T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1320 Esas KARAR NO: 2026/570 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2019/996 Esas - 2023/306 Karar TARİHİ: 28/03/2023 DAVA: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 26/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvur…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1320 Esas KARAR NO: 2026/570 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2019/996 Esas - 2023/306 Karar TARİHİ: 28/03/2023 DAVA: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 26/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirketin, ... Mahallesi, ... Caddesi No:... (... Pafta, ... Ada, 2 Parselde kayıtlı) .../İstanbul adresinde bulunan şantiyesinde kullanılmak üzere davalı şirketten işin niteliği, önemi, ürünün dayanaklılık özelliği ve kalitesiyle bilinmesi nedeniyle özellikle c40 - c50 beton sınıfına ait olmasını tercih ettiği beton alımı konusunda anlaştıklarını, davalı şirket tarafından üretilen ve TSE garantili olarak verildiği iddia edilen beton 22.12.2018 ve 26.12.2018 tarihlerinde inşaata döküldüğünü, akabinde mevzuat gereği beton mukavemet değerlerinin denetlenmesi için 26.12.2018 tarihinde şantiyeden numune alındığını, ..... Şti. (VKN: ....) tarafından yaptırılan 7 günlük ve 28 günlük deney ve değerlendirme sonuçları değerlendirildiğini, yapı denetim şirketinin ....01.2019 tarihli raporuyla anılan betonun C40 beton sınıfına göre 7 günlük ve 28 günlük beton basınç dayanım sonuçlarının .... ve .... standartlarının altında olduğu görüldüğünü, her bir beton döküm tarihinden itibaren 7. günü itibariyle karot test sonuçlarının istenilen değerleri sağlayana kadar beton döküm faaliyetlerinin durdurulmasına karar verildiğini, müvekkili şirketin, işin devamlılığının etkilenmemesi ve beton dayanıklılık testlerinden sorunsuzca geçebilmesi için özellikle c40 - c50 sınıflarında beton tercih etmesine rağmen bu şekilde sonuç alması ve şantiyenin durdurulmasının müvekkili açısından telafisi güç zararlara neden olduğunu, neticede taraflar arasında imzalanan sözleşme edimlerinin gereği gibi ifa edilmemesinden kaynaklanan, fazlaya dair talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik müvekkili şirketin 155.850,00-TL'lik zararının şantiyenin tekrar işe başlama tarihi olan 12.02.2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faiziyle birlikte müvekkili şirkete ödenmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından üretilip, davacıya teslim edilen hazır betonun, teslimi öncesi ve teslimi ile birlikte alınan numune örneklerinde standartları sağladığı yapılan incelemeler ile sübut bulduğunu, müvekkili şirket .... A.Ş. çimento imalatı sektöründe faaliyet gösteren şirketlerden biri olup hem yurtiçi hem de yurtdışı müşterilerinin taleplerini karşılamak amacıyla dünya kalite standartlarına uygun her nevi çimento, klinker, beton ve agrega üretim faaliyetini gerçekleştirmekte olduğunu, huzurdaki dava kapsamında da Müvekkili şirket ile... şantiyesine dökülmek üzere .... Şti firması arasında 18/05/2018 tarihinde Hazır Beton Satış Sözleşmesi imzalanmış olup işbu sözleşme uyarınca üzerinde anlaşılan standartları sağlar nitelikteki beton, ...adlı şirkete teslim edildiğini, müvekkili şirketçe betonun irsaliyede belirtilen orandaki 7 günlük dayanımı, yapı laboratuvarı sonucunda sağlandığını, Bahsi geçen beton mukavemetleri standartlarının üstünde olduğunu, Ayrıca 28 günlük basınç dayanımlarının uygun olmadığı iddiası üzerine şantiyeden karot numuneleri alındığını ve resmi karot kırım sonuçlarının oldukça yüksek çıktığını, bununla birlikte davacıya iki üst sınıf beton verildiği resmi karot basınç dayanım raporu ile sübut bulduğunu, bu doğrultuda davacı firmanın, şantiyedeki