TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/06/2023 NUMARASI : 2014/690 Esas 2023/505 Karar DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 27/05/2003 KARAR TARİHİ : 25/09/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/09/2025 Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzer…
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2023/1727 Esas 2025/972 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1727 KARAR NO : 2025/972 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/06/2023 NUMARASI : 2014/690 Esas 2023/505 Karar DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 27/05/2003 KARAR TARİHİ : 25/09/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/09/2025 Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... hakkında düzenlenen 12/03/1996 tarihli istihbarat bülteninde, firmanın 1994 yılında 7.1 milyar lira negatif olan işletme sermayesinin 1995 yılında 10.6 milyar lira negatif büyüklüğe ulaştığını, aktif kıymetlerin %71'lik kısmının borçlar ile finanse edildiğini, 1995 yılında grup şirketlerine yurtiçi ve yurtdışı bankalardan toplam 39.975.000,00 Usd tutarında DNTM kullandırıldığını, DNTM kredilerinin Ticari Krediler Müdürlüğü ve Makam onayı ile dönüşüm yapılarak döviz kredisi şeklinde kullandırıldığını, ... Turistik Hizmetleri Tic. A.Ş. ve ... A.Ş. Firmalarına usulsüz kredi kullandırmak suretiyle banka zararına sebebiyet veren davalılardan söz konusu krediden kaynaklanan ve teminatsız olması nedeniyle tahsil kabiliyetinin bulunmadığı tespit edilen ve 20.02.1998 tarihinden itibaren muhtelif tarihlerde 2.029.022.425.731 TL olarak tasfiye olunacak alacaklar hesabına aktarılan alacağın 20.02.1998 tarihinden tahsil edileceği tarihe kadar, bankaca aynı tür kredilere uygulanan değişen temerrüt faiz oranlarının tahakkuku suretiyle, dava tarihinden önce yapılan tahsilatların da tahsil edildikleri tarih itibariyle göz önüne alınarak, hesaplanacak faiz alacağı ve yapılan masrafların da eklenmesi ile birlikte, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, kararlara iştirakleri oranında sorumlu tutulmalarına, hesap edilecek banka alacağının belirlenen oranlarda davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini, davacının harçtan muaf olduğunu, dava sürecinde yapılacak tahsilatların BK'nun 84. maddesi uyarınca öncelikle masraf ve temerrüt faizi alacağına mahsup edilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı ..., ... vekili cevap dilekçesinde özetle; TTK.md.309'a göre davanın zamanaşımına uğradığını, davalıların dava konusu işlemlerin tapıldığı dönemde memur statüsünde çalıştıklarından Anayasa'nın 129.maddesi memurların görevlerini ifa sırasında verdikleri zarardan dolayı ancak devlet aleyhine dava açılabileceğini, davalılara husumet yöneltilemeyeceğini, olayda müvekkilleri banka yetkilisi kuralları tarafından ibra edildiklerinden ve ibra borcu sonra erdiren bir sebep olduğundan son bulan borcun yeniden canlandırılamayacağını, TBMM KİT Komisyonu 05/02/2003 tarihli kararıyla 1997 yılına ilişkin ibra kararının kaldırıldığını, bu sebeple borcun yeniden canlandırılmasının mümkün olmadığını, davacının tedbir talebinin hukuka aykırı olduğunu, davanın harca tabi olduğunu, davalıların görevde oldukları dönemde olumlu buldukları binlerce krediden bir kısmının tahsil edilememesin sadece bu bankada değil bütün bankalarda karşılaşılan normal bir risk faktörünün olduğunu, davalı ... döneminde davacı bankanın bankalar arasında 9.sıradan 2.sıraya yükseldiğini, toplam ihtisas kredileri 1995 yılında 49 trilyon iken 2000 yılı sonunda 1 katrilyon 200 trilyon TL'ye