11. Hukuk Dairesi 2009/4523 E. , 2010/11261 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 9.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03.07.2008 tarih ve 2006/365 - 2008/309 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi .....tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakla…
**11. Hukuk Dairesi 2009/4523 E. , 2010/11261 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 9.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03.07.2008 tarih ve 2006/365 - 2008/309 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi .....tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı şirketin 21.03.2006 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan gündem değişikliği kararı ile 3, 4, 5 ve 6. sırada alınan kararların yasaya, anasözleşmeye, kazanılmış haklara ve MK’nun 2. maddesine aykırı olduğunu, anasözleşmeye sonradan şufa hakkı ilavesinin ortakların kazanılmış haklarının ihlali niteliğinde bulunup, bu yöndeki bir değişikliğin ancak tüm ortakların muvafakati ile yapılabileceğini ileri sürerek, anılan kararların iptalini ve şirkete kayyım tayinini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davaya konu genel kurulda alınan kararların yasaya, anasözleşmeye ve objektif iyiniyet kurallarına uygun olduğunu, şirket organlarının yasaya uygun bir şekilde teşekkül etmiş olup, görevlerinin başında olduklarını, bu nedenle kayyım atanması isteminin de yerinde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu genel kurulda gündemin 5. maddesinde görüşülen esas sözleşmenin 8. maddesindeki değişikliğin yasaya, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğu, bunun dışındaki gündem maddelerinde alınan kararların iptalini gerektirir bir durum olmadığı, sonucuna varılarak, davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 21.03.2006 tarihli olağanüstü genel kurulunun gündem maddelerinden 5. madde içinde yer alan anasözleşmenin 8. maddesindeki değişikliğin yasaya, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğundan iptaline, diğer istemlerin reddine karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1-Mahkemece verilen karar davacı vekili tarafından katılım yolu ile temyiz edilmiş ise de sözkonusu temyiz isteminin yasal süresi içinde yapılmadığının anlaşılmış olmasına göre temyiz isteminin bu nedenle reddi gerekmekle ve bu kararın 01.06.1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da verilmesinin mümkün olmasına göre davacı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dava, genel kurulda alınan kararların iptali ile şirkete kayyım tayini istemlerine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilerek, genel kurul gündeminin 5. maddesi kapsamında yer alan anasözleşmenin 8. maddesindeki değişikliğin yasaya, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğu sonucuna varılarak, bu maddenin iptaline karar verilmiştir. Söz konusu madde incelendiğinde hisse senetlerinin nama yazılı hale getirilerek hissedarlara şirket hisseleri üzerinde şuf’a hakkının tanındığı ve bu hakkın kullanımına ilişkin yöntemin de tespit edildiği görülmüştür. Davalı şirketin hissedarlarının çoğunun aynı aileden olduğu, aile şirketlerinde çoğu zaman şirket işleyişinin, ilkelerinin ve yönetiminin korunması gibi hususların şirketin hissedar yapısının korunması ile yakından ilintili olduğundan, bu şirketlerde hissedarlar dışında kişilere yapılacak hisse devirlerine birtakım sınırlamalar getirilmesinde ilke olarak yasaya aykırı bir durum yoktur. Ancak yapılacak sınırlamaların yasanın emredici hükümlerine, iyiniyet kurallarına aykırı olmaması ve kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte bulunmaması gerekmektedir. Somut olayda, hisse senetlerinin nama yazılı hale getirilmesi şirket hissedarlarının çoğunluğunun aynı aileden oldukları da nazara alındığında yasa ve iyiniyet kurallarına aykırılık teşkil etmediği gibi hissedarlara hisseler üzerinde şuf’a hakkının tüm hissedarlara aynı şekilde ve aynı yönteme bağlı olarak tanınmış olması ve bu değişikliğin kötüniyetli olarak yapıldığına ilişkin herhangi bir delilin de sunulmamasına göre bu hususun da yasa, anasözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunun kabulü mümkün değildir. Şuf’a hakkının kullanımına ilişkin olarak belirtilen koşullar ile hisse satış bedelinin saptanmasına ilişkin yöntemin de hissedarların haklarına zarara uğratıcı nitelikte olmadığı, bedel konusunda anlaşma olmaması halinde bedelin tespitine ilişkin olarak yapılan düzenlemede objektif değer ölçülerinin esas alındığı iki farklı yöntemle değerin belirlenerek hangi bedel daha fazla ise ona göre hisse satış bedelinin hesaplanmasının da yasaya ve kazanılmış haklara bir aykırılık oluşturmadığı anlaşıldığından yapılan sözkonusu değişikliklerin iptaline ilişkin istemin de reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde 5. gündem maddesi kapsamındaki anasözleşmenin 8. maddesinde yapılan değişikliğin iptaline karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin HUMK’nun 432/4. maddesi uyarınca REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 04.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.