10. Ceza Dairesi 2024/1914 E. , 2024/16541 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/412 E., 2021/576 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İade İstanbul Anadolu 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.10.2021 tarihli ve 2021/412 Esas, 2021/576 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: Sanık hakkında, "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçundan açılan…
**10. Ceza Dairesi 2024/1914 E. , 2024/16541 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/412 E., 2021/576 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İade İstanbul Anadolu 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.10.2021 tarihli ve 2021/412 Esas, 2021/576 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: Sanık hakkında, "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçundan açılan kamu davasında, İstanbul Anadolu 4. Asliye Ceza Mahkemesince 05.02.2019 tarihli ve 2018/586 Esas, 2019/158 Karar sayılı kararıyla, "...Her ne kadar sanık hakkında TCK'nin 191/1 hükmü uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de, İstanbul Anadolu Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'nün 11.06.2018 ve 05.07.2018 tarihli uyarılı davetname yazılarının sanığın mernis adresine doğrudan tebliğe çıkarılarak mahalle muhtarına tebliğ edilmesi üzerine sanığın denetimli serbestlik koşulunu ihlal ettiğinin öne sürülmüş olması ve tebliğ evrakının muhatabın adresine öncelikle davetiye çıkarılıp bila tebliğ döndüğü takdirde bu defa TK 21/2 meşruhatlı davetiye çıkarılabileceği, bu şekil şartının gözardı edildiği, usulüne uygun bir tebligattan söz edilemeyeceği anlaşılmakla yüklenen suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle" verilen "beraat" kararının, istinaf edilmeden 13.02.2019 tarihinde kesinleşmesinin ardından, bu karara karşı "kanun yararına bozma" isteminde bulunulduğu ve Dairemizin 23.09.2019 tarihli ve 2019/2333 Esas, 2019/5772 Karar sayılı kararıyla söz konusu "beraat" kararının, "... kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan TCK'nın 191. maddesinin 1. fıkrası uyarınca sanığın cezalandırılması isteğiyle açılan davada "kovuşturma şartı" olan "ısrar koşulunun" gerçekleşmediğinin anlaşılması durumunda, Mahkeme tarafından CMK'nın 223. maddesinin 8. fıkrasının 2. cümlesi gereğince bu şartın gerçekleşmesini beklemek üzere “davanın durmasına” ve denetimli serbestlik dosyanın infazına devam edilebilmesi için Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerekirdi. Ancak somut olayda mahkemece yukarıda belirtildiği üzere CMK’nın 223. maddesinin 2. fıkrasında yer almayan bir nedenle yasaya ve hükmün gerekçesine aykırı şekilde “sanığın beraatine” karar verilmiş, sonra da sanki durma kararı verilmişcesine “Denetimli serbestlik işlemlerinin devam edip etmeyeceği hususunda gereğinin takdiri yönünden C. Başsavcılığına karar kesinleştiğinde kararın bir örneğinin gönderilmesine” karar verilerek hükümde çelişkiye neden olunmuştur. Bu şekilde çelişkili hüküm kurulması ve hükmün karıştırılması yasaya aykırı olduğundan, hükmün karıştırılması halinde mahkemenin iradesi açık şekilde ortaya çıkmadığı için kazanılmış haktan da söz edilemeyeceğinden sanığın beraatine dair İstanbul Anadolu 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.02.2019 tarihli ve 2018/586 esas, 2019/158 sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA" karar verildiği, bu karara dayanılarak, İstanbul Anadolu 4. Asliye Ceza Mahkemesinde devam edilen yargılama sonucunda, 07.10.2021 tarihli ve 2021/412 Esas, 2021/576 Karar sayılı kararıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca verilen "1 yıl 8 ay hapis cezasına" ilişkin hükmün, sanık tarafından istinaf edildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesince 14.07.2023 tarihli ve 2022/1569 Esas, 2023/1635 Karar sayılı kararıyla hükmün temyiz incelemesine tabi olduğu belirtilerek, "dosyanın incelenmeksizin iadesine" karar verilmesi üzerine, dosyanın, temyiz incelemesi için Yargıtay'a gönderildiği anlaşılmakla; Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçmesinden önce veya sonra, dava konusu olayla ilgili olarak sanık hakkında "temyiz incelemesi" yapılmadığı, Dairemizin 23.09.2019 tarihli ve 2019/2333 Esas, 2019/5772 Karar sayılı kararıyla ilk derece mahkemesince verilen ve itiraz edilmeden kesinleşen, "beraat" kararının 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesi uyarınca kanun yararına bozulduğu tespit edilmekle, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrasında "Bölge Adliye Mahkemelerinin, 26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete'de ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 322 nci maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326 ncı maddeleri uygulanır. (Ek cümle: 1/7/2016-6723/33 md.) Bu kararlara ilişkin dosyalar Bölge Adliye Mahkemelerine gönderilemez." şeklindeki düzenleme karşısında; Yargıtay incelemesinden geçmeyen ve Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden sonra 07.10.2021 tarihinde verilmiş olan kararın istinaf kanun yoluna tabi olduğu anlaşılmakla, istinaf incelemesinin yapılması için dosyanın görevli ve yetkili Bölge Adliye Mahkemesinin ilgili dairesine gönderilmek üzere İNCELENMEKSİZİN İADESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.03.2024 tarihinde karar verildi.