aktif büyüklüğü 5 milyar dolardan 15 milyar dolara, toplam mevduat 4 milyar dolardan 13 milyar dolara ulaştığını, davalıların görev yaptığı dönemde kredi notu düşürülmeyen tek banka olduğunu, dava konusu kredi için usulüne uygun teminat alındığı halde, borçluların haczi kabil mallarının bulunaması ya da iflas etmesi müvekkillerinin sorumluluğuna yol açamayacağını, davacı banka Nisan 2003 tarihi itibari ile alacağının 17 trilyon olduğu yönündeki beyanının afaki olduğunu, açıklanan nedenlerle, davanın görev ve zamanaşımı yönünden usulden reddini, davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ..., ... ve ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davanın davalılarından olan ...'un vefat ettiğini, vefat sonrası ..., ... ve ...'un mirasçısı olduğunu, davacının müvekkillerine yönelik davada husumet yönelttiğini, davadan şifaen haberdar olduklarını, davalıların 23/09/2020 tarihinde İstanbul Anadolu 21.Sulh Hukuk Mahkemesinde reddi miras davası açtıklarını, intikal eden tüm mirası reddettiklerini, mahkemece mirasın reddine kararı verildiğini, reddedilen miras sonucu müvekkillerinin davalı sıfatının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ...'ın ek cevap dilekçesinde özetle; davalının 21/03/1997/10 tarihli kredi tahsis kararında imzasının olduğunu, bu karara konu kredi talebinin görüşe sunulduğu ve olumlu raporunun verildiği, ....... Firmasının davalının yönetim kurulunda görev almasından çok önceleri banka ile kredi ilişkisi içerisinde olduğunu, imzasının bulunmadığı 5 önemli kredinin tahsis edildiğini, müşterinin protesto edilen veya karşılıksız olan çeklerinin olmadığını, söz konusu firmaya yine çok fazla banka tarafından kredi kullandırıldığını, açıklanan nedenlerle müvekkilinin imzasının olduğu 21/03/1997/10 tarih ve sayılı yönetim kurulu kararı bankacılık mevzuatına ve hukuka uygun olduğunu bu sebeple davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; usulsüz kullandırıldığı iddia edilen kredilerle ilgili olarka usul yönünden yaptığı itirazları 12/06/2003 tarihinde mahkemeye gönderildiği, karaköy şubesinin müdürlüğünün 1995/1998 tarihleri arasında yaptığını 25/04/2001 tarihinde kendi isteğiyle bankadan emekli olduğunu bankada memur statüsünde çalıştığı anayasanın 129/5 maddesi uyarınca aleyhine dava açılamayacağını kredi kullandırılan firmanın düyadaki en büyük ve başarılı tüm şirketlrinin arasında bulunması ve yüksek cirosu ile bankacılık geliri yaratlmasının bankalar açısından yüksek kredibilite olarak değerlendirildiğini kredi verilirken giçbir tereddüt ve yeterlilik konusunda şüphe olmadan kredi açıldığının bu sebeple banka tarafından iddia edilen yeterli teminat alınmıştır iddiasının gerçek olmadığını huzurda açılan davadan açıklanan nedenlerle öncelikle görev ve zaman aşımı yönünden reddinin gerektiği talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Davanın zamanaşımına uğradığı davacı banka adına davayı açanların dava açmaya yetkilerinin bulunmadığını, davanın soyut iddialarla ve açıkça siyasi tasarrufla açıldığını, davaya konu kredilerin kullandırıldığı dönemde şubenin kefalet ile kullandırılacak kredi limitinin 7.5 milyar TL olduğunu, sadece yönetim kurulu kararıyla verilebilecek davaya konu krediler nedeniyle şubede görevli bir memur olduğunu, sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, davacıların bahsettiği ceza dosyasında da adının geçmediğini, davalılar içerisinde en alt hiyerarşik konumda olduğunu, mali sorumluluğunun doğmadığını, sehven dava edildiğini, dava konusu krediyi kullanan firmanın ilk 3 yıl içerisinde geri ödemelerde bulunduğunu, kriz