T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/630 - 2026/30 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/630 KARAR NO : 2026/30 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 08/02/2022 NUMARASI : 2019/356 E. - 2022/39 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan), Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sı…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/630 - 2026/30 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/630 KARAR NO : 2026/30 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 08/02/2022 NUMARASI : 2019/356 E. - 2022/39 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan), Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/02/2022 Tarih ve 2019/356 Esas - 2022/39 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin tanınmış “...” ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin 2017/67396 sayılı “...” ibareli marka başvurusunun 38 ve 41.sınıf hizmetler açısından reddi istemiyle Türkpatent nezdinde ileri sürdükleri itirazın, MDB kararı ile kabul edildiğini ancak davacının bu karara itirazı üzerine nihai olarak dava konusu YİDK kararı ile başvuru hakkındaki kısmi ret kararının kaldırıldığını, dava konusu marka ile müvekkili markalarının karıştırılabilecek düzeyde benzer olduklarını, “...” kelimesinin “yankı” anlamına geldiğini, markada tali unsur olarak kullanıldığını, dava konusu markanın müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılanacağını, kaldı ki müvekkili markalarının aynı zamanda tanınmış da olduğunu, “...” ibaresinin ayırt edicilik gücünün düşük olmadığını, dava konusu markanın birebir müvekkili markalarının tescili kapsamında yer alan 38 ve 41.sınıf hizmetleri içerdiğini, davalının “...” markasını taşıyan ürünlerinin akıllı teknolojiye sahip hoparlör ürünleri olduğu halde hiçbir ilgisi olmayan 38 ve 41.sınıf hizmetleri kapsadığını, dava konusu markanın tescilinin müvekkilinin markalarının tanınmışlığına zarar vereceğini, müvekkilinin ayrıca sahip olduğu www.....com.tr alan adından kaynaklanan üstün hakkının bulunduğunu ileri sürerek, TÜRKPATENT YİDK'nin 2019-M-9151 sayılı kararının iptali ile dava konusu markanın tescili halinde 38 ve 41.sınıflar açısından hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, verilen Kurum kararının yerinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, taraf markalarının dava konu edilen 38 ve 41. sınıf hizmetler açısından birebir aynı ya da aynı tür hizmetleri kapsadıkları, bununla birlikte dava konusu marka içerisinde kullanılan birden fazla sözcük unsuruna rağmen “...” ibaresinin bağımsız ayırt edici karakterini koruduğunu, “...” sözcüğünün 38 ve 41. Sınıf hizmetler açısından doğrudan tanımlayıcı ya da zayıf bir marka olduğu yorumunda bulunulması mümkün olmadığı gibi dava konusu marka içerisinde de bu yönde bir algı edinimine yol açacak nitelikte tali mahiyette kullanılmadığı, davacı yan markaların özellikle televizyon ve radyo programları, yayın, yapım, haber ajansı vb. hizmetlerde yıllara sari tescilli markaları bulunduğu, bu markalarının seri marka niteliğinde olduğu ve ayrıca ilgili hizmetlerde tanınmış marka olarak da kabul edildiği, her ne kadar taraf markalarının ortak hizmet sınıflarının ilgili tüketici kitlesinin niteliği nispeten daha yüksek dikkat, özen ve seçicilik seviyesine sahip kimselerden oluşmakta ise de “...” ibaresinin ilgili hizmetler açısından ayırt ediciliği bulunan bir ibare oluşu ve birebir sonraki marka içerisinde kullanımı nedeniyle, bu tüketici kitlesinin dahi taraf markaları arasındaki iktisadi ilişkiyi sorgulayabileceği, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimaline yol açabilecek düzeyde benzerlik halinin mevcut olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile TPMK YİDK'nın 2019-M-9151 sayılı kararının iptaline, davalı adına tescilli 2017/67396 sayılı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1.maddesi anlamında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, ortak kullanılan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu, davacının dava konusu markanın tesciline katlanmasının gerektiğini, başvuru markasında farklılaşmayı sağlayacak unsurlar kullanıldığını, bu faklılıkların karıştırılma ihtimalini bertaraf edecek nitelikte olduğunu, taraf markalarının emtia listelerinin aynı/benzer mal ve hizmetlerden oluşmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı Şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu uyuşmazlık 38 ve 41.sınıf hizmetlere ilişkin olduğu halde mahkemece markanın tümden hükümsüzlüğüne karar verildiğini, taraf markaları arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, müvekkilinin "..." esas unsurlu seri markaların 38 ve 41.sınıflar da dahil gerçek hak sahibi olduğunu, "..." ibareli tescilli markalarından kaynaklanan kazanılmış hakkının bulunduğunu, müvekkilinin "..." markasının akıllı ekran ürünlerinde kullanıldığını, davacının markalarının televizyon kanalında kullanılması nedeniyle markaların kullanım alanlarının farklı olduğunu, bu durumun da karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırdığını, "..." ibaresinin 38 ve 41.sınıf hizmetler açısından ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, başvuru markasının davacı markalarından yeterince farklılaştığını, ayırt ediciliği zayıf unsurların ortaklığının markaları benzer kılmaya yetmeyeceğini, dava konusu marka müvekkilinin "..." ibareli markalarına atıf yaptığından davacı markaları ile ilişkilendirilmesinin mümkün olmadığını, ilgili tüketici kitlesinin dikkat ve özen seviyesinin yüksek olduğunu, davacı markalarının tanınmışlığının da karıştırılma ihtimalini ortadan kaldıran bir unsur olarak dikkate alınmasının gerektiğini, tarafların farklı faaliyet alanlarında kendilerine has ve bilinen markaları kullanmalarının, karıştırılma ihtimalinin önüne geçtiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : 1-Dava, itirazın reddine dair YİDK kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, " ..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında, başvuru kapsamında yer alan 38 ve 41.sınıf hizmetler yönünden 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira davacının itirazına mesnet markaların asli unsuru olan "..." ibaresinin dava konusu başvuruda da aynen asli unsur olarak kullanıldığı ve başvuruda farklı olarak yer verilen "..." ibaresinin ayırt ediciliği sağlamadığı, başvuru kapsamındaki 38 ve 41.sınıf hizmetlerin de davacı markalarının kapsamındaki hizmetlerle aynı/aynı tür/benzer olduğu, öte yandan davacı markalarının özellikle televizyon ve radyo programları, yayın, yapım, haber ajansı vb. hizmetlerde tanınmış olduğu gözetildiğinde, bu tanınmışlığın taraf markaları arasındaki iltibas ihtimalini kuvvetlendireceği anlaşılmakla, davalı ... vekilinin tüm, davalı şirket vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2-Davalı Şirket vekilinin diğer istinaf itirazlarının incelenmesi gelince; dava konusu 2017/67396 sayılı "..." ibareli marka başvurusuna karşı davacı şirket tarafından gerçekleştirilen itiraz üzerine TÜRKPATENT MDB kararı ile 38 ve 41.sınıf hizmetlerin başvuru kapsamından çıkarılmasına karar verilmiş, davalı başvuru sahibinin bu karara itirazı üzerine 24/10/2019 tarih, 2019/M-9151 sayılı YİDK kararı ile markalar benzer bulunmayarak, itirazın kabulüne, MDB'nin başvuru hakkındaki kısmi ret kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Bu durumda dava konusu YİDK kararı 38 ve 41.sınıf hizmetlere ilişkin olduğu gibi davacı vekili de dava dilekçesinde uyuşmazlığın 38 ve 41.sınıflara ilişkin olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Nitekim hükme esas alınan bilirkişi raporunda da taraf markalarının kapsamları 38 ve 41.sınıf hizmetler yönünden karşılaştırılmış, davacı vekili tarafından bu karşılaştırmaya karşı herhangi bir itiraz ileri sürülmemiştir. Ne var ki mahkemece, dava konusu markanın kapsamında uyuşmazlık konusu 38 ve 41.sınıf dışında, dava konusu edilmeyen mal ve hizmetler de bulunduğu halde, markanın tümden hükümsüzlüğüne karar verilmesi doğru olmadığından, davalı şirket vekilinin bu hususa ilişkin istinaf itirazları Dairemizce yerinde görülmüştür. Hal böyle olunca mahkemece, davalının 2017/67396 sayılı markasının, uyuşmazlık konusunu oluşturan 38.ve 41.sınıf hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekirken tümden hükümsüzlüğüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden Dairemizce davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin tüm, davalı Şirket vekilinin diğer istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı Şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 08/02/2022 gün ve 2019/356 Esas - 2022/39 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın KABULÜ ile, 4-TÜRKPATENT YİDK'nin 2019-M-9151 sayılı kararının İPTALİNE, 5-Davalı adına tescilli 2017/67396 sayılı "..." ibareli markanın 38 ve 41.SINIF HİZMETLER YÖNÜNDEN KISMEN HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, 6-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 44,40-TL harcın mahsubu ile kalan 687,60-TL'nin davalılardan alınarak Hazineye irat kaydına, 7-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan ve istinaf eden tarafın aleyhine hüküm verilemeyeceğinden, ilk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 7.375,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.250,00-TL bilirkişi ücreti, 6.100,00-TL tercüme ücreti, 90,00-TL yurt dışı tebligat gideri, 89,00-TL tebligat ve posta gideri, İstinaf aşamasında yapılan 474,25-TL tebligat ve posta ücretinden oluşan toplam 9.003,25-TL yargılama giderine, 44,40-TL peşin harç, 44,40-TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 9.092,05-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davalı şirket ile davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına, 10-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 11-Davalı Şirketten peşin olarak alınan 269,85-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalı şirkete iadesine, 12-Davalı ... alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30-TL'nin davalı ...'ndan alınarak Hazineye irat kaydına, 13-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 15/01/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/02/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.