faaliyetlerine devam ettiğini, davacının herhangi bir alacak talep etme hakkı bulunmamakla birlikte, faiz talebinin de reddinin gerektiğini, ayrıca hiçbir suretle kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için bu yönde bir hüküm tesis edilebileceği düşünülse dahi; davacının dava konusu maddi tazminat talebi için yalnızca dava tarihinden itibaren faiz talep edilebilmesi mümkün olduğunu, talep edilen faiz, faiz türü ve faiz başlangıç tarihine de ayrıca itiraz ettiklerini, huzurdaki haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 28/03/2023 tarih ve 2019/996 Esas - 2023/306 Karar sayılı kararında; "......Dosya kapsamına ve hukuka uygun bilirkişi heyet raporunda hesaplanan 1,5 aylık Kule Vinç bedeli, Kule Vinç Operatör bedeli, 21 personel maaşı bedeli ve 21 personelin SGK prim bedeli olmak üzere toplam 139.999,50 TL'den davalının sorumlu olduğuna kanaat getirilmiş ve davacının göndermiş olduğu ihtarname ile verilen 7 günlük ödeme süresinden önce davalının 09.04.2019 tarihli ihtarnamesi ile ödeme yapmayacağını belirterek, temerrüte düştüğü anlaşılmış ve bu tarihten itibaren faiz işletilerek aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur. Yukarıda açıklanan sebeplerle açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile, ''1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ İLE KISMEN REDDİNE, -139.999,50-TL'nin 09/04/2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, -Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu edilen betona dair düzenlenen satış sözleşmesinde müvekkil şirketin sorumluluğunun “pompa ucunda teslim” ile sonlandığı, betonun taşınması, kürlenmesi ve dökümüne dair sorumluluğun alıcıda olduğunun düzenlendiğini, davacı şirketin şantiyesinde kullandığı betonun müvekkil şirketçe satış sözleşmesi ile dava dışı ...... Şti. isimli şirkete satıldığını, sözleşme uyarınca üzerinde anlaşılan standartları sağlayan betonun davacıya teslim edildiğini, sözleşme kapsamında ilgili betonun davacı şantiyesine götürülmek üzere teslim edildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin alıcının sorumluluklarını düzenlemekte olduğunu, betonun teslim alınmasının ardından standartlara uygun taşınması, işlenmesi, bakımı ve kürü başta olmak üzere betonun sağlıklı ve standartlara uygun şekilde dökülmesi için yapılması gereken tüm işlemlerin alıcı tarafın sorumluluğunda olduğunu, betonun dökümü esnasındaki hava sıcaklığı, alınan numunelerin şantiyedeki saklama koşulları, numunelerin laboratuvar içinde 28 gün saklama koşulu, numune alım şekilleri ve numune kalıplarının standartlara uygunluğu vb. müvekkilden kaynaklanmayan sair nedenlerle, taze betondan alınan 28 günlük numune sonuçlarının standardı karşılamıyor gibi görünebileceğinin de bilindiğini, bu gibi hallerde müvekkilin hiçbir sorumluluğundan söz edilemeyeceğini, ancak hükme esas alınan bilirkişi raporlarında davacının betonu standartlara uygun olacak şekilde işleyip işlemediği, kürünü doğru yapıp yapmadığı gibi hususlar hiçbir şekilde incelenmeksizin doğrudan betonun teslim edildiği anda standartları sağlamadığı yönünde görüş bildirildiğini, dosyada mübrez tüm delillerinde betonun teslim edildiği an itibariyle standartları karşıladığı, karot basınç dayanım raporlarındaki sonuçların usule uygun olduğunun görüldüğünü, Dosyada mübrez irsaliyelerden teslim anı itibarı ile betonun mevzuatta belirlenen standartları sağladığının tespit edilmekte olduğunu, müvekkil şirketin sorumluluğunun beton satış sözleşmesi uyarınca, betonun teslimi ile sona ermekte olduğunu, betonun teslim edilmesinin ardından döküleceği yere taşınması, kürlenmesi, dökülmesi, dökümden sonra numune alınması gibi işlemlere dair müvekkil şirketin hiçbir sorumluluğu bulunmadığını, müvekkil şirket