nedeni ile ödeme güçlüğüne düştüğünü, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının bankadaki görevinden 22/09/1997 tarihinden itibaren izinli ve 01/10/1997 tarihinde istifa ettiğini, dava dilekçesinin yasaya uygun ve açık olmadığını, müvekkili ilgilendiren dönemlerde verilen kredilerin ekspertiz raporuna göre teminata bağlandığını, yönetimce onaylanan kredinin kullandırılması, teminatların alınması, takip ve tahsili işlemleri tamamen şubenin sorumluluğunda olduğunu, şube uygun görmezse yönetimin onayladığı krediyi kullandıramayacağını, kredinin kullandırıldığı dönemde firmanın en yüksek derecede firmalardan olduğunu, kredi teminatlarının yeterli olduğunu, hiçbir usulsüzlük bulunmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davalının 1989 - 2002 yılları arasında Dış Ticaret işlemlerinden sorumlu amir ve Müdür Yardımcısı olarak görev yaptığını, bu dönem içinde kredi işlemlerinden sorumlu Müdür Yardımcılığı kadrosunun zaman zaman boş olması nedneiyle asli görevinin yanı sıra kredi işlemleriyle de ilgilendiğini, memur statüsünde çalıştığı anayasanın 129/5 maddesi uyarınca aleyhine dava açılamayacağını kredi kullandırılan firmanın düyadaki en büyük ve başarılı tüm şirketlerinin arasında bulunması ve yüksek cirosu ile bankacılık geliri yaratlmasının bankalar açısından yüksek kredibilite olarak değerlendirildiğini kredi verilirken giçbir tereddüt ve yeterlilik konusunda şüphe olmadan kredi açıldığının bu sebeple banka tarafından iddia edilen yeterli teminat alınmıştır iddiasının gerçek olmadığını huzurda açılan davadan açıklanan nedenlerle öncelikle görev ve zaman aşımı yönünden reddinin gerektiği talep etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davacı bankada 01/04/1994-20/09/1996 tarihleri arasında yapılan yönetim kurulu toplantılarında, toplantının başlamasından önce gündem dosyasının masa başında incelenebildiğini, Yönetim Kurulu başkanı olan genel müdürün önergeleri çok iyi incelediğini ve kesin kanaat sahibi olduktan sonra uygun görüşle Yönetim Kuruluna havale ve arz ettiğini beyan ederek önerinin kabul buyrulmasını istediğini, genel müdüre gelinceye kadar 5 yetkili uzman ünitenin hazırlık, inceleme, irdeleme, kontrol süzgecinden geçmiş ve hep olumlu ve uygun görüşlerle Yönetim Kuruluna kadar gelmiş bir kredi önergesinin kabulünden başka çare ve şekli bulunmadığını, uygun görüşlerle gelmeyen ve uyumlu olmayan dosyaların Genel Müdür tarafından yönetime sunulmadığını, firmaların kredi taleplerini en yakın yerdeki banka şubelerine yaptıklarını, Şubece değerlendirilen ve yetkili ve uzman elemanlarca istihbaratı ve incelemesi yapılan kredi talebinin uygun bulunduğu ve Bölge Müdürlüğüne gönderildiğini, Bölge İstihbarat Müdürlüğü uzmanlarınca firma sahiplerinin protestoları, dönen çekleri, şahsi özellikleri, moraliteleri, mal varlıkları, borç ödeme kabiliyetleri, bilançoları vb. de dahil olmak üzere araştırılıp, teminat olarak gösterilen menkul ve gayri menkullerin ekspertizleri yapılıp ve firma hakkında istihbarat ve değerlendirme raporu hazırlandığını, bu raporların olumlu ve uygun olması halinde kredi talebinin Genel Müdürlük Ticari veya Sanayi Krediler Müdürlüğüne geldiğini, bankacılık ve kredi işlemleri hakkında teknik ve detay bilgi sahibi ve tecrübeli Genel Müdür Yardımcısının incelemesinden de geçen kredi talebi onun uygun görüşü ile Banka Genel Müdürüne, tüm dosyayı inceleyen Genel Müdürün de talebi uygun ve olumlu bulmasından sonra, talebin Yönetim Kuruluna sunulduğunu, olumlu ve uygun olmayan kredi dosyalarının şubeler tarafından Bölge Müdürlüğüne, Bölge Müdürlüğü tarafından Genel Müdürlüğe gönderilmeyeceğini, diğer firmaları şahsen tanımadığı gibi ismen de duymadığını, bunun için suçun manevi unsuru olan kasıt gibi hiçbir düşünce ve niyetinin olmadığını/olamayacağının aşikar olduğunu, suçun maddi unsuru olan zararın meydana gelmesinde de hiçbir günah ve vebalinin bulunmadığının açıkça belli olduğunu, aksinin mümkün olmadığını, bütün bu kredilere ilişkin işlemler TBMM, KİT komisyonunda görüşülerek ibra edildiğini, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, davacı bankaca borçlu firmalardan olan alacaklarının tahsili için sıkı bir şekilde takip işlemlerinin yapılmadığını belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, dava dışı firmalara açılan kredi ile ilgili olarak istihbarat raporunun alınmış olduğu, kredinin miktarı itibariyle yönetim kurulunun görevinde olduğu, yönetim kurulundan gizlenen yahut eksik araştırılan husus bulunmadığının, kredinin yeterli teminata bağlanarak kullandırılmış olduğu, bir kısmında ise yeterli teminat bulunmamakta ise de bu durumun yönetim kurulunun takdir yetkisi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, davacı bankanın yönetim kurulu yetkisindeki davaya konu krediler ile yatırım aşamasında iken desteklenmesinin kusurlu sayılmaması gerektiği, kredi tahsis sürecinde, akabinde kullandırım ve tahsis koşullarındaki teminatların tesis edilmesinde, teminat yeterliliğinde bankacılık etik ve ilkelerine, Bankacılık Kanununa, bankanın iç mevzuatına, Görev ve Yetki Yönetmeliğine, Ticari Krediler Uygulama Esaslarına ve İstihbarat-Proje Değerlendirme Müdürlüğü Krediler İnceleme ve Değerlendirme Talimatına aykırı bir husus tespit edilmediği davalıların sorumluluklarını gerektirecek şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bila tarihli 07/09/2023 tarama tarihli dilekçesinde belirttiği sebeplerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; banka eski yöneticileri ve çalışanlarının sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Davanın açıldığı Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2003/475 Esas sayılı dosyasında, davalı yanın iş bölümü itirazı üzerine görevsizlik kararı verilerek dosya Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilmiştir. Anılan mahkemece yapılan yargılama sonunda 2007/64 Esas 2008/250 Karar sayılı karar ile davanın reddine ilişkin verilen karara karşı davacı vekilince temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2010/8795 Esas 2010/8236 Karar sayılı ilamı ile kararın bozulmasına karar verildiği, bozma kararından sonra dosyanın Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesine devredilerek 2014/690 Esas sırasına kaydolduğu görülmüştür. Anılan bozma ilamı üzerine ilk derece mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda 2014/690 Esas 2023/505 Karar sayılı karar ile davanın reddine karar verildiği dosya içeriğiyle sabittir. HMK'nun 373/4. maddesi "Yargıtayın bozma kararı üzerine ilk derece mahkemesince bozmaya uygun olarak karar verildiği takdirde, bu karara karşı temyiz yoluna başvurulabilir." hükmünü içermektedir. Anılan hüküm karşısında Yargıtay bozma ilamına uyularak verilen karara karşı temyiz yoluna başvurulabileceğinden temyiz incelemesi yapılması için Yargıtay'a gönderilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri çevrilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Temyiz incelemesi yapılması için dosyanın Yargıtay ilgili Hukuk Dairesine gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE HMK'nın 352. maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.25/09/2025 Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -