İSTİNAF KARAR TARİHİ:13/01/2026 Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA:Davacı vekili; davacı şirket aleyhine İstanbul Anadolu 21. İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile 18/07/2020 düzenleme 18/09/2020 ödeme tarihli 35.000-TL bedelli bonoya istinaden kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatıldığını, bononun 18/07/2020 keşide tarihli olduğunu, davacı şirketin…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2026/53 KARAR NO:2026/54 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:29/05/2025 NUMARASI:2023/467 Esas - 2025/431 Karar DAVA:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:26/02/2021 İSTİNAF KARAR TARİHİ:13/01/2026 Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA:Davacı vekili; davacı şirket aleyhine İstanbul Anadolu 21. İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile 18/07/2020 düzenleme 18/09/2020 ödeme tarihli 35.000-TL bedelli bonoya istinaden kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatıldığını, bononun 18/07/2020 keşide tarihli olduğunu, davacı şirketin tek yetkilisi olarak ...'in 02.09.2019 tarihinde hayatını kaybettiğini, keşide tarihinde organsız olan şirket için bono düzenlenmesinin mümkün olmadığını, davacı şirkete İst. And. 1. ATM'nin 2020/348 E. 2020/656 K. Sayılı ve 18/11/2020 tarihli ilamı gereği ...'in yönetim kayyumu olarak atandığını, kayyumun atanma tarihine kadar şirketin yetkilisi olmadığını, davacı şirketin imzasının bononun ön yüzünde bulunduğunu, basiretli tacir gibi davranması gereken davalı şirketin, bononun imzası sırasında şirket adına atılan imzanın kimin tarafından atıldığını, bono tanzim etmeye yetkili şirket yetkilisi bulunup bulunmadığını kontrol ile yükümlü olduğunu, İstanbul Anadolu 21. İcra Dairesinin ... sayılı icra dosyası ve 18/07/2020 düzenleme tarihli 18/09/2020 ödeme tarihli 35.000-TL bedelli bono nedeniyle davacı şirketin borcunun olmadığının tespitine, davalının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı vekili, davacı tarafından müvekkili lehine 18.07.2020 düzenleme, 18.09.2020 vade tarihli 35.000-TL bedelli bono keşide edildiğini, işbu bononun vade tarihinde ödenmemesi üzerine taraflarınca davacı aleyhine icra takibi başlatıldığını, taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesi doğrultusunda müvekkili tarafından davacıya mal satılarak faturalar kesildiğini, davacı tarafından mallar teslim alınarak faturaların hiçbirine itiraz edilmediğini, geçmiş tarihli düzenlenen bononun teslim alınması hususunda müvekkili tarafından bir şüphe duyulmadığını, müvekkiline kendisini ... olarak tanıtan kişi ile bayilik sözleşmesi ve ek protokol imzalandığını; işbu sözleşmeler doğrultusunda taraflar arasında hala ticari ilişkinin devam ettiğini, müvekkili şirketin ticari defterleri incelendiğinde davacı şirketin bu tarihler arasında müvekkili şirketten sözleşmesel ilişki doğrultusunda mal alımı yapmaya devam ettiğini, müvekkilinin davacı şirket yetkilisi ...'in vefat ettiğini işbu dava dilekçesinin tebliği ile öğrendiğini, davacı şirketin senet miktarıyla karşılanmayan borcu için İstanbul Anadolu 14. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasıyla ilamsız takip yapıldığını, icra takibinin kesinleştiğini, dava dosyasına sunulan vekaletnamenin ... tarafından verildiğini, vekaletnamenin hukuken bir geçerliliğinin bulunmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI VE SÜREÇ:Mahkemece 2021/127 Esas - 2022/382 Karar sayılı karar ile , dava dilekçesi ekinde sunulan Kartal ... Noterliği'nin 05.01.2018 tarih ve ...yevmiye nolu vekaletnamenin davacı şirket adına şirket yetkilisi olarak ... tarafından verildiği, dava tarihi itibari ile davacı şirket yetkilisinin ölü olduğu, 17.06.2021 tarihli celse 1 nolu ara kararı ile davacı vekiline davacı şirket adına usulüne uygun düzenlenmiş vekaletname sunmak üzere 1 haftalık kesin süre verildiği, kesin süre içerisinde vekaletname ibraz edilmemesi halinde davanın usulden reddine karar verileceğinin ihtar edildiği, davacı vekili tarafından kesin sürede usulüne uygun düzenlenen vekaletname ibraz edilmediği gerekçesiyle, HMK 115/2 delaleti ile HMK 114/1-1 maddesine istinaden dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine dair karar verilmiş,Dairemizce 2023/526-948 sayılı ilam ile davacı vekilinin geçerli vekaletnamesinin dosyada olduğu, verilen ara kararı üzerine dava tarihi itibariyle şirket yetkilisi ... tarafından verilen yeni vekaletname sunulduğu işin esasının incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın usulden reddine ilişkin verilen kararın doğru olmadığı,davalı şirket hakkında verilen iflas kararı hüküm tarihinden sonra kaldırıldığı, iflas idare memurlarının görevinin sona erdiği belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.Kaldırma kararından sonra mahkemece; davacı vekili dava konusu senedin tanzim tarihinde şirket yetkilisinin ölü olduğunu ve şirket yetkili olmadığından davacı tarafından senedin düzenlenme imkanı olmadığını ve senet senediyle borçlu olunmadığının tespitini talep etmiş olup İstanbul Ticaret Sicil'inin 12.03.2021 tarihli cevabi yazısı ile davacı şirketin yetkilisinin münferiden ... olduğu 02.09.2019 tarihinde vefat ettiği TTK hükmüne göre, bonoda tanzim tarihinin bulunması zorunlu olduğunu, ancak bu tarihin gerçeğe uygun olması gerekmediği(Prof. Dr. Hayri Domaniç TTK Şerhi- Kıymetli Evrak Hukuku ve Uygulaması, Sayfa 413). Tanzim edildiği tarihten önce veya sonraki bir tarihi taşıyan bononun geçerli olduğu,TTK.nın 778. maddesi yollamasıyla uygulanması gereken TTKnın 680 maddesi uyarınca, açık bono düzenlenenebileceği, alacaklı, bonoyu tedavüle çıkarırken tanzim tarihini doldurabileceğini, borçlunun, bononun anlaşmaya aykırı doldurulduğu yönündeki iddiasını yazılı belge ile kanıtlaması gerektiğini, nitekim Yargıtay 12. HD'nin 2015/31703 Esas 2016/6548 Karar sayılı ilamında benzer şekilde karar verildiğini, senedin bazı unsurlarının sonradan doldurulmuş olmasının senedin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmayacağını, senedin işleme konulmadan önce zorunlu unsurlarının tamamlanabileceğini, dava konusu senedin TTK 776.maddesi uyarınca zorunlu unsurlara havi bono vasfında olduğu senette malen/nakden kaydının bulunması nedeniyle taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında verilip verilmediğinin ispatı amacıyla ticari defterlerin incelenmesi karar verilmiş, davacı vekilinin hazır bulunduğu 06/02/2025 tarihli celsede ticari defterlerin inceleme gününde hazır edilmesi istendiğini, davacı vekili ara karardan rücu edilmesini talep ederek ticari defterleri ibraz etmediğinden inceleme yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili; elde ki davanın senetteki imzanın müvekkili şirkete ait olmamasından veya olma imkanı bulunmamasından dolayı menfi tespit davası olduğu ;temel iddialarının ,senedin keşide tarihinde müvekkil şirketi bağlayıcı imza atacak kimsenin bulunmaması yani senetteki imzanın müvekkil şirket yetkilisine ait olmadığı/olamayacağı olduğu ,hiç bir imza inkarı davasında ticari defterlerin incelenmediğini ,senetlerin keşide tarihinde düzenlenmiş sayıldığı,imza kontrolü keşide tarihine göre yapılacağı,keşide tarihinden önceki imzalar getirtilir ve senetteki imza ile karşılaştırıldıkları davadaki senette ise imza örneği getirtilecek kişi olmadığını ,zira; şirketi temsile yetkili kişi olmadığını , ispat yükü alacaklıda olduğundan imza incelemesi masrafını alacaklı davalı ödemesi gerektiğini (Yargıtay 12. HD. E. 2016/1048, K. 2016/13844, T. 11.5.2016) davaya konu bono, 18/07/2020 keşide tarihli olduğu,aksine başka bir yazılı belge yok ise 18/07/2020 tarihinde imzalandığı,senedin hukuk aleminde doğuş tarihi, 18/07/2020 dir ve senet metnine göre bu tarihte imzalandığı,ancak keşide tarihinde senedi imzalayacak bir şirket yetkilisi olmadığını,dolayısı ile imza incelemesinin yapılmasına bile gerek olmadığını,keşide tarihinde şirket organsızdır ve bono düzenlenmesi mümkün olmadığını ,keşide tarihinin amacı , senedin ne zaman düzenlendiğini belirlemek olduğunu ,bono keşide tarihinde, davacı şirketin temsilcisi bulunmadığını temsilcinin , 02/09/2019 tarihinde öldüğünü ,keşide tarihinde şirket organsızdır ve bono düzenlenmesinin mümkün olmadığını ,18/07/2020 tarihinde şirkete kayyım da atanmadığını ,senet yazılı belge olduğundan ve aksi yazılı belge bulunmadığından senet, keşide tarihinde imzalanmış sayılacağını davalı, fatura, cari hesap ve sair alacağın sebebine dair yani asıl ilişkiye dair iddiaları için ayrı bir icra takibi veya dava açmak hakkı saklı olduğunu,ancak bu geçersiz senetten alacağın tahsili yoluna gidemeyeceğini , senetten dolayı kambiyo hukukuna müracat tamamen farklı bir kurum olduğunu , ölüm tarihinden sonra bir