tarafından üretilen betondan numune alınarak teste tabi tutulduğunu, test sonuçlarının resmi karot basınç dayanım standartlarını sağladığının tespit edildiğini, beton ile ilgili tüm testlerin zamanında yapıldığını ve uygun görülmüş olduğunu, betonun alıcı firmaya teslimi ile müvekkil şirketin sorumluluğunun sona erdiğini, betonun teslim anında standartları karşıladığının dosyada mübrez sevk irsaliyelerine de işlendiğini, müvekkil şirketin beton satış sözleşmesindeki hükümler uyarınca betonu standartları sağlar şekilde teslim ettiğinin teslim alanlar tarafından imza altına alınan irsaliyeler ile sabit olduğunu, ancak yerel mahkemece dosyaya sundukları beton satış sözleşmesi ve irsaliyelerin hiç incelenmeksizin, gerekçeli kararda işbu delillere yer dahi verilmeksizin davanın kabulüne karar verildiğini, halbuki sözleşme hükmü uyarınca müvekkil şirketin betonun teslimi ile sorumluluğunun sona erdiğini, teslim anında ise betonun standartları karşılar kalitede ve nitelikte olduğunu ispatlar deliller dikkate alındığında huzurdaki davanın reddinin gerektiğini, yerel mahkemece yargılama sırasında ne satış sözleşmesi ne de irsaliyelerin incelenmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da delilleri değerlendirilmeksizin hesaplama yapıldığını, davanın kısmen kabulüne yönelik kararın eksik incelemeye dayandığını, Satın alınan betonun ayıplı olduğunun iddia edildiği uyuşmazlıklarda betonun hangi şekilde döküldüğü, betona su katılıp katılmadığı, kürleme işleminin hangi yolla yapıldığı, betonun nasıl taşındığı gibi betonun dökülmesi ve taşınmasına dair süreçte yapılan tüm işlemlerin tespit edilmesi ve değerlendirilmesi gerektiğini, ancak somut olayda mahkemece bu incelemelerin hiçbirinin yapılmadığını, yalnızca dava dışı yapı denetim şirketinin verdiği rapora itibar edilerek hüküm kurulduğunu, yapı denetim şirketi tarafından alınan örneklerin alınması, testin yapılması gibi işlemlerin mevzuata uygun yapılıp yapılmadığının dahi incelenmediğini, bu hususta betonun kalitesini anlamak için yapı laboratuvarı tarafından alınan taze beton numunelerin betonun kalitesi hakkında fikir vermekle birlikte, numune alım, saklama ve kırım şartlarında standartlara uygun hareket edilmemesi durumunda 8 kg’lık bir cismin yapıdaki tonlarca betonu temsil edemediği ve yapıdan direk alınan karot numunesinin daha kesin sonuç verdiğinin birçok kez görüldüğünü, yapı laboratuvarları tarafından bu şekilde yanlış alınan / saklanan numuneler ve bunun sonucu duran şantiyelerin maalesef uygulamada sorunlara yol açtığını, bakanlık tarafından yapılan düzenlemelere uygun olarak yapılan testler neticesinde müvekkil şirketin ürettiği betonun gerekli standartların hayli üzerinde olduğunun şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edildiğini, yerinde alınan karot sonuçlarının Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın resmi BET10 Yapı Test Laboratuvarı sonuçlarına göre betonun standartları sağladığı ve davacı şirkete sözleşmede anlaşılandan dahi üst sınıf kalite beton verildiğinin açıkça tespit edildiğini, dolayısı ile betonun ayıpsız olduğu ve müvekkile atfedilebilecek bir kusur olmadığını, hal böyle iken karot test sonucu değerlendirmeden betonun ayıplı olduğundan bahsedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, verilen kararın usul, mevzuat ve Yargıtay kararlarına aykırı bir şekilde eksik incelemeye dayalı olduğunu ve kaldırılması gerektiğini, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilen görüş yazısında 7 günlük karot test sonuçları ile faaliyetin durdurulmasının mevzuata uygun olmadığı yönünde görüş bulunduğunu, işbu görüş dikkate alınmaksızın davacının şantiyesinin durdurulmasına yönelik işlemin hatalı olduğu yönündeki kararın hukuka aykırı