TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/01/2023 NUMARASI : 2020/630 Esas 2023/13 Karar DAVA : Tazminat-İstirdat DAVA TARİHİ : 14/12/2020 KARAR TARİHİ : 13/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/12/2025 Taraflar arasındaki tazminat, istirdat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacılar vekilince süresinde istinaf kanun yo…
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2023/469 Esas 2025/1285 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/469 KARAR NO : 2025/1285 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/01/2023 NUMARASI : 2020/630 Esas 2023/13 Karar DAVA : Tazminat-İstirdat DAVA TARİHİ : 14/12/2020 KARAR TARİHİ : 13/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/12/2025 Taraflar arasındaki tazminat, istirdat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı bankadan kredi ve teminat mektubu aldığını, diğer müvekkilinin kredi sözleşmelerini müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, davalıdan alınan kredi ve teminat mektuplarının büyük kısmının KGF tarafından verilebilecek kefalet tutarının 250.000.000.000,00 TL'ye çıkarılmasına ilişkin karar çerçevesinde kullanılan KGF kredileri olduğunu, yaşanan ekonomik sıkıntılar nedeniyle ödemelerde aksama oluştuğunu, birkaç gün gecikme ile de olsa ödemelerin gerçekleştiğini,davalı tarafından gecikme gerekçe gösterilerek müvekkilleri hakkında icra takipleri başlattığını, icra takibi öncesinde de KGF kefaleti olan kısımları tefrik etmeden kredilere ilişkin mahkemeden ihtiyati haciz kararı aldığını, başlatılan icra takibine itiraz edilmiş ise de, davalının ihtiyati haciz kararıyla müvekkillerinin tüm hesaplarına, ticari ilişkide bulunduğu müşterilerine gönderilen haciz ihbarnameleri nedeniyle ticari faaliyetlerinin durma noktasına geldiğini, yaşanan zor durum nedeniyle davalıyla anlaşmak zorunda kalındığını, ödemelerin taksit ile yapılmaya başlandığını, müvekkilleri tarafından davalıya yapılan ödemeler konusunda davalının bilgi vermediğini, davalının ödemelerin büyük bir kısmını müvekkili şirketin hesabından çektiğini, bir kısım taksit bedelinin bankaya yatırıldığını, bir kısım ödemenin ise davalı vekilinin hesabına yapıldığını, davalıya çek verildiğini, yapılan görüşmelerde ödemelerin nasıl hesaba kaydedildiği, ne miktarın faiz ve fer'ilere mahsup edildiği, ne kadar faiz ve fer'ilerin tahsil edildiği konusunda yapılan tüm taleplere rağmen davalının cevap vermediğini, müvekkilleri tarafından yapılan ödemelerde davalı tarafından yapılan tahsilat miktarlarının bilinmediğini, yapılan tahsilat ve gerçek borç miktarının hesaplanarak fazladan yapılan ödemenin istirdatı gerektiğini, davalı tarafından her iki icra takibine konu edilen 346.581,55 TL asıl alacak ve bu alacağa bağlı fer'ilerin talep edilmesi için gerekli yasal şartların oluşmadığını, alacağın KGF kefaleti kapsamında bulunduğunu, KGF kapsamında alınan kredinin temerrüt durumunda yasal takibe konu olması için 90 günlük sürenin geçmesi gerektiğini, davalının ise bu koşullara uymadan takip başlattığını, ihtiyati haciz kararı aldığını, haciz işlemleri yaptığını, haksız işlemler nedeniyle müvekkillerinin yüksek miktarda vekalet ücreti, tahsil harcı, yüksek miktarda faiz, BSMV, takip fer'ileri ödediğini belirterek davalının haksız işlemleri nedeniyle yasal süre dolmadan takip başlatması ve devamı işlemler nedeniyle şimdilik 5.000,00 TL tazminat ile davalıya yapılan fazla ödemenin istirdatı için şimdilik 2.500,00 TL'nin davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine, hükmedilecek alacağa ödemelerin yapıldığı tarihten itibaren ticari işlerde uygulanan avans faizi işletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen protokolün hiçbir ihtirazi kayıt öne sürülmeden imzalandığını, protokol kapsamında yapılan ödemelerin ihtirazi kayıt ileri sürülmeden ödendiğini, davacıların protokol imzalanıp, müvekkili tarafından icra dosyaları kapatıldıktan sonra fazla tahsilat yapıldığı gerekçesiyle bedel iadesi talebinin dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini, müvekkilinin davacılara kolaylık sağlayarak faizsiz tutar üzerinden icra dosyaları kapsamındaki borcun protokole bağlandığını, davacılardan fazla tahsilat yapılmadığını, kredi sözleşmesinden kaynaklı borç ödemelerinin aksatılması üzerine hesap