiği, itirazlarının arabuluculuk yoluyla çözümü cihetine gidilmiş ise de arabuluculuk görüşmelerinin olumsuz neticelendiği, davalının tüm itirazlarının haksız, hukuka aykırı ve takibi sürüncemede bırakmaya yönelik olup; hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığı, davalı/borçlunun itiraz dilekçesinde dilekçesinde Büyükçekmece icra dairelerinin yetkili olduğunu, İstanbul Anadolu İcra Dairelerinin yetkisiz olduğunu dile getirdiği, davalının bu iddialarının kabulünün mümkün olmadığı, imzalanan genel kredi sözleşmelerinde asıl borçlu ...... adresinin .../İstanbul olduğu, borçlunun da Bakırköy .... İflas Dairesi'nin .... İflas sayılı dosyasına Kadıköy/İstanbul adresinde oturduğunu içerir beyanda bulunduğu, İstanbul Anadolu adliyesinde başlatılan takibin yetkili yerde olduğu, davalı tarafın itirazının tamamen müvekkili Bankanın haklı alacağını tahsil etmesini geciktirmek için yapılmış kötüniyetli bir itiraz olduğu, borçludan olan alacaklarının, müvekkili banka ile icra dosyası borçluları arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmelerine istinaden kullandırılan kredilerden kaynaklanmakta olduğu, söz konusu Genel Kredi Sözleşmelerindeki delil sözleşmesi başlıklı hükümler gereğince kesin delil olarak kabul edilen Banka kayıtlarına göre de müvekkili Bankanın alacağının sabit olduğundan bahisle İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinde borca vaki tüm itirazının iptali ile takibin devamına, % 20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; açılan davanın haksız olduğu, müvekkilinin yaptığı itirazında haklı olduğu, dava konusu takip incelendiğinde, müvekkiline kefil olduğu iddiası ile takip başlatıldığı, oysa; davaya konu icra takibine dayanak genel kredi sözleşmelerindeki yazıların müvekkili tarafından incelendiği ve müvekkilinin söz konusu yazıların kendisine ait olmadığını gördüğü, müvekkilinin genel kredi sözleşmesine yetkilisi olduğu şirket için imza attığı, ancak şahsi kefaletini vermediği, söz konusu sözleşmelerin bu hali ile Borçlar Kanunu'nun 583.maddesine aykırı olup, müvekkilin iddia edilen genel kredi sözleşmesine konu borç sebebi ile kefaletinin geçerliliğinden bahsedilemeyeceği, davacı banka tarafından dava dışı borçlu ... Şirketinin genel kredi sözleşmesinin müvekkiline şirket yetkilisi sıfatı ile imzalatılmış olduğu, kefalete ilişkin kısımlarının ise sonradan banka tarafından doldurulduğundan bahisle davanın reddine, davacı bankanın hukuken geçersiz bir sözleşmeye dayanarak müvekkili hakkında takip başlatmakta kötü niyetli olduğu gerekçesi ile %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesi talep olunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "Davaya konu alacak iddiasının dayanağı kredi sözleşmesinin tetkikinde, 10/04/2017 tarihli olduğu, “müşterek borçlu ve müteselsil kefiller” matbu başlığı altında el yazısı ile davalının ismi, adresi, kefalet tutarı, müteselsil ibaresi tarih ve imza yer aldığı belirlenmiştir.Davalı vekilinin savunmasında, davalının şirket yetkilisi olarak sözleşmeye imza attığı, ancak şahsi kefaletini vermediği, icra takibine dayanak genel kredi sözleşmelerindeki yazıların davalıya ait olmadığını beyan etmesi nedeniyle, Mahkememizce davalının yazı örnekleri alınmış, genel kredi sözleşmesi aslı temin edilmiş, mukayesesine yönelik olarak grafolog bilirkişiden 08/12/2021 tarihli rapor alınmıştır.Alınan 08/12/2021 tarihli rapor ile neticeten, inceleme konusu belgedeki “12.500.000 TL, onikimilyonbeşyüzbinTürkLirası, müteselsil, 