olduğunu, yargılama sırasında alınan bilirkişi kök raporuna itirazlarını sundukları 14.06.2021 tarihli dilekçe ekinde 11.06.2014 tarihli 84492432-4897 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Yapı İşleri Genel Müdürlüğü tarafından dava dışı bir olaya ilişkin verilen yazı cevabının dosyaya sunulduğunu, bakanlık tarafından verilen yazı cevabında 7 günlük beton basınç dayanım sonucuna göre sabit bir katsayı ile 28 gün sonucunun tahmin edilerek faaliyet durdurulması işleminin hukuka uygun olmadığı, böyle bir uygulamanın mevzuatta yer almadığı yönünde görüş bildirildiğini, söz konusu betonun 7 günlük sonuçlarında %70 katsayı kullanılarak faaliyetin durdurulma kararı alındığının davacı dosyalarında sunulduğunu, bunun dayanaksız bir uygulama olduğu ve yapı denetimin bağlı olduğu kurum olan Bakanlığın yönetmeliklerini net olarak bilmeden uygulamalarını yaptığının cevap yazısında net bir şekilde anlaşılmakta olduğunu, dava dışı yapı denetim firmasının verdiği faaliyetin durdurulmasına yönelik kararın hukuki bir dayanağı olmadığının Bakanlık tarafından verilen cevap yazısı ile ispatlandığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda Bakanlık tarafından verilen görüş yazısının somut olaya uygun olmadığının söylendiğini, ancak hangi hukuki veya teknik gerekçe ile uygun olmadığına dair bir görüş bildirilmediğini, bu görüşün bildirilmemesi nedeniyle raporun denetime elverişli olmadığı ve cevaplarını sunamadıklarının da ortada olduğunu, ilk derece mahkemesince Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilen yazı cevabı da incelenmeksizin hüküm kurulduğunu, yapı denetim firmasının yaptığı işlemin Bakanlık görüşünde yer alan ifadeler ile çelişki içerisinde olduğunun açıkça ortada olduğunu, Müvekkil şirketin sorumlu olduğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla, tazminat hesabına ispatlanamayan kalemlerin dahil edilmiş olması nedeniyle kararın ortadan kaldırılması gerektiğini, müvekkil şirketin hiçbir şekilde sorumluluğu olduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte; davacı tarafça tazminat hesabına dahil edilmesi talep edilen kalemlerin ispatlanamamış olması nedeniyle kararın ortadan kaldırılması gerektiğini, denetim firması tarafından verilen faaliyetin durdurulmasına yönelik yazının yalnızca “beton döküm faaliyetlerine” ilişkin olduğunu, bir inşaat şantiyesinde yapılan tek işin beton dökümü olmadığını, beton döküm faaliyeti dursa dahi şantiyede kule vinç çalışması, demir çalışmaları, işçilerin çalışmalarının fiilen devam ettiğini, ancak davacı tarafça ücret ve SGK giderlerinin dava konusu yapılan 21 adet personelin yalnızca beton dökümünde çalıştığının kabulü ile işbu kalemlerin müvekkil şirketten talep edildiğini, Kule vinç bedeli, kule vinç operatör bedeli ve 21 personele dair ücret ve SGK giderlerinin de huzurdaki davaya konu edildiğini, dava dilekçesi ekleri incelendiğinde davacı ile dava dışı ... isimli firma arasında imzalanan 02.502.108 tarihli Sarf Malzeme Dahil Kaba İnşaat Yapım Sözleşmesi başlıklı sözleşmenin dosyaya davacı tarafça sunulduğunun tespit edileceğini, işbu sözleşmenin 10. maddesinde dava konusu edilen tüm kalemlere dair tüm sorumluluğun ilgili sözleşmede taşeron sıfatı ile bulunan dava dışı şirkete ait olduğunun düzenlendiğini, yine dava dilekçesi ekinde “kule vinç kiralama bedeli”, “kule vinç kanca gezer makara bedeli” açıklamaları ile faturalar düzenlendiğini, faturaların muhatabının ise ........ Şti. Olduğunu, dosyada mübrez ücret bordroları ve SGK kayıtlarında da personele yapılan ödemelerin dava dışı şirket tarafından yapıldığının tespit edildiğini, tüm bu yazılı delillerle davacı şirketin kule vincin kiralanması, kule vinç operatörünün hazır edilmesi, 21 personele ücret ve SGK primi yatırması hususlarında hiçbir sorumluluğunun olmadığını, bu bedelleri ödemediğinin ortaya çıktığını, kule vincinin kiralama bedeline ilişkin faturanın dahi davacı şirket adına düzenlenmediğini, dava konusu edilen kalemlere yönelik davacı şirketçe ödeme yapıldığını gösterir banka hesap dökümü, dekont vs. de dosya arasına alınmamış olmasına rağmen davanın kabulünün hukuka aykırı olduğunu, davacının iddialarını ispatlayamamış olması nedeniyle davanın reddi gerekirken kabulünün usul ve mevzuata açıkça aykırılık teşkil ettiğini, ilk derece mahkemesince davacının iddialarını hangi yazılı delille ispatladığı hususunda da bir gerekçe kurulmadığını, yalnızca davacının iddiaları ve gönderdiği ihtarname dikkate alınarak kurulan hükmün ortadan kaldırılması gerektiğini, kaldı ki 21 personelin 1,5 aylık maaş bedeli ve SGK primi hesaplanırken hangi işçinin davacıya ait inşaat alanı içerisinde çalıştığı ve ne kadar ücret aldığı hususlarında somut ve hesaplamaya elverişli bir delil tespiti yapılamadığını, ücret bordroları ile 36 personelin dava dışı ...’ın bünyesinde çalıştığı görülmekle, salt davacı iddiaları doğrultusunda şantiyede 21 işçi çalıştığı kabul edilse bile hangi işçilerin davacıya ait şantiyede görev yaptığının ispata muhtaç bir konu olduğunu, açıklanan nedenlerle işçi maliyetlerine ilişkin hesaplama yapılamayacağını, bununla birlikte kabul anlamına gelmemek kaydıyla bilirkişi raporunda 21 personelin 1.951,00 TL net ücret aldığının kabulü ile hesaplama yapılmış ise de işçilerin ücretlerinin, birbirinden oldukça farklılık arz ettiğinin Ocak/2019 ücret bordrosu ile açıkça görüldüğünü, belirtilen dönemde 2.600,00 TL brüt ücret aldığı görülen yalnızca iki işçi bulunduğunu, buna karşın ücret bordroları ve SGK kayıtları dosyada mevcut iken tüm işçilerin 2.600,00 TL brüt ücret aldığının kabulü ile 1,5 aylık maaş ve SGK prim bedeli hesaplaması yapılmasının herhangi bir hukuki dayanağı bulunmadığını, Dava konusu edilen betonun satışına dair düzenlenen sözleşme hükümleri uyarınca müvekkil şirketin sorumluluğunun betonun teslimi ile sona erdiğini, teslim anında ise betonun standartları karşılar kalitede olduğunun teslime dair irsaliyeler ile tespit edildiğini, ilk derece mahkemesince işbu hususların incelenmemesi nedeniyle müvekkil şirketin sorumlu olduğuna hükmedildiğini, diğer yandan Bakanlık tarafından verilen görüş yazısındaki hususlar dikkate alınmaksızın oluşturulan yapı denetim firması raporunun da şantiyenin durdurulması yönündeki kararın hukuka aykırı olduğunu gösterdiğini, işbu istinaf gerekçeleri mahkemece yerinde görülmese dahi; dava dışı bir firma sorumluluğun-da olan ve davacının ödeme yaptığını ispat edemediği kule vinç bedeli, kule vinç operatör bedeli, 21 personele ilişkin ücret ve SGK giderlerine yönelik yapılan tespit, değerlendirme, hesaplama ve netice olarak davanın kısmen kabulüne yönelik kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davalıdan satın alınıp davacı inşaatının yapımında kullanılan hazır betonun ayıplı olduğu iddiasıyla uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı tarafça ibraz edilen 02/05/2018 tarihli '' Sarf Malzeme Dahil Kaba İnşaat Yapım Sözleşmesi'' başlıklı sözleşmenin taşeronun sorumluluklarının düzenlendiği 10. Maddesin de;''....taşeron firma çalıştıracağı tüm personelin - SGK giderlerini karşılayacak , 5510 Sayılı SGK kanunun ve 1475 Sayılı İş Kanunu gereği şartları yerine getirecektir,'' düzenlemesine yer verilmiştir.Davacı tarafın vinç operatör gideri için ibraz ettiği SGK ve maaş bodrolarına göre, dava dışı .... Şti. nin 2019 ocak ayı sigortalı hizmet listesinde bulunan meslek kodu bölümünde 8343,10-Kule Vinç Operatörü olarak kayıtlı olan ...' in 30 gün üzerinden brüt ücretinin 2.600,00 TL olduğu, banka kanalından net ücret olarak 1.951,00 TL tutarın ödendiği anlaşılmıştır. Davacı tarafın kule vinç gideri için dosya muhteviyatına 2 adet fatura sunduğu , 03.12.2018 tarihli... seri numaralı KDV dâhil 9.440,00 TL tutarlı fatura ile 02.01.2019 tarihli ... seri numaralı KDV dâhil 9.440,00 TL tutarlı faturaların, dava dışı .... A.