T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:24/10/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:03/06/2022 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:24/10/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendiri…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:24/10/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:03/06/2022 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:24/10/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket turizm acentası olup, müvekkilinin oteline müşteri göndermektedir, 2020 yılı için davacı ve davalı şirket arasında cari hesap ile çalışılmış, davacının otelimizde konaklattırdığı kişiler için kesilen faturaların bir kısmı davalı tarafından ödenmiş ancak bakiye 716.165,54 TL ödeme tarihinde ödenmediğini, bu nedenle cari hesap ile alacaklı bulundukları 76.165,54 TL işlemiş faizi ile birlikte 20.01.2021 tarihinde 78.723,87 TL olarak Antalya Genel İcra Müdürlüğünde ... Esas sayılı ilamsız takip ile icraya konduğunu, Borçlu-davalının ilamsız ödeme emrini 29.01.2021 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı-borçlunun Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline, takibin devamına, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; takip konusu borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı alacaklı tarafından icra takibinde herhangi bir faturaya ya da başka bir belgeye dayanmadığını, bu sebeplerle somut olaya ilişkin mevzuat ve yargı kararları birlikte değerlendirildiğinde, takibe dayanak olarak belirtilen "cari hesap ekstresi borç bakiyesi" ifadesiyle anlaşılması gerekenin aslında açık hesap ilişkisi olduğunun kabulü halinde dahi inceleme yapılması gerektiğini, davacı tarafından iddia olunan alacağa ilişkin mal ya da hizmetin müvekkiline ifa edilip edilmediğinin belirsiz olduğunu, davacı icra takibinde alacağını sadece cari hesap ekstresi borç bakiyesine dayandırıp faturadan bahsetmediğinden, takip konusu alacağın neye ilişkin olduğunun tespiti ve alacağa konu mal ya da hizmetin davacı tarafından ifa edildiğinin ispat edilmesi mümkün olmadığını, bu nedenlerle davacının haksız ve hukuka aykırı olarak açtığı davanın reddini, davacı alacaklı takibinde haksız ve kötü niyetli olduğundan davacı taraf aleyhine dava değerinin %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına ve HMK 329. madde gereğince disiplin para cezasına hükmedilmesini cevap ve talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda özetle; "..Defterlerin incelenmesi konusunda Muğla Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazıldığı ve talimatla mali müşavir bilirkişisinin 13/04/2022 tarihli raporunda özetle; davalı şirketin 343,95 TL'lik farkı izah etmesi ve kabul görmesi halinde davalı şirketin takip tarihi itibariyle 75.321,59 TL borçlu bulunduğu, davalı şirketin 2018 yılından devir gelen 843,95 TL farkı izah edememesi halinde ise takip tarihi itibariyle 76.165,54 TL. borçlu bulunduğu rapor edilmiştir. Her iki tarafın usulüne uygun olarak tutulan defterlerinin uyumlu olduğu aralarında ticari ilişki bulunduğu, davalının ticari defterlerinde de davacının 75.321,59 TL alacaklı gözüktüğü, davacı tarafından düzenlenen faturaların TTK m.21/2 uyarınca 8 gün içinde iade de edilmediği anlaşılmakla asıl alacağın kısmen kabulü gerekmiştir. Davalının takipten önce temerrüde düşürülmemiş olması nedeni ile ancak takip tarihinden itibaren faiz talep edebileceği anlaşıldığından takip öncesi faiz talebinin reddine karar verilmiştir. İcra İnkar tazminatı açısından ise; 2004 Sayılı İcrave İflas Kanunun 67/2 maddesi uyarınca İcra inkar tazminatına hükmedilmesi için öncelikle usulüne uygun olarak geçerli bir icra takibinin yapılması, borçlunun süresi içerinde ödeme emrine itiraz etmesi, itirazın iptali davasının 1 yıllık süre içerisinde açılması ve borçlunun haksızlığına karar verilmesi gerekir. Dosya kapsamında geçerli bir icra takibinin bulunduğu, 7 günlük itiraz süresi içerisinde davalının ödeme emrine itiraz etmiş olduğu ve yine itirazın iptali davasının 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır. Borçlunun haksızlığından kasıt ise alacak miktarının likit yani belirlenebilir olmasıdır. Borçlu şayet alacak miktarını belirlemek için bütün unsurları biliyor ise alacak likit sayılır. Ayrıca borçlunun icra takibine kötü niyetle itiraz etmesi şartı kanunda aranmamıştır. Somut davada alacağın faturalardan kaynaklandığı dikkate alınarak alacağın likit olduğu kanaatine varılmakla icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir..." şeklindeki gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, itirazın iptali davalarında alacaklının, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamayacağını, davacının, faturalara konu hizmetlerin sağlandığına ilişkin dosyaya herhangi bir delil sunmadığını, tek başına faturanın herhangi bir hizmetin verildiğini ispat kuvvetinin olmadığının Yargıtay kararlarında da belirtildiğini, davacı tarafından dosyaya BA/BS formları sunulmadığını, cari hesabın sona erdiğine ilişkin müvekkiline bir bildirim yapılmadığını, davacının alacağının olmadığını beyan ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, itirazın iptali talebinden ibarettir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, takip talebinde takip dayanağının, cari hesap ekstresi borç bakiyesi olarak belirtilmesine, mahkemece, uyuşmazlığın ticari dava olduğu, tarafların ticaret şirketi olmakla tacir oldukları göz önüne alınarak, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmesinin yerinde olmasına, davacı şirketin ticari defterlerinde takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 76.165,54 TL alacaklı göründüğü, davalı şirketin ticari defterlerinde ise davacının davalıdan 75.321,59 TL alacaklı göründüğü, kural olarak ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olmasının gerekmesine, bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmamasına veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olmasının gerekmesine, taraf ticari defter kayıtlarının 75.321,59 TL bakımından birbirini doğruladığının ve bu miktar bakımından davacının davasını ispat ettiğinin anlaşılmasına, tek başına fatura düzenlenmesi sözleşmenin varlığını ve işin/hizmetin/teslimin yapıldığını göstermez ise de taraf ticari defter kayıtlarından taraflar arasında sözleşme ilişkisi olduğunun anlaşılmasına, hiçbir tacir kendi defterine aleyhe kayıt düşemeyeceğinden faturaların davalı defterinde kayıtlı olmasının faturalar içeriğindeki malın davalıya teslim edildiğine/işin yapıldığına karine oluşturmasına, bu karinenin aksini bir başka deyişle faturalar içeriği emtianın teslim edilmediğini, işin yapılmadığını, faturaların usulsüz olduğunu davalının ispatlamasının gerekmesine (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 14/05/2019 Tarih, 2017/19-823 E. 2019/553 K.), dosyada bu yönde bir delil olmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalının istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 5.145,21 TL istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 1.286,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.858,91 TL istinaf karar harcının davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA, 3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, kesin olarak karar verildi. ...