T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/1118 - Karar No:2026/361 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1118 KARAR NO : 2026/361 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/03/2024 NUMARASI : 2017/534 E-2024/245 K DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 01/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 01/04/2026 Eser sözleşmesinde…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/1118 - Karar No:2026/361 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1118 KARAR NO : 2026/361 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/03/2024 NUMARASI : 2017/534 E-2024/245 K DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 01/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 01/04/2026 Eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davalılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili özetle; Taraflar arasında 01/06/2016 tarihinde Boğaz Köprü- Ulukışla-Yenice-Mersin-Adana-Toprakkale- arası muhtelif hat kesimine ...İşi kapsamında sunmuş oldukları sözleşmede belirtilen Kısım III projesi kapsamında 44 km'lik kısmın tren hatlarındaki direk temellerinin her türlü kazılması, karotun kurulması ve projeye göre hazır betonla betonlanması işinin görülmesine ilişkin sözleşme imzalandığını, müvekkili şirket sözleşme gereğince üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmiş ve işi eksiksiz birşekilde tamamladığını, müvekkili şirketin işi eksiksiz tamamlaması sebebiyle 30/04/2017 tarihinde geçici kabul tutanağı tutulduğunu, işin geçici kabulünün yapılması uygun görüldüğünü, müvekkilinin borcunu ifa etmesi akabine 30 gün içerisinde geçici kabul yapılmalı ve geçici kabulün ardından 30 gün içerisinde de bloke kaldırılarak teminat mektubu değeri 36.000 TL'ye düşürülmesi gerekirken geçici kabul tutanağı 4 Ay gecikmeli olarak düzenlendiği gibi toplam ödenmesi gereken 56.616,58 TL tutar 30/04/2017 tarihinde geçici kabul yapılmasına rağmen yaklaşık 3 ay geçmiş olmakla birlikte müvekkili şirkete ödenmediğini, halbuki sözleşme gereğince geçici kabul yapılmasından sonra 30 gün içerisinde ödenmesi gerektiğini, davalı şirket 3 aydır ödemede temerrüde düştüğünü, davaya konu teminat mektubunun süresi 1 yıl olmasına rağmen davalı şirket müvekkil şirketin zor durumundan yararlanarak müvekkili şirkete teminat mektubunun süresinin 3 ay daha uzatılması yönünde baskı yaptığını, müvekkili şirket bunun üzerine çaresizlikle teminat mektubunu 3 ay süreyle uzattığını, lakin davalı şirket borcunu ifa etmemesine rağmen hala haksız ve hukuka aykırı bir şekilde baskı kurarak teminat mektubunun süresinin uzatılması yönünde talepte bulunduğunu, müvekkili şirketin ticari hayatı zaten davalı şirketin kusuru ve haksız ve sözleşmeye aykırı şekilde ödeme yapmamasından dolayı sekteye uğradığını, mahkemenin tebiren teminat mektubunun nakte çevrilmesini engellemediği taktirde müvekkili şirket ileride daha büyük mağduriyetlerle karşı karşıya kalacağını, mahkemede taktir edeceği üzere müvekkili şirket gibi küçük ölçekli şirketler küresel kriziden çok ciddi boyutta etkilenmiş durumda olduğunu, sunmuş oldukları sözleşme örneğinden ve geçici kabul tutanağından anlaşılacağı üzere müvekkili şirket bütün yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen, davalı şirketler sorumluluklarını yerine getirmediğini, müvekkili şirketin 25/05/2017 tarihli davalı şirketlere yazmış olduğu yazıda davalı şirketin temerrüde düştüğünü, alacağının ödenmesi gerektiğini bildirmiş ve ödenmeisini talep ettiğini, davalı şirket başka şirketlerle olan matbu sözleşme ile müvekkilinin yapmış olduğu özel hükümleri olan sözleşme hükümlerini birbirine karıştırarak ödemeden kaçındığını, davalı şirketin sehven ödemeden kaçındığını, müvekkili şirketin ticari itibarının sarsılmaması ve kendi şirketinin menfaatlerini korumak için dava açma zorunluluğunda olduğunu, zira müvekkili şirketin ... bulunan 54.000 TL tutarındaki teminat mektubu haksız yere 3 ay daha uzatılmış ve halihazırda müvekkilinin zor durumundan yararlanılarak uzatılmak istendiğini, işbu sebeple ivedilikle ...Bankasında bulunan sözleşmeye konu teminat mektubunun tedbiren nakde çevrilmesinin engellenmesini talep ettiklerini, müvekkili şirketin ileride hak kaybı