kat ihtarnamesinin düzenlendiğini, ihtarnamenin davacılara tebliğ edilmesine rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını, davacılar aleyhine icra takibi başlatıldığını, KGF ile müvekkili arasında akdedilen protokole istinaden KGF'nin yaptığı ödemenin müvekkili tarafından KGF adına tahsil edilmek üzere takip edildiğini belirterek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davalı banka ile davacı şirket arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerine dayanılarak davacı şirkete kredili mevduat hesabı açıldığı, 22.02.2017 tarihinde 650.000,00 TL bedelli KGF garantili taksitli ticari kredi kullandırıldığı, kredinin 31., 32. ve 33. taksitlerinin ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiği, davacılara usulüne uygun olarak kat ihtarı gönderildiği ve verilen süre içinde borcun ödenmemesi üzerine alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığı, haksız takibin söz konusu olmadığı, davacılar tarafından protokol gereğince yapılan ödemenin banka alacağından fazla olmadığı gibi protokolde belirlenen miktar üzerinde de bir ödeme yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafından her iki icra takibine konu edilen 346.581,55 TL asıl alacak ve bu alacağa bağlı fer'ilerin talep edilmesi için gereken yasal şartların oluşmadığını, işbu alacak kaleminin KGF kefaleti kapsamında olduğunu, KGF'nin temerrüt durumunda krediyi, kredinin anapara bakiyesi ile temerrüt faizi hariç faiz/kar payı/kira tutarı ödemelerini ve 90 günlük bekleme süresi boyunca uygulanan gecikme/ceza faizi hariç akdi faiz/kar payı/kira tutarı oranından hesaplanacak faiz/kar payı/kira tutarını kefaleti oranında tazmin edeceğini, tazminin ön koşulu, yararlanıcının temerrüte düştüğü kredinin donuk alacağa dönüşmesi için gereken 90 günlük sürenin geçmiş olması ve kredi verenin kanuni takibe başlamış olması olduğunu, KGF kapsamında alınan kredinin temerrüt durumunda yasal takibe konu olması için 90 günlük sürenin geçmesi gerektiğini, davalı bankanın bu koşullara uymadan takip başlattığını, davalı bakanın KGF destekli krediler için yasal süreyi beklemeden ihtiyati haciz kararı alması ve haciz işlemlerini başlatması nedeni ile davacı tarafından haksız işlem nedeni ile yüksek miktarda kanuni vekalet ücreti ve tahsil harcı ödendiğini, yasal süre beklenmeden alacak yasal olarak talep edilebilir değilken başlatılan icra takibi ve müteakip işlemler nedeni ile davacıların haksız ve kanuna aykırı olarak davalıya yüksek miktarda faiz, BSMV ve takip fer'ilerini ödemek zorunda kalındığını, mahkeme tarafından davalının KGF destekli kredinin talep edilmesi için gereken donuk süre beklenilmeden başlattığı haksız icra takibi ve haciz işlemleri nedeni ile ödenen yüksek miktarda faiz, BSMV, takip ferrilerini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin tespiti ile davacılara ödenmesi yönünden taleplerinin mahkeme tarafından değerlendirilmediğini, hükümde ve hükme esas alınan raporda bu yönde bir inceleme yapılmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; yasal şartlar oluşmadan genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için icra takipleri başlatılması, ihtiyati haciz kararı alınması nedeniyle uğranılan zararın tazmini, fazla yapılan ödemenin istirdatı istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Ankara 26. İcra Müdürlüğünün 2018/12212 sayılı icra takip dosyası sureti, Ankara 25. İcra Müdürlüğünün 2018/11812 sayılı icra takip dosyası sureti, Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/360 D. İş Esas 2018/360 Karar sayılı karar sureti, ipotek resmi senedi, genel kredi sözleşmeleri, hesap kat ihtarnamesi, KGF ile davalı arasında akdedilen kefalet protokolü, davalı ile davacı şirket arasında akdedilen bila tarihli protokol, bankacı ve hesap bilirkişi heyetinden alınan bila tarihli rapor dosya içerisinde yer almaktadır. Davalı ile davacı şirket arasında 17/05/2016 tarihli 1.000.000,00 TL limitli, 21/02/2017 tarihli 2.