11. Hukuk Dairesi 2020/7104 E. , 2022/1346 K. "" MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Tüketici Mahkemesi’nce verilen 19.12.2019 tarih ve 2019/257 E- 2019/965 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 09.07.2020 tarih ve 2020/182 E- 2020/695 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtayca incelenm…
**11. Hukuk Dairesi 2020/7104 E. , 2022/1346 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Tüketici Mahkemesi’nce verilen 19.12.2019 tarih ve 2019/257 E- 2019/965 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 09.07.2020 tarih ve 2020/182 E- 2020/695 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, 6100 sayılı Kanun'un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: Davacı vekili; davacının 23/11/1999 tarihinde davalı bankanın devraldığı dava dışı Yurt Ticaret ve Kredi Bankası A.Ş.’ye toplamda 3.757,00 TL yatırdığını, İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2005/102 Esas 2005/100 Karar sayılı kararı ile yatırılan paranın aynı gün dava dışı bankanın görevlileri tarafından havuz hesabına, ardından da başkaca şahıslara ait grup şirketlere aktarıldığını, böylece kanuna karşı hile yolu seçilmek sureti ile havale işlemi görünümü altında dolandırıcılık suçunun meydana geldiğini tespit ettiğini, Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 12/04/2012 tarih ve 2011/180 Esas 2012/179 Karar sayılı ilamına istinaden Eskişehir 5. İcra Dairesi’nin 2013/4585 Esas ve Eskişehir 6. İcra Dairesi’nin 2014/2484 Esas sayılı dosyalarıyla 25/06/2013 tarihinde davacının haklarına kavuştuğunu ancak enflasyon nedeniyle munzam zararının oluştuğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL'nin 25/06/2013 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili; zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin geçtiğini, Off-Shore hesaplarına yatan paralara ilişkin olarak açılan munzam zarar davalarının müvekkili açısından reddedilerek Yargıtay tarafından onandığını, davacının munzam zarar iddiasının afaki olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. Fer'i müdahil Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu vekili; davacının munzam zararının ne olduğu hususunu net olarak belirtmediğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. İhbar olunan Ordu Yardımlaşma Kurumu vekili; davanın TMSF'ye tevcih edilmesi gerektiğini, husumet ve zamanaşımına itirazlarının bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; eldeki munzam zarar davasının açıldığı 04/04/2019 tarihinden geriye doğru 10 yıllık süre olan 04/04/2009 tarihinden önceki munzam zarar kaleminin zamanaşımına uğradığını, bakiyesi yönünden ise munzam zararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.