10.04.2017” yazı ve rakamlarının ...'nın eli ürünü olmadığı kanaatinin bildirildiği belirlenmiştir.Sunulan rapor bilimsel verilere uygun, denetime elverişli bulunmakla varılan kanaate Mahkememizce iştirak olunmuş, rapor hükme esas alınmıştır. Türk Borçlar Kanunu'nun 583/1. maddesi ile "Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır." düzenlenmesi getirilmiştir. Buna göre sözleşmenin yazılı olarak yapılması, kefilin sorumlu olacağı azami miktarın, kefalet tarihinin, müteselsil kefalet anlamında bu anlama gelen ifadenin kefilin kendi el yazısı ile yer alması, kefalet sözleşmesinin geçerlilik şartlarıdır. Bu hususlar kefalet sözleşmesinin kurucu ve emredici hükümleri olarak düzenlenmiştir. Mahkememizce alınan rapor ile, genel kredi sözleşmesinde yazılı “12.500.000 TL, onikimilyonbeşyüzbinTürkLirası, müteselsil, 10.04.2017” ibarelerinin davalının eli ürünü olmadığı belirlendiğinden, yasanın amir hükmüne göre, kefaletin geçersiz olduğu Mahkememizce değerlendirilmiş, bu nedenle davalının takip dayanağı sözleşmeden kaynaklı sorumluluğu bulunmadığı kanaatiyle davanın reddine dair karar vermek gerekmiştir. Yukarıda açıklanan gerekçeyle takibin haksız olduğu belirlenmekle birlikte, davacının takibinde kötü niyetli olduğuna dair Mahkememizde kanaat oluşmadığından, davacı aleyhine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına... " gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile kredi ilişkisine giren dava dışı asıl borçlu müflis ......... AŞ ile imzalanan, davalı ...'nın da müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığı Genel Kredi Sözleşmeleri uyarınca asıl borçlu firmaya krediler kullandırıldığını, davalı borçlu ... ve dava dışı borçlu ....... tarafından Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/465 Esas sayılı dosyası ile konkordato talepli davada dava dışı şirket hakkında iflas kararı, davalı hakkında ise davanın reddine karar verildiğini ve bütün tedbir kararlarının kaldırıldığını, dava dilekçesi incelendiğinde ...'nın kefalet borçları listesi bulunduğunu, davalı icra takibine, faize, faiz oranına, BSMV'ye ve borcun tamamına itiraz etmiş olup, sözleşme üzerinde bulunan yazı ve imzaların kendilerine ait olmadığına dair bir itirazda bulunmadığını, icra takibine itiraz ile ileri sürmediği imza ve diğer itirazlarını daha sonra ileri süremeyeceğini, davalının tacir olduğunu, kötü niyetli olduğunu, Mahkemece alınan bilirkişi raporunda incelemeye konu yazının incelemeye elverişli olup olmadığının değerlendirilmediğini ve bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, incelemenin kurul tarafından yapılmasına karar verilmesi gerektiğini, davalı tacirin defter ve kayıtları incelenmeden karar verildiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, genel kredi sözleşmesinin varlığı hususunda uyuşmazlık yoktur. İstinaf incelemesi bakımından uyuşmazlık, davalı hakkında verilen kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı, sözleşmedeki yazıların davalıya ait olup olmadığına ve kefaletin geçerliliğine ilişkindir. Dosya kapsamından; davacı banka ile davalı... .... AŞ arasında genel kredi sözleşmesinin imzalandığı, sözleşme tarihinin 06.12.2012 olduğu, kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olarak yer alan davalının dava dışı şirketin yönetim kurulu başkanı ve şirket yetkilisi olduğu, sözleşmede eş rızasının alındığı, yazıların el yazısı olduğu, davacı banka tarafından davalıya Beyoğlu .... Noterliğinde düzenlenen 