7. Hukuk Dairesi 2025/4941 E. , 2025/5536 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2013/103 E., 2025/149 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekil…
7. Hukuk Dairesi 2025/4941 E. , 2025/5536 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2013/103 E., 2025/149 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin paydaşı oldukları 368, 4 49... parsel sayılı taşınmazları 1996 yılında yapmış oldukları fiili taksime göre kullandıklarını, paydaşlardan davalı ...'nin mevcut tüm paylarını çocukları olan diğer davalılara temlik ettiği hâlde yerleri kullanmaya devam ederek taksimle fiilen belirlenen sınırları bozduğunu ve kendilerine bırakılan bir kısım yerdeki fındık ağaçları ile sebzeleri sökerek tarla yapmak suretiyle müdahale ettiğini ileri sürerek, taksime göre belirlenen kısımlara el atmanın önlenmesi, ürün kaybı ve zararı sebebi ile tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazlarda fiili taksim yapılmadığını, istenilen tazminatın somut verilere dayanmadığını ileri sürerek haksız açılan davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 26.05.2011 tarihli ve 2009/151 Esas, 2011/185 Karar sayılı ilâmı ile "taraflar arasında ihtilaf konusu olan 368,4 49... parsel sayılı taşınmazların Akçaabat Sulh Hukuk Mahkemesinin 2002/258 Esas sayılı ortaklığın giderilmesi davasına konu edildiği ve dosyanın 2005/220 sayısı ile karara çıktığı, ortaklığın giderilmesi davasında verilen kararın tarafların rızai taksim iddialarını da kapsar şekilde gayrimenkul müşterekleri arasında ihtilafı kati çözücü mahiyette bulunduğu, bu aşamadan sonra müşterek veya iştirak hâlinde mülkiyete tâbi gayrimenkul ortaklarının yapması gerekenin ortaklığın giderilmesi kararının infazını sağlamak iken üzerinde ihtilaflar mahkeme kararı ile çözülmüş olan gayrimenkulun yeniden dava konusu yapılmasının doğru olmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin 26.05.2011 tarihli kararına karşı süresi içinde bir kısım davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 01.11.2012 tarihli ve 2012/8384 Esas, 2012/12193 Karar sayılı ilâmında; "..Mahkemece, çekişmeye konu taşınmazlarla ilgili Akçaabat Sulh Hukuk Mahkemesinin 2002/258 Esas sayılı dosyasından görülen ortaklığın giderilmesi davasında verilen kararın taraflar arasındaki ihtilafları kati nitelikte çözücü mahiyette bulunduğu ve yeniden dava konusu yapılmasının doğru olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Gerçekten de, davacılar ile dava dışı paydaşlar tarafından ortaklığın giderilmesi istekli açılan dava neticesinde Akçaabat Sulh Hukuk Mahkemesinin 12.04.2005 tarihli ve 2002/258 Esas, 2005/220 Karar sayılı kararı ile çekişmeye konu 368, 4 49... parsel sayılı taşınmazların umum arasında satılarak ortaklığının giderilmesine karar verildiği, kararın tebliğe çıkartılmadığı ve kesinleşmediği anlaşılmaktadır. Ne var ki; anılan karar kesinleştirilinceye ve infaz ettirilinceye kadar davacıların eldeki davayı açmakta hukuki yararlarının bulunduğu tartışmasızdır. Hâl böyle olunca, işin esasına girilerek, davalı ...'nin çekişmeli taşınmazlardaki payını diğer davalılara sattığı hâlde onlara teb'an taşınmazdan faydalandığının davacılarca ileri sürülmüş olduğu da dikkate alınarak yukarıda değinilen ilkeler doğrultusunda gerekli inceleme ve araştırmanın yapılması ve hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dava konusu 2 90... parsel (eski 450 parsel) sayılı taşınmazın tapu kaydında davacıların dava tarihi itibariyle herhangi bir payının bulunmadığı, davacıların işbu taşınmaz yönünden taleplerinin aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine; dava konusu 2 90... parsel (eski 368 parsel) ve 2 90... parsel (eski 449 parsel) sayılı taşınmazlar yönünden yapılan değerlendirmede; dava konusu taşınmazların parçalara bölünerek paydaşlardan sadece bir kısmının kullanımına bırakıldığı, paydaşlar arasında hukuken geçerli bir fiili ya da harici taksimden söz edilebilmesi için her bir taşınmazın ayrı ayrı tüm paydaşlar arasında paylaşılması gerektiği, parsel bazında kullanım durumlarının belirlenmesinin TMK’nın 688. ve devamı maddelerinde öngörülen paylı mülkiyet hükümlerine uygun düşmeyeceği ilkeleri gözönünde tutulduğunda, dava konusu taşınmazlar bakımından tüm paydaşları bağlayıcı bir taksimden söz edilemeyeceği veya paydaşları bağlayıcı fiili kullanım şeklinin oluşmadığı, davacıların davalı ... yönünden dava dilekçesinde dayandığı vakıaları ispatlayamadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; 1. Mahkemece maddi olgular değerlendirilmeden karar verildiğini, 2. Mahkemece jandarma tutanağı dikkate alınması gerekirken taraf tanık beyanlarının dikkate alındığını, 3. Yargıtay bozma ilâmına uygun inceleme ve araştırma yapılmadığını beyan etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, men'i müdahale ve tazminat istemine ilişkindir. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3/2 hükmü atfıyla uygulanmasına devam olunan Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439/ hükmünde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen ilk derece mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.