T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/2188 Esas KARAR NO: 2025/1428 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2017/490 Esas- 2022/529 Karar TARİH: 24/05/2022 DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat) KARAR TARİHİ: 18/09/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olm…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/2188 Esas KARAR NO: 2025/1428 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2017/490 Esas- 2022/529 Karar TARİH: 24/05/2022 DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat) KARAR TARİHİ: 18/09/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile ... A.Ş. arasında nakliyat emtia abonman sözleşmesi akdedildiğini, akdedilen bu sözleşmenin sigorta poliçesine bağlandığını, ... A.Ş. tarafından Çin Halk Cumhuriyeti'nde mukim ... Co. Ltd. isimli firmadan Ocak 2017 tarih ve 20161212AK-02 sayılı fatura kapsamında elektronik malzeme emtiaları satın alındığını, davalı ... A.O.nun bu taşımayı ikinci davalı olan ... A.Ş. aracılığı ile gerçekleştirdiğini, ikinci davalı ... A.Ş.'nin ise ''fiili taşıyıcı'' sıfatını kazandığını, Çin Halk Cumhuriyeti'nde hasarsız olarak tesellüm edilen emtianın uçağın Kırgızistan'da düşmesi sonucu zayi olduğunu, bunun üzerine 19/01/2017 tarihinde sigorta ettiren sıfatı ile sorumlu taşıyıcı ... Taşımacılık A.Ş. tarafından Beşiktaş 6.Noterliği kanalı ile ... A.O.'ya ihtarname çekilmişse de bir cevap alınamadığını, emtiaların zayi olması sonucu alıcısına ulaşmaması üzerine ekspertiz incelemesi yaptırıldığını, bu ekspertiz incelemesi sonucunda elektronik malzeme emtialarının yaşanan kaza sonucunda tamamen zayi olduğunun tespit edildiğini ve zayi durumunun davalı ... A.O.'na yazılı olarak ihtar edildiğini, düzenlenen ekspertiz raporunda nakliye sırasında sigortalı emtiada meydana gelen bu zararın 42.384,18 TL olduğunun belirlendiğini, bunun üzerine gerçek zarar miktarının sigortalı şirkete sigorta tazminatı olarak ödendiğini ve birinci davalı ... A.O.'ya ve fiili taşıyıcı olan ikinci davalı ... A.Ş.'ye karşı huzurdaki davanın ikame edildiğini, davalı hava yolu taşıyıcısının elektronik malzeme emtialarının Hong Kong'dan İstanbul'a taşıma işini üstlendiğini, yük hak sahibinden başka bir kişiye teslim edilmiş olup da geriye alınma imkanı kalmamış ise yük kaydı söz konusu olacağını, buna paralel olarak yükün nerede olduğunun bilinmemesi şıkkında veya bilinmesine rağmen oradan alınma imkanı yok ise bu durumda da yükün kayıp olduğunun anlaşılacağını, fiziki olarak mevcut bulunmakla beraber ekonomik olarak sadece hurda değerine eşit değer ifade eden yükün de kayıp hükmünde olduğunu, somut olayda davalı hava yolu taşıyıcısının hasarsız olarak tesellüm ettiği emtiaları uçak kazası sonucunda kayba uğratmış ve emtiaların varma yerine teslimini gerçekleştirmeyerek hava yolu ile eşya taşıma sözleşmesine aykırı hareket ettiğini, müvekkili şirketin sigortalısının satın almış olduğu elektronik malzeme emtialarının da içinde bulunduğu uçağın ... A.Ş. tarafından işletildiğini, ikinci davalı tarafından işletilen uçağın Kırgızistan'da düştüğünü, kaza sonrası basına yansıyan haberlerde ... A.Ş. yönetim kurulunca yapılan açıklamada kazanın pilotaj hatasından kaynaklandığı yönünde demeç verildiğini, yaşanan kazadan sonra T.C. Ulaştırma Denizcilik ve Ulaştırma Bakanlığı tarafından Bakanlık içinde bulunan Kaza Araştırma ve İnceleme Kurulu'ndan iki kişi görevlendirmek sureti ile kazanın incelendiğini, sorumluların tespiti amacıyla bu raporun dosyada bulunmasının şart olduğunu beyanla meydana gelen zarardan her iki davalının da Varşova/Lahey Sistemi uyarınca sorumlu olduğunun tespitine, sigorta tazminatı olarak ödenen 39.145,63 TL mal bedeli, 3.238,37 TL navlun bedeli olmak üzere toplam 42.384,18 TL'nin her iki davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ... Sigorta A.