19.09.2019 tarihli ihtarnamenin keşide edildiği, ihtarnamede dava dışı şirket lehine sözleşmeye istinaden kullandırılan kredi hesabı borcunun ödenmemesi nedeniyle kredinin kat edildiği ve 6.249.980,49 TL nakdî ve 18.270,00TL gayrinakdî borcun 24 saat içerisinde ödenmesinin talep edildiği, ödemenin gerçekleşmemesi üzerine davacı banka tarafından davalı hakkında İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 5.554.704,12- TL asıl alacak, 653.020,20-TL işlemiş faiz, 31.210,60-TL BSMV, 11.045,57-TL masraf olmak üzere toplam 6.249.980,49- TL alacağın tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı tarafından borca itiraz edildiği, davacının İİK'nın 67.maddesi gereğince iş bu itirazın iptali davasını açmış olduğu anlaşılmaktadır. Davalı vekili cevap dilekçesinde, takibe dayanak genel kredi sözleşmelerindeki yazıların kendisine ait olmadığını, genel kredi sözleşmesine şirket için imza attığını, şahsi kefaletini vermediğini, kefaletin geçerli olduğu düşünülse dahi gayri nakdî borç sebebiyle sorumlu olacağına dair bir yükümlülük bulunmadığını beyan etmiştir. Mahkemece, 06.12.2012 tarihli genel kredi sözleşmesi üzerinde bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. Grafolog bilirkişi tarafından düzenlenen 08.12.2021 tarihli raporunda; inceleme konusu yazıların ...'nın eli ürünü olmadığı belirtilmiştir. Mahkemece, imza incelemesine dair bilirkişi raporu alındıktan sonra davanın reddine dair hüküm tesis edilmiştir.Genel kredi sözleşmesinin mevcudiyeti konusunda herhangi bir uyuşmazlık yoktur. Kredi sözleşmesinin tarihi 06.12.2012 tarihlidir. TTK'nın "Teselsül karinesi" başlıklı 7. maddesine göre: İki veya daha fazla kişi, içlerinden yalnız biri veya hepsi için ticari niteliği haiz bir iş dolayısıyla, diğer bir kimseye karşı birlikte borç altına girerse, kanunda veya sözleşmede aksi öngörülmemişse müteselsilen sorumlu olurlar. Ticari borçlara kefalet hâlinde, hem asıl borçlu ile kefil, hem de kefiller arasındaki ilişkilerde de birinci fıkra hükmü geçerli olur. İtiraz eden ticari bir krediye kefil olduğu için belirtilen yasa hükmü gereği kefaleti de ticari bir kefalet sayılmak durumundadır. Davalının kefaleti ticari kefalet kapsamında olup müteselsil yazısı el yazısı ile yazılmasa da TTK'nın 7. maddesi uyarınca müteselsilen sorumludur. Ancak sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nın 583/1. maddesine göre, kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla yazması geçerlilik şartıdır. Somut davada, davalı tarafından kefalet sözleşmesindeki yazıların kendisine ait olmadığı savunulmuştur. Davalı savunması üzerine yapılan bilirkişi incelemesinde sözleşmedeki imzanın davalıya ait olmadığı tespit edilmiştir. Bu durumda geçerli bir kefalet sözleşmesinin varlığından söz etmek mümkün değildir. Davacı vekili tarafından her ne kadar muhtelif tarihli yazılar üzerinde inceleme yapılmadan bilirkişi raporu düzenlendiği ileri sürülmekte ise de; bilirkişinin genel kredi sözleşmesinde bulunan karşılaştırmaya elverişli yazı üzerinden teknik tespitte bulunduğu ve kefalete ilişkin yazının davalıya ait olmadığı teknik bilirkişi raporuyla belirlenmiştir. Yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Bu nedenle Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olmasında usule ve yasaya aykırılık görülmemiş, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 22/01/2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi. KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.