T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/1447 ( KABUL KALDIRMA) KARAR NO : 2026/118 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03/05/2023 ESAS-KARAR NO : 2022/328 E 2023/329 K DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/1447 ( KABUL KALDIRMA) KARAR NO : 2026/118 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03/05/2023 ESAS-KARAR NO : 2022/328 E 2023/329 K DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 11/02/2026 YAZILDIĞI TARİH : 24/02/2026 Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Davacı vekili; müvekkili ile davalı lehtar ... arasında 2018 yılı içerisinde davalıya ait ... Özel Eğitim Kursu İşletmesinin devri ile ilgili yazılı hisse devir sözleşmesi imzalandığını, yapılan sözleşme gereğince devir bedeli ediminin tamamının müvekkili tarafından ödenmek suretiyle yerine getirilmesine ve davalının kötüniyetli olarak tahsil ettiği bono bedelleri ödenmiş olmasına rağmen iade etmediğini, taraflar arasında başka bir ticari ilişki ya da cari hesap ilişkisi bulunmadığını, davalı lehtar tarafından senedin diğer davalıya ciro edilerek bedelsiz kalan bonoya dayalı icra takibi başlatıldığını belirterek müvekkillinin icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ve senedin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ I-)Davalılardan ... vekili; davacının dava dilekçesinin ileri sürdüğü şahsi def'ilerin iyiniyetli hamil olan müvekkiline karşı ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin diğer davalı ve borçlu ...' tan olan alacağına karşılık olarak düzgün ciro yoluyla senede hamil olduğunu ve akabinde icra takibi başlatıldığını, bir an için davacının dava dilekçesinde iddia ettiği ticari ilişkiden kaynaklı def'iler doğru olduğu kabul edilse bile bu durumu üçüncü şahıs olan müvekkilinin bilmesinin mümkün olmadığını, dolayısıyla bu defilerin iyiniyetli müvekkiline karşı ileri sürülmeyeceğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. II-)Diğer davalı lehtar ... yargılamaya katılmadığı gibi cevap da vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ Mahkemece; Ankara 8 .İcra Müdürlüğünün 2022/2998 Esas sayılı dosyasından takibe konulmuş bulunan 50.000,00 TL miktarlı 12.10.2018 tanzim tarihli, 15.02.2019 vadeli senedin ... ile davalı ... arasında tanzim olunan bila tarihli, “... Hisse devir sözleşmesi”ne istinaden verildiği, ... Özel Eğitim Kursu devri bedeli olduğu, devir bedellerinin ödenmesi ile senet bedelinin ödendiği gerekçesiyle davacının Ankara 8. İcra Dairesinin 2022/2998 Esas sayılı icra takip dosyasına dayanak 12/10/2018 düzenleme, 15/02/2019 vade tarihli, 50.000,00 TL bedelli senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hükme karşı taraflarca istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ I-)Davacı vekili; davaya ve takibe konu sent bedelinin tahsiline rağmen takibe konu edildiğinin ispat edildiğini, senedin iptaline karar verilmesi gerekirken bu hususa dair karar verilmediğini belirterek ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak 15.02.2019 vade tarihli 50.000,00 TL miktarlı bononun iptaline şeklinde hükmün düzeltilmesini istemiştir. II-)Davalı ... vekili; müvekkilinin iyiniyetli ciro yoluyla hamil olduğunu bildirerek davanın Husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini bildirerek ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III-)Davalı ...; senet bedeli ödendiğinin ispat edilemediğini senet bedeli ödenmiş olsa idi senedin davacının elinde olması gerekeceğini bildirerek ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık, davaya konu edilen bononun bedelinin ödenip ödenmediği bu iddianın lehtar ve hamile karşı ispat edilip edilemediği noktasında toplanmaktadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, kambiyo senedine dayalı takip nedeni ile borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Menfi tespit davalarında kural olarak ispat yükü davalı alacaklı üzerindedir. Ancak dava kambiyo senetlerine ve bononun teminat amacıyla verildiği iddiasına dayalı ise davacı borçlu bu durumu yazılı delillerle ispatlamak zorundadır. Davacı aval veren sıfatına sahip olup davalılar ise sözleşmeye taraf lehtar ile ciro yoluyla hamildir. Bedelsizlik iddiası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 687. maddesi anlamında bir kişisel def’idir. Bedelsizlik bir kişisel def’i olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def’ini ileri sürebilir. Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 77 vd. maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def’ini dermeyan etme hakkını vermektedir. Kambiyo senedinin düzenlenmesinde en önemli unsur temel alacağın varlığıdır. Ancak temel alacağın senedin tanzimi anında mutlak surette varlığı gerekli değildir. Başka bir deyişle kambiyo senedinin metninde muayyen bir meblağın yazılması gerekli ise de bu husus temel alacağın da muayyen olmasını gerektirmez; temel alacak doğduğu anda, senette yazılı olan miktardan az ise, senet kısmi bedelsizliğe uğrar (İnan, s. 45). Bu itibarla taraflar arasında temel ilişkinin varlığına rağmen, temel alacağı doğmamış ancak doğması mümkün ya da şarta bağlanmış bir alacak için veyahut da cezai şarta ilişkin olarak kambiyo senedi düzenlenebilir. Bu şekildeki bir alacağa bağlı olarak düzenlenen senet, vadesi gelmesine rağmen alacak doğmamışsa, o an için bedelsizdir. Fakat bu bedelsizlik geçici bir süre için olup, alacak doğunca senedin bedelsizliği alacak miktarı kadar ortadan kalkacaktır (Ertekin, Erol/Karataş, İzzet: Uygulamada Ticari Senetler, Ankara, 1998, s. 693). Bu kapsamda kambiyo senedinin teminat amacıyla verildiği iddiası da temelinde bedelsizliğe dayalı bir iddiadır. Ancak kural olarak kambiyo senedinin teminat olarak verilmesi senedin doğrudan bedelsizliğine yol açmaz; teminat altına alınan borcun yerine getirilmesi ve teminat ihtiyacının ortadan kalkması ile senet bedelsiz hâle gelir. Temel borç ilişkisindeki bir edimin bedeli olarak düzenlenen kambiyo senetlerinde, taahhüt edilen husus gerçekleşinceye kadar geçici bedelsizlik, gerçekleşince kesin bedelsizlik söz konusudur. Eğer teminat ettikleri husus gerçekleşmez ise senette bedelsizlik ortadan kalkacaktır. Bu itibarla kambiyo senedinin teminat amacıyla düzenlenmesi hâlinde borçlu, senet lehtarın elindeyse (ciro görmemişse), senet bedelinin ödenmediğini kişisel def’i olarak öne sürebilir. Senet ciro edilmişse hamil senedin teminat senedi olduğunu biliyor ve borçlunun zararına hareket ediyorsa, anılan def’inin hamile karşı da öne sürülmesi mümkündür. Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı aval veren tarafından senet bedelinin ödendiği ve iade edilmeyerek davalıya ciro edildiği, bunun üzerine davalı hamil tarafından davacı aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takibe başlandığı anlaşılmaktadır. Davacı vekili, ödeme nedeniyle bedelsiz kalan senede dayalı borcu bulunmadığını ileri sürerek eldeki menfi tespit davasını açmıştır. Eldeki davanın bedelsizliğe dayalı ve senedin kötüniyetle ciro edilerek takibe konu edildiği iddiasına dayalı menfi tespit davası olduğu dosya kapsamı ile sabittir. Senedin; sözleşme kapsamında düzenlendiği bedelinin de ödendiği dosya kapsamı ile ispat edildiği gözetilerek davalı lehtara karşı borçlu olmadıklarını senedin bedelsiz olduğuna dair iddiaları yazılı delille kanıtlandığı anlaşılmış ise de diğer davalının senede ciro yoluyla hamil olduğu, hamil senedin bedelsiz olduğunu biliyor ve borçlunun zararına hareket ediyorsa, anılan def’inin hamile karşı da öne sürülmesi mümkündür. Öte yandan uyuşmazlığın ortaya çıktığı tarihte yürürlükte bulunan ve somut olayda uygulanması gereken mülga 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) “Defi'ler” başlıklı 687/1.maddesinde; “Poliçeden dolayı kendisine başvuran kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def'ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğer ki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun.” hükmü yer almaktadır. Anılan madde hükmüne göre; Hukuk Genel Kurulunun 06.11.2015 tarihli ve 2013/15-2410 E. 2015/2433 K. sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, poliçeden dolayı kendisine müracaat olunan kimse, keşideci veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya mevcut olan münasebetlere dayanan def’ileri müracaatta bulunan hamile karşı ileri süremez; meğer ki hamil poliçeyi iktisap ederken savunmaya esas olan durumu bile bile ve borçlunun zararına hareket etmiş ise, borçlu bu savunmayı alacaklıya karşı ileri sürebilir. Bu maddede öngörülen borçlunun zararına bile bile hareket ve kötü niyetin ise yasa koyucu herhangi bir yazılı ispat şeklinden söz etmediğinden, şahit dahil her türlü delille ispat edilebileceğinin kabulü gerekir. Davaya konu bononun bedelsizliği bakımından açılan menfi tespit davasında da ispat yükü davacı borçludadır. Takibe ve davaya konu bononun bedelsiz olduğu ispat edilmiş ise de ciro yoluyla hamilin iyiniyetli hamil olmadığı yönündeki iddiası üzerinde durulmamıştır. Bu durumda; mahkemece davacının davalılardan hamil ...‘in kötüniyetli hamil olduğu iddiası yönünden araştırma ve inceleme yapılarak toplanan tüm deliller hep birlikte değerlendirilerek, varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Ayrıca davacı tarafından davaya konu senetlerin iptali de talep edilmesine rağmen taleplerin her biri hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmemesi doğru olmamıştır. Öte yandan eksik tahkikatla hüküm kurulamaz. Şu halde mahkemece HMK'nun 222/1 maddesi gereğince tarafların tüm delilerinin toplanmasına karar verilerek ispat yükünün davacının hamilin kötüniyetli hamil olduğu iddiaları üzerinde durulup yargılamanın görülüp sonuçlandırılması gerekirken, eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Zira HMK'nun 31. maddesi gereğince hakimin davayı aydınlatma görevi vardır. Açıklanan nedenlerle mahkemece taraflar arasındaki ilişkiyi hamilin bildiği ve kötüniyetli ciro yoluyla hamil olduğu iddiasına dayalı davacının tüm delillerinin toplanması için ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, karar vermek gerekmiştir. Bu bakımdan ilk derece mahkemesince davanın esasına yönelik uyuşmazlığın giderilmesi için yukarıda açıklanan nedenlerle davacının iddiaları üzerinde durularak delillerin toplanmaması ve bu delillere ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmamış olması bakımından tarafların istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-a-6. maddesi uyarınca kabulüne ve ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, bu aşamada diğer istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/328Esas, 2023/329Karar ve 03/05/2023 tarihli kararının KALDIRILMASINA, 2-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf karar ilam harcının istek halinde yatırana İADESİNE, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 11/02/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan... e-imzalıdır Üye... e-imzalıdır Üye... e-imzalıdır Katip... e-imzalıdır NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."