keşide tarihi içeren bir senet için imza incelemesi yapılmasına gerek olmadığını , davada ticari defterlere dayanmadıklarını ,defter incelemesi istemediklerini ,keşide tarihinde yetkilisi bulunmayan müvekkil şirketçe bir senet düzenlenemeyeceği sebebine dayandıklarını organsız olan müvekkil şirketin keşide tarihinde bono düzenlemesi mümkün olmadığından kararın kaldırılarak davanın kabulüne; karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE:Dava; davacı şirket hakkında başlatılan icra takibine konu senette şirket yetkilisi ...'in vefat etmesi nedeniyle senedin keşide tarihi itibariyle organsız kalan şirketin bono düzenlemesi mümkün olmadığından bononun geçersizliği nedeniyle menfi tesbit istemine ilişkindir.Davacı tarafın temel iddiası senet keşide tarihi itibariyle şirketin münferit yetkilisinin ölü bulunduğu şirketi keşide tarihi itibariyle temsil edecek kimse olmadığı , senedin tanzim tarihinde şirket yetkilisi vefat etmiş bulunduğundan senedi düzenleme imkanı olmadığına ilişkindir.Uyuşmazlık ;senedi imzalayan ...'in senet tanzim tarihinde ölü olmasının senedin geçersizliğine neden olup olmayacağı noktasındadır. TTK nın 776.maddesi uyarınca tanzim tarihi bonoda bulunması gereken zorunlu unsurlardan olup,düzenlenme tarihi bulunmayan senet “bono” niteliğini taşımaz. “Adi senet” sayılır.Senedin düzenlenme tarihinin mutlaka senet düzenlenirken atılması gerekli olmayıp, senet “tedavüle çıkmadan” ya da “tedavüle çıkarılırken” de atılabilirse de senet tedavüle çıkarıldıktan sonra, tamamlanamaz.Düzenlenme tarihi, genellikle, senedin düzenlenip lehtara verildiği sırada atılırsa da, böyle hareket edilmesi zorunlu değildir. TK 690/II(eski) maddesi gereğince, bonolara da uygulanan 592(eski)madde hükmüne göre, “tedavüle çıkarılırken” bononun düzenlenme düzenlenme tarihi atılmamış olabilir. Başka bir deyişle, tedavüle çıkarılmadan veya tedavüle çıkarılırken düzenlenme tarihinin atılmasında yasal bir zorunluluk yoktur. Bu şekilde düzenlenen bonolara “e k s i k b o n o”, “a ç ı k b o n o” denilir.Yargı uygulamasında , 7.6.1974tarih 1971/12-112esas ,:663 karar sayılı Yargıtay HGK. kararının kabulüne kadar- “düzenlenme tarihinin senet üzerinde, senet lehtara verilirken bulunması” istenmekte idi. Bunun aksinin, yani düzenlenme tarihinin, lehtar tarafından sonradan atıldığı -“düzenlenme tarihinin mürekkebi ile senet metninin yazıldığı mürekkep üzerinde “yaş tayini” konusunda” yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda alınan rapor ile- saptanınca, senedin kambiyo senedi niteliğini taşımadığına (ve dolayısıyla ile, takibin iptaline) karar verilmekte idi. Anılan HGK. kararından sonra, artık bu tür uygulamaya son verilmiş olup, TK 592(eski)maddesi doğrultusunda, kambiyo senetlerinin (ve bunlar arasındaki bonoların) düzenlenme tarihini içermeden tedavüle çıkarılabileceği ve düzenlenme tarihinin, “keşideci ile arasındaki anlaşmaya uygun olarak” lehtar (ya da senedi ondan devralan hâmil) tarafından, sonradan senet üzerine atılabileceği kabul edilmiştir. Bu durumda, “düzenlenme tarihi”nin senede “aradaki anlaşmaya uygun olarak atılıp, atılmadığı” konusunda çıkacak uyuşmazlıkta, ispat yükünün, senetteki düzenlenme tarihinin aksini ileri süren borçlunun “düzenlenme tarihinin aradaki anlaşmaya aykırı olarak atıldığı” iddiasını yazılı kanıt ile ispat etmesi gerekeceği” bu konuda -eski uygulamadan farklı olarak- “bilirkişi incelemesi yapılamayacağı” kabul edilmiştir. (Av. ... ,bononun (emre muharrer senedin) geçerlik koşulları s:130)Somut olayda ; senedin düzenlenme tarihinde şirket yetkilisinin ölü bulunmasının senedin geçersiz kabulüne yol açmadığı ,açık bono düzenlenmesinin mümkün olduğu;tanzim tarihi senette bulunması zorunlu unsurlardan ise de tanzim tarihinin muhakkak senedin düzenlendiği tarih olması gerekmediği,açık bononun senet tedavüle çıkarılmadan doldurulmasının yeterli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle ;davacı şirket yetkilisinin senet tanzim tarihinde ölmüş bulunmasının senedin geçerliğine bir etkisi bulunmadığı,ticari defterlerin incelenmesine karar verilmesi yerinde değil ise de inceleme yapılamayıp sonuca da etkisi görülmemiş ,karara yönelik istinaf nedeni yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından yatırılan 615,40-TL harcın mahsubu ile kalan 116,60-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 13/01/2026