Ş.'ne ödenmesine, asıl alacak olan 42.384,18 TL'ye ödeme tarihi olan 13.02.2017 tarihinden itibaren ticari işlere uygulanan en yüksek avans oranında faiz işletilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın mesnetsiz olduğunu ve reddinin gerektiğini, müvekkili şirketin davada pasif husumet ehliyetinin olmadığını, müvekkili şirket ile diğer davalı ...A.O. arasında uçak kiralama sözleşmesi imzalandığını, sözleşmede kiraya veren sıfatının müvekkilinde olduğunu ve diğer davalı ...'nin kiracı olduğunu, sözleşmenin kira sözleşmesi olduğunu ve kiralayan olarak müvekkili şirketin işletmeci sıfatının bulunmadığını, kargo ve postaya ilişkin tazminat sorumluluğu da diğer davalıda olup sözleşmede açıkça düzenlendiğini, Varşova/Lahey kuralları ve TBK'nın 66.maddesi işbu davada uygulanamayacağından tüm davacı iddia ve taleplerinin reddinin gerektiğini, müvekkili şirketi işleten sıfatına sahip olmadığından ve kabul anlamına gelmemek kaydı ile öyle olduğu varsayılsa dahi; davacının, Varşova/Lahey kuralları gereğince zarar taşıyıcının veya adamlarının zarar vermek kastı ile yahut zararın doğması ihtimali olduğunu bilerek pervasızca hareketleri veya ihmali sonucu oluşur ise bu durumda hava taşıyıcısının artık sınırlı sorumluluk ilkesinden faydalanamayacağına dair iddiasının dinlenemeyeceğini, davacı vekilinin müvekkili şirket yönetim kurulunca kazanın pilotaj hatası olarak değerlendirilip demeç verildiği iddiasının yasal dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkili şirketin yönetim kurulunca yapılan açıklamanın pilotaj hatasının da sadece seçeneklerden biri olduğu yönünde bir değerlendirme olduğunu, kesin kaza raporunun alınmasından önce tüm bu iddiaların tevatürden öteye gidemeyeceğini beyanla öncelikle davanın pasif husumet yokluğundan reddine, aksi halde esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... AO vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya konu uçağın diğer davalı ... A.Ş.'den kiralandığını, dava konusu uyuşmazlığa 1999 tarihli Montreal Konvansiyonu hükümlerinin uygulanacağını, her ne kadar dava dilekçesinde Montreal Konvansiyonunun Hong Kong Özel Yönetim Bölgesi'nde uygulanamayacağı iddia edilmiş ise de bunun hatalı olduğunu, davacının bir yandan Montreal Konvansiyonu'nun değil Lahey Protokolünün uygulama alanı bulacağını ileri sürerken yine dava dilekçesinde "davalılar 1999 Montreal Birleştirme Konvansiyonu madde 18 vd gereğince sorumludur" demek suretiyle çelişkili ifadeler kullandığını, dava konusu uyuşmazlığa 1999 Montreal Konvansiyonu hükümlerinin uygulanacağı hususunun açıkça ortada ve tartışmasız olduğunu, davacı yanın Lahey Protokolü'nün uygulama alanı bulacağı yönündeki iddiasının ise gerek yerel gerekse uluslararası hukuk bakımından geçersiz olduğunun izahtan vareste olduğunu, davacının iddia ettiği zararını ispat edemediğini, davacı şirket tarafından geriye dönük olarak ödeme tarihinden itibaren faiz talep edilmesi mümkün olmayıp davacı şirket tarafından ancak karar tarihinden itibaren faizin talep olunabileceğini beyanla haksız davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 24/05/2022 tarih 2017/490 Esas- 2022/529 Karar sayılı kararında; "Dava, taşımaya konu emtianın hava yolu taşıması sırasında tam zayi olması nedeniyle uğranılan zararın dava dışı sigortalıya ödenmesine dayalı olarak ve davalıların akdi ve fiili taşıyıcı olduğu iddiasından kaynaklı olarak, sigorta şirketi tarafından TTK 1472. maddesi kapsamında davalılardan rücuen tahsili istemine ilişkindir. Uyuşmazlık konusunun; taşıma sırasında emtiada oluşan zayi nedeniyle sigortalısına hasar bedeli ödeyen davacının davalılara rücu koşullarının oluşup oluşmadığı, mevcut ise istenebilecek tazminat miktarının tespiti hususunda toplandığı anlaşılmıştır.Dava konusu taşımanın hava yoluyla yapılmasından ve taşımanın yapıldığı Çin ve Türkiye' nin aynı konvansiyona taraf olması sebebiyle 1999 Montreal Konvansiyonu hükümleri uygulama alanı bulacaktır.Davacı ile dava dışı ... şirketi arasında emtia nakliyat sigorta poliçesi yapıldığı; taşınan emtianın 10.264 USD kıymetinde olduğu, 340 parça olduğu, net ağırlığının 36,20 kg, brüt ağırlığının 40,50 kg olduğu; tam zayi sebebiyle davacı sigorta şirketi tarafından, dava dışı şirkete toplam 42.384,18 TL' nin 13.12.2017 tarihinde eft yoluyla ödendiği anlaşılmıştır. Dava dışı şirketin, temlik ve ibraname belgesini de davacıya verdiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu haliyle davacı şirketin, halefiyet ilkesi kapsamında rücuen tazminat davası açmaya TTK 1472. maddesi kapsamında hakkı bulunmaktadır.Dosya kapsamından zayi olan emtianın taşımasını dava dışı ...' nin organize ettiği; dava dışı ...' nin akdi taşıyıcı olduğu; davalı ... ise fiili taşıyıcı olduğu anlaşılmıştır. Taşımayı yapan uçak - hava aracının malikinin ve kiraya vereninin davalı ... firması olmasının kendisine sorumluluk yüklemeyeceği, herhangi bir akdi ve fiili taşıma sorumluluğu yüklenmediği anlaşılmıştır. Yine dosya kapsamında aksini gösterir herhangi bir delil de bulunmamaktadır.1999 Montreal Konvansiyonu 18. maddesi kapsamında; taşıyıcı, kargonun tahrip olması, kaybolması, kargoya zarar gelmesi durumlarında uğranmış hasara karşı sadece olayın hava yoluyla taşıma esnasında meydana gelmiş olması durumunda sorumlu olmaktadır.Taşıyıcı bu sorumluluk hükümlerinden ancak; kargonun tahrip olmasının, kaybolmasının ya da kargoya zarara gelmesinin aşağıda verilen olaylardan birinin ya da daha fazlasının bir sonucu olarak meydana geldiğini ispatlarsa, sorumluluktan kurtulabilmektedir; Şöyle ki;- Kargonun kendi içinde bulunan kusurlardan, kargonun kalite ve kötülüğünden;- Kargonun paketlenmesinin taşıyıcı, bir çalışanı ya da acentesi dışında birisi tarafından kusurlu olarak yapılmış olmasından;- Savaş ya da silahlı çatışma;- Kargonun girişi, çıkışı ya da geçişi ile bağlantılı olarak gerçekleştirilen bir kamu otoritesi faaliyeti sebeplerinden biri mevcut ve ispatlanmış ise taşıyıcı sorumluluktan kurtulmaktadır. Bu hükümler kapsamında yapılan değerlendirme sonucunda, yükün tamamı zayi olduğundan taşıma sürecinde meydana gelen zayiattan kaynaklı olarak emtia zararı ve katlanılan navlundan, davalı fiili taşıyıcı ...' nin sorumluluğu bulunmaktadır.Tam zayi yük yönünden; taşıma sürecinde 47 kg üzerinden taşımasının yürütüldüğü, özel bir beyanda bulunmadığı ve ilave bir ödeme yapılmadığından, sorumluluk 19 özel çekme hakkı ile sınırlı olacaktır.Buna göre 47 kg x 19 SDR = 893 SDR sorumluluk üst sınırı bulunduğu; davacının ödeme tarihi olan 13.02.2017 tarihi kurlarından 1 SDR=4,997 TL hesabı ile sınırlı sorumlu olunan tavan miktarı 893 SDR x 4,997=4.462,33 TL doğrudan zarara denk gelmektedir. Ayrıca, taşımaya uygun hesaplanan ve ödenen 3.317,34 TL navlun miktarı da, sınırlamaya tabi olmaksızın talep edilebilecektir. Bu kapsamda, davacının talep edebileceği toplam zarar miktarı 4.662,33 + 3.317,34 = 7.779,67 TL' dir.Yukarıda açıklanan hususlar kapsamında, belirlenen bu miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile,''1-Davacının davalı ... HAVAYOLLARI yönünden davasının sübut bulmadığından REDDİNE,2-Davacının davalı ... yönünden KISMEN KABULÜ İLE KISMEN REDDİNE,-7.779,67-TL' nin ödeme tarihi olan 13/02/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,-Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı ve davalı ...A.O vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Birinci Davalı ... A.O. yönünden istinaf sebepleri; Dava dilekçesinde, uygulanacak kural yönünden kuşkusuz takdir Mahkemede olmak ile birlikte 1999 Montreal Birleştirme Konvansiyonu değil 1955 tarihli Varşova/Lahey Protokolü'nün uygulanması gerektiğinin bildirildiğini, Mahkemenin 1999 Montreal Birleştirme Konvansiyonu (md 18) ile sonuca ulaştığını, Mahkeme tarafından somut olayda uygulanan kurala itiraz ettiklerini, düşme olayının kalkış ve varış yeri kararlaştırılmayan ve 1999 Montreal Birleştirme Konvansiyonu'na taraf olmayan Kırgızistan/Bişkek Havalimanı'nda gerçekleştiğini,1999 Montreal Konvansiyonu'nun uygulama alanının birinci maddenin ikinci fıkrasında tanımlandığını, buna göre kalkış yeri ile varış yeri iki akit ülkede bulunan hava taşıma sözleşmeleri veya kalkış yeri ile varış yeri aynı ülkede olup akit olmasa dahi, başka bir devletin durma yeri olarak kararlaştırıldığı hava taşıma sözleşmelerinin Montreal Sözleşmesi’nin uygulama alanına girdiğini;Somut olayda Hong Kong Özel Yönetim Bölgesi’nden (taraf ülke) havalanan TK 6491 sefer sayılı uçağın Kırgızitan’ın (taraf Devlet değil) başkenti Bişkek'de bulunan Manas Havaalanı’na iniş sırasında Daça-Suu isimli yerleşim yerine düştüğünü, taşımayı yapan Boeing 747-400 model uçağın 14.800 km. menzile sahip olduğunu, Hong Kong-İstanbul arasının 8.018 km olduğunu, yani düşen uçağın; Hong Kong-İstanbul arasını direkt uçabilecek teknik donanıma sahip bir uçak olduğunu, dosyaya dava dilekçesine EK III olarak sunulan havayolu yük senedinde varış limanının İstanbul olarak belirlendiğinin açıkça görüldüğünü, hava yük senedinde Bişkek/Kırgızistan aktarmasına yer verilmediğini, taşıma hukukunda aktarmanın via kısaltması ile yer bulduğunu, hava yük senedine Hong Kong via Biskek to İstanbul ifadesi yer alsa idi Biskek aktarmasının hukuki bir niteliğe sahip olacağını, bu hukuki duruma rağmen birinci davalı ... A.O.'nun uçağını Bişkek'e uğratması ile artık 1999 Montreal Konvansiyonu kurallarından çıkıldığını ve 1955 Varşova/Lahey kurallarına dönüldüğünü, her ne kadar karar yerinde 1999 Birleştirme Konvansiyonu uygulanmış ise de zararın meydana geldiği (durma yeri/transit yer/ucağın düştüğü yer) Kırgızistan 1999 Montreal Birleştirme Konvansiyonu'na üye olmadığından somut olaya 1999 Montreal Birleştirme Konvansiyonu'nun uygulanmasının hatalı olduğunu, somut olayın 1999 Montreal Birleştirme Konvansiyonu'na taraf olan Hong Kong ile bu Konvansiyon'a taraf olmayan Kırgızistan uçusu arasında meydana geldiğini, uçağın mürettebat değişikliği ve yakıt ikmalı için uğradığı sırada düştüğü Kırgızistan'ın, 1999 Montreal Konvansiyonu'na taraf olmadığını, bu durumda uygulanması gereken kuralların Varşova/Lahey Kuralları olduğunu;Mahkeme tarafından birinci davalı ... A.O. yönünden sınırı sorumluluk hükümlerine göre karar verildiğini "....Buna göre 47 kg x 19 SDR = 893 SDR, 13.02.2017 tarihi kurlarından 1 SDR=4,997 TL..." üzerinden hüküm kurulduğunu, oysa ki hüküm tarihi olan 24.05.2022 günü 1 SDR 21,73 TL olup 893 SDR x 21,73 TL = 19.404,89 TL ettiğini, bu durumda hasar tarihi değil hüküm tarihine en yakın zamandaki SDR kurunun esas alınması şart olduğundan zarar miktarına da itiraz ettiklerini;Somut olayda Varşova/Lahey Kuralları'nın uygulanması gerektiği istinaf sebebine dayanarak, düzenlenen ekspertiz raporunda nakliye sırasında sigortalı emtiada meydana gelen zararın 42.384,18 TL olduğunun belirlendiğini, bu zararın 39.066,84 TL mal bedeli ve 3.317,34 TL navlun bedeli olarak ayrıştırıldığını ve eksper raporunun dosyaya ibraz edildiğini, Varşova/Lahey Kuralları uyarınca zarar taşıyıcının veya adamlarının “zarar vermek kasdı” ile yahut zararın doğması ihtimali olduğunu bilerek “pervasızca hareketleri” veya ihmali sonucu oluşur ise bu durumda hava taşıyıcısının artık sınırlı sorumluluk ilkesinden faydalanamadığını, bu gerekçe ile de Yerel Mahkeme ilamının ortadan kaldırılması ile davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini; İkinci davalı ... Havayolları A.Ş. yönünden istinaf sebepleri; Mahkemenin bu davalı yönünden davanın sübut bulmadığından reddine karar verdiğini, 2920 sayılı Sivil Havacılık Kanunu'nun 133 maddesinde işleten tanımının yapıldığını, aynı Kanun'un 134. maddesi gereğince işletenin üçüncü kişilerin uğradığı zararlardan sorumlu olduğunu, dosyaya Ulaştırma Bakanlığı'nın 02.06.2020 Tarih ve 29661 sayılı yazısının ekinde sunulan "Hava Kazası Komisyon Raporu"nun ("Kaza Raporu") 2 ve 31. sayfalarında işletenin ikinci davalı ... Havayolları A.Ş. olduğunun açık ve belirli olduğunu, bu durumda ikinci davalı ... Havayolları A.Ş.'nin, kendisine göre üçüncü şahıs durumunda bulunan sigortalıya vermiş olduğu zarardan 2920 sayılı TSHK'nın 133. maddesi gereğince "işleten" sıfatı ile sorumlu olduğunu;Dosyaya sunulan kaza raporunda, kazaya dava konusu uçuşta görevli mürettebatın eş söyleyişle diğer davalı ... Havayolları’nın personelinin ağır ihmal ve pilotaj hatasının sebebiyet vermiş olduğunun belirlendiğini, uçağın bakım ve tutumu ile personelin ikinci davalı işleten tarafından sağlandığını, ikinci davalı ... Havayolları A.Ş.'nin, meydana gelen kazadan 2920 sayılı Yasa'nın 134 maddesi gereğince "işleten" sıfatı ile sorumlu olduğunu, Yine kaza raporunda belirtildiği üzere kaza, pilotaj ekibinin pist ile ilgili uçağın pozisyonunu izleme eksikliği sonucunda uçağın pisti pas geçmek yerine pistin ortasına teker koyması sonucu meydana geldiğinden, ikinci davalının meydana gelen zarardan 6098 sayılı TBK'nın 66. maddesi gereğince de sorumlu olduğunu, bu gerekçe ile ikinci davalı ... Havayolları A.Ş.'nin meydana gelen zarardan 2920 sayılı Yasa'nın 133 gereğince "işleten" sıfatı ile ve ayrıca kazaya pilotaj ekibinin pist ile ilgili uçağın pozisyonunu izleme eksikliğinin sebebiyet verdiği dikkate aldığında 2920 sayılı Yasa'nın 134. maddesi ve 6098 sayılı TBK'nın 66. maddesi gereğince de sorumlu olup Yerel Mahkeme ilamının hatalı olduğunu beyanla Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24.05.2022 Tarih, E:2017/490 K:2022/529 sayılı ilamının ortadan kaldırılması ile davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...A.O vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davaya konu seferi gerçekleştiren uçak diğer davalı ... Havayolları’ndan kiralanmış olup, Yerel Mahkeme tarafından ... Havayolları’nın somut ihtilaftaki konumu dikkate alınmayarak hüküm kurulduğunu, müvekkili ortaklığın, dava konusu TK 6491 sayılı Hong Kong - İstanbul seferini gerçekleştiren uçağı, uçuş ekibi ile birlikte, diğer davalı ... Havayolları A.Ş.’den kiralamış olup, dosyaya sunmuş oldukları müvekkili ile ... Havayolları arasında 14.10.2016 tarihinde akdedilen “Wet Lease (A.C.M.I = Uçak + Mürettebat + Bakım + Sigorta) Bazda Uçak Kiralama Sö;zleşmesi” uyarınca meydana gelen kazadan sorumluluğun ... Havayolları’na ait olduğunu;Nitekim, dosyada mübrez Nihai Kaza Raporu’nda, dava konusu elim kazaya uçuşta görevli mürettebatın eş söyleyişle diğer davalı ... Havayolları’nın personelinin ağır ihmal ve pilotaj hatasının sebebiyet vermiş olduğu ve bu hususta davalı müvekkilinin herhangi bir kusur veya sorumluluğu bulunmadığının tespit edildiğini, her ne kadar Yerel Mahkemece gerekçeli kararda taşımayı yapan hava aracının malikinin ve kiraya vereninin davalı ... firması olmasının kendisine sorumluluk yüklemeyeceği ve dosyada aksi yönde bir delilin de bulunmadığına hükmedilmişse de, Yerel Mahkemece yapılan bu değerlendirme ve kurulan hükmün açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece, dosyada yer alan uçak kiralama sözleşmesi değerlendirilmeksizin diğer davalı ... Havayolları’nın sorumlu olmadığına hükmedildiğini, müvekkili ile ... Havayolları arasındaki kira akdinin, uçağın maliki konumunda bulunan diğer davalı ... Havayolları’nın sorumluluğunu kaldırmadığını, kaldı ki taraflar arasındaki sözleşme gereği Uçak, Mürettebat, Bakım ve Sigorta konularında sorumluluğun kiraya veren üzerinde olduğunu, aksinin kabulünün hukukun en temel prensiplerine dahi aykırılık teşkil edeceğini;Uyuşmazlığa uygulanacak olan Montreal Konvansiyonu uyarınca belirlenen sınırlı sorumluluk üst limitinin yanında navlun ücreti olan başka bir alacak kaleminin tazminat hesabına dahil edilmesi hukuken hatalı olup, Konvansiyon uyarınca hesaplanan SDR üst limitinden ayrı bir tazminata hükmedilemeyeceğini, Yerel Mahkeme’nin gerekçeli kararında müvekkilinin sorumluluğunun Montreal Konvansiyonu hükümleri uyarınca 893 SDR ile sınırlı olduğu şeklinde hukuken doğru bir hüküm kurulmuşsa da, 3.317,34-TL tutarındaki navlun ücretinin de sigortalının katlanmış olduğu tutar olarak 893 SDR olan üst limitten ayrı olarak müvekkilinden tazmin edilebileceğine hükmedilmesinin hukuken hatalı olduğunu, Konvansiyon hükümleri uyarınca belirlenen 893 SDR üst limit olup, bu limiti aşan taleplerin müvekkili tarafından karşılanmasına olanak bulunmadığını;Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 01.04.2019 tarih, 2018/1040 E. ve 2019/2508 K. sayılı ilamında da “Davacının uçak navlun bedeli karşılığını talep edemeyeceği” şeklindeki hükümle SDR üst limitinden ayrı olarak navlun ücretine hükmedilemeyeceğini hükmeden Yerel mahkeme kararını onadığını, nitekim, hesaplamaya yönelik itirazların Yerel Mahkemenin hükme esas almış olduğu usul ve yasaya aykırı olarak tanzim edilen Bilirkişi Raporlarına karşı dilekçeler ile de dosyaya sunulduğunu, Bilirkişi Heyetinden Sayın Dr. ... tarafından yazılan kitapta, yargılama giderleri ve dava masrafları haricinde talep edilen tazminatın üst sınırının Konvansiyon’da belirtilen SDR miktarı olduğu açıkça ifade edilmiş olmasına karşın, tanzim olunan raporlarda bilirkişinin kendi kitabında yazmış olduğu değerlendirme ve açıklamalardan tamamen farklı bir kanaate varması Konvansiyona aykırı olmakla, kendi içerisinde de çelişkili olması sebebiyle rapora kendileri tarafından itiraz edilmişse de, itirazlarının hiçbir suretle değerlendirilmediğini;Ret sebebi farklı olan davalılar lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmolunması gerekmekte iken, Yerel Mahkeme ilamında her iki davalı lehine tek bir vekalet ücretine hükmolunduğunu, anılan kararda her ne kadar diğer davalı ... Havayolları yönünden davanın sübut bulmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmişse de Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 5.190,68 TL tutarındaki karşı vekalet ücretinin davacıdan alınarak tüm davalılara verilmesi ibaresinin hatalı ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3. maddesinin 2. fıkrasına aykırı olduğunu;Bu husustaki hatanın yazım yanlışlığından kaynaklanmış olabileceğinden hareketle, kendileri tarafından gerekçeli karara karşı HMK m.304 uyarınca hükmün tashihi talebinde bulunulmuşsa da Yerel Mahkeme’nin 05.09.2022 tarihli ek kararı ile hükümde herhangi bir yazım yanlışlığının yapılmadığı ve davanın red sebebinin her iki davalı tarafından ortak olduğu gerekçesiyle tahsis taleplerinin reddine karar verildiğini ancak, huzurdaki davanın diğer davalısı ... Havayolları yönünden davanın sübut bulmadığından reddine karar verilmiş olup, her iki davalı açısından davanın reddi sebeplerinin birbirinden farklı olduğunun izahtan vareste olduğunu, anılan gerekçeli kararın vekalet ücretine ilişkin hükümlerinin de açıkça AAÜT’ye aykırı olması sebebiyle kararın kaldırılması gerektiğini, Geriye dönük olarak ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmesi mümkün olmayıp, ancak karar tarihinden itibaren faize hükmedilebileceğini, Montreal Konvansiyonu madde 23/1'de bu hususun düzenlendiğini, bu itibarla, mezkûr Protokol hükümleri kapsamında ödeme tarihinden itibaren değil, ancak karar tarihinden itibaren faize hükmedilebileceğini, bu konuda Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin aynı mahiyetteki bir dava ile ilgili olarak karar düzeltme talepleri doğrultusunda ... A.O lehine vermiş olduğu 2001/845 E. ve 2001/1012 K. sayılı 09.02.2001 tarihli kararının mevcut olduğunu beyanla istinaf başvurusunun kabulü ile Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 24.05.2022 tarih, 2017/490 E. ve 2022/529 K. sayılı kararının kaldırılmasına ve davanın müvekkili yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, uluslararası havayolu ile taşınan kargonun, uçağın düşmesi sonucu tamamen zayi olduğundan bahisle, davacı sigortacı tarafından Nakliyat Emtea Sigorta Sözleşmesi kapsamında dava dışı sigortalısına ödenen tazminatın, zarara sebebiyet verdikleri iddiası ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tazmini talebine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davalı ... A.O. yönünden davanın kısmen kabulüne, diğer davalı ... Havayolları A.Ş. yönünden ise pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ile davalı ... A.O. vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı vekilince ileri sürülen istinaf sebepleri; her ne kadar dava konusu kargonun içerisinde bulunduğu uçağın kalkış ve varış yerlerinin bulunduğu ülkeler Montreal Konvansiyonu'na taraf iseler de, uçağın yakıt ikmali vs sebeplerle Kırgızistan'ın Bişkek şehrine uğradığı, bu esnada düştüğü, anılan ülkenin Montreal Konvansiyonu'na taraf olmadığı, bu nedenle uyuşmazlığa Montreal Konvansiyonu hükümlerinin değil Lahey Kuralları'nın uygulanması gerektiği, uyuşmazlığa uygulanması gereken Lahey Kuralları uyarınca davalıların sınırlı sorumluluk ilkesinden yararlanamayacakları ve zararın tamamından sorumlu oldukları, hükmedilen tazminatın karar tarihindeki SDR kuru esas alınarak hesaplanması gerekirken Mahkemece, hasar tarihindeki SDR kurunun esas alınmasının hatalı olduğu, davalı ... Havayolları A.Ş.'nin düşen uçağın işleteni olduğu ve Türk Sivil Havacılık Kanunu ile TBK'nın 66. maddesi uyarınca meydana gelen zarardan sorumlu olduğuna;Davalı ... A.O. vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri ise; dava konusu zayi olan kargonun içerisinde bulunduğu uçağın, personeli ile birlikte diğer davalıdan kiralandığı, davalılar arasında akdedilen kira sözleşmesi uyarınca zarardan diğer davalı ... Havayolları A.Ş.'nin sorumlu olduğu, kaza raporunda, kazanın diğer davalının personelinin kusurundan meydana geldiğinin ve davalı ...'nin herhangi bir kusurunun bulunmadığının tespit edildiği, Montreal Konvansiyonu uyarınca uygulanacak tazminat üst sınırını aşar şekilde, davacının sigortalısına ödediği navlun ücretinin de tahsiline karar verilmesinin ve yine faize karar tarihi yerine ödeme tarihinden itibaren hükmedilmesinin hatalı olduğu, her iki davalı yönünden farklı gerekçeler ile davanın reddine-kısmen reddine karar verilmiş olduğundan ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği ve fakat Mahkemece hatalı olarak tek vekalet ücretine hükmedildiğine ilişkindir.29906 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı kanunun 41. maddesi ile değişik HMK'nın 341/2madde hükmü uyarınca miktar ve değeri 3.000,00 TL'yi geçmeyen mal varlığına ilişkin davalar kesin olup, yeniden değerleme oranındaki artış sonucu yerel mahkeme hükmünün verildiği 2023 yılı için HMK'nun 341/2. maddesindeki kesinlik sınırı 8.000 TL olmuştur. Somut olayda; davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kabul edilen kısmın 7.779,67 TL olduğu, kabul edilen kısım yönünden davalı ... A.O. tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmış olup, istinafa konu edilen miktar itibariyle ilk derece mahkemesi kararı kesin niteliktedir. Bu nedenle, davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341 ve 352/1. maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmiştir.Türkiye bakımından 26/03/2011 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 28/05/1999 tarihli Havayolu İle Uluslararası Taşımacılığa İlişkin Belirli Kuralların Birleştirilmesine Dair Montreal Konvansiyonu'nun birinci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, konvansiyon hükümlerinin taraflar arasında akdedilen bir havayolu ile taşıma sözleşmesinden doğan uyuşmazlık hakkında uygulanabilmesi için, uluslararası alanda yapılacak bir taşımanın söz konusu olması ile kalkış ve varış yerlerinin sözleşmeye taraf olan iki devlet sınırı dahilinde bulunması gerekmektedir. Anılan maddenin devamında ise nakliye ya da aktarmalı taşımalar düzenlenmiş olup, somut olayda taşıma sözleşmesinin, Çin Halk Cumhuriyeti'nin, konvansiyona taraf olan Hong Kong Özerk Bölgesi ile Türkiye arasında gerçekleştirilmesi hususunda akdedildiği, aktarmalı bir taşımanın söz konusu olmadığı, taşımayı gerçekleştiren uçağın yakıt ikmali veya başka bir sebeple konvansiyona taraf olmayan Kırgızistan'a uğramış olmasının, anılan madde uyarınca taşımayı konvansiyonun kapsamı dışına çıkarmayacağı, bu itibarla davacı vekilinin uyuşmazlığa Montreal Konvansiyonu hükümlerinin uygulanamayacağına dair istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Montreal Konvansiyonu'nun 22. maddesine göre taşıyıcının sorumluluğu sınırlı olup, anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca sınırlı sorumluluğun ortadan kalkması için, kontrol edilmiş kargonun taşıyıcının sorumluluğuna verildiği anda gönderenin, kargonun ulaşacağı yerde teslimi ile ilgili özel bir fayda beyanında bulunması ve durumun gerektirmesi halinde ek ödeme yapmış olması gerekmektedir. Bunun dışında taşıyıcının sorumluluğu kilogram başına 17-SDR ( olay tarihinde 19 SDR olup Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) tarafından 2019/751 sayı ve 13.11.2019 tarihli "1999 Montreal Konvansiyonu Kapsamında Revize Edilen Sorumluluk Limitleri" konulu bir duyuru ile güncellenerek 22 SDR'ye çıkarılmıştır) ile sınırlandırılmıştır. Somut olayda dava dışı sigorta ettiren/gönderen tarafından özel fayda beyanında bulunulmadığı gibi ek ücret de tahakkuk ettirilmediğinden davacı vekilinin, davalı hakkında sınırlı sorumluluk hükümlerinin uygulanmasının hatalı olduğuna dair istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı sigortalıya hasar bedeli ile navlun ücretinden oluşan tazminat ödemesi yapılmış ve sigortalı tarafından imzalanan ibraname ile sahip olduğu tüm rücu hakları davacıya temlik edilmiş olup, davacı taraf, davalı ... Havayolları A.Ş.'nin oluşan zarardan Lahey Sözleşmesi ve Sivil Havacılık Kanunu uyarınca işleten ve ikincil olarak ise TBK'nın 66. maddesi uyarınca adam çalıştıran olarak sorumlu olduğunu iddia etmiştir. Öncelikle dava konusu taşımada dava dışı ... ... Taşımacılık A.Ş. akdi taşıyıcı ve davalı ... A.O. ise fiili taşıyıcı konumundadır. Davalı ... Havayolları A.Ş. ise akdi veya fiili taşıyıcı konumunda değildir. Az yukarıda açıklandığı üzere uyuşmazlığa uygulanacak olan Montreal Konvansiyonu'nda taşıyıcının (akdi ve fiili) ve taşıma işleri komisyoncusunun sorumluluğuna dair hükümler yer almakta olup işletenin sorumluluğuna dair herhangi bir hüküm bulunmadığından, Türk Sivil Havacılık Kanunu'na göre bir değerlendirme yapılması gerekir. Türk Sivil Havacılık Kanunu'nun 134. maddesinde, sivil hava aracının üçüncü kişilere verdiği zarardan, sivil hava aracının işleteninin sorumlu olduğu kabul edilmiş ve 133. maddesinde işletenin tanımı yapılmıştır. Buna göre işleten, sivil hava aracını kendi adına bizzat kullanan veya yardımcıları marifeti ile kullanılmasını sağlayan gerçek ve tüzel kişilerdir. Maddenin devamında bir sivil hava aracının kullanma hakkı doğrudan veya dolaylı olarak kendisinden elde edilmiş gerçek veya tüzelkişi, seferlerin kontrolünü elinde tutmakta ise işleten olarak kabul edilmiş ve yine hava aracı maliki olarak sicile tescil edilmiş bulunan gerçek veya tüzelkişiler, aksini ispat etmedikçe işleten sayılmıştır. Somut uyuşmazlıkta, davalılar arasında dava konusu kargonun içerisinde bulunduğu uçağın tüm teknik ekipmanları ile birlikte davalı ... Havayolları A.Ş. tarafından, diğer davalı ... A.O.'ya 6 ay süre ile kiralanmasına dair uçak kiralama sözleşmesi akdedilmiş olup, her ne kadar davalı ... Havayolları A.Ş. uçağın maliki ise de, mezkur sözleşme uyarınca işleten sıfatı davalı ... A.O.'ya aittir. Bu itibarla davacı vekilinin, davalı ... Havayolları A.