Ş. tarafından dava dışı.... Şti. (taşeron firma ) adına düzenlediği ve faturalar üzerinde açıklama olarak .......KULE VİNÇ KİRALAMA BEDELİ diye yazılmıştır.Davalı vekili cevap dilekçesi ile; ...şantiyesine dökülmek üzere .... Şti firması arasında 18/05/2018 tarihinde Hazır Beton Satış Sözleşmesi imzalanmış olup işbu sözleşme uyarınca üzerinde anlaşılan standartları sağlar nitelikteki betonun, bildirilen adrese teslim edildiğini beyan etmiş, dilekçe ekinde ibraz edilen hazır beton satış sözleşmesinin 5.2. Maddesinde satıcının sorumluluklarının düzenlendiği anlaşılmış, davacı tarafça dava dilekçesinde ibraz edilen sevk irsaliyeleri incelendiğinde sevk irsaliyelinin davalı tarafından Hazır Beton Satış Sözleşmesinin tarafı olan dava dışı .... Şti adına düzenlendiği, sevk adresinin .../İstanbul olduğu görülmüştür.Davacı tarafın delil listesi ekinde ibraz ettiği ücret bordroları ve SGK kayıtlarının incelenmesi sonucu, kule vinç operatörü ve diğer 21 işçinin, dava dışı taşeron firma olan ...’ın sigortalı personeli olduğu açıkça görülmektedir. İşbu personellere aylık maaş ve SGK ödemeleri ... tarafından yapılmış olup davacının, dava dışı taşeron şirketin işçilerine maaş ve SGK ödemesi yaptığını gösterir belge ibraz edilmediği anlaşılmıştır. Yukarıdaki tespitlere göre, davalı tarafın sattığı ve ayıplı olduğu ileri sürülen hazır betonun davalı tarafından bizzat davacıya satılmadığı, davalı ile dava dışı .... Şti arasında imzalanan 18/05/2018 tarihli Hazır Beton Satış Sözleşmesi uyarınca dava dışı firmaya satıldığı, dava dışı firmanın talebi üzerine satış konusu hazır betonun davacının adresine teslim edildiği, bu durumda davacının hazır beton saatış sözleşmesinin tarafı olmadığı gibi davacının dava dilekçesinde zarar olarak talep ettiği kule vinci kiralama sözleşmesinin davacının taşeronu dava dışı ....Şirketi tarafından kiralandığı, kule vinç operatörü ve diğer 21 işçinin, dava dışı taşeron firma olan ...’ın sigortalı personeli olduğu, iş bu personellere aylık maaş ve SGK ödemeleri ... tarafından yapılmış olup davacının, dava dışı taşeron şirketin işçilerine maaş ve SGK ödemesi yaptığını gösterir belge ibraz edilmediği, davacının bu giderlerden kaynaklı talep hakkının, aktif husumetinin olup olmadığının ve varsa davacı tarafın hazır beton sözleşmesinin tarafı da olmadığı gözetildiğinde davalıdan talep edilip edilemeyeceği, davalının pasif husumetinin olup olmadığının tartışılıp değerlendirilmeden davanın esası hakkında karar verilmesi yerinde görülmemiştir.Mahkemenin kabulüne yönelik inceleme yapıldığında ise; Davalı firma ile dava dışı ...... Şti firması arasında .../05/2018 tarihinde imzalanan Hazır Beton Satış Sözleşmesinin maddeleri incelenerek dava konusu ayıplı olduğu ileri sürülen hazır betonun sözleşmede belirtilen özellikte olup olmadığı, sözleşme uyarınca davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, ayrıca dava dışı taşeron firmanın işçilerinin ve kiraladığı vinçin dava konusu inşaat dışında başka inşaatlarda kullanılıp kullanılmadığı tartışılıp değerlendirilmeden yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkeme kararının HMK' nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..../03/2023 tarih ve 2019/.. Esas - 2023/. Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminatın talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 26/03/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.