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmeleri imzalanmış olup, davacı ...'nın sözleşmelerde aynı limit ile müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının yer aldığı, anılan davacının asıl borçlu davacı şirketin ortağı olduğu, sözleşmelerdeki kefaletin sözleşme tarihlerinde yürürlükte bulunan TBK'nun 583 vd. maddelerindeki şekil koşullarına uygun olduğu dosya içeriğiyle sabittir. Davalı tarafından kredi hesabı kat edilerek davacılar ve dava dışı borçlulara gönderilen 11/09/2018 tarihli hesap kat ihtarnamesi ile, 24 saat içinde 481.175,70 TL nakit alacağın ödenmesi, 93.630,00 TL gayri nakit alacağın depo edilmesi ihtar edilmiştir. Anılan ihtarname davacılara 14/09/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Ankara 26. İcra Müdürlüğünün 2018/12212 sayılı icra takip dosyası incelendiğinde, davalı alacaklı banka tarafından davacılar aleyhine toplam 528.429,71 TL alacağın tahsili talebi ile genel kredi sözleşmesine dayalı olarak 15/10/2018 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı görülmüştür. Ankara 25. İcra Müdürlüğünün 2018/11812 sayılı icra takip dosyası incelendiğinde ise, davalı alacaklı banka tarafından davacı şirket ve dava dışı ... aleyhine toplam 525.637,80 TL alacağın tahsili talebi ile genel kredi sözleşmesi ve ipotek resmi senedine dayalı olarak 10/10/2018 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığı anlaşılmıştır. Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/360 D. İş Esas 2018/360 Karar sayılı kararı ile, davalı bankanın davacılar ve dava dışı ... hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmesi üzerine 434.799,71 TL yönünden ihtiyati haciz talebinin kısmen kabulüne, fazla talebin reddine karar verildiği görülmüştür. Anılan icra takip dosyalarına davalı alacaklı banka vekili tarafından sunulan bila tarihli yazılı beyan dilekçesi ile icra takiplerine istinaden indirim yapılarak 12.500,00 TL yasal vekalet ücretinin tahsil edildiği, bu dosyalara ilişkin alınacak başka bir vekalet ücreti alacaklarının bulunmadığı bildirilmiştir. Davalı banka ile davacı şirket arasında Ankara 26. İcra Müdürlüğünün 2018/12212 sayılı icra takip dosyası ile Ankara 25. İcra Müdürlüğünün 2018/11812 sayılı icra takip dosyasına ilişkin anlaşma niteliğinde bila tarihli protokol akdedilmiştir. Anılan protokolde 28/04/2020 tarihinde 21.625,30 TL, 28/05/2020 tarihinde 20.228,80 TL, 29/06/2020 tarihinde 20.228,80 TL, 28/07/2020 tarihinde 78.000,07 TL olmak üzere toplam 140.082,97 TL ödeneceği, 28/07/2020 tarihli ödeme için borçlu tarafından 78.000,00 TL bedelli çekin davalı bankaya teslim edildiği, ödemelerin yapılmasıyla icra harcının borçlular tarafından ödenmesi dahilinde dosya borcunun kapanacağı, dosyada mevcut hacizlerin fekkedileceği hükme bağlanmıştır. Davalı vekili yargılama aşamasında sunduğu 01/11/2021 tarihli yazılı beyan dilekçesinde, protokol ödemelerinin tamamlanmasıyla protokole konu Ankara 26. İcra Müdürlüğünün 2018/12212, Ankara 25. İcra Müdürlüğünün 2018/11812 sayılı icra takip dosyalarının, tahsil harçları borçlulara ait olmak üzere, kapandığını bildirmiştir. Yargılama aşamasında alınan bilirkişi heyeti raporunda, davacının hesabından fazla yapılan bir tahsilat bulunmadığı, davacının davalıdan talep edebileceği bir alacağın olmadığı tespit edilmiştir. Davacı yan, davalının haksız ve kanuna aykırı tesis ettiği işlemler nedeniyle KGF kefaletli kredilerin yasal süre olan 90 günlük donuk süre dolmadan icra takibine konulması nedeniyle yüksek miktarda faiz, BSMV, takip fer'ileri, vekalet ücreti, yargılama giderleri ödenmesi nedeniyle zarara uğradığını, davalı bankaya borçlu olduğu kredi miktarından fazla ödeme yaptığını, fazla ödenen miktarın istirdatı gerektiğini iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında davalı banka ile davacı şirket arasında genel kredi sözleşmeleri imzalandığı, diğer davacının sözleşmelerde müteselsil kefil sıfatıyla yer aldığı, davacı şirketin davalı bankadan kredi kullandığı, davalının kredi borcunun ödenmediği iddiasıyla davacılar aleyhine icra takipleri başlattığı, davacılar aleyhine ihtiyati haciz kararı verildiği, icra takipleri sırasında davalı ile davacı şirket arasında protokol akdedildiği, protokoller kapsamında yapılan ödemeler sonunda icra takiplerinin kapatıldığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davalının yasal şartlar oluşmadan davacılar aleyhine icra takipleri başlatıp başlatmadığı, başlatmış ise davacıların bu nedenle uğradığı bir zarar bulunup bulunmadığı, davacıların davalıya fazla bir ödeme yapıp yapmadıkları, yapmış ise miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır. Davacılar vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, davalı banka ile davacı şirket arasında genel kredi sözleşmeleri imzalanmış olup, diğer davacı sözleşmelerde müteselsil kefildir. Kredi borcunun ödenmediğine dayanarak davalı banka tarafından kredi hesabının kat edildiği, hesap kat ihtarnamesinin davacı asıl borçlu şirket ile davacı kefile tebliğ edildiği hususu ihtilafsızdır. Hesap kat ihtarnamesinde verilen 24 saatlik atıfet süresi sona erdikten sonra davalı banka tarafından davacılar hakkında ilamsız icra takibi ile davacı şirket hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatılmıştır. Anılan icra takip tarihlerinden sonra davalı banka tarafından davacılar aleyhine ihtiyati haciz talebinde bulunulması üzerine Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesince davacılar aleyhine ihtiyati haciz kararı verilmiştir. Davacılar hakkında ihtiyati haciz kararı verildikten ve davacılar aleyhine icra takibi başlatıldıktan sonra davacı şirket ile davalı banka arasında protokol akdedilmiştir. Akdedilen protokolde davacı şirketin davalı bankaya olan kredi borcunu hangi tarihlerde ve hangi miktarda ödeyeceği kararlaştırıldığı gibi, 28/07/2020 tarihli ödeme için 78.000,00 TL bedelli çekin davalı bankaya teslim edildiği hükme bağlanmıştır. Taraflar arasında anılan protokol ile kararlaştırılan ödemelerin yapıldığı, takip dosyalarının harçları borçlulara ait olmak üzere kapatıldığı konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalı banka tarafından davacılar hakkında ilamsız icra takibi ile davacı şirket hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatılmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gibi, yargılama aşamasında bilirkişi raporu ile de davacıların davalı bankaya akdedilen protokol kapsamında kararlaştırılan miktardan fazla bir ödeme yapmadığı da tespit edilmiştir. Alınan rapor ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli niteliktedir. Burada tartışılması gereken bir diğer husus, davalı bankanın davacılar hakkında icra takibine girişmesi için KGF ile davalı banka arasında akdedilen kefalet protokolünde yer alan 90 günlük donuk sürenin icra takip tarihinden önce sona ermiş olmasının gerekip gerekmediğidir. Davacı şirketin davalı bankadan kullandığı kredide KGF kefaleti bulunmaktadır. Davalı banka ile KGF arasında akdedilen kefalet protokolünün 4.1/3 maddesi "Kredi verenin kurumun kefaleti ile kullandırılan kredilerde yararlanıcıya ödemesiz dönem, vade, faiz oranı ve varsa diğer şartları içerir şekilde yapılandırma imkanı tanıdığını ve yararlanıcının bu imkandan faydalanmadığını veya yararlanıcıya ulaşılamaması halinde ise bu durumu beyan eden genel müdürlük/bölge müdürlüklerince imzalanmış yazıyı kuruma sunması, kefalet süresi içinde yararlanıcının ifade gecikmesi hallerine bağlı olarak anapara, faiz/kar payı/kira tutarlarının, ödenmesi gereken vadede ödenmemesi ile vadesinden itibaren karar uyarınca kredinin donuk alacağa dönüşmesi için gereken 90 günlük sürenin geçmiş olması, yararlanıcı ve kurum haricindeki kefilleri aleyhine kurumun kefalet tutarı dahil kredi alacağının tamamı üzerinden kanuni takibe başlatması ve kanuni takibe başlattığına ilişkin belgelerin kuruma göndermesi suretiyle yazılı olarak tazmin talebinde bulunabilecektir." hükmünü içermektedir. Anılan hükümden de açıkça anlaşılacağı üzere 90 günlük donuk süre davalının KGF'den tazmin talep edebilmesinin koşullarından biri olup, maddede düzenlenen 90 günlük donuk süre dolmadan ve davalının KGF'den tazmin talep etmeden davacı asıl borçlu ve davacı kefile müracaat etmesine yasal bir engel bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, mahkemece kredi borcunun ödenmemesi üzerine davalının kredi hesabını kat ettiği, verilen atıfet süresi içerisinde borcun ödenmemesi üzerine alacağın tahsili için icra takipleri başlattığı, haksız icra takibinin söz konusu olmadığı, ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu ile davacıların protokolde belirlenen miktarın üzerinde davalıya yaptıkları bir ödeme bulunmadığının tespit edildiği gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacılardan alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacılardan müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 13/11/2025 Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -