11. Hukuk Dairesi 2023/5055 E. , 2024/2219 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/372 Esas, 2023/504 Karar HÜKÜM : Karar verilmesine yer olmadığı Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen limited şirket müdürünün azli davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk De…
**11. Hukuk Dairesi 2023/5055 E. , 2024/2219 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/372 Esas, 2023/504 Karar HÜKÜM : Karar verilmesine yer olmadığı Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen limited şirket müdürünün azli davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Asıl ve birleşen davada davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin 2014 tarihinde inşaat alanında faaliyet gösteren Namora İnş. Taah. Teks. Gıda Takı Teknolojileri İth. İhracat San. ve Tic. Ltd. Şti.’yi kurduğunu, şirket ana sözleşmesinde sermayenin 100.000,00 TL olarak 100 paya ayrıldığını ve 90 paya karşılık olan 90.000,00 TL’nin müvekkiline, 10 paya karşılık 10.000,00 TL’nin ise şirket ortağı olan davalı ...'ye pay edildiğini, şirketin ana sözleşmesinin 8 inci maddesinde davalının şirket müdürü sıfatıyla şirketi tek başına temsile yetkili olduğunun belirlendiğini, şirket ana sözleşmesinin imza tarihinden itibaren şirket müdürü olarak görevde bulunan davalının şirket yönetimi konusunda gerekli liyakatının bulunmadığının ve asli görevlerini aksattığının açık olduğunu, şirketi münferiden temsil, ilzam ve ahzu kabza yetkili şirket müdürü davalının görevini özen göstererek yerine getirmediğini, şirketin menfaatlerini dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmediğini, şirketin ve şirket ortağı müvekkilinin menfaatlerini haksız ve kötü niyetli bir şekilde ihlal ettiğini, başta görevi kötüye kullanma ve müvekkilini dolandırma olmak üzere suç teşkil eden eylemlerde bulunduğunu belirterek dava sonuna kadar davalının müdürlük görevinin ve yetkilerinin tedbiren durdurulmasını ve yargılama sonunda haklı sebeple görevden alınmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2.Asıl ve birleşen davada davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; asıl davadaki beyanlarını tekrar ederek Namora İnş. Taah. Teks. Gıda Takı Teknolojileri İth. İhracat San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin en kıymetli taşınmazını kaybetmesi ve telafisi imkansız zararların ortaya çıkmaması için şirkete kayyım atanmasını, bu talebin kabul edilmemesi halinde müvekkiline şirket çıkarları doğrultusunda davalar açması ve cevaplar vermesi için adli makamlar önünde şirketi temsilde yetki verilmesini ve davalının şirketi temsil yetkisinin kaldırılmasını talep etmiştir. II. CEVAP 1.Asıl ve birleşen davada davalı vekili asıl davaya süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmamış, davalı vekili beyan dilekçelerinde ve duruşmadaki beyanlarında davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Asıl ve birleşen davada davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde davacının başkalarının kendileriyle ortaklık yapmaya zorlaması ve doğru olmayan bilgiler aktarmaları sebebiyle davalıya her şeye karşı çıkarak bir baskı oluşturmaya başladığını, şirketin taahhüt ettiği bazı işlerin yerine getirilmesini ise önceden kararlaştırılmış ödemeleri yapmayarak engellemeye çalıştığını, şirketi zora sokmaya başladığını, davacının davalıyı dayanaksız iddialarla şirket dışına atıp şirkete tek başına hakim olma çalışmalarına rağmen halen tek başına şirketi kurtarmaya çalıştığını, davacı tarafından davalının müdürlükten azli ve kayyım atanması için davalar açılıp tedbir talep edildiğini ancak mahkemece tedbir taleplerinin reddedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 24.01.2020 tarih, 2018/242 E. ve 2020/56 K. sayılı kararıyla; asıl ve birleşen davada, davalının müdürlükten azli ile şirketi yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılması istemi açısından davacının şirketin %90 oranında hisse sahibi olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 618 inci ve 620 nci maddeleri uyarınca şirket ana sözleşmesini değiştirme ve müdürleri görevden alma yetkisine haiz olduğu, bu durumda davacının kanunen elindeki yetkiyi kullanarak davalıyı şirket müdürlüğü görevinden almak, şirket ana sözleşmesini değiştirmek ve şirketi temsile yetkili kişiyi belirleme konusunda yetkiye sahip olduğu halde iş bu davayı açmasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın ve birleşen davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesi uyarınca hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 19.01.2021 tarih, 2020/603 E. ve 2021/60 K. sayılı kararıyla; somut olayda davacının şirketin %90 oranında hisse sahibi olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesi uyarınca davacının hisse oranı nazara alındığında genel kurulu toplayarak genel kurul kararı ile davalı şirket müdürünün görevini sona erdirmesinin mümkün olduğu, bu itibarla anılan yola başvurmaksızın doğrudan müdürlük görevinin kaldırılmasına ilişkin olarak işbu asıl ve birleşen davayı açmakta hukuki menfaatinin bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 12.12.2022 tarih, 2021/4864 E. ve 2022/8919 K. sayılı kararıyla dava açıldıktan sonra 10.07.2019 tarihinde yapılan şirket genel kurulunda şirkete davalı dışında davalı yerine yeni bir müdür tayin edildiği, davanın açılışından sonra yapılan bu genel kurul ile davaların konusuz kalıp kalmadığı hususu değerlendirilmeksizin karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 10.07.2019 tarihinde yapılan şirket genel kurulunda tarafların ortağı olduğu şirkete davalı dışında davalı yerine davacının 10.07.2039 tarihine kadar müdür olarak tayin edildiği, 26.06.2020 günlü ticaret sicil gazetesinde yayınlanan 19.03.2020 tarihinde yapılan şirket genel kurulunda davacının 19.03.2040 tarihine kadar müdür olarak tayin edildiği, açılan her iki dava tarihinden sonra şirketin yapılan genel kurul kararı ile davalı yerine müdür atanması nedeniyle davalının şirket müdürlüğünden azli davalarının konusu kalmadığı, konusu kalmayan davanın esası ile ilgili karar verilmesine yer olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın konusu kalmadığından konusu kalmayan davanın esası ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına, yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, vekâlet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın açıldığı tarih itibariyle haklı olduğunu, 6100 sayılı Kanun'un 331 inci maddesine göre yargılama gideri takdir edilmesi gerektiğini, kayyım atanana kadar davalı müdürün genel kurulu toplamadığını, mahkemeye başvurmak dışında imkânının olmadığını, davayı açmakta hukuki yararının bulunduğunu, lehine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl ve birleşen dava, limited şirket müdürlerinin azli talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 331 inci maddesi, 114 üncü maddesi. 2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 618 inci, 620 nci ve 630 uncu maddeleri. 3. Değerlendirme Asıl ve birleşen dava, limited şirketin müdürünün azli istemine ilişkin olup, mahkemece şirket müdürünün yapılan genel kurulda değiştiği gerekçesiyle konusuz kalan davanın esası ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına, yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, vekâlet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK’nun “Esastan Sonuçlanmayan Davada Yargılama Gideri” başlıklı 331 inci maddesinin birinci fıkrasında; davanın konusuz kalması sebebiyle esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkimin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir edeceği düzenlenmiştir. Bu durumda mahkemece davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi halinde yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin olarak dava tarihindeki tarafların haklılık durumu ve kazanılmış hakları korunmak suretiyle bir karar verilmesi gerekir. Bu itibarla asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görülmekle kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 19.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.