olmaması için davaya konu alacak tutarı ve içerideki teminat tutarı kadar kısmın teminat altına alınması 110.616,58 TL tutarın ... da bulunan alacaklarına tedbir konulmasını talep ettiklerini, izah olunduğu üzere ... Şubesi 09/06/2016 tarihli ... numaralı 54.000 TL teminat mektubunun nakde çevrilmesinin öncelikle teminat istenmeksizin tedbiren durdurulmasını, mahkemece teminat yatırılması kanaatindeyse uygun göreceği oranda teminatın yatırılarak tedbiren banka teminat mektubunun nakte çevrilmesinin durdurulmasına, karar aşamasın da müvekkiline iadesine davalı şirketlerin ... Genel Müdürlüğünde bulunan hak ve alacaklarına tedbir konulmasına, 56.616,58 TL tutarında sözleşme bedelinin 30/04/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte müvekkili şirkete ödenmesine, yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili özetle; Davacı tarafından dava dilekçesinde belirtilen hususlar maddi ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı, sözleşme yükümlülüklerini eksiksiz bir şekilde tamamladığını ve üzerine düşen yükümlülüklerini tamamladığını iddia ettiğini, ancak davacının sözleşme kapsamında yükümlülük ve sorumluluklarının devam ettiğini, davacı sözleşme konusu işin eksiksiz tamamlanması sebebi ile 30/04/2017 tarihinde geçici kabul tutanağının imzalandığını iddia ettiğini, ancak taraflar arasında geçici kabul tutanağı imzalanmadığını, davacının dava dilekçesinde borcunu ifa ettiğini, bu sebeple müvekkili iş ortaklığı arasında 30/04/2017 tarihinde geçici kabul tutanağının imzalandığını ve bu sebeple de teminat mektubunun 36.000,00TL'ye düşürülmesi gerektiğini iddia ettiğini, davaya konu 54.000,00TL'lik teminat mektubunun süresinin 9 Eylül 2017 tarihinde sona erdiğini, izah edilen nedenlerle, öncelikle mahkeme tarafından konulan ...Bankası ... Şubesi 09.06.2016 tarih, ... nolu 54.000,00TL'lik teminat mektubuna ilişkin olarak ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, müvekkilleri aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince: Tüm dosya kapsamında bilirkişi raporunda da belirlendiği üzere taraflar arasında imzalanan ve iki tarafında kabulünde olan sözleşmenin 23.6 maddesi uyarınca ...Bankası ... şubesine ait 9/6/2016 tarihli ... numaralı 54.000 TL bedelli teminat mektubunun iadesinin kesin kabule bağlandığı dava dışı iş sahibi ... tarafından bildirildiği üzere sözleşmenin tasfiye edilerek sonlandırıldığı, bu hale göre kesin kabulün mümkün olmadığı tasfiye geçici kabul tutanağının 9/8/2018 tarihi itibariyle imzalandığı kesin kabulün yapılmamış olmasının bu durumda davacı lehine yorumlanması gerektiği ve davacı teminat mektubunun davacıya iadesi gerektiği, kesintilerin iadesi talebine ilişkin olarak kesin kabulün mümkün olmaması ve tarafların usulüne uygun tutulan ticari defterleri gözetildiğinde davacının hak edişlerinden bloke edilen 46.437,87 TL'nin davacı yükleniciye iadesi koşullarının oluştuğu, sözleşmenin 5.7 maddesi gereği SGK ödemelerinden davacının sorumlu olduğu ve damga vergisine ilişkin ödemenin kim tarafından yapıldığı belirlenemediğinden davacının bu alacak kalemine ilişkin taleplerinin yerinde olmadığı anlaşılmakla davacının bu alacak kalemi yönünden davasının kısmen kabulüne karar vermek gerektiği, davacının davalıyı davadan önce temerrüde düşürmediğinden faizin dava tarihi itibariyle başlatıldığı, her ne kadar kısa kararda 36.437,87 TL sözleşme bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine ilişkin hüküm kurulmuş ise de hükmün bilirkişi raporu doğrultusunda verildiği miktarın 46.437,87 TL olarak belirlendiği bu hususun maddi hata niteliğinde olduğunun açık olduğu düzeltilmesinin kısa karar ile çelişki oluşturmayacağı gerekçesiyle usul ekonomisi uyarınca gerekçeli kararda düzeltildiği, davanın kısmen kabulü ile; 54.000,00 TL kesin teminat mektubunun iadesine, 46.437,87 TL sözleşme bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkeme tarafından kesin teminat mektubunun iadesine ilişkin, davanın açıldığı tarihin 28.07.2017 olduğu gözetilmeden hüküm tesis edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece dava tarihi gözetilmeden hatalı değerlendirme yapıldığını, nitekim 28.11.1956 tarih ve 15/15 Sayılı Yargıtay içtihadı Birleştirme Kararı'nda, "... her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine..." gerekçesine yer verilerek, davanın açılmasına kadar gerçekleşen hukuki ve maddi vakıalara göre sonuçlandırılması gerektiğinin benimsendiğini, öte yandan bilirkişi raporlarında da tespit olunduğu üzere davacı tarafından 36.000 TL bedelli kesin teminat mektubu müvekkili şirketlere verilmemiş olduğundan, dava konuyu alacakların davacı tarafından talep edilemeyeceğini, davanın reddi gerektiğini, önceki bilirkişi raporunda: '' 1- Aylık hakedişlerinden bloke tutulan 46.437,87 TL Yükleniciye geri ödenecektir. 2- 54.000,00 TL tutarında bu işe ait kesin teminat mektubu, Yüklenici'ye iade edilecektir. 3- Yüklenici, İş'in kesin kabul tarihine kadar, İşveren'e 36.000,00 TL tutarında kesin teminat mektubu verecektir. 4- İlk iki maddenin icrası için önce (3). Maddenin icrası gerekmektedir.'' şeklinde tespitte bulunulduğunu, davacının dava tarihi olan 28.07.2017 tarihi itibariyle sözleşmeye ilişkin sorumlulukları devam etmesine rağmen, davacı tarafından müvekkili şirketlere 36.000 TL tutarında kesin teminat mektubu verilmediğini, bu itibarla davacı tarafından dava tarihi itibariyle muaccel hale gelmemiş bir alacak için haksız ve hukuka aykırı olarak açılmış davanın reddi gerekmekte iken davacı lehine yorum yapılarak hüküm tesis edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, nitekim geçici kabul tutanağı olduğu iddia edilen evrak incelendiğinde taraf teşkili sağlanmadığının da açıkça görüleceğini, dolayısıyla taraf teşkili sağlanmayan bir evrağın geçici kabul tutanağını olarak kabulünün de mümkün olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 23.1 maddesi gerekse sözleşmenin 23.6. maddelerinde belirtilen şartlar gerçekleşmediğinden geçici kabul tutanağı imzalanmadığını, bilirkişi 4.ek raporunda, müvekkili şirket tarafından 2018 yılında davaya konu sözleşme nedeniyle, SGK tarafından davacı adına, iş ortaklığından 10.135,34 TL tahsil edildiğinin tespit edildiğini, bu nedenle, müvekkili şirketlerin yer aldığı iş ortaklığı tarafından davacı adına SGK'ya yapılan ödemenin mahsup edilmesi gerekmekte iken aksi yönde hüküm tesis edilmesinin usul ve yasaya uygun düşmediğini , 2018 yılında davaya konu sözleşme nedeniyle davacı adına ''... SGK Emnatten ödeme'' açıklamasıyla 10.135,34 TL SGK Prim ödemesi yapıldığını, taraflarınca dayanılan deliller arasında ticari defter ve kayıtların da yer aldığını, nitekim, önceki rapora itirazlarında bu ödemenin tespiti için, müvekkili şirketlerin 2018 yılına ait ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmesinin talep edildiğini, söz konusu ödemeye ilişkin belgeler, ticari defter ve kayıtların borcu itfa eden belge niteliğinde olup, yargılamanın her aşamasında sunulabileceğini, bu nedenle, müvekkili şirketlerin yer aldığı iş ortaklığı tarafından davacı adına SGK'ya yapılan ödemenin mahsup edilmesi gerektiğini, mahkemenin aksi yönde kararının, davacıya mükerrer ödeme yapılmasına sebebiyet vereceğini, Mahkeme tarafından her ne kadar ilgili vergi dairesine damga vergisi ile ilgili müzekkere yazılmış ise de; dosya UYAP üzerinden incelendiğinde bu müzekkereye verilen cevaba rastlanılmadığını, dosyaya mübrez bilirkişi raporlarında da bu hususa ilişkin değerlendirme yapılmadığını, taraflar arasında imzalanan alt yüklenici sözleşmesi gereği, davacı tarafın sözleşme ile ilgili tahakkuk edecek damga vergisini ödemekle yükümlü olduğunu, davacı tarafından, anılan sözleşmeye ilişkin damga vergisinin ödenmiş olduğuna dair damga vergisi dekontu, beyan ve tahakkukunun müvekkili şirketlere gönderilmediğini, davacının damga vergisini ödemediğini, davacının sözleşme kapsamında hakediş talep edebilmesi için dava tarihi itibariyle sözleşmenin 9.1. ve 13.2 maddelerinde belirlenen şartların gerçekleşmediğini ve davacının bu maddeler kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmediğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 6.177,81 TL istinaf karar harcından peşin alınan 1.544,45 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.633,36 TL harcın davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve ödedikleri başvuru harcının kendisi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 01.04.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...