12. Hukuk Dairesi 2024/2743 E. , 2024/8015 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Takipte tahsi
**12. Hukuk Dairesi 2024/2743 E. , 2024/8015 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Takipte tahsili istenen asıl alacak miktarı 1.190.000,00 TL olduğu halde Bölge Adliye Mahkemesince miktar yönüyle kesin olarak karar verilmesi ve İlk Derece Mahkemesince kesinleştirme işlemi yapılması doğru görülmemiş ise de bu durum temyiz incelemesi yapılmasına engel oluşturmadığından eleştirilmekle yetinilmiştir. Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de; Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte; borçluların, takibin dayanağı olan bonodaki imzanın murislerine ait olmadığını ileri sürerek takibin iptali istemiyle icra mahkemesine başvurduğu, İlk Derece Mahkemesince; imzaya itirazın kabulü ile İİK'nın 169/a-5 maddesi uyarınca takibin borçlular yönünden durdurulmasına, alacaklı aleyhine asıl alacağın %20'si oranında tazminat ve %10'u oranında para cezasına hükmedildiği, alacaklı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği görülmektedir. Hukuk davalarında olduğu gibi, icra takibinin taraflarının da taraf ehliyetine sahip olmaları gerekir. Dava ve takip ehliyeti, kişinin bizzat veya temsilcisi aracılığıyla bir davada veya takipte usul veya takip işlemlerini yapabilme ehliyetidir. Medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olan bütün gerçek veya tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptir. Ayırdetme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar bazı istisnai (kişiye sıkı surette bağlı haklarını kullanmada; TMK.nun 453, 462/7, 359, 455.maddelerindeki) hallerde dava ve takip ehliyetine sahiptirler. Bu durumlar dışında ayırdetme gücüne sahip küçükler ve kısıtlıların dava ve takip ehliyetleri yoktur. Bu nedenle takip ehliyeti olmayanlar tarafından başlatılmış veya takip ehliyeti olmayanlara karşı başlamış veya devam edilmiş icra takipleri ve takip işlemleri geçersizdir. Anılan kişilerin, istisnai haller dışındaki dava ve takiplerde kanuni temsilcileri tarafından temsil olunmaları zorunludur. Takip ehliyeti yerleşik Yargıtay İçtihatlarına göre kamu düzenine ilişkin olduğundan her zaman (süresiz) şikayet yolu ile ileri sürülebilir. İcra müdürü ve icra mahkemesi bu işlemlerin geçersizliğini kendiliğinden (re'sen) gözetmelidir. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, takip tarihinde sınırlı ehliyetsiz olduğu anlaşılan yaşı küçük ... ve ... yönünden takip talebinde TMK'nın 335 ve 336. maddelerine uygun olarak küçüklere velayeten yasal temsilcileri olan anneleri İpek ...'ın hasım gösterilmemiş olması doğru olmadığından bu borçlular yönünden takibin re'sen iptaline karar verilmesi gerekirken imzaya itirazın esası incelenerek takibin durdurulması yönünde hüküm tesisi isabetsiz ise de temyiz edenin sıfatı nedeniyle belirtilen husus aleyhe bozma nedeni yapılmamıştır. Ancak, yukarıda açıklanan nedenlerle borçlular ... ve ... yönünden takibin iptaline karar verilmesi gerektiğinden ve bu halde tazminata hükmedilmesi gerektiğine ilişkin düzenleme bulunmadığından bu borçlular yönünden alacaklı aleyhine tazminata hükmedilmesi isabetsiz olduğu gibi hükmün "3" nolu bendindeki para cezasının tazminat olarak değerlendirilmesi de doğru görülmediğinden kararın bu nedenlerle bozulması gerekir ise de anılan yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nin 12.02.2024 tarihli ve 2023/530 E. 2024/350 K. sayılı kararının, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesi ile uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nun 373/1. maddeleri uyarınca (KALDIRILMASINA), Bodrum 1. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 15.12.2022 tarihli ve 2022/419 E. 2022/862 K. sayılı kararının hüküm fıkrasının tazminata ilişkin "A)-2" nolu bendindeki "davacılara verilmesine" ibaresinin karar metninden çıkarılmasına, yerine; “davacı ...'a verilmesine" ibaresinin yazılmasına, Hüküm fıkrasının para cezasına ilişkin "A)-3" nolu bendindeki "tazminatın" ibaresinin karar metninden çıkarılmasına, yerine "para cezasının" ibaresinin yazılmasına, kararın düzeltilmiş bu şekliyle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 370/2. maddesi uyarınca (ONANMASINA), karar düzelterek onandığından harç alınmasına yer olmadığına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.10.2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.