Ş.'nin meydana gelen zarardan işleten ve adam çalıştıran sıfatı ile sorumlu olduğuna dair istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı sigortalıya 3.317,34 TL navlun ücreti ve 39.066,84 TL hasar bedeli olmak üzere toplam 42.384,18 TL ödeme yapılmış ve ödenen tüm bedelin davalılardan tahsili talep edilmiş, Mahkemece, davalı ... A.O.'nun sorumluluk sınırının tespitinde karar tarihindeki SDR kurunun esas alınması gerekirken, davacı sigorta şirketinin sigortalısına yaptığı ödeme tarihindeki SDR kurunun esas alınması suretiyle hatalı hesaplama yapılmıştır. Bu minvalde davacı vekilinin, hesaplamada karar tarihindeki SDR kurunun nazara alınması gerektiğine dair istinaf sebebi yerinde görülerek, Dairemizin karar tarihi itibariyle 1 SDR kuru = 56,7824 TL olduğundan 47 kg*19 SDR= 893 SDR ve 893 SDR* 56,7824 TL= 50.706,68 TL olarak hesaplanmış, bu miktar nazara alınarak ve taleple bağlı kalınarak yeniden hüküm kurulmuştur. Davacı sigorta şirketinin zararı, sigortalısına ödeme yaptığı tarih itibariyle oluştuğundan hükmedilen tazminata ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmiştir. Her ne kadar karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 13/1, 13/3 ve 13/4. maddeleri uyarınca her iki davalı lehine hükmedilecek vekalet ücreti 4.080 TL ise de (karar tarihinde yürürlükte bulunan 2021 yılı AAÜT'de yer alan maktu vekalet ücreti) davacı vekilince karşı vekalet ücreti yönünden herhangi bir istinaf sebebi ileri sürülmediğinden davalılar lehine aynı şekilde 5.190,68 TL vekalet ücretine, davacı lehine ise Dairemiz karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan vekalet ücretine hükmedilmiştir.Sonuç olarak, davalı ... A.O.'nun istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 341 ve 352/1 maddeleri gereğince usulden redddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulması gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı ... A.O.'nun istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 341 ve 352/1 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,2-Davacının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE,Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/490 Esas- 2022/529 Karar sayılı, 24/05/2022 tarihli kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle; 3-Davalı ... Havayolları A.Ş. yönünden davanın REDDİNE,4-Davanın davalı ... A.O. yönünden KABULÜ ile 42.384,18 TL'nin ödeme tarihi olan 13/02/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:5-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 2.895,26 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 723,82 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.171,44 TL harcın davalı ... A.O.'dan tahsili ile hazineye irad kaydına,6-Davacı tarafından yatırılan 723,82 TL peşin harç ve 31,40 TL başvuru harcı toplamı olan 755,22 TL'nin davalı ... A.O.'dan tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından sarf edildiği anlaşılan 2.791,10 TL yargılama giderinin davalı ... A.O.'dan tahsili ile davacıya verilmesine,8-Davalı ... Havayolları A.Ş. tarafından sarf edilen 22,00 TL tebligat ve posta masrafı yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,9-Davacı yargılama sırasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir olunan 30.000 TL vekalet ücretinin davalı ... A.O'dan tahsili ile davacıya verilmesine, 10-Davalılar yargılama sırasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesap ve takdir olunan 5.190,68 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine, 11-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, İSTİNAF YÖNÜNDEN: 12-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden taraflarca yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,13-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,14-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalıdan alınması gereken 531,42 TL harçtan davalı tarafından istinaf aşamasında yatırılan 133,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 397,72 TL harcın davalı ... A.O'dan tahsili ile hazineye gelir kaydına,15-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 260,00 TL dosyanın istinafa gidiş dönüş masrafı olmak üzere; toplam 480,70 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 16-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediği anlaşıldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,